https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/e653ca0b5ac63eb4e7649bf5513038de-82dfc3bf7d790607546a.jpg
Erol Sunat

Söküklerini Dik Sözlerinin

27-04-2023 10:37 3208 kez okundu.

Yarım elma, gönül alma diyememişiz. Sözlerimiz hiddetli, öfkeli, şiddetli, kırıcı, maksadını aşan, fütursuz, lüzumsuz, aşağılayıcı, insan onuruna yakışmayan, kalplerde derin izler bırakan, barışma ve affetme kapılarını kapatır bir şekilde sarf ediliyor. En ağır sözler, siyasette…En ağır sözler ticarette…En ağır sözler en olmadık durumlarda ve olaylarda…Küfrün bini bir para…Yarın nasıl bakacak bu insanlar birbirinin yüzüne diye düşünüyorsunuz!

Siyasi yarışlara, mücadelelere, demokrasi içinde kalan rekabetlere, tahammülümüz yok! Zorla güzelliğin olmadığı, buraya kadar dendiği, yolların ayrıldığı noktalara hoşgörü ile bakamıyoruz.

İnsanları karalıyoruz! İftiralar atıyoruz! Kulplar takıyoruz! Çamurların içine itiyoruz! Dilimiz sökük dolu…Dilimizin söküğünü dikecek terzi yok! Olsa bile itibar etmiyor, çevremizde bulunsun istemiyoruz. Terzi kendi söküğünü dikemezmiş deyimine sığınma konusunda ise elimize su dökecek yok!

Her kem söz, her amiyane tabir, her küfür, her hakaret, sözün söküğü! Bu sökük sözlerin tamamı bizim ağzımızdan çıkıyor. Ok misali, çıktıktan sonra geri dönüşü, telafisi yok!

İftiracılar, yalancılar, yalan yere yemin edenler, insanları karalayarak, yaralayarak, bulunduğu yerleri muhafaza edeceğini hesap edenler! Sözlerinizin söküklerini dikmeden olmaz! Şayet, dikmezseniz bu sözler, ciğerimizi sökecek, bizi bizden edecek! Cümle tarafgirlikler, küslükler, ayrılmalar, incinmeler ve kırılmalar, sökük sözlerin eseri!

Dilin kalbe uyumu, işimize hiç gelmeyen, ancak dilimizde gezdirmekten kendimizi alamadığımız bir husus! Çünkü, sökük sözlerin prim yaptığına, işimizi kolaylaştırdığına, gemimizi yürüttüğüne inanmışız! Bağırmakla, hiddetle, gözleri dönmüş bir şekilde sökük sözlerle hitap ederek, bütün meseleyi çözdüğümüzü sanıyoruz!

“Selvi gibi umutlar, döndü birer iğdeye / Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye” diyen Namdar Rahmi Karatay, sökük sözlerin hükmünü doldurmasından sonra, yolların ayrılacağına vurgu yapıyor.

Sökülen sözler dikilmediğinde, siyasette de ticarette de dostluk ve arkadaşlıklarda da yol ayırımlarına gelinir. Bütün yanlışlarımız dilimizle söylediğimizi, kalbimizle de söyleyemediğimizden kaynaklanıyor. Çektiğimiz sıkıntıların, ayrılıkların, elveda demelerin temelinde, sözlerin söküklerini dikmeye yanaşmayışımız yatıyor! Sözler birçok alanda meydan okuyor, gözdağı veriyor, huzuru çağrıştırmıyor, sükunete davet etmiyor, el ele vermeye imkân tanımıyor. Her iki tarafta sözlerinin söküklerini dikmediğinde, ne olacaksa o oluyor!

Sökükleri dikilmiş sözler arifane sözlerdir. Ayrıştırıcı değil, birleştirici sözlerdir. Barıştırıcı sözlerdir. İkna edici sözlerdir. Alimane sözlerdir, kelamı kibardırlar. Nezaketli ifadelerle bezenmişlerdir. İçlerinde ne küfür vardır ne kem bir ifade. Kimseyi incitmedikleri ve kırmadıkları gibi, gönüllere serinlik verirler.

Sökük sözlere neden bu kadar meraklı olduğumuzu, sökük sözlülerin yanında yer almak için neden bu denli yarıştığımızı, sökük sözlülere olan hayranlığımızın neden şaşılacak boyutlara eriştiğini açıklayabilecek var mı? Çektiğimiz bütün sıkıntı, söküğü dikilmiş sözler yerine, sökük sözleri tercih ederek hemen her şeyi çıkmazlara sokup, kördüğüm haline getirmemizden kaynaklanıyor.

Bundan pişmanmış gibi gözükmüyoruz! Sökük sözün cazibesi, çekiciliği öylesine fazla kabul görüyor ki, söküğü dikilmiş sözlerden yanardağ ateşlerinden kaçar gibi kaçmayı marifet sayıyoruz!

Ne mi diyor Hz. Mevlâna?

Söküklerini dik sözlerinin, dilini kalbine yanaştır, dilinle söylediğini kalbinle de söyle. Kalbinden geçmeyeni diline değdirme.

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun Hâlimiz Hâl Değil Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz Hayırlı Bayramlar Vefa Uzaklarda Kalan Bir His Karman Çorman Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde Neyi Arıyorsan O’sun Sen Mevlâna, Aşk, Pervane Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü Beysiz Şehrin Hikayesi Beddua Ananın Hikayesi Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz Elbet bir gün barışacağız Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür Emekli ne desin? Türk olmak Bayram Hürmetine Hekim Kızının Hikayesi Sevgi ve Barışa Yürümek Saltanat Hikayesi Uğursuzun Hikayesi Dün Bugün Yarın Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni Bak başının çaresine Keşmekeşin Hikayesi Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar Aşk Üstüne Olmaz Olmaz Deme Hikayesi Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” Düşe Kalka… Türkçenin Payitahtı Yıl Edebiyatsız Olmaz Ahalinin Hikayesi Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa Mevlânâ’nın Gecesi Bırakın Kendinizi Hoşgörüye Muhabbet ola Yıl Biterken Felek Vurmuşun Hikayesi Yazan Kalem Siyah Yol Gözüktünün Hikayesi “Ben Yoruldum Hayat” Kemankeş Kızın Hikayesi Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız Kara Vicdanlı Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? Ayakta Durmak Buysa Eğer Derinlerde Kaybolmak Meydanlar Er Meydanıdır Mızrak ve Çuval Meselesi Konya Şeker Efsanesi Darmaduman Dağ fare doğurmak zorunda mı? Kötü Gün Dostunuz Var Mı? Uçurumun Kenarı Dayının Hikayesi Müdür Kıyamet mi Koptu? Biz Bizden Gidemeyiz Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun ALPASLAN TÜRKEŞ Ramazan Hürmetine İhsan Ceylan Göl Şehrinin Hikayesi Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi Bey Kızının Hikayesi Vakit Vuslat Vaktidir Seyit Küçükbezirci Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür Buram Buram Konya Kokma KASIMPATI Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! Bu Benim Meselem, Derin Meselem” Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! Öfke hikayesi Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... Bazen... Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker Dertlinin Derdini Dinlemek! Eden Kendisine Eder!.. AYNA Diline Hâkim Olmak Ramazan Hikayesi -2 Ramazan Hikayesi Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed Fani Dünya Hoştur Amma... SON CEMRE SÖZ! YILBAŞI DEMEK ŞEB-İ ARUS Aşçı Dede Kimin Dedesi? Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! Ecdada Vefa! Yüreğe Gömülmek!