‘Orası Muştur
Yolu yokuştur
Giden gelmiyor
Acep ne iştir.’
Bu aslında bir ağıt. Yemene giden askerimizin çoğunluğunun şehit olduğunu anlatan ağıt.
‘Çanakkale içinde aynalı çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı’
Bu da Çanakkale savaşında yakılan bir ağıt.
Ama biz Türk milleti ağlamayı sevmeyiz. Acizliği gururumuza yediremeyiz.
Devlet yıkan, devlet kuran bir milletiz.
Yeter ki özümüzü kaybetmeyelim
Yeter ki sözümüzü mahvetmeyelim.
Bize ağıt yaktıranlar özümüzü kaybettirmek için de aynı mücadeleyi verdiler.
Yılbaşı dediler, sanat dediler, gerici dediler, aydın dediler kafamızın içine girdiler.
Evin içine çam ağacı diktirdiler. Örfümüzü, adetimizi, aile yapımızı, imanımızı mahvettiler.
Birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi perişan ettiler.
Etmeye de, devam ediyorlar.
Hem de freni patlamış kamyon hızıyla.
Bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2024 bitti, 2025 geldi.
Hoş geldi safa geldi.
Ama bu yıl ayrı geldi. İnancımızın bize hata yapmayın uyarısında bulunduğu üç ayların başlangıcı yıl başına denk geldi.
Hadi bakalım…
Şimdi geride kalan yılların hesap zamanı.
Kime haksızlık ettin, kimi üzdünse; üç kuruşa kimi sattınsa hesabını bi yap bakalım
Adnan Özkafa hocam da köşemize destek için Gonya da üç ayların nasıl yaşandığını bize göndermiş.
Bende paylaşıyom.
Bu sene üç aylar tam da yılbaşına dek geliyor.
Eskiden üç aylar gelince yuka açılır, şırlan yağında bişi yapılıp gonu-gomşuya dağıdılır, çocuklar fener alayı yapar, meşale yakar, şivrilik toplardı. Şimdi de az buçuk yapılıyor amma bizim çocukluğumuzda şivrilik çeşitleri yini moda kiyatlı, cafcaflı şiyler değil, "şak çerez, gara üzüm, iğde, gaysı gurusu, çerez şekeri, yônis eriği, elma kakığı..." idi. Çocukların elinde "garpız, davıl, sünme, guyruklu, gırmalı..."cinsinden allı yişilli rengârek fenarlar olurdu. Evler temizlenir, câmilerin halısı çırpılır, çarşı-bazar her yir İramazan'a hazırlanır, esgiyen musaflar ciltciye yollanır,
Regâyib Gandiliynen berâber şehre İramazan'ın kölgesi düşerdi. Ahâli birbirine "Namazın mubârek ossun"a giderdi. İlimon-portakal filan ööle bol-bolamadı bulunmaz, gıymatlı nesnelerdi. Onun üçun eline bir ilimon geçen onu îtinaynan saklar, oğluna-gızına sıkı sıkıya tembî ider, "İrecep, ilimonu al, irafa goy, İramazan geliyor, ilahana sararsak ilâzım olur" dirdi.
Şimdi millet nörecek bilmem gâri.
Yılbaşı dii gulu gulu, guru yimiş, çam dalı hazırlayıp ejnebîlere mi benzeyecek, yoğsam müslümanca mı hareket idecek, göreceez baalım.
Yah işde goňşular işde bööle.
Biz esgiden esgiden,
Su içerdik desdiden dimişler.
Şimdi desdi yirine doňuz göğdesi gibi damacanalar çıkdı. Oturup üş nefesde besmeleynen, sağ eliynen su işmek filan unuduldu. Ayagüsdü, deve gibi sol eliynen, şiytannan beraber su işmeler çıkdı.
Fazla uzatmaayım. Böğünnük bu gadar ossun, iyşallah soğna bi ara bi daa yazarız.
Allah encâmımızı hayriylesin diyip hitâma irdirelim.
Yeni yılda umutlarınız gerçek, mutluluklarınız sonsuz olsun
Hasan Yayla
İnsana Hürmet ve İnsanı Dinlemek
İmdat Yayla
Konya Sağlığında Yavuz Dönemi
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Temel Eğitim Ailedir
Erol Sunat
Dağın Zirvesine Çıkmasına Çıkılır da
Dr. Cemil Paslı
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
İlayda Mangal (Psikolojik Danışman)
6 Şubat: Hatırlamak mı, Tüketmek mi?
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Batı’nın Adası, Medeniyetin Maskesi
Mustafa Kaygusuz (Emekli Emniyet Müdürü)
Bir Derviş Hüseyin Taşkın...
Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)
Efsane Vali Recep Yazıcıoğlu Denizli’ye Geri mi Döndü?
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Ebabiller Hâlâ Var