https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/e653ca0b5ac63eb4e7649bf5513038de-82dfc3bf7d790607546a.jpg
Erol Sunat

Biz Bizden Gidemeyiz

22-04-2024 16:11 2843 kez okundu.

Ey gitmek üzere yola çıkmaya hazırlanan! Dur yolcu! diye seslenen o şairi duymadın mı? Kimden gidersin? Bizden mi? Biz demek Türk demek! Türk, Türk’ten gider mi? Gitmez! Dur o zaman… Dön geriye…Çünkü Türk, Türk’ten gitmez… Allah’ın izniyle kimsenin gücü yetmez…

Biz bizden gitmeyelim bunu kendimize etmeyelim. Sonra “gittin gideli” benzeri şarkılar söyler dururuz.

Biz kim miyiz?

Türkiye Cumhuriyeti’nin asli ve kurucu unsuru…

Yani Türk Milleti…

Biz bizden gider miyiz?

Türk Türk’ten gider mi?

Gitmez!

Allah’ın izniyle kimsenin gücü yetmez!

Amma velakin…

Cenazeler dahi bir araya getiremiyor artık bizi…

Sevmiyor muyuz dostumuzu, arkadaşımızı, kardeşimizi?

Küs gibi duran o insanlar biz miyiz?

Kaygısız, kayıtsız, ilgisiz, sevgisiz!

Selam vermekten imtina eden, göz ucuyla ya da belli belirsiz eliyle selamlaşanlar biz olamayız!

Hangi kara çalılar girdi aramıza? Hangi kara dikenler, hangi zehirli sarmaşıklar kesti yolumuzu?

Barışa barışmaya, yan yana gelmeye tahammülümüz yok…Ölüm döşeğinde değil, ölmeden önce barışmak önemli olan.

Dünya fani, ölüm ani…Belki de daraldı zaman. Belki de hiç kalmadı. Barışmayı öteleye-öteleye öyle bir yere gelindi ki…Ne bekleyene ne bekletilene ne bu işi öteleyene ne de ötelenmesine sebep olanlara bir faydası var.

İnsanlar gittikten sonra iyi olarak anılmayı da istemiyorlar demek ki… Artık ne geçecekse ellerine. Gurur ve kibir abideleri yarın Hakkın divanında ne diyecekler? Çok pişmanız mı?

Pandemi ile başlayan süreçten bugüne o kadar çok konuda sınandık ki…

İnsanlıktan sınıfta kaldık.

Dibe vurduk, yattığımız yerden kalkamadık.

Ne bir el uzandı tut elimi diye…

Ne de neredesin, ben geldim diyen bir ses duyduk.

Onca dostumuzu, kardeşimizi, arkadaşımızı kara toprağa verdik.

Yaprak dökümü misali birer, ikişer sessiz sedasız çekip gittiler bu hayattan…

Sırdaşlarımız gitti, halimizden anlayanlar gitti, bizi dinleyenler gitti.

Bu sınanmaların hiçbiri kendimize getirmedi bizi…

Maddi ve manevi makaslar fena açıldı…

İnsaf dağlara kaçtı.

Merhamet izini kaybettirdi…

Vicdan işi boş vermişliğe döktü.

Paylaşma, bölüşme sindi bir köşeye, üzerine kalın bir örtü örttü.

Gören olmasın, fark eden olmasın diye…

Biz bizden gittik dediğimiz günler, aylar ve yıllar yaşadık.

Ne mi kaldı ortada?

Hoşgörüsüzlük…

Anlayışsızlık…

İnsanlık adına aradığımız ne varsa, herkesin dilinde, amma velakin fiiliyatta ortaya konan hiçbir şey yok.

Bizim bizden gayrı kimimiz var, kimimiz kaldı ikazlarını duyan olmadı…

Biz kavramı ben oldu, sen oldu…Bizden oldu, sizden oldu. Öteki oldu, beriki oldu…

Ne mi oldu?

Olan oldu…

Yıkıldı üstümüze gönül köprüleri…Yıkıldı üzerimize alçakgönüllülük burçları…Yıkıldı üstümüze iyi niyet…Enkazın altında kaldık…

Elbet biz döndürmedik gönülleri viraneye!

Çünkü; ben diyen burnunun ucunu göremeyecek kadar gururuna ve kibrine mağlup…

Mağrur mu mağrur!

Bizi biz yapan hasletlere sahiptik biz…Tok açın halinden bilirdi. Komşusu aç iken tok yatamazdı hakikatli insanlar, komşular. Nereye gitti o hamiyetli güngörmüş insanlar?

Ya kayboldular ya da bu dünyadan göçüp gittiler.

Zaman, bu debelenmeden, bu karmaşadan, bu kargaşadan, bu çıkmaz sokaklardan bir an önce kurtulma zamanı…

Neyi kaybetmişsek bir an önce yan yana getirme zamanı…Neyi nerede bıraktıysak…

Neyi nerede unuttuysak…Neyi ne şekilde küstürdüysek…

Kimi en olmayacak bir yerde kırdıysak…Kime bir çuval dolusu laf edip incittiysek…

Kimlerle dargın ayrıldıysak…Dönmek gerekiyor, hem de hemen…Hiç vakit kaybetmeden…

Biz bizden gittiysek, bırakın günah keçisini…Bu işte içimizde tek bir günahsız yok…

Suçlu aranıyorsa, herkes suçlu…Herkes kusurlu…Az ya da çok…

Bizi bizle karşı karşıya getiren, bizi bizden ayıranın kim ya da kimler olduğu dahi kaybetti önemini…

Nedenlerde ve niçinlerde boğulmak nafile…

Ahlar, gözyaşları, sessiz feryatlar ve çığlıklar karşılığını bulmaz mı sanıyorsunuz?

Fena yanılıyorsunuz!

Gün gelir, en olmayacak şeyler denk gelir, sebep olanlara da sıra gelir…

Ne zaman mı?

Kim bilir?

O fasıl ayrı…O fasıl dışımızda…Bizim için önemli olan geri dönmek…Önce özümüze… Sonra verdiğimiz sözlere…Sonra ocağımıza… ateşimize, közümüze…

Hasılı bize…Biz bize olmaya…

Bu iş sen-ben hikâyesi değil…Sizden bizden hikayesi hiç değil…Ayrışmak, dağılmak, o yakaya, bu yakaya çekip gitmek asla değil…

Mesele bizim bizden gitmememiz!

Ey gitmek üzere yola çıkmaya hazırlanan!

Dur yolcu! diye seslenen o şairi duymadın mı?

Kimden gidersin?

Bizden mi?

Biz demek Türk demek!

Türk, Türk’ten gider mi?

Gitmez!

Dur o zaman…

Dön geriye…

Çünkü Türk, Türk’ten gitmez…

Allah’ın izniyle kimsenin gücü yetmez…

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun Hâlimiz Hâl Değil Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz Hayırlı Bayramlar Vefa Uzaklarda Kalan Bir His Karman Çorman Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde Neyi Arıyorsan O’sun Sen Mevlâna, Aşk, Pervane Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü Beysiz Şehrin Hikayesi Beddua Ananın Hikayesi Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz Elbet bir gün barışacağız Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür Emekli ne desin? Türk olmak Bayram Hürmetine Hekim Kızının Hikayesi Sevgi ve Barışa Yürümek Saltanat Hikayesi Uğursuzun Hikayesi Dün Bugün Yarın Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni Bak başının çaresine Keşmekeşin Hikayesi Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar Aşk Üstüne Olmaz Olmaz Deme Hikayesi Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” Düşe Kalka… Türkçenin Payitahtı Yıl Edebiyatsız Olmaz Ahalinin Hikayesi Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa Mevlânâ’nın Gecesi Bırakın Kendinizi Hoşgörüye Muhabbet ola Yıl Biterken Felek Vurmuşun Hikayesi Yazan Kalem Siyah Yol Gözüktünün Hikayesi “Ben Yoruldum Hayat” Kemankeş Kızın Hikayesi Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız Kara Vicdanlı Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? Ayakta Durmak Buysa Eğer Derinlerde Kaybolmak Meydanlar Er Meydanıdır Mızrak ve Çuval Meselesi Konya Şeker Efsanesi Darmaduman Dağ fare doğurmak zorunda mı? Kötü Gün Dostunuz Var Mı? Uçurumun Kenarı Dayının Hikayesi Müdür Kıyamet mi Koptu? Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun ALPASLAN TÜRKEŞ Ramazan Hürmetine İhsan Ceylan Göl Şehrinin Hikayesi Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi Bey Kızının Hikayesi Vakit Vuslat Vaktidir Seyit Küçükbezirci Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür Buram Buram Konya Kokma KASIMPATI Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! Bu Benim Meselem, Derin Meselem” Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! Öfke hikayesi Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... Söküklerini Dik Sözlerinin Bazen... Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker Dertlinin Derdini Dinlemek! Eden Kendisine Eder!.. AYNA Diline Hâkim Olmak Ramazan Hikayesi -2 Ramazan Hikayesi Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed Fani Dünya Hoştur Amma... SON CEMRE SÖZ! YILBAŞI DEMEK ŞEB-İ ARUS Aşçı Dede Kimin Dedesi? Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! Ecdada Vefa! Yüreğe Gömülmek!