Sevgili Arkadaşlarım Kıymetli Dostlarım Canlar
Farkında olarak bana o şekil kelam etmek büyük cüret ister. Buna teşebbüs edecek kişinin bunu kafasına iyice yerleştirmesi lazım. Ama Hayatın içinde asıl meselenin bu olduğunu fark ettim. Kendin olmak, sonsuz olmak, ebediyen var olmak için , kendini dürüstlerin içinde var edebilmek, adına içinin dışının bir olması gerekir. Kimilerinin içi , dışına tam yansımıyor. Hz. Mevlana’nın dediği gibi “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol’’
O tip insanlar kendi bilinç altındaki düşüncelerini istemese de ya tam yada yarı yansıtıyor. Onarın istediği gibi biri olursan, onların istekleri arzularıyla buluştuğunda o tipler için yaşam döngüsü dengelenir. Yoksa onlar için sana yükledikleri görevi yapmaz isen senin hakkında öğrendikleri ve kabul ettikleriyle yapmak istedikleri arasında çıkan sorun olursun. Yıllardır ben bu tip insanlara karşı direniş gösterdim. Benim tek İhtiyacım sağlığımı koruyup farkında olmadığım özel ihtiyaçlarımı tamamlayıp yaşam denen döngüyü tamamlamaktır. Bu durumda benim bildiğim insanın nasıl mutlu olacağı ile ilgili keşfetmesi gereken yer iç dünyasıdır. Her zaman derim sizinle arkadaş yada dost olmak için birilerinin referansını kullanıp temasa geçen insanların seçimlerinde çok dikkat etmek gerekir. Bu hayatın bir gerçeğidir. Seni inandıran o kişi hayat boyu dostluk istikameti olan yolculuğunun başlangıcıdır. Bendeki bu değişim yaşadığım tecrübe deneyimlerin sonucudur. Onları iyi analiz edip beraber hareket ederek uyum içinde olmak insanı sorumluluk sahibi, yaratıcı ve güvenli kılar.
Olmak ya da olmamak İşte asıl mesele bu.
Akıl ve manevi gücümüzün ardında dimdik durabilmektir. Kendimizin en doğal ve saf halimizi yaşamamıza izin vermektir. Gerçek dostlar ile birlikte gerçekten var olabildiğimiz gerçeğine inanmaktır. Bu idrak ile seçimlerimizi yapmak ve hoşunuza gitmese de bazı olabilen olaylara direnmeden, sevgi ve saygıyla davrana bilmektir. Ne cesur olmak ne de korkuyu içimizde barındırmak yerine sadece sevgi, uyum, neşe ve denge içinde olabilmektir. Ve asıl mesele hiç bir şey olmadığımızı zannettiğimizde aslında gerçeğin ta kendisi olduğumuz farkında olarak hayatı kucaklamaktır
Sevgili Arkadaşlarım Kıymetli Dostlarım
Ne kadar iyi niyetli olursan ol ne kadar iyi insan olursan ol onların yaptıklarından sonra Şimdi gel de iyi insan ol. İnsan demeye dilimin varmadığı mahlukatların arkamızdan konuştuğunu bile bile yüzüne gülmeleri. Sana ihtiyaç duyduklarında varmışsın gibi davranıp, işleri bittiğinde yokmuşsun gibi susmaları. Güçlü olduğunda seni ilahlaştırmaları, düştüğünde günah keçisine çevirmeleri. En çok sevdiğin insanın, en zayıf anında seni en ağır yerinden vurması. Dertlerini anlattığında “ben olsam” diye başlayan ukalalıklara maruz kalman. Hepsi iyi bir insan olmanın yolunda dikenli yol gibi.
En yakının hatta kardeşin bile olsa ; Mutluluğunu kıskanıp, başarını küçümseyip, derdini ise gizliden gizliye alkışlayanlar. Paylaştığın sırrı, sana karşı bir gün “koz” olarak kullanmak için saklayanlar. İyi niyetini saflık, nezaketini zayıflık sananlar. Sana zarar verip sonra da kendilerini mağdur gibi gösteren yüzsüzler. Seni sevdiğini iddia edip biri gelince ilk fırsatta seni unutanlar. Güçlü yanını kullanıp, kırıldığın yerleri hiç görmeyenler. Kendi hatasını “sen anlamadın” diyerek kapatanlar. Yaptığın iyiliği mecburiyet zannedip , desteğini görev bilip, sessizliğini suç sayanlar. Seni ve sabrını test edilecek bir nesneye çevirenler. Sen susunca haklı olduğunu sananlar. Kırınca özür dilemeyen, yanlış yaptığında bile kendini haklı göstermek için şekilden şekle girenler.
Kıymetli dostlarım canlar
Bu tip mahlukatların yaptıklarını say ,say bitmez .Ama ben bu tip yaratıkların karakterlerinden birazda bahsedeceğim; Onlar en masum halinizi bile kötü niyetleriyle lekelemeye çalışıp seni övüp başkasının yanında seni yerin dibine sokmaya çalışan iki yüzlülerdir. Seninle dostmuş gibi görünüp arkandan senin kuyunu kazan hırs tapınakcılarıdır. Senin yardıma ihtiyacın olduğunda “yoğunum” deyip, başkasına saatlerce falsolu ilgi gösteren samimiyetsizlerdir. Seni güçsüz gördüklerinde nasihat veren, güçlü gördüklerinde ise kıskançlığına yenilenlerdir. Hatalarını kabul edeceğine, senin iyi niyetine sığınarak suçu senin üzerine yıkan akıl cambazlarıdır. Seni kendi başarısızlıklarının tesellisi olarak kullanmaya çalışan ruh hatalarıdır. Samimi İçtenliğini istismar edip, emeğini yok sayıp, “ne var ki bunda” diye küçümseyen nankörlerdir. Sana değer veriyormuş gibi konuşup, eylemde ise hep seni yarı yolda bırakanlardır . Senin varlığını, kendi boşluklarının yama malzemesi gibi gören duygu asalaklarıdır. Söz verip tutmayan, tutmadığı halde utanmak yerine bahane üretenlerdir. Kendi bencil isteklerini “haklı sebep” diye dayatıp, senin kırgınlığını “abartı” diye küçümseyen arsızdırlar. Seni kırdıktan sonra bile senden anlayış bekleyen karaktersiz yüzsüzlük abideleridir. Bunca çürümüş davranışın, bunca bozulmuş niyetin, bunca kirli oyunun içinde. Şimdi gel de iyi insan ol.
Bu Zamanda iyi insanı Olmak, Ya da Olmamak… İşte bütün mesele böyle bir şeydir.
SAYGILARIMLA VESSELAM !!!