Afganistan’da Milli Eğitim Bakanlığı eliyle kadınların eğitime erişiminin kalıcı olarak yasaklanması, yalnızca bir ülkenin iç meselesi değildir. Bu karar; cehaleti kader, karanlığı nizam, kadını ise yok sayılan bir gölge olarak gören bir zihniyetin açık ilanıdır. Okul kapısında duran sadece bir kız çocuğu değildir; onunla birlikte durdurulan bir hayattır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda ise bu kapılar bilerek ve isteyerek açılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini kazanmasıyla yetinirse, o toplum yarı yarıya güçsüzlük içinde kalır” derken meseleyi net koymuştur. Türk inkılabı, kadını bir vitrin süsü değil; devletin ve milletin taşıyıcı kolonu olarak görmüştür. Cumhuriyet, kız çocuklarını okula gönderirken bir batı taklidi yapmamış; Türk’ün özündeki töre adaletini, yani “hatunu baş tacı eden” anlayışı yeniden ayağa kaldırmıştır.
Burada altı çizilmesi gereken çok net bir gerçek vardır:
Türk milliyetçiliği, kadını hayattan silen değil; onu milletin omurgası yapan bir fikirdir. Çünkü biz biliriz ki; eğitimli Türk kadını, güçlü aile demektir; güçlü aile, güçlü millet demektir; güçlü millet ise bağımsız devletin teminatıdır. Kadını eve kapatmakla iffet korunmaz, cehalet korunur. İslam’ı bahane ederek kız çocuklarını karanlığa itmek ne dinidir ne de insanidir. Bu, olsa olsa korkunun ve iktidarsızlığın adıdır.
Afganistan’daki yasak ile Atatürk’ün kadın anlayışı arasındaki fark, iki farklı medeniyet tasavvurunun farkıdır. Biri kadını susturarak düzen kurmaya çalışır; diğeri kadını konuşturarak, öğreterek, üreterek millet inşa eder. Biri korkudan yasaklar; diğeri özgüvenle yol açar. İşte Türk devrimi ile Taliban zihniyeti arasındaki uçurum tam da buradadır.
Son söz şudur dostlar:
Kadını eğitimden men eden her anlayış, aslında millet olma iddiasından vazgeçmiştir. Türk milleti ise tarih boyunca kadınıyla yürümüş, kadınıyla savaşmış, kadınıyla devlet kurmuştur. Bugün de yarın da bu milliyetçi duruş, hakikatin arkasında dimdik durmaya devam edecektir. Çünkü biz biliriz ki; eğitimsiz kadın, eksik gelecek demektir. Ve Türk milletinin geleceği hiçbir zaman eksik olamaz.
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Hissedemeyenlerin Çağı
İmdat Yayla
Konya'nın Manevi İklimi, Ramazan Ayı Geldi
Hasan Yayla
Konya Bir Velespit Şehridir
Dr. Cemil Paslı
Altın Yumurtlayan Tavuğu Kesmek
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Onbir Ayın Sultanı
Erol Sunat
Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
6 Şubat: Hatırlamak mı, Tüketmek mi?
Mustafa Kaygusuz (Emekli Emniyet Müdürü)
Bir Derviş Hüseyin Taşkın...
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Efsane Vali Recep Yazıcıoğlu Denizli’ye Geri mi Döndü?
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Ebabiller Hâlâ Var