Amerika önce Afganistan’a, ardından Irak’a saldırarak Müslüman Hristiyan savaşı çıkarmayı denedi.
Yani din savaşı yaptığı imajını çizmeye çalıştı. Bu tutmayınca birçok ülkede camileri ve sivil hedefleri acımasızca vurarak terörle mücadele yaptığını anlatmaya çalıştı.
Saldırılar hep halkı Müslüman olan ülkelere terörle mücadele kılıfıyla yapılıyordu. Türkiye de dahil, bölgede batı yanlısı vatansızlar bu saldırıları alkışlıyor, kendi vatanlarında saldırıya uğrayan mağdur ve mazlum insanları terörist olarak suçluyorlardı.
Bu plan, İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırı ile belki de tutuyordu. Çünkü Amerika ve batı destekli İsrail Gazze dahil, Lübnan ve Suriye’yi sürekli bombalıyordu.
Kimse çıt çıkarmıyordu.
Bunu genişletmek için Endonezya’dan Fas’a kadar uzanan İslam Kuşağı’nı Pakistan’dan kırma planları yapmaya başlamışlardı.
Ama Türkiye yönetimi bunu biliyor ve tedbirini de alıyordu.
Bölge ülkelerinin liderleri ile sık sık bir araya geliniyor, tehlikenin farkında olmaları için uyarılıyorlardı.
Hatta aralarındaki kırgınlıkların giderilmesi de sağlanıyordu.
Ancak Gazze de önüne kimse çıkmayan İsrail, ABD desteğiyle Hindistan da yeni bir cephe daha açmayı denedi.
Ne oldu?
Pakistan’a ait işgal altındaki Keşmir bölgesinde her yerde yaptıkları gibi vekaletleri sayesinde terör eylemi yaptılar ve anlaştıkları Hindistan’ı kışkırttılar.
Çünkü kendilerini çok güçlü görüyorlardı.
Hindistan buna kandı.Pakistan topraklarına füze ve savaş uçakları ile saldırı başlattı. Bir anda Pakistan’a 24 hava ve füze saldırısı yaptı.
Saldırılarında özellikle seçilen camiler ve sivil hedefler vuruldu, 26 kişi hayatını kaybetti.. Yeni Delhi bunu akıl hocaları gibi bütün dünyaya “terörle mücadele” olarak pazarladı.
Bu ağız demode olduğu için kimse yutmadı. Terör oyununun saldırıları için kılıf olduğunu vatansızlar dışında herkes öğrenmişti.
Bu arada Türkiye ve Türk halkı tüm imkanları ile birlikte Pakistan’ın yanında yer alacağını bütün dünya ya açıkladı.
Bangladeş de savaşa girer miydi? Ordusunu Hindistan sınırına kaydırmaya başlamıştı.
Hindular saldırıların ardından İsrailli ve ABD li dostları ile kadeh kaldırarak sevinçlerini kahkahaları ile yaşamaya başlamışlardı ki; Pakistan’dan beklemedikleri bir sertlik ve kararlılıkla cevap geldi.
Fransa’dan aldıkları ve çok güvendikleri en modern donanımlı savaş uçukları uçurtma gibi yere düşüyor, İsrail menşeili insansız hava araçları da oyuncak kağıt uçak gibi, rüzgarda kayboluyordu.
Panikleyen Hindular Türkiye ye parmak sallayarak, cesaret devşirmeye çalışıyorlardı.
Türkiye destekli Pakistan ise, tek hareketle akıllı, disiplinli ve ne yapacağını bilir bir cevap vererek hadlerini bildirdi.
Sadece sınır boyunca Hindistan karargahlarını vurmadı. Füze saldırıları ile havadaki 10 Hindistan savaş uçağından 5’ini düşürdü.
Pakistan’ın misilleme yeteneği, inekleri ölen Hindistan’a diz çöktürürken, acilen ateşkes isteyerek param parça olmaktan kıl payı kurtuldular.
Şimdi kadehlerinizi kaldırın, acaba sıra kime geliyor diye kara kara düşünün. Türkiye nerede olursa olsun, kendisine sallanan parmağı kırar.
Demedi demeyin.
Hasan Yayla
Tedarik Zinciri Ve Lojistik Açısından NATO Toplantısı
Dr. Cemil Paslı
Hey Gidi Günler Hey!
İmdat Yayla
Kutlu Bir Görev, Yeni Bir Dönem: Sedat Göncü Başkanımıza Hayırlı Olsun
Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)
Bakan Çiftçi’nin Duası
Prof. Dr. Mevlüt Mülayim
Hububat Fiyatları ve Dane Kayıpları
Özkan Buyrucu
Babacan Otorite ve Kurumsallaşma Sınavı
Erol Sunat
Türk Yeter Ki Sağ Olsun
Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)
Çocuklar YKS’ye, Anne Babalar Sabra Hazırlanmalı
Ali Sait Öge (Gazeteci-Yazar)
Unutulan Gazeteciler Ve Kaybolan Vefa
Ömer Kacar (Eğitim Gücü Sen İlçe Temsilcisi)
Kel Başa Şimşir Tarak; İki Kelimelik Devrim