https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/50375337f11a9d712e209980d03c198d-b2fb7858ac7271b808eb.jpg
Hasan Yayla

Okullarımıza Uzanan El...

17-04-2026 00:00 859 kez okundu.

 Bu hafta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarımıza yönelik gerçekleştirilen menfur saldırılar, sadece şiddet olayı değil, aynı zamanda toplumsal vicdanımızda açılmış ağır bir gediktir. Bir eğitim fakültesi mezunu olarak tahtanın başında, geleceği inşa etme gayesiyle verdiğimiz mücadelenin, kaba kuvvetle,silahla sekteye uğratılması kabul edilemez bir durumdur. Okullarımız, sevgi ve saygının yeşerdiği birer fidanlık olması gerekirken, şiddetin öznesi haline getirilmesi tüm eğitim camiasını derinden sarsmıştır.

​ Türk örf ve adetlerinde "öğretmen" ve "okul" kavramları her zaman mukaddes bir yere sahip olmuştur. "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" düsturuyla yoğrulmuş bir medeniyetin mirasçıları olarak, öğretmene el kaldırmak sadece bir suç değil, köklü geleneklerimize karşı yapılmış büyük bir hürmetsizliktir. Bizim kültürümüzde okul, mahallenin namusu, öğretmenin kürsüsü ise bir adalet terazisidir; bu teraziye müdahale etmek toplumsal dokumuzu temelinden sarsmaktadır.

​ Olayın faillerinin zihin yapısına baktığımızda ise, karşımıza korkunç bir empati yoksunluğu ve sorun çözme becerisinden mahrumiyet hali çıkmaktadır. Hak arama yöntemini sadece kaba kuvvette gören eline silahı alıp hiddetini ilim yuvalarına taşıyan bu zihniyet, eğitimin dönüştürücü gücüne karşı bir direnç sergilemektedir. Bu saldırgan tutum, sadece bireysel bir öfke patlaması değil, aynı zamanda cehaletin örgütlü bir cesaretle bilgiye ve düzene başkaldırmasıdır.

​ Bu tür olaylar, gelecek adına duyduğumuz endişeleri de ne yazık ki körüklemektedir. Okulun kapısından içeri şiddet girdiğinde, orada ne huzurlu bir eğitim ortamı kalır ne de sağlıklı bir nesil yetişir. Eğer bugün bir veli, dışarıdan bir şahıs veya bir öğrenci, okula elini kolunu sallayarak girip terör estirebiliyorsa, yarın çocuklarımıza aşılamaya çalıştığımız "hukuk devleti" ve "uygar toplum" idealleri inandırıcılığını yitirecektir.

​ Öğretmenlerin can güvenliğinin tartışıldığı bir ortamda, nitelikli bir eğitimden bahsetmek imkânsız hale gelmektedir. Bir öğretmenin sınıfa girdiğinde aklında ders notları yerine kapıdaki güvenlik açığı varsa, o sınıftan geleceğin bilim insanları veya sanatçıları çıkması hayaldir. Şiddetin kanıksanması ve okulların korumasız bırakılması, toplumun entelektüel sermayesine sıkılmış bir kurşun mahiyetindedir.

​ Yaşanan bu acı hadiseler, eğitimde sadece müfredatın değil, değerler eğitiminin ve toplumsal saygının yeniden ihya edilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir. Şiddet sarmalından kurtulmanın yolu, okulları sadece dört duvar ve bir çatıdan ibaret görmekten vazgeçip, buraların toplumun en güvenli kaleleri olduğunu idrak etmekten geçer. Caydırıcı cezaların yanı sıra, ailelerin de eğitimin kutsiyeti konusunda bilinçlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.

​ Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki bu saldırılar, birer asayiş vakasından çok daha fazlasıdır; bu, bir kültürün ve geleceğin imdat çığlığıdır. Bizler, kalem tutan ellerimizi şiddete teslim etmemeye kararlıyız. Ancak bu mücadelede toplumun her kesiminin, öğretmenini ve okulunu kendi onuru gibi koruması şarttır. Unutulmamalıdır ki, okulların ışıkları sönerse, tüm toplum karanlıkta kalır.

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Konya Siyasetinde 40 Bin Kilometrekare Mesaisi SAHA EXPO 2026'da Sınırları Aşıyoruz Düşük Navlun, Yüksek Enflasyon Emek ve Dayanışmanın Hikâyesi Başarı Mesai İle Değil, Kalple Ölçülür Atatürk Ve Çocuklar Algoritmaların Arasında Kalan Çocukluk Ateş Çemberinde Denge Sanatı Tapu Senedinden Anı Defterine Kendi Kayboluşumun Keşfi Türkiye’nin Yeni Dijital Eşiği Görünmez Prangalar Başarıyı Yeniden Tanımlamak Mı? Doğanın Uyanışı ve Ergenekon'un Mirası Bugün Bayram Enerji ve Lojistik Hattında Hürmüz Kıskacı İstiklal’in Sesi Türk Kültüründe Kadın Yeşil ve Mavi Bir Trakya Şehri Konya’da Gönül Sofraları Bozkırın Başkentinde Bir Cumhuriyet Hikayesi Yolun Yarısına İki Kala Anadolu'nun Kalbinde Bir Şehir Destanı Konya Bir Velespit Şehridir İnsana Hürmet ve İnsanı Dinlemek Milli İstikbalin Şafağı Durdurulamayan Zaman: 6 Şubat... Lojistik Yönetiminde Maliyet ve Sürdürülebilirlik Dengesi Terörsüz Türkiye ve Suriye’de Lojistik Dönüşüm Fatih Özgökçen’in İl Başkanlığı’nda İlk Yılı Mukaddes Sancak İçindeki Anka’yı Uyandır Akdeniz’de İkinci Yüzyıl Hamlesi Türk Asrı Kararlılığı Gerçek Haber ve Haberciler Kendi Yerini Çizen Kalemler Geleceğin Rotasını Çizmek 2026’ya Umutla Bakmak Kurumsal Hayatta Esneklik ve Hayatta Kalma Ahlakın Egemenliği Emanet ve Ahde Vefa Köprüler Kuran Miras Mevlânâ'nın Vuslat Gecesi: Şeb-i Arus Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) !? Sessiz Çoğunluk Güven İstismarı Algı, Tavır ve İşbirliği Türkiye'de Öğretmenlik Yusuf Has Hacib'den Kurumsal Dünyaya Yeşil Lojistik Konya'nın Cephe Arkası Kahramanlığı Milli Mücadele'de Konya ve Atatürk Aydınlığın Vizyonu ve Misyonu Yılmaz Bir İnsan Ne Demek Kaderin İnce İpliği Aile Dinamiklerinde Yaşa Bağlı Değişimler Lojistik Firmaları Üzerindeki Üçlü Baskı İlişkilerde Sınırlar ve Değerler Hamd ve Şükür Hayatta Ne Geç Kalmalı Ne De Erken Davranmalı Türkiye Yüzyılı Vizyonu ve Gençliğin Geleceği Zorunlu Eğitim Sisteminin Değişim Gerekliliği Menfaat ve İnsan İlişkileri Üretimin Sesi, Bir Ulusun Geleceğinin Aynasıdır Neden Beyin Göçü? Hayat Döngüsü Araftaki Renk Doğu Türkistan:Unutulmuş Bir Dramın Gölgesi Başarının Kilidi Depo ve Lojistik Operasyonlarında Kurumsallaşmak Zengezur Koridoru ve Türkiye Kuşak ve Yol Girişimi Nedir? Hak Edilmeyen Hakkın Topluma Etkisi Lojistik Ağındaki Stratejik Kilit Taş: Konya Zamanın Akışında İnsanlık Halleri Düşen Rekolte, Alarm Veren Tarım ve Gençler İdari ve Operasyonel Çalışanlar Arasındaki Uçurum Bir Yol Hikayesi Türkiye Eşittir Zamanın Çatladığı Merkez İnsanlığın Kırık Aynası: Neden Kötüye Gidiyoruz? Batık Müteahhit: Sadece İnşaat Değil, Hayatın Her Bir Köşesinde! Toksik Çalışanların Gizli Maliyeti