Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar!
Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden bugüne sayısız zorluğa göğüs germiş, nice darbe ve darbe girişimine tanıklık etmiştir. Demokrasimize yapılan bu hain müdahaleler, siyasal alanın yanı sıra, ekonomimiz başta olmak üzere hayatımızın her köşesine derin yaralar açmıştır. Ancak 15 Temmuz 2016'daki alçak kalkışma, diğerlerinden çok farklı bir kaderle yüzleşti: Kahraman Türk milletinin eşsiz direnişi sayesinde bertaraf edildi!
Askeri darbelerin toplumsal etkileri orta ve uzun vadede kendini gösterir; tarihin tozlu sayfaları arasında geçen zamanla birlikte gerçek yüzleri anlaşılır. Türkiye'de toplum ve siyaset üzerine yapılan çalışmaların odak noktalarından biri de işte bu darbe ve kriz dönemleridir. Cumhuriyet tarihimiz, yönetime fiili olarak el konulan veya muhtıralarla hükümetlerin değiştiği sayısız darbeyle doludur. Emir komuta zinciri içinde gerçekleşen bu eylemler, 15 Temmuz 2016'da bambaşka bir içerikle, bir kez daha sahnelendi. Ancak bu kez, milletin gösterdiği direniş, ulusumuzun birlik ve beraberliği uğruna verilen destansı bir bağımsızlık mücadelesine dönüştü! Bu darbenin askeri, siyasi ve ekonomik sonuçlarının yanında, en önemlisi, toplumsal etkileri asla göz ardı edilmemelidir. Darbeye karşı verilen bu mücadelenin sosyal ve psikolojik yansımaları, ruhumuzda derin izler bırakmıştır. 15 Temmuz direnişinde sayısız şehit verdik, binlerce kahramanımız gazi oldu. Türkiye'de demokrasi gelişimini incelediğimizde, Batı dünyasına oranla daha yavaş ilerlediğini ve bu nedenle daha geç olgunlaştığını görüyoruz. Ancak 15 Temmuz darbe kalkışmasına karşı Türk halkının meydanlara akın etmesi, bu ülkede demokrasinin ne kadar köklü ve vazgeçilmez olduğunun en büyük göstergesidir!
Sevgili Dostlarım, Canlar!
Türkiye Cumhuriyeti, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 gibi üç büyük darbe ve pek çok darbe girişimine sahne olmuştur. Türk siyasi yaşamında derin izler bırakan 28 Şubat 1997, 27 Nisan 2007 e-muhtırası ve diğerlerinden içerik olarak tamamen farklı bir gündemle gerçekleşen 15 Temmuz 2016 darbe kalkışması, tarihimizin kara lekeleridir.
Darbeyi yapanlar açısından değil de, ona aracılık edenler açısından meseleye bakıldığında, darbelerin sivil siyasete verdiği zarar aşikârdır. Ancak unutulmamalıdır ki, demokratik toplumların savunma refleksi, hukuk devletinin meşruiyet sınırları içinde yükselir ve güçlenir. Böyle bir devlet, gerçek bir çağdaş devlettir.
Çağdaş devletin gücü, vatandaşların özgür iradeleriyle yarattıkları sarsılmaz destekten kaynaklanır. 15 Temmuz darbe girişimi, Türk toplumu üzerindeki stres bozukluğunun yanı sıra, demokrasi kültürümüzü de derinden etkilemiştir.
Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Dostlarım, Canlar!
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde darbe ve darbe teşebbüsleri neredeyse her on yılda bir tekerrür etmiştir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, askerin hükümetler üzerindeki güçlü etkisi ve darbeleri meşru kılacak ekonomik veya sosyal ortamların oluşması sonucu, demokrasi sık sık sekteye uğramıştır. Ancak Türk milleti, 15 Temmuz gecesinde kadın erkek, genç yaşlı demeksizin meydanları doldurarak, o silahlı birliklere tarihin en büyük kahramanlık dersini vermiştir! Bu eşsiz mücadelede, otoyollarda ilerleyen tankların önüne yatan, tankları durdurup içindeki darbecileri esir alan, gerektiğinde göğsünü tanka siper eden o adsız kahramanlar vardı! Sadece Türk bayrağı ve vatan aşkıyla yollara düşen bu yiğitler, çoğu kıt imkânlarla alınmış, ekmek tekneleri olan araçlarını tankların altına sürerek yolları kapamaya çalıştılar. Uçakların uçmasını engellemek için tarlasındaki hayvanının yiyeceği samanını tutuşturan köylüler, iman ve vatan aşkıyla kendilerini dakikada binlerce mermi sıkan silahların önüne atarak, bu ihanetin başarısız olmasını sağladılar!
SAYGILARIMLA VESSELAM!