ureticihaber.com
ureticihaber.com
KÖŞE YAZISI

Nereye Gidiyoruz?

İmdat Yayla İmdat Yayla Yazarın tüm yazıları
03-11-2026 08:59 4 dk okuma
Paylaş:

Sevgili Arkadaşlarım , Kıymetli Dostlarım , Canlar,

Doğruların yanlış, yanlışların doğru kabul edildiği öyle bir zaman yaşıyoruz ki, acaba biz mi yanlıştayız diye kendimi sorgulamadan edemiyorum!

Allah Resulü (s.a.v.) bize emanet bıraktığı iki hakikat, Kur’an ve Sünnet ortadayken, sorduğunda kendini Müslüman olarak tanımlayan devasa çoğunluğun olduğu bir toplumda, yaşanan bu savrulmaları sormaktan kendimi alamıyorum. Öyle bir haldeyiz ki; Allah’ın emri, Peygamberin kavli ile kurduğumuz hayatlar toplum tarafından “gereksiz” olarak algılanıyor, gayri meşru yaşam teşvik ediliyor. Kanunların aileden yana olmayıp gayri ahlaki yapıyı güçlendirdiği, iğrenç ve bir o kadar da tehlikeli bir hayatın içinde bocalıyor gençlik.

Bazen gözlerimizin gördüklerine inanamayıp tekrar bakma ihtiyacı duyuyor, duyduklarımızı kabullenmekte zorlanıp yeniden kulak kesiliyoruz. Okuduklarımızdan sonra "Bu kadar da olmaz!" dediğimiz o kadar çok ahlaksızlığa ve teşvik edilen pisliğe şahit oluyoruz ki, Rabbimizden ve insanlığımızdan utanır hale geliyoruz. Peki, toplumu ayakta tutan aileyi koruması gereken kanunlar nasıl oluyor da zina edeni, zinaya teşvik edeni ve ahlaksızlığı yayanları koruyabiliyor? Acaba bu durumun ortaya çıkmasına sebep olanlar, "İman ettik" demekle veya namaz kılmakla bu vebalden kurtulabileceklerini mi sanıyorlar?

Eski zamanda ahlaksızlık yapmak toplumdan dışlanmaya sebep olurken, bugün zina yapanın sanki çok büyük bir iş başarmışçasına toplum tarafından saygınlık kazanması önümüzde duran en büyük tezattır. Halbuki her iman ehlinin Rabbimizin şu hükmünü bilmesi ve buna boyun eğmesi gerekir: “İman edenler arasında hayasızlığın ve çirkin işlerin yayılmasını isteyenlere dünya ve ahirette can yakıcı bir azap vardır. İşin iç yüzünü Allah bilir, siz bilmezsiniz.”

Öldüğünde cenazesi caminin önüne getirilen sözüm ona Müslüman! Senin bu ahlaksızlıklar karşısındaki tavrın nedir? "Efendim, dünyanın dibi çıktı. Düzen bozuldu. Elimizden bir şey gelmez oldu." diyen ey ???? efendi gerçekten doğru mu söylüyorsun, yoksa dibine kadar bu pisliğe mi battın?

Maalesef düşeni yemeyi kurtluk zannedip durumdan faydalanan o kadar çok karaktersiz tanıyorum ki! Adamlar kanunların arkasına sığınarak resmi yollardan pazarlamacılık yapıyorlar. Maalesef yeri geldiğinde de "Toplum da çok bozuldu" diyecek kadar ahlak abidesi kesiliyorlar. Böylelerinin yüzüne tükürmek gerekir diyeceğim ama, onu da rahmet sanmalarından korkuyorum!

Rabbimiz, yaptığı pisliği kıldıkları namazlarla örtmeye çalışanlara şöyle sesleniyor:“Vay haline o namaz kılanların ki, onlar namazlarının özünden uzaktırlar.”

Söyleyin ey Müslümanlar, bu sahtekarlığa ve bu ahlaksızlığa karşı ne zaman harekete geçeceksiniz? Bugün bizler, Doğu Türkistan ve Gazze’deki zulme "Müslüman oldukları söylenen ülkelerden ses neden çıkmıyor?" diye sorgulayacağımıza, gerçekten Müslüman ülke diye bir yer kaldı mı ve bu ülkelerin kaçta kaçında İslami ve ahlaki değerler baz alınıyor diye sormamız gerekmez mi?

Kıymetli Dostların ,Canlar

Unutmayalım ki, bir toplumda zina aleni yapılıp çoğalınca depremlerin ve fitnelerin artacağı yönündeki ilahi uyarılar hakikattir. Buradan idarecilere sesleniyorum: Toplumu bozan zina ve benzeri kötülüklerin önünü açan, bunları teşvik eden ne kadar kanun ve düzenleme varsa kaldırılsın. Topluma da sesleniyorum: Milletimizi ve geleceğimizi ahlaksızlaştıran ne kadar yapı ve teşvik varsa bunlara karşı toplumsal tepkimizi en gür sesle ortaya koyalım. Aksi takdirde, örneklerine her gün rastladığımız bu olayların kendi yuvalarımıza da sirayet etmesi kaçınılmaz bir son olacaktır.

Atalarımız ne güzel söylemiş: "Mesele yılanın başını ufakken ezmektir." Aslında atalarımızın bize miras olarak bıraktığı değerler yaşatılsaydı, bugün bizler uçkurlarımızı değil, başardığımız güzellikleri konuşuyor olurduk. Bunun yolu da insanların daha küçükten doğru değerlerle yetiştirilmesinden geçer.

Bunun tarihimizden en güzel örneklerinden birini Nasreddin Hoca’dan verebiliriz: Hoca, oğlunun eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş; çocuk giderken de ensesine bir tokat atıp: "Sakın testiyi kırmayasın!" demiş.

Bunu gören komşulardan biri sormuş: "Yahu Hocam, çocukcağız henüz testiyi kırmadı ki, neden tokat atıyorsun?"

Hoca cevap vermiş: "Testiyi kırdıktan sonra tokat atmanın ne faydası olur?"

Bugün bizim bütün derdimiz, testi kırılmadan önce doğruyu bulmak ve sizlere gerçekleri hatırlatmaktır. Yoksa olan olduktan sonra anlamanın, Firavun ‘un can çekişirken imana gelmesinden ne farkı olur?

Sevgili Arkadaşlarım , Kıymetli Dostlarım, Canlar

Allah Resulü (s.a.v.) "Hepiniz çobanlarsınız ve güttüklerinizden sorumlusunuz" buyurduğunu bilen kimseler olarak, nemelazımcılık yaparak Allah indindeki hesaptan kurtulamayacağımızı acizane hatırlatıyorum.

Biliyorum; bu gerçekleri söylemeye korkanlar, yüzleşmekten kaçanlar, umursamayanlar var. Ama unutmayın değerli dostlar, herkes yaptıklarının sonucuna göre muamele görecek. Bunun en bariz örneği, ahlaksızlıkta zirve yapmış olan Lût kavminin helakında, Lût peygamberin ve ailesinin yaşadığı sonuçtur. Rabbimiz bu ibretlik sonu bize şöyle aktarmaktadır: “Elçilerimiz Lût’a gelince, Lût onları halkın tecavüzünden koruyamayacağı endişesiyle üzüldü ve eli kolu bağlanıp göğsü daraldı. Elçiler şöyle dediler: 'Korkma, üzülme! Biz elbette seni ve aileni kurtaracağız! Ancak hanımın müstesna; o, geride kalıp helak edilenlerden olacak!”

Kimse yapılan bu ahlaksızlıklara karşı namazının, ibadetlerinin veya büyüklerinin arkasına sığınmasın. Zira Lût peygamberin karısına fayda vermeyen, Nuh peygamberin oğlunu felaketten kurtarmayan bağlar, bizi hiç ama hiç kurtaramaz.

Değerleri yok olmuş toplumların doğru tepkiler vermesini beklemek, şeytanın tövbe etmesini beklemekten farksızdır. Bu yüzden bir an önce toplumu aydınlatan her türlü kanunu, yönetmeliği ve çıkar ilişkilerini bitirip, Rabbimizin bize öğrettiği, insanın onurunu koruyan değerlerle yeniden kuşanmamız şarttır.

Rabbim bizleri ve neslimizi kendi yolundan ayırmasın ve bu gayret üzere huzuruna varan kullarından eylesin. Amin

SAYGILARIMLA VESSELAM

 

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, ureticihaber.com yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

İmdat Yayla — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.