ureticihaber.com
ureticihaber.com
KÖŞE YAZISI

Tedarik Zincirinde Vize Duvarı

Hasan Yayla Hasan Yayla Yazarın tüm yazıları
03-11-2026 01:00 3 dk okuma
Paylaş:

 Uluslararası ticaretin çarkları dönerken, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan pencerelerinde uzun ve sancılı bir bekleme hikâyesi yazılıyor. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mal ticareti yüz milyarlarca avroluk devasa rakamlara ulaşmışken, bu ticareti omuzlayan profesyonel tır sürücülerimiz ne yazık ki bürokrasinin ve vize engellerinin gölgesinde mücadele veriyor. 

 Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras’ın Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda dile getirdiği feryat, aslında sadece bir sektörün değil, üretenden ihraç edene kadar tüm Türkiye’nin ortak sesini yansıtıyor. Geçerli vizesi, hazır evrakı ve dorsesindeki yüküyle yola çıkan bir sürücünün "90 günlük kalış süresini doldurduğu" gerekçesiyle sınırdan geri çevrilmesi, kabul edilebilir bir durum olmaktan çoktan çıkmıştır.

 Sayın Aras’ın da vurguladığı gibi: “Sürücü turist değildir!” Turistik bir seyahat ile küresel tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan profesyonel bir meslek icrasını aynı kefeye koymak, günümüz ticaret dinamikleriyle hiçbir şekilde bağdaşmıyor. Sürücünün gümrük kapılarında, kuyruklarda ve yükleme-boşaltma noktalarında harcadığı her dakika, aslında onun helal kazancını ve çalışma hakkını eritiyor. Aracının ve yükünün başından bir an olsun ayrılamayan bir emekçinin, bekleme süreleri yüzünden vize cezalısı durumuna düşürülmesi en başta insan haklarına ve ticaretin ruhuna aykırıdır. Schengen coğrafyası genişlerken sürücülere tanınan kalış hakkının yerinde sayması, sahada telafisi güç mağduriyetler yaratmaktadır.

 Sınırdan geri çevrilen sadece tek bir araç ya da sürücü değil, iki kıta arasındaki karşılıklı ticarettir. Yük, tır ve sürücü birbirinden ayrılamaz bir bütündür; birini durdurduğunuzda teslimat bekleyen fabrikayı, bandı duran üreticiyi ve rafta mal bekleyen tüketiciyi de engellemiş olursunuz. Unutulmamalıdır ki Türkiye ile AB arasındaki ticarette Avrupa tarafı net bir fazla vermekte, kendi ürettiği malları da yine bizim taşıyıcılarımız aracılığıyla pazarla buluşturmaktadır. Dolayısıyla Türk sürücüsünün önüne konulan her engel, aslında Avrupa’daki üreticinin ve ihracatçının da kendi ayağına sıkması anlamına gelmektedir.

 Bu kronikleşen sorunun çözümü adına devletimizin üst kademelerinde yürütülen diplomasi trafiği ise sektöre moral vermektedir. Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan ve Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat’ın Bulgaristan makamları ve AB Delegasyonu nezdinde yürüttüğü temaslar, sorunun ulusal bir milli mesele olarak ele alındığını gösteriyor. UND Başkanlar Kurulu ile yapılan istişareler ve kamu ile özel sektörün tek bir vücut halinde hareket etmesi, diplomatik kanalların daha etkin işlemesine olanak sağlıyor. Ankara'nın ve sektör temsilcilerinin kararlı duruşu, tıkalı yolların açılması yolunda en büyük güvencemizdir.

 Çözümün kalıcı hale gelmesi için taşımacılık sektörünün realitiesine uygun, esnek ve akılcı adımların atılması şarttır. Sürücülere her girişte 30 güne kadar kalış hakkı tanınması, uzun süreli ve çok girişli C tipi vizelerin önünün açılması gibi pratik düzenlemeler, kalıcı çözüme ulaşana kadar nefes aldıracaktır. Brüksel’de ve Avrupa Parlamentosu nezdinde sürdürülen girişimler ile IRU çatısı altında yürütülen uluslararası dayanışma, bu haklı talebin küresel ölçekte karşılık bulmasını sağlayacaktır. Artık günü kurtaran geçici çözümlere değil, öngörülebilir ve sürdürülebilir kurallara ihtiyaç duyulmaktadır.

 Öte yandan karayolu sınır kapılarındaki tekilleşmeyi kırmak ve alternatif rotalar oluşturmak da kaçınılmaz bir zorunluluktur. Yalova–Köstence ve Karasu çıkışlı Ro-Ro hatlarının devreye alınması, Macaristan gibi kritik transit geçiş noktalarındaki belge krizlerinin kalıcı olarak çözülmesi ve kapılarda "tek otorite" modeline geçilmesi lojistik akışımızı hızlandıracaktır. Dijitalleşmenin ve yapay zekânın lojistik sektörünü kökten dönüştürdüğü bu yeni çağda, sınır kapılarında saatlerce, günlerce beklemek kabul edilebilir bir tablo değildir. Sahadaki fiziksel altyapının iyileştirilmesi ve komşu ülkelerle koordinasyonun artırılması, zaman kaybını en aza indirecektir.

 Üretimin ve ihracatın sürdürülebilirliği, lojistik ağlarımızın ne kadar güçlü ve kesintisiz işlediğiyle doğrudan ilgilidir. Sürücülerimizin hak ettiği çalışma koşullarına kavuşması; sanayicimizin, ihracatçımızın ve ülke ekonomimizin geleceği demektir. Sınır kapılarındaki bekleme çilesine son verilmesi, hem Türk nakliye sektörünün rekabet gücünü koruyacak hem de Türkiye-AB arasındaki ticari bağları daha sağlam temellere oturtacaktır. Şimdi yapılması gereken; sürücülerimizin yolunu, ticaretin önünü açmak ve mesleğin saygınlığına yaraşır düzenlemeleri vakit kaybetmeksizin hayata geçirmektir.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, ureticihaber.com yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Hasan Yayla — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.