GÜNCEL
Giriş Tarihi : 23-02-2026 13:25   Güncelleme : 23-02-2026 14:43

Bakan Çiftçi, İftarda Jandarma Personeli İle Bir Araya Geldi

Jandarma Özel Asayiş Komutanlığınca düzenlenen programa İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile birlikte Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakcı ve jandarma personeli katıldı.

 Bakan  Çiftçi, İftarda  Jandarma Personeli İle Bir Araya Geldi

Şehit Orgeneral Eşref Bitlis Kışlası GEST Komutanlığında gerçekleştirilen programda bir konuşma yapan İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi, “Rahmet, mağfiret ve bereket iklimi olan Ramazan-ı Şerifte; sizlerle aynı sofrada, aynı duada buluşmak, kardeşliğimizi tazelemek, muhabbetimizi çoğaltmak demektir. Bu akşam vatanın huzuru için gecesini gündüzüne katan, emredilen yerde ve zamanda ‘hazır’ olmayı hayatının şiârı yapan kahraman personelimizle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.” diyerek konuşmasına başladı.


Jandarmanın hikâyesinin devlet olmanın, nizam kurmanın ve adalet tesis etmenin tarihi ile eşdeğer olduğuna işaret eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Türklerin kurduğu en erken devletlerden itibaren, emniyet ve asayiş işlerini yürüten teşkilat ve yöneticilere rastlanır. O gün töre dediğimiz yazılı olmayan ama vicdanlara nakşedilmiş kurallar; toplumun düzenini ayakta tutuyordu. İşte Jandarma, asırlar boyunca o törenin, o nizamın, o adalet anlayışının bugüne taşınmış adıdır.” dedi.


Jandarma Birlik ve Kardeşliği Koruma Görevini Kararlılıkla Sürdürdü

 


Jandarmanın tarihine değinen Bakan Çiftçi, şunları kaydetti:


“Göktürklerle birlikte yerleşik topluluklar üzerinde hâkimiyet kurulduğunda; emniyet ve asayiş işlerinde unvanlar ve teşkilatlanmalar belirginleşti. Börü adlı muhafız teşkilatı, devlet merkezini ve yönetici tabakayı koruyan bir irade örneği olarak tarihe geçti. Sonra İslam’la şereflenen Türk devletlerinde subaşı, şahne, şurta gibi kavramlarla kolluk vazifesi daha belirgin bir çerçeveye kavuştu. Karahanlılarda Yatgak ve Turgaklar gündüz-gece nöbet tutar, sarayı korurdu; candarlar ise silahı hakkıyla taşımanın, emaneti ehliyle korumanın adını temsil ederdi. Bazı tarihçilerin jandarma kelimesini candar ile ilişkilendirmesi boşuna değildir. Zira candar da jandarma da özünde aynı şeyi söyler; emaneti muhafaza. Osmanlı’da asayiş, subaşıdan sancak beyine uzanan mülki-askerî yapı içinde yürütüldü, İstanbul’da farklı birlikler güvenliği sağladı. Tanzimat’la modernleşme sürecinde zabtiye teşkilatlanması güçlendi; 1846 Zaptiye Müşirliği ve 1869 Asakir-i Zaptiye Nizamnamesi kurumsallaşmanın temel dönüm noktaları oldu; sonraki düzenlemelerle Jandarma modern bir yapıya kavuştu. Jandarma, tarih boyunca yalnız asayişi değil, vatanın bütünlüğünü de omuzladı. Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele’de cephede yer aldı; Cumhuriyet’le birlikte hukuki ve kurumsal yapısı güçlendi. Kıbrıs Barış Harekâtı’nda fedakârlık gösterdi; 1984’ten itibaren terörle mücadelede ülke sathında en kritik unsurlardan biri olarak, birlik ve kardeşliği koruma görevini kararlılıkla sürdürdü.”


“JÖAK Sadece Operasyon Sahasının Gücü Değil, Aynı Zamanda Afetin En Zor Anında Milletin İmdadına Yetişen Devlet Elidir”


Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına da konuşmasında özel bir yer ayıran İçişleri Bakanı  Mustafa Çiftçi, “JÖAK, 1 Eylül 1999’da Güvercinlik’te kurulan, kısa zamanda milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinen bir irade mektebidir. Bu ocak; arama-kurtarmadan özel operasyona, terörle mücadeleden KBRN görevlerine, kritik korumadan eğitime kadar geniş bir sahada; daima yüksek hazırlık, yüksek disiplin, yüksek sorumlulukla vazife icra eder. Kahraman JÖAK, sadece operasyon sahasının gücü değildir. Aynı zamanda afetin en zor anında milletin imdadına yetişen devlet elidir. Van’dan Kahramanmaraş’a, selden yangına, kazadan enkaza uzanan nice arama-kurtarma görevinde JAK timlerimizin ortaya koyduğu fedakârlık; milletimizin hafızasına kazınmıştır.” dedi.


Görevin bir makam meselesi olmanın da ötesinde, bir emanet olduğunun altını çizen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Sizler; vatanın emniyeti için gölgesiyle bile caydıran, gerektiğinde canını ortaya koyan bir vakar çizgisinin adısınız. Bu çizginin mayasında iman, sadakat, sabır ve disiplin vardır. Bizim medeniyetimizde görev, bir makam meselesi olmaktan ziyade bir emanettir. Emanet; ehline verilir, hakkıyla taşınır, duasıyla korunur. Bu yüzden JÖAK demek; Allah’ın izniyle, milletin duasını omzunda taşımak demektir.” ifadelerini kullandı.

AdminAdmin