https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/e653ca0b5ac63eb4e7649bf5513038de-82dfc3bf7d790607546a.jpg
Erol Sunat

Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa

25-12-2024 00:16 1732 kez okundu.

Osmanlının Maarif Nazırı, “Mektepler ve muallimler olmasa, Maarifi ne güzel idare ederdim” demiş ya…Aynı benzer temenniler ekonomi içinde yok değil…

Emekliler ve asgari ücretliler olmasa, enflasyon tekli rakamlara inerdi, ekonominin yüzü gülerdi babında açıklamalar yıl içerisinde yapıldı.

Asgari ücret başlangıç ücreti mi? Yüzde otuz ve üzeri zam enflasyonu tetikler mi? Enflasyon asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam yapılacağı zaman mı tetikleniyor? Enflasyonu tetikleme meselesinin asgari ücretli ve emekli üzerine kalma ihtimali yüzde kaç?

Emekliler, enflasyonun çok üzerinde zam yapıldığı söylenenler…Altı üstü on iki bin beş yüz lira alanlar…Asgari ücretliler de on yedi bin iki lira ücretle bunalanlar.

Enflasyon bile bu işe şaştı mı yoksa bu tetikleme işi onun da boyunu aştı mı?

Ne evet ne hayır diyen kim? Katiyen bu iki kelimeyi kullanmayan kim?

Enflasyon...

Enflasyon her defasında bir şekilde işin içinden sıyrılmanın bir yolunu bulurken, Asgari ücretli ve emekli haklılığını ispat için kendini paralamaya devam. Enflasyona biz sebep değiliz diyorlar demesine de…Seslerinin ne kadar duyulduğu açıklanacak zam oranıyla belli olacak.

Milyonların gözü kulağı açıklanacak bu rakamda…Rakamlar da, asgari ücretli ve emekli olmasa çoktan açıklanmıştım, işime gücüme bakıyordum havasında…

Neyle hesap edilecek asgari ücret?

Altınla hesaplamayın deniyor…Dövizle de olmazmış…Espriyle karışık, lahmacunla mı hesaplayalım, simitle mi diye soranlar var.

On yedi binin yedi bin lirası enflasyona gitmiş, asgari ücretli bitmiş. Emekliyi ne siz sorun ne biz söyleyelim.

İş dünyasının genel havası ise asgari ücrete yapılacak zam, yüzde 25’i aşmasın noktasında…

Nedir yüzde 25?

Asgari ücrete yansıması 21.250 lira civarında…12.500 lira alan emeklide, yüzde 25 zam, 15.625 lira demek. On bin alan 12.500 alacak gibi…İşin köküne inerseniz, içler acısı…Dinmedi insanların sancısı…

Söylentiler ya da tahminler ise 24 binden az, 25 binden çok olmasın noktasında.

Türk-İş’in rakamı ise 29 bin 583 lira…

Ya memur emeklileri?

Rakamlar böyle çıkarsa, onların alacağı yüzde 12-13 arası bir rakam…

Diyorlar ki;

Gelseydi refah payı, dertsiz içseydik çayı…

Anlatılanlara binaen, nerde kaldın seyyanen?

Artık ekonomimizde yeni bir ücret tanımı var. Aldığınız ücretlere rakam olarak yakın, hemen yanı başına kadar gelmiş, sokulmuş bir rakam.

Adı ne mi?

Komşu ücret…

Ücretin komşuluğu yaklaşımı, ekonominin değil, aslında edebiyatın konusu…

Kim derdi ki gün gelecek, edebiyatla ekonomi kol kola girecek, aynı yolun yolcusu olacak. Ekonomiye şiirler yazacak, ekonomi edebiyatın yedi veren gülüdür diye methiyeler sunacak, ekonomi yazmaktan kendini alamayacak.

Anlaşılan o ki, edebiyat herkese lazım. Ücret edebiyatı, ekonomi edebiyatı gibi yaklaşımlar ekonomistlere pek bir şirin gelmeye başladı. Komşu ücret böyle bir şey…

Hadi canım ne komşuluğu bu böyle, konu-komşu projelerinin bile sökmediği bir ortamda, ücret ücretle nasıl komşu olacak diyenler olabilir.

Merak edilen şu…

Bu komşuluk nasıl bir komşuluk, nasıl devam edecek?

Edebi olarak mı?

Ebedi mi?

Edebi olmasında bir mahsur yok, aman ha ebedi olmasın diyenlere var mı bir cevabı olan?

Ekonomistler ekonomiyi, edebiyatla zenginleştirdiler.

Mecazdan bir girdiler.

Edebiyat pes etti…

Komşu ücret, mavi yakayı, beyaz yakayı silkeledi…

Deli Bekir elde birdi, yakası zaten elindeydi…

Bir ara paylaşılamayan bir slogan vardı.

Ne diyorlardı?

Her şey çok güzel olacak…

Şimdi ne mi diyorlar?

Herkes komşu ücretlerle, konu-komşu olacak…

Ne mi demek komşu?

Ücretlerin komşuluğu…Yakın bir gelecekte, herkes aynı, herkes eşit, herkes asgari…

Pek güzel gari…

Komşu ücret denen, ücretleri birbirine yaklaştırmanın gidişatı herkese aynı şeyleri düşündürüyor.

Gönlümüzden geçen bu değildi, veremedik gönlümüzden geçeni, ancak yine de ezdirmeyeceğiz enflasyona hiçbirinizi diye diye komşuluğa geçişi tamamlayacağız galiba…

Asgari ücretle ilgili üç toplantı yapıldı…Masaya gelmedi rakam…

Dördüncüsünde inşallah.

Türk İş 29 bin 583 lira olması gerektiğini söylemiş…Yüzde 74 gibi bir rakam…

Sekteyi kalpten gidecek iş dünyası ve de ekonomi kurmayları…

Oysa ne diyorlardı?

Ülke iyiye gidiyor. Madem öyle…İyi bir şeyler söyleyin…Şu kadar da bizden olsun! Verdik gitti deyin mesela…Ağanın eli tutulmaz denmiş…

Mesele masada çözülecek…

Masada su var…Masada bardak var…Masada kurabiye var…Masada çay var…

Ne yok?

Rakam…

Şimdilik yok…Olacak inşallah…

Enflasyon bizi ezemeyecek ya…

Diyor ki asgari ücretli ve emekli; bizim aldığımız ücretler enflasyonu tetiklemezse tatil yapardık mesela…Antalya fena olmazdı…Bize üç gün de yeterdi…Biz tatil yapmaya doyamadı denilen şımarıklardan ve görgüsüzlerden değiliz.

Yine enflasyonu tetiklemezse, bizim kahvaltımız 60 çeşit olacağına altı çeşit falan olsun. Teşbihte ya da temsilde hata olmasın, akşam yemeğinde sofraya kuru fasulye pilav gelsin. Yanında bir baş soğan, turşu falan. Bir de muhallebi…Yeter de artar be abi…

Rahmetli Sadri Alışık, “Efkârlıyım abiler” diyordu. Onun söylemiyle; Yetmez az gelir diyorsanız, yapın bi güzellik, elinizden tutan mı var abilerim? Sayenizde sevildiğimizi bilelim…

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun Hâlimiz Hâl Değil Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz Hayırlı Bayramlar Vefa Uzaklarda Kalan Bir His Karman Çorman Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde Neyi Arıyorsan O’sun Sen Mevlâna, Aşk, Pervane Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü Beysiz Şehrin Hikayesi Beddua Ananın Hikayesi Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz Elbet bir gün barışacağız Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür Emekli ne desin? Türk olmak Bayram Hürmetine Hekim Kızının Hikayesi Sevgi ve Barışa Yürümek Saltanat Hikayesi Uğursuzun Hikayesi Dün Bugün Yarın Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni Bak başının çaresine Keşmekeşin Hikayesi Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar Aşk Üstüne Olmaz Olmaz Deme Hikayesi Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” Düşe Kalka… Türkçenin Payitahtı Yıl Edebiyatsız Olmaz Ahalinin Hikayesi Mevlânâ’nın Gecesi Bırakın Kendinizi Hoşgörüye Muhabbet ola Yıl Biterken Felek Vurmuşun Hikayesi Yazan Kalem Siyah Yol Gözüktünün Hikayesi “Ben Yoruldum Hayat” Kemankeş Kızın Hikayesi Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız Kara Vicdanlı Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? Ayakta Durmak Buysa Eğer Derinlerde Kaybolmak Meydanlar Er Meydanıdır Mızrak ve Çuval Meselesi Konya Şeker Efsanesi Darmaduman Dağ fare doğurmak zorunda mı? Kötü Gün Dostunuz Var Mı? Uçurumun Kenarı Dayının Hikayesi Müdür Kıyamet mi Koptu? Biz Bizden Gidemeyiz Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun ALPASLAN TÜRKEŞ Ramazan Hürmetine İhsan Ceylan Göl Şehrinin Hikayesi Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi Bey Kızının Hikayesi Vakit Vuslat Vaktidir Seyit Küçükbezirci Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür Buram Buram Konya Kokma KASIMPATI Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! Bu Benim Meselem, Derin Meselem” Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! Öfke hikayesi Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... Söküklerini Dik Sözlerinin Bazen... Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker Dertlinin Derdini Dinlemek! Eden Kendisine Eder!.. AYNA Diline Hâkim Olmak Ramazan Hikayesi -2 Ramazan Hikayesi Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed Fani Dünya Hoştur Amma... SON CEMRE SÖZ! YILBAŞI DEMEK ŞEB-İ ARUS Aşçı Dede Kimin Dedesi? Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! Ecdada Vefa! Yüreğe Gömülmek!