YEREL

Konya’da Kuraklık Alarmı

Tarımın kalbi olarak bilinen Konya'da kuraklık, gelecekte yaşanabilecek olası krizlerin ilk sinyallerini veriyor. Tahıl ambarı Konya Ovasında hububatta ilk olarak işlenen arpada hasat sezonu sürüyor. Arpanın ardından buğday hasadının başlayacağını belirten uzmanlar, geçen yıla oranla ekim alanlarında artış yaşanırken, kuralık nedeniyle rekoltede yüzde 10 kadar düşüş beklediklerini söyledi

Konya’da Kuraklık Alarmı

Tarımın kalbi olarak bilinen Konya'da kuraklık, gelecekte yaşanabilecek olası krizlerin ilk sinyallerini veriyor. Uzmanlar, gecikmeden harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Son günlerde yaşanan kuraklık ve iklim krizi, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’yi de derinden etkiliyor. Özellikle tarımın göz bebeği olan Konya'da, kuraklık ilerleyen süreçte yaşanacak olası krizlerin ilk sinyallerini veriyor. Uzmanlar, Konya’da çok geç olmadan önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlara göre, ilerleyen yıllarda İç Anadolu Bölgesi’nde yağışlarda yüzde 20-30 oranında azalmalar bekleniyor. Bu azalmalar ve artan sıcaklıklar nedeniyle su kaynaklarının çekileceği ve bölgenin ciddi bir kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı belirtiliyor. Konya'da yaşanacak bu olası kuraklık, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere birçok sektörü olumsuz etkileyecek. Yetkililer ve uzmanlar, bölgedeki su yönetimi ve tarım politikalarında acil önlemler alınmasının önemine dikkat çekiyor.

ÜRÜN TEŞVİK SİSTEMİNİ DEĞİŞTİRMEK GEREKİYOR”

“Yağışlar beklenenin altında olduğu için geçen yıla oranla rakamlar düşük kalıyor”

Konya Ovası’nda hububat üretimine büyük destek sağlayan Altınekin'de de hasat aralıksız sürüyor. Sezonun geçen yıla oranla rakamlarda düşüş yaşandığını aktaran İlçe Kaymakamı Muhammed Emin Baştürk, “Geçen yılla kıyasladığımız zaman geçen yılın Mart ve Nisan ayındaki yağışlar beklenenin altında olduğu için geçen yıla oranla rakamlar düşük kalıyor. Buğdayda geçen yıl, 74 bin ton elde etmişken bu yıl biraz daha düşük olacak maalesef. Yine arpada da 55 bin ton elde etmişken bu rakam da yine biraz daha aşağıda olacak gibi gözüküyor. Tabii malumunuz küresel iklim değişikliğiyle de mücadele ediyoruz. Bunun da etkisi var. Yağışlar artık beklenildiği zamanlarda olmuyor. Dolayısıyla tarımda da bir değişiklik meydana geliyor. Bu yüzden rakamlar biraz daha altında olacak gibi ama yine de burada mesela şu anda bir çiftçimiz ile birlikte hasada katıldık. Burası 43 dönüm bir arazi ve buradan dönüm başına bin 500 ton verim elde edeceğini bekliyoruz ve bu rakamın iyi olduğunu söylüyorlar. Tabii daha tam net rakamlara ulaşmış değiliz. Dolayısıyla inşallah hasadımızı tamamladığımız zaman geçen senenin rakamlarının da üzerine çıkarız diye umut ediyoruz” diye konuştu.

 

“OBRUK SAYISI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR“

Konya’nın kurak bir il görüntüsü vermesine rağmen hem balıklar hem de su kuşları açısından son derece zengin bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Tolunay, “Burasıda uluslararası koruma statüsü olan Ramsar Alanı statüsüne sahip. Ramsar alanları yıl içinde belli kuşun konakladığı önemli sulak alanlar arasında. Bu şekilde de koruma alan statüsüne de sahip. Özellikle Konya kurak gibi bir il görünür ama hem balıklar açısından hem de su kuşları açısından son derece zengindir. Kuş göç yolu üzerinde yer alır Tuz Gölü, Kulu Gölü ve Beyşehir Gölleri. Burasıda kuşalar açısından oldukça önemli bir bölge. Özellikle bu bölgede yeraltı sularının çekilmeye başlamasıyla o suyun tamamen tükenmesinden sonra yapan yağmurlarla birlikte suyu tutan kalsiyum karbonat çözündüğü için toprak aşağıya doğru çökerek obruk oluşturuyor. Konya’daki üniversitelerde obruk kayıt sistemleri oluşturuldu. Bu kapsamda 2005 yılından sonra obruk sayısının her geçen gün arttığı gözlemlendi” ifadelerini kullandı.

 

“YAĞAN YAĞMURUN 3 KATTI SU KULLANIYORUZ”

Konya’da son 25 yılda yer altı sularında ciddi azalmanın olduğunu vurgulayan Doğa Derneği Başkanı Güven Eken, “Burası Türkiye’nin en büyük obruklarından birisi. Ben bu civardaki köylerin isimlerine şöyle bir baktığım zaman en az yirmi civarı isminde kuyu olan köy olduğunu farkettim. Bu da aslında bize çok fazla şey anlatıyor. Ne kadar çok yer altı suyunu çekersek o kadar fazla obruk artacaktır. Bir de Kızören Obruğuna baktığımızda suyun yarı yarıya çekildiğini görüyoruz. Bu bize aslında bütün bir Konya’nın durumunu gösteriyor. Konya Kapalı Havzası, çok özel ve nadir oluşumlar olduğunu söylemek istiyorum. Obrukta bulunan su, havzanın güneyinden akmaya başlayarak en yüzeydeki Tuz Gölü’ne ulaşıyor. Yani birçok sulak alanın, çok nadir görülen oluşumların bulunduğu coğrafyada yaşıyoruz. Aslında obruklar bin yıl önce de bulunuyordu. Ama günümüzde ise obruklar, yer altı sularının azalmasıyla birlikte artış yaşanıyor. 1990’lı yıllarda obrukta bulunan su miktarı zeminle aynı boyuttaydı. Şu anda ise neredeyse bitmek üzere. Konya’da son 25 yılda yer altı sularında ciddi azalmanın olduğunu buradan anlayabiliyoruz. Bunun tek sebebi bulunuyor. Aşırı su tüketen ürünlerin yaygınlaşmış olması bu hususu tetikledi. Havzaya yağan yağmur miktarının 3 kattı kadar suyu havzadan çekiyoruz ve bu görüntü oluşuyor. Obruklar bizlere hem güzel bir manzara hem de ekosistem sunmuş oluyorlar” şeklinde konuştu.

AdminAdmin