ureticihaber.com
HV
13 TEMMUZ Cumartesi 05:30
Advert

Suyu İsraf Ederek, Kuraklığa Katkı Veriyoruz

Duran Çölcü
Duran Çölcü

Yaradan’ın insan dâhil bütün canlılara dünya üzerinde en güzel armağanı ve mucizevi bir madde olan Su, hayatın en temel maddesidir.   

Tarih boyunca medeniyetlerin çevresinde büyüyüp köklendiği, uğruna savaşlar verilen, metabolizmamız için ise olmazsa olmaz olan su, yaşamımızın kaynağıdır.  

Fiziksel olarak incelendiğinde kokusuz, renksiz ve tatsızdır. Suyun canlılar üzerindeki özellikle de insan yaşamındaki önemi çok büyüktür.

Kaldı ki insan vücudu büyük oranda sudan oluşuyor. Vücudumuzdaki su oranı yasam sürecimiz boyunca değişim göstermektedir.

Yeni doğan bir bebekte vücut ağırlığının %75’i sudan oluşmakta iken, bu oran çocuklarda %70, yetişkinlerde %60 ve yaşlılarda %50 şeklindedir.

Yetişkin bir insan, bir kısmı yiyeceklerden karşılanmak üzere günde 2-3 litre suya ihtiyaç duyar.

Suyun insan ve diğer canlıların yaşamındaki önemine bakarsak, neden suyu israf ekmemiz gerektiğinin öneminin farkına varırız.

Su biyolojik bir çözücüdür ve bu çözücü rolüyle vitaminlerin ve minerallerin hem vücutta taşınmasını, hem de çözülmesini sağlar.

Bunun yanında Su, vücut sıcaklığının düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar.

Derinin nemlenmesinde, toksinlerin atılmasında ve vücudun temizlenmesinde temel bir görev üstlenir. Böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır.

Kayganlaştırıcı bir madde olması nedeniyle birçok organın gerektiği gibi çalışmasını sağlar.

Diğer taraftan Suyun insan vücudundaki rolü ise aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Beynin % 75’i sudur. (Orta derecede susuz kalmak, baş ağrısı ve baş dönmesine yol açabilir.)

Su nefes almak için gereklidir. Vücut sıcaklığını düzenler. Tüm hücrelere besin ve oksijen taşır. Kanın % 92’si de sudur.

Nefes almak için oksijeni nemlendirir. Hayati organları korur ve yastık görevi görür.

Gıdayı enerjiye çevirmeye yardımcı olur. Besinlerin emilimine yardımcı olur. Atıkları uzaklaştırır.

Tüm bunların yanında su, insan vücudundaki karbonhidratların, yağların tümünü, proteinlerin yarısını oluşturur.

İnsan vücudundaki suyun %10'unu yitirirse, yaşamı tehlikeye girdiği gibi, sağlıklı yaşaması da oldukça zorlaşır.

Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, tüm dünyada suyun önemini vurgulamak amacıyla; 1993 yılında, 22 Mart tarihini "Dünya Su Günü" olarak ilan etmiştir.

Bu kadar sağlımız için önemli olan ve yeryüzünde gittikçe tükenen su kaynakları karşısında suyu hayla aşırı kullanarak, israf etmemizi de anlayamıyorum.

 

Günümüz dünyasında tüm insanlığı ve canların varlığını sürdürebilmesi için artık su ve tarımsal ürünler vaz geçilmez olduğu kadar, oldukça da hayati bir öneme sahiptir.

Salgın hastalıklar, iklim değişiklikleri, dünya nüfusun sürekli artması sonucunda insanların suya ve beslenmeye dolasıyla tarımsal ürünlere ihtiyacı giderek artıyor.

Hatta tarımsal üretimde önde olan ülkeler kendi nüfusunun beslemek için tarımsal ürünleri başka ülkelerde de satmıyor. 

Hal böyle iken, tarımsal üretim için en temel ihtiyaçta sudur.  Su kaynakları kuruyan ülkeler tarımsal ürün yetiştiremediği gibi, su ihtiyacını gidermek içinde oldukça zorlanıyor.

Çünkü aşırı kullanılan su kaynakları kuruduğu gibi, bütün hayatı olumsuz olarak etkiliyor.

Peki, suyla ilgili yaşanılacak felaketlere bakarsak, karşımıza hiçte iyi bir tablo çıkmıyor. Oldukça da vahimdir.

Yapılan araştırmalar ve yayınlanan raporlarda, 2050 yılına kadar küresel ekonomiyi trilyonlarca dolar zarara uğratabilir. Bu zarar da 5,6 trilyon dolara ulaşabilir.

Yükselen hava sıcaklıkları, giderek kötüleşen kuraklık, şiddetli yağışlar sonucu, fırtına ve sel gibi suyla bağlantılı felaketlerin maddi ve manevi zararları olduğu tartışmasızdır.

 Raporlar suyun bir toplumun deneyimleyebileceği "en yıkıcı güç" olduğunu belirtilirken, en azının da çoğunun da tehlikeli olduğunun altını çizerek, bizleri uyarıyor.

Dünyanın dört bir yanında toplulukların artan iklim olaylarının etkisini şimdiden hissettiğine dikkat çekilen raporlarda, bu toplulukların korunması için harekete geçmenin önemi vurgulanıyor.

Gelinen süreçte, artan nüfus, sanayi faaliyetleri, tarımsal alanların sulanması için suya olan ihtiyaç günden güne artarak devam ediyor.

Diğer taraftan iklim değişikliğine bağlı olarak azalan yağışlar, aşırı su kullanımından dolayı küçülen ve kuruyan göller, sulak alanların aşırı su çekimi sebebiyle her yıl yeraltı sularının yetersiz kalmasına neden oluyor.

Bu durum ciddi olarak su kıtlığının yaşanmasına neden olmaktadır. Şimdiden birçok büyükşehirlerde su kıtlıkları da yaşanıyor.

Gereken tedbirleri almadığımızda ve suyu aşırı kullanmanın önüne geçmediğimiz takdirde, İleri de de suyla ilgili ciddi sorunlar yaşayacağımızda bir gerçektir.

Gerçi suyla ilgili bakanlık, yerel yönetimler suyun tasarruflu kullanılması noktasında uyarılarda bulunmasına rağmen, yaşayacağımız tehlikenin farkına varmadan hala suyu aşırı kullanmaktayız.

Birçok akademisyenin de dile getirdiği, “Toplumun tüm kesimlerinin suyun değerini, hayatımızdaki önemli yerini anlaması için farkındalık çalışmaları attırılmalıdır” diyor.

Suyun israfının önlenmesi için topyekûn bir mücadeleyi gerektiriyor. Su yoksa hiçbir şey yoktur.

 İklim değişikliği ve küresel ısınmanın maliyetini gelecek nesillerin daha fazla yaşamaması için özenli davranmalıyız, bize emanet edilen doğal kaynakları verimli ve yerinde kullanmalı, gereksiz israftan sakınmalıyız

Zira Su, hayatımızın asla vazgeçilmezlerindendir. İnsanın Kanın %83'ü, kemiklerin %22'si, beynin ve kasların %75'i sudur.

Bu kadar hayati bir yeri olan Suyu aşırı kullanmaktan biran önce kurtulmalıyız. Şimdiden gerekenleri yapmalıyız.

Aşırı su kullanımın önüne hep birlikte geçerek, elimizden geldiğince suyu tasarruflu kullanmalıyız.

Ne dersiniz sizce de öyle yapmamız gerekmez mi?

Unutmamalıyız ki Atasözünde olduğu gibi, “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olabilir ama bir bardak suyun ömür boyunca hatırı vardır.”

 

 

 

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Emekli Geçinebileceği Bir Zam Beklentisinde Savunma Sanayinde Konya’nın Gücü Giderek Artıyor Konya’nın, Sanayi Devleri İçerisindeki Başarısı DOSD Meram, Down Sendromlu Bireylere Çok Şeyler Katacak Türkiye’nin İkinci Büyük OSB’si Olmamız, Güzel Bir Gelişmedir Türkiye’nin İkinci Büyük OSB’si Olmamız, Güzel Bir Gelişmedir Siyaset, seçime odaklandı Temel Ürünlerdeki Fiyat Artışların Önüne Geçilmelidir Depremzedelere Yüksek Fiyatla Ev Kiralanması Yanlış Bir Davranıştır Maddi Ve Manevi Hasarı Ağır Olan Depremi, Unutturmamalıyız Deprem Gibi Afetlerin, Toplumsal Dayanışmamızı Büyütmesi Güzel Bir Gelişmedir Yaşadığımız Deprem Felaketin Yaralarını Birlikte Saracağız Su Verimliliği Seferberliğine Destek Olmak Zorundayız Gelişen Ve Büyüyen Konya Sanayisi, Üretim ve İhracatını Yükseltme Hedefinde İnşaat Sektörünün, Finansmana Erişim Beklentisi Çoğunlukta Emekli Ve Memura Verilen Yüzde 30'luk Zamla Geçinilir Mi? İnşaat Mühendisleri, İnsan Onuruna Yakışır Şartlarda Çalışmak İstiyor Yeni Yıl Yaklaşırken, Alışveriş Telaşından Uzak Durmalıyız İnşaat Malzemeleri Sanayindeki Gerileme Artarak Devam Ediyor Asgari Ücret, Çalışanın Ailesiyle Beraber İnsanca Yaşayabileceği Bir Ücret Olmalıdır Mevlana'yı Anlamak, İnsan Sevgisi Ve Kardeşliktir Tüketicilerin, Plansız Alışverişten Kaçması Güzel Bir Gelişmedir Sadece Bir Günde Değil, Öğretmenlerimizi Her Gün Anmalıyız Konya Bakırcılar Odası Güneydoğu Anadolu’yu Gezdi Giyim Sektöründeki Mal Stoku Tedirginliği Giyim Sektöründeki Mal Stoku Tedirginliği Belirsizliklere Rağmen, Sanayiciler Üretimden Yana Enflasyon Baskısı Gıdadaki Güveni Tehlikeye Atıyor İş Dünyası Önüne Sağlıklı ve Güvenle Bakmak İstiyor Konya’nın, Yeni Bir Sanayi Havzasına Liderlik Edecek Potansiyeli Vardır Konya 6. OSEG Konferansı Ve Otomotiv Sektörünün Gücü Vatandaşın Borçlanması Mutsuzluğu Beraberinde Getiriyor Finansmana Erişim Beklentisi Artıyor Kırtasiye Ürününü, Kırtasiyeciden Alınmakla Sektörün Ayakta Kalması Sağlanır Satın Alma Gücü Giderek Zayıflıyor Esnaflarımız, Haksız Rekabetin Önüne Geçilmesini İstiyor Enflasyon, İşletmelerin Sermaye İhtiyacını Yükseltiyor