https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/e653ca0b5ac63eb4e7649bf5513038de-82dfc3bf7d790607546a.jpg
Erol Sunat

Dün Bugün Yarın

02-04-2025 00:48 1426 kez okundu.

Dün için ne derlerdi?

Dünde kaldı, dünde kalmalı…

Dünden bugüne zor gelen, gelmemek için nafile turlar atan, kırk dereden su getiren bizler için dün neydi?

Nisan 1…

Şaka günü…Şaka yapacak, gülecek hali kalmamış insanların günü…

Böyle bir günde gülene ne derler?

Ağlanacak haline gülmek, böyle bir şey işte…

Keşke dertsiz, kedersiz olsaydık da yüzümüz de gülseydi, kendimizde…

Gülmesini severiz sevmesine de…

Misal mesela…

Dün, Markete gittim, fena düşmüş fiyatlar…

Ne alırsan al, bir alana üç bedava…

Beş liraya tencere, üç liraya tava…

Eskinin elli lirası vardı ya hani…

Kapın o elli lirayı, girin rastgele bir markete…

Bir market arabasını tepeleme doldurun, varın kasaya, borcunuz ne mi?

Kırk dokuz lira doksan kuruş…

Kalsın mı on kuruş?

Kalmasın…

On kuruş, on kuruş…

Onu da almayı ihmal etmeyin.

Hem bayram, hem 1 Nisan…Şaka-maka…şaka-şaka…

Aslında neşe dolacaktı insanlar…

Neşe dolamadılar, gülemediler, mutlu olamadılar…

Tatil dokuz güne çıktı…

Cep delik, cepken delik, yapamadık bir delilik…

Şimdi sahillerde olmak vardı…Adam diyor ki, gidelim diye evdekiler yalvardı…

Ev ahalisi, düşündü taşındı, gitsek bile dönemeyiz dedi, oralarda ne yer ne içeriz imkânsız dedi, azıcık aşımız, ağrımasın diye başımız, oturdu evde kaldı.

Ne zamandı bu?

Dün ve ondan önceki dünlere ait günler…

Bugün ne?

İki Nisan…

Gerçeğe gel, gerçeğe dön günü…

Bayram bitti, şaka günü bayramın son günü olarak nihayete erdi…Ayaklarımız suya değdi…

Dün dedik, dün, dünü anma, düne kanma, düne yanma, her şey dünde sanma, düne aldanma dedi geçti…

Bugün dedik, bugün başka gün, ne varsa gördüğün, bakarsın on düğüm, bakarsın kördüğüm, bakarsın masmavi göğüm. Belli değil ağladığım güldüğüm.

Yarın dedik, yarın bir bilinmeyen, tahmin edilmeyen, vazgeçilmeyen, öngörülmeyen, umuda açılan bir pencere neden olmasın?

Nisan Bayram diye başladı…

1 Nisan Ramazan Bayramından bir gün, Bayramın üçüncü günü…10 Nisan Polisimizin Bayramı…23 Nisan Çocuklarımızın…

Nisan aynı zamanda tebessüm edilecek, espriler yapılacak, şaka ile karışık bir şaka günü.

Diyeceksiniz ki…

Yaşadığımız süreç, şaka yapacak, şaka kaldıracak, vara-yoğa gülünecek, neşelenecek, kahkaha atılacak bir süreç değil. Pandemi döneminden bu yana Nisanlar buruk geçti hep. Hüzünlü geçti.

Felek vurdu Nisanlarda…Virüs ve varyantları halen vurup geçiyor…Güvendiğimiz dağlara kaç kere karlar yağdı, saymasını unuttuk…

En yakınlarımız telefona çıkmaz, selam vermez, aramaz, sormaz oldu.

Dost dediklerimiz, öte yakaya, beri yakaya, karşı yakaya geçtiler, yaktılar gemileri…

Bizi kim vurdu diye soranlar oldu…

Kim vurmadı ki, cevabının üzerine bir daha konuşanda olmadı, ağzını açanda…

Onlar yetmedi…

Deprem vurdu…Sel vurdu…Yangın vurdu…Zamlar vurdu…Fırsatçılar vurdu…

Tamahkârlar vurdu…

Oysa biz neşeli bir millettik…Gülmeyi de güldürmeyi de severdik…

Bize ne mi oldu?

Bilemedik…

Bu coğrafya çok incindi. Bu coğrafya da yaşayan insanlar çok incindi, çok çekti. İstila ve işgalin daniskasını gördü bu topraklar. İncinen insanların hislerine tercüman oldu mısralar…

Yunus, “İncitme Gönül” şiirinde diyor ki;

“Çiçeklerle hoş geçin, / Balı incitme gönül. / Bir küçük meyve için, /Dalı incitme gönül.”

“Konuşmak bize mahsus, / Olsa da bir güzel süs. / 'Ya hayır de yahut sus,’ /Dili incitme gönül.”

“Sevmekten geri kalma, / Yapan ol, yıkan olma. / Sevene diken olma, / Gülü incitme gönül.”

“Başın olsa da yüksek, /Gözün enginde gerek. / Kibirle yürüyerek, / Yolu incitme gönül.”

“Mevlâ verince azma, / Geri alınca kızma. / Tüten ocağı bozma, / Külü incitme gönül.”

“Dokunur gayretine, / Karışma hikmetine. / Sahibi hürmetine / Kulu incitme gönül.”

Hz. Mevlânâ diyor ki, “İncitme, incittiğin yerden incinirsin…”

Abdürrahim Karakoç, “İncitme” şiirinde diyor ki;

“Toz konmasın sakın sana / Hakkı geçer halkın sana / Gücenmesin yakın sana / Uzak senden incinmesin.”

Bu topraklar, Nasreddin Hoca’nın yaşadığı topraklar… Mevlânâ’nın insanları irşat ettiği topraklar… Onların hoşgörüsünün dolaştığı bu diyarda, bir gülümsemeyi, bir tebessümü, çok mu göreceğiz birbirimize?

Böyle yaparsak, incitmiş oluruz o mübarekleri…

 

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun Hâlimiz Hâl Değil Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz Hayırlı Bayramlar Vefa Uzaklarda Kalan Bir His Karman Çorman Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde Neyi Arıyorsan O’sun Sen Mevlâna, Aşk, Pervane Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü Beysiz Şehrin Hikayesi Beddua Ananın Hikayesi Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz Elbet bir gün barışacağız Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür Emekli ne desin? Türk olmak Bayram Hürmetine Hekim Kızının Hikayesi Sevgi ve Barışa Yürümek Saltanat Hikayesi Uğursuzun Hikayesi Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni Bak başının çaresine Keşmekeşin Hikayesi Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar Aşk Üstüne Olmaz Olmaz Deme Hikayesi Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” Düşe Kalka… Türkçenin Payitahtı Yıl Edebiyatsız Olmaz Ahalinin Hikayesi Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa Mevlânâ’nın Gecesi Bırakın Kendinizi Hoşgörüye Muhabbet ola Yıl Biterken Felek Vurmuşun Hikayesi Yazan Kalem Siyah Yol Gözüktünün Hikayesi “Ben Yoruldum Hayat” Kemankeş Kızın Hikayesi Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız Kara Vicdanlı Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? Ayakta Durmak Buysa Eğer Derinlerde Kaybolmak Meydanlar Er Meydanıdır Mızrak ve Çuval Meselesi Konya Şeker Efsanesi Darmaduman Dağ fare doğurmak zorunda mı? Kötü Gün Dostunuz Var Mı? Uçurumun Kenarı Dayının Hikayesi Müdür Kıyamet mi Koptu? Biz Bizden Gidemeyiz Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun ALPASLAN TÜRKEŞ Ramazan Hürmetine İhsan Ceylan Göl Şehrinin Hikayesi Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi Bey Kızının Hikayesi Vakit Vuslat Vaktidir Seyit Küçükbezirci Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür Buram Buram Konya Kokma KASIMPATI Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! Bu Benim Meselem, Derin Meselem” Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! Öfke hikayesi Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’ Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... Söküklerini Dik Sözlerinin Bazen... Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker Dertlinin Derdini Dinlemek! Eden Kendisine Eder!.. AYNA Diline Hâkim Olmak Ramazan Hikayesi -2 Ramazan Hikayesi Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed Fani Dünya Hoştur Amma... SON CEMRE SÖZ! YILBAŞI DEMEK ŞEB-İ ARUS Aşçı Dede Kimin Dedesi? Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! Ecdada Vefa! Yüreğe Gömülmek!