ureticihaber.com
ureticihaber.com
KÖŞE YAZISI

Hissedemeyenlerin Çağı

Paylaş:

“Ruhunu yitirmiş bu çağın vebası düşünememek değil, hissedememektir.”

Belki Fyodor Dostoyevski böyle söylemedi; ama onun kahramanları tam da bunu yaşadı. Çünkü insanı insan yapan akıl değil, yürek sızısıdır.

Bugün düşünce çok. Yorum çok. Analiz çok.

Ama his yok.

Birbirimizi anlamıyoruz demek kolay.

Aslında anlamıyoruz değil; umursamıyoruz.

Sahte ilişkilerin çağındayız.

Samimiyet filtreli, merhamet ölçülü, sadakat ise şartlara bağlı. İnsanlar birbirine yaklaşmıyor; birbirini kullanacak mesafeye kadar yaklaşıyor.

Dostluklar çıkar kadar.

Aşklar ihtiyaç kadar.

Vefalar menfaat kadar.

Kimse kimsenin acısına gerçekten eğilmiyor. “Geçmiş olsun” mesajı atılıyor ama yürek kıpırdamıyor. Bir kaybın altına üzgün emoji bırakılıyor ama gece o acı için uykusuz kalınmıyor. Çünkü artık acı bile içerik oldu.

Oysa insan, hissettiği kadar insandır.

Bugünün en büyük yoksulluğu para değil; empati yoksulluğu. En büyük yalnızlık kalabalıkta olmak değil; görülmeden konuşmak. Dinleniyor gibi yapılıp anlaşılmamak.

Sahte ilişkiler bir anda başlamaz. Küçük susuşlarla başlar. Küçük yalanlarla büyür. Gerçek duyguların yerine stratejiler konur. “Ne hissediyorum?” sorusu yerini “Ne kazandırır?” sorusuna bırakır.

Ve biz buna uyum sağladıkça çürüme normalleşir.

Bir insanın gözünün içine bakıp gerçekten orada olmak zor geldiği için ekranlara sığındık. Yüz yüze gelince susanlar, sanal dünyada cesur. Kalpten konuşamayanlar, klavyede şair.

Ama şunu unuttuk:

His kaybolduğunda bağ da kaybolur.

Bağ kaybolduğunda insan kalabalık içinde tek başına kalır.

Belki de bu çağın asıl trajedisi, kötülük değil; duyarsızlık. Çünkü kötülük en azından bir irade ister. Duyarsızlık ise konforlu bir kaçıştır.

Gerçek ilişki risk ister. Açılmayı, kırılmayı, bazen kaybetmeyi göze almak ister. Sahte ilişki ise garanti ister. Yedek plan ister. Kaçış kapısı ister.

Ve biz güvenli kaçışları seçtik.

Şimdi herkes güçlü görünüyor ama kimse sağlam değil. Herkes bağlantıda ama kimse bağlı değil. Herkes konuşuyor ama kimse gerçekten duymuyor.

Belki de yeniden düşünmek değil; yeniden hissetmek zorundayız.

Birinin derdine omuz verirken gerçekten ağırlık hissetmek.

Birini severken gerçekten korkmak.

Birine “yanındayım” derken gerçekten orada olmak.

Çünkü insan, aklıyla medeniyet kurar;

ama yüreğiyle insan kalır.

Ve yüreğini kaybeden bir çağın en büyük felaketi cehalet değil, hissizliktir.

 

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, ureticihaber.com yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu) — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.