https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/e653ca0b5ac63eb4e7649bf5513038de-82dfc3bf7d790607546a.jpg
Erol Sunat

Doğruluk Sözde Değil Özde Olur!’

16-05-2023 16:02 2453 kez okundu.

Ok gibi doğru olanlara sözüm ona bayılırız. Doğru söyleyenleri el üstünde tuttuğumuzu dile getirirken insanların bize karşı olan tutum ve davranışları hoşumuza gider. Bu söylemlerden dolayı büyük bir keyif alırız. Doğru bir tane olduğu halde…Apaçık ortada durduğu halde…Doğrunun varlığı yalana… Yok saymaya meydan vermeyecek bir şekilde meydanda durduğu halde…Herkesin doğrusu kendine diye ortaya attığımız görüş…Doğrulardan kaçtığımızı…Doğruların işimize gelmediğini…Doğru ile işimizin olmadığını, aslında doğru olanlardan ve doğrulardan zerrece hazzetmediğimizi gösteren delillerdir.

Doğruları dışarıda bırakma adına yaptığımız demagojiye bazen kendimiz bile şaşarız. Ancak ok yaydan fırlamıştır. Bir kere yalan söylemeye başladınız mı, onu kapatmak için bir yalan daha söylersiniz. Sonra bir daha, bir daha, bir bakmışsınız yalancı olup çıkmışsınız! Size yalancı diyenlere karşılık olarak da yalandan kim ölmüş diyerek çıkıverirsiniz işin içinden! Yalancının mumu yatsıya kadar yanar demiş büyüklerimiz. Aman efendim, hangi yatsı o kastettiğiniz? Sağ olana yatsı mı tükenir? Yalancının mumu, mum olarak mı kaldı? Önce kandil oldu… Sonra idare lambası. Lükstü, fenerdi derken…Şimdi atom farlı kocaman projektör oldu da kimse farkına varmadı.

Yalanlardan her taraf gündüz gibi aydınlanıyor da bu hengamede doğruyu arayanları tutup kolundan savuruyoruz bir kenara, çekil ayak altından diyerekten. Doğruyu buldum diyene de başıma bela olmasın diye, Allah’ın selamını vermiyor, doğruyu bulacak sen mi kaldın diye toplum içinde yapayalnız, bir başına bırakıyoruz!

Yalancıların mumları değil yatsılara kadar, sabahlara kadar yanıyor da ağzından bal damlıyor diye insanlar davet etmek için sıraya giriyorlar.

Yalan konusunda ticaret yapanlar aldıklarının doğru değil de yalan olduğunu bilmiyorlar mı?

Doğru niyetine yalan almak deniyor bu işe…Üstelik peynir-ekmek gibi kapış kapış gidiyor. Doğruyu soran var mı diyecekseniz. Onun alıcısı henüz yok. Ne zaman biri bir diğerinin nasırına basar, elini kolunu tutar, menfaatlerine az biraz dokunur da “Yandım anam!” diye sesler duymaya başladınız mı, doğru aranmaya başlamıştır diyebilirsiniz! Değilse, doğru var mı, doğru kaldı mı diye soran, iş olsun, sordu desinler diye soruyordur haberiniz olsun! Doğru var mı, diyene zaten yok deniyor. Espri olsun diye taze bitti diyen mi ararsınız, son doğruyu da az önce gönderdik, bir daha gelmeyecekmiş, fabrikası top atmış diye gülüp-geçenleri mi?

Ya da şüphe ile karışık, ne işin var doğruyla, kim dedi sana bizde doğru var diye öyle bir bakıyorlar ki, biz o doğruyu değil, sizin doğrunuzu almaya geldik diyor insanlar. Ha…diyorlar bizim doğrudan istiyorsunuz, kaç tane verelim? Doğru ile işi olmayanlar, geçiştirme babından, şimdi doğru zamanı değil diyorlar! Doğru alıp da başımıza bela mı alacağız diye de ekliyorlar. Neticede arz var, talep var.

Alan razı veren razı, yalan söylemişiz çok mu bazı bazı!

Yalan konuşana, küfürlü konuşana, havalı konuşana, atıp-tutana, laf taşıyana, laf satana, mangalda kül bırakmayana, şamatacılara, yaygaracılara, palavracılara prim veren bizler değil miyiz?

Hayal tacirlerine, umut bezirganlarına, gönlümüzü alıp, sırtımızı sıvazlayıp elimizde avucumuzda ne varsa alanlara vurgunuz. Doğrulardan kaçmanın ne kadar yolu varsa, hemen hepsini deniyoruz.

Doğruyu savunandan…Doğruyu gösterenden…Doğruya yöneltenden…Doğru budur diye yol tarif edenden…Nefret ediyoruz…Bize akıl öğretmesine…Şöyle, böyle yap demesine katlanamıyoruz.

Doğruları yaşamak nefsimize ağır geliyor.

Doğruları gösterenlere neden Doğrucu Davut dediğimizi…Neden alemin bir doğrusu sen misin diye karşı koyduğumuzu…Doğru söyleyenleri, neden dokuz köyden kovduğumuzu…Daha anlamadınız mı?

Yalanla ve yalanlarla yaşamayı tercih edişimizde bizim hiç mi suçumuz yok! İstişare denen müesseseyi çökertmişiz. Sadece men…

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Türk Yeter Ki Sağ Olsun Hâlimiz Hâl Değil Pazara Pazara Çoktan Geldik Nazara Bir Ömür Ah Ettik Vah Ettik Her Kale Yıkılır “Bilmem” Kalesi Yıkılmaz Hayırlı Bayramlar Vefa Uzaklarda Kalan Bir His Karman Çorman Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde Neyi Arıyorsan O’sun Sen Mevlâna, Aşk, Pervane Hazandı, Hüzündü, Dündü, Bugündü Beysiz Şehrin Hikayesi Beddua Ananın Hikayesi Yoksul Adamın Siyaseti Olmaz Elbet bir gün barışacağız Herkesin Aşkı Değer Verdiği Şeye Göre Ölçülür Emekli ne desin? Türk olmak Bayram Hürmetine Hekim Kızının Hikayesi Sevgi ve Barışa Yürümek Saltanat Hikayesi Uğursuzun Hikayesi Dün Bugün Yarın Neşeli Şarkılar Sarmıyor Beni Bak başının çaresine Keşmekeşin Hikayesi Başı Pare ,Pare Dumanlı Dağlar Aşk Üstüne Olmaz Olmaz Deme Hikayesi Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk'tür” Düşe Kalka… Türkçenin Payitahtı Yıl Edebiyatsız Olmaz Ahalinin Hikayesi Emekliler Ve Asgari Ücretliler Olmasa Mevlânâ’nın Gecesi Bırakın Kendinizi Hoşgörüye Muhabbet ola Yıl Biterken Felek Vurmuşun Hikayesi Yazan Kalem Siyah Yol Gözüktünün Hikayesi “Ben Yoruldum Hayat” Kemankeş Kızın Hikayesi Bir Zamanlar Tertemizdi Okullarımız Kara Vicdanlı Hiç Yarı Yolda Bırakıldınız Mı? Hani Çocuklar Bizim Geleceğimizdi? Ayakta Durmak Buysa Eğer Derinlerde Kaybolmak Meydanlar Er Meydanıdır Mızrak ve Çuval Meselesi Konya Şeker Efsanesi Darmaduman Dağ fare doğurmak zorunda mı? Kötü Gün Dostunuz Var Mı? Uçurumun Kenarı Dayının Hikayesi Müdür Kıyamet mi Koptu? Biz Bizden Gidemeyiz Yaşadığımız Her Güzel Gün Bayram Olsun ALPASLAN TÜRKEŞ Ramazan Hürmetine İhsan Ceylan Göl Şehrinin Hikayesi Söz, Etme Dedi Ses, Dinlemedi Bey Kızının Hikayesi Vakit Vuslat Vaktidir Seyit Küçükbezirci Öğretmenim” Kelimesiyle Geçen Bir Ömür Buram Buram Konya Kokma KASIMPATI Daha Nice Yüzyıllar Gör Türkiyem Yine Ortadoğu, yine kan, yine gözyaş Sultanlar Tepesinden Sultanlar Şehrine! Bu Benim Meselem, Derin Meselem” Bu Şehirde Kaç Zeki Oğuz Daha Kaldı? Makam Mahur Hava Eyyamı Bahur! BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ! Öfke hikayesi Dilinle Söylediğini, Kalbinle de Söyle Kara Odun Ateşe Eş Oldu Aydınlık Geldi!” Kalemin Su, Kâğıdın Rüzgâr İse... Söküklerini Dik Sözlerinin Bazen... Hak Kapısından Ayrılmayan Türk, Var Olduğu Müddetçe Vatansız Kalmaz Kıskançlık Yapanın Gönlüne Karanlıklar Çöker Dertlinin Derdini Dinlemek! Eden Kendisine Eder!.. AYNA Diline Hâkim Olmak Ramazan Hikayesi -2 Ramazan Hikayesi Adı Güzel, Kendi Güzel Muhammed Fani Dünya Hoştur Amma... SON CEMRE SÖZ! YILBAŞI DEMEK ŞEB-İ ARUS Aşçı Dede Kimin Dedesi? Benim Derdim Dermanım Bilen Yok! Ecdada Vefa! Yüreğe Gömülmek!