https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/50375337f11a9d712e209980d03c198d-b2fb7858ac7271b808eb.jpg
Hasan Yayla

İçindeki Anka’yı Uyandır

20-01-2026 00:00 1275 kez okundu.

 Sevdik aşık olduk,

 Sevildik maşuk olduk,

 Her dem yeniden doğarız,

 Kim bizden usanası.

​ Günümüzün hızla akıp giden, bizi sürekli "tüketmeye" zorlayan dünyasında, bazen durup kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: "Ben gerçekten kimim?" Asırlar öncesinden bize seslenen Yunus Emre, sadece dört mısrayla modern psikolojinin binlerce sayfalık külliyatını özetliyor. "Sevdik aşık olduk" derken aslında yaşam enerjisinin, yani bizi hayata bağlayan o temel motivasyonun kapısını aralıyor. Psikolojinin "yaşam tutkusu" dediği şey, Yunus için varoluşun ilk adımı olan aşktır.

​ "Sevildik maşuk olduk" ifadesi ise aslında modern terapilerin merkezinde yer alan "öz-şefkat" kavramının en zarif halidir. Çoğumuz kendimizi eleştirmekte usta, sevmekte ise çırağız. Oysa Yunus, sevilen (maşuk) olmanın da bu yolun bir parçası olduğunu hatırlatıyor. Kendini sevilmeye layık görmek, içindeki o değerli cevheri kabul etmek; psikolojinin "koşulsuz öz-kabul" dediği o iyileştirici eşiği aşmaktır. Sen kendini sevmeden, dünyanın seni sevmesini beklemek beyhude bir çabadır.

​ "Her dem yeniden doğarız" dizesi benim favorim. Modern nörobilim artık beynimizin esnek olduğunu ve her yaşta değişebileceğimizi (nöroplastisite) kanıtladı. Yunus ise bunu ruhsal bir devrim olarak niteliyor. Her sabah uyandığında, dünkü hatalarının, dünkü pişmanlıklarının mahkûmu değilsin. Her an, zihnindeki eski kalıpları yıkıp "yeniden doğma" şansına sahipsin. Bu, psikolojik anlamda tam bir özgürlük ilanıdır; geçmişin prangalarından kurtulup bugünün taze enerjisine kucak açmaktır.

​ Peki, neden bu kadar çabuk yoruluyoruz? Yunus, "Kim bizden usanası" diyerek aslında monotonluğa ve ruhsal çöküşe bir panzehir sunuyor. Psikolojide "akış" (flow) dediğimiz bir hal vardır; hani zamanın nasıl geçtiğini anlamadığın, yaptığın şeyle bütünleştiğin o anlar... İşte kendini sürekli güncelleyen, her an yeni bir anlam keşfeden bir ruhtan ne hayat bıkar ne de o ruh hayattan usanır. Yenilik, merak ve sürekli tekâmül (olgunlaşma), ruhsal yorgunluğun en büyük düşmanıdır.

​ Bu derin yolculukta metaforlar bizim en sadık rehberlerimizdir. Kalbini bir bahçe gibi düşün; aşk bu bahçenin suyu, yeniden doğuş ise her mevsim açan çiçekleridir. Modern psikoloji bize bu bahçedeki yabani otları (negatif düşünceleri) nasıl temizleyeceğimizi öğretirken, Yunus Emre o bahçenin sahibinin kim olduğunu hatırlatıyor. Kendini bilmek, kendi içindeki o uçsuz bucaksız evreni keşfetmek; sadece zihinsel bir süreç değil, ruhun kendi hakikatine uyanışıdır.

​ Yunus’un öğretisi ile psikolojinin buluştuğu nokta, insanın "tam ve bütün" olma arzusudur. Bizler sadece biyolojik makineler değiliz; bizler anlam arayan, sevgiyle beslenen ve sürekli dönüşen varlıklarız. Kendini bilmek, sadece zayıf ve güçlü yanlarını listelemek değildir; içindeki o kadim bilgeyle tanışmak, kendi hayatının hem şairi hem de şiiri olabilmektir. Bu yolculuk zahmetli görünse de, sonunda ulaşılan huzur her şeye değer.

​ Yazılarımı takip eden sayın okurum, bugün senin için "yeniden doğuş" günü olsun. Eski benliğini, seni aşağı çeken düşüncelerini dünde bırak. Yunus gibi "Her dem yeniden doğarız" diyerek başla güne. Unutma ki; kendini bilen, evreni bilir; kendini seven, sevginin kendisi olur. Usanmadan, vazgeçmeden, her an yeni bir "sen" inşa etmeye var mısın?

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Konya Siyasetinde 40 Bin Kilometrekare Mesaisi SAHA EXPO 2026'da Sınırları Aşıyoruz Düşük Navlun, Yüksek Enflasyon Emek ve Dayanışmanın Hikâyesi Başarı Mesai İle Değil, Kalple Ölçülür Atatürk Ve Çocuklar Algoritmaların Arasında Kalan Çocukluk Okullarımıza Uzanan El... Ateş Çemberinde Denge Sanatı Tapu Senedinden Anı Defterine Kendi Kayboluşumun Keşfi Türkiye’nin Yeni Dijital Eşiği Görünmez Prangalar Başarıyı Yeniden Tanımlamak Mı? Doğanın Uyanışı ve Ergenekon'un Mirası Bugün Bayram Enerji ve Lojistik Hattında Hürmüz Kıskacı İstiklal’in Sesi Türk Kültüründe Kadın Yeşil ve Mavi Bir Trakya Şehri Konya’da Gönül Sofraları Bozkırın Başkentinde Bir Cumhuriyet Hikayesi Yolun Yarısına İki Kala Anadolu'nun Kalbinde Bir Şehir Destanı Konya Bir Velespit Şehridir İnsana Hürmet ve İnsanı Dinlemek Milli İstikbalin Şafağı Durdurulamayan Zaman: 6 Şubat... Lojistik Yönetiminde Maliyet ve Sürdürülebilirlik Dengesi Terörsüz Türkiye ve Suriye’de Lojistik Dönüşüm Fatih Özgökçen’in İl Başkanlığı’nda İlk Yılı Mukaddes Sancak Akdeniz’de İkinci Yüzyıl Hamlesi Türk Asrı Kararlılığı Gerçek Haber ve Haberciler Kendi Yerini Çizen Kalemler Geleceğin Rotasını Çizmek 2026’ya Umutla Bakmak Kurumsal Hayatta Esneklik ve Hayatta Kalma Ahlakın Egemenliği Emanet ve Ahde Vefa Köprüler Kuran Miras Mevlânâ'nın Vuslat Gecesi: Şeb-i Arus Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) !? Sessiz Çoğunluk Güven İstismarı Algı, Tavır ve İşbirliği Türkiye'de Öğretmenlik Yusuf Has Hacib'den Kurumsal Dünyaya Yeşil Lojistik Konya'nın Cephe Arkası Kahramanlığı Milli Mücadele'de Konya ve Atatürk Aydınlığın Vizyonu ve Misyonu Yılmaz Bir İnsan Ne Demek Kaderin İnce İpliği Aile Dinamiklerinde Yaşa Bağlı Değişimler Lojistik Firmaları Üzerindeki Üçlü Baskı İlişkilerde Sınırlar ve Değerler Hamd ve Şükür Hayatta Ne Geç Kalmalı Ne De Erken Davranmalı Türkiye Yüzyılı Vizyonu ve Gençliğin Geleceği Zorunlu Eğitim Sisteminin Değişim Gerekliliği Menfaat ve İnsan İlişkileri Üretimin Sesi, Bir Ulusun Geleceğinin Aynasıdır Neden Beyin Göçü? Hayat Döngüsü Araftaki Renk Doğu Türkistan:Unutulmuş Bir Dramın Gölgesi Başarının Kilidi Depo ve Lojistik Operasyonlarında Kurumsallaşmak Zengezur Koridoru ve Türkiye Kuşak ve Yol Girişimi Nedir? Hak Edilmeyen Hakkın Topluma Etkisi Lojistik Ağındaki Stratejik Kilit Taş: Konya Zamanın Akışında İnsanlık Halleri Düşen Rekolte, Alarm Veren Tarım ve Gençler İdari ve Operasyonel Çalışanlar Arasındaki Uçurum Bir Yol Hikayesi Türkiye Eşittir Zamanın Çatladığı Merkez İnsanlığın Kırık Aynası: Neden Kötüye Gidiyoruz? Batık Müteahhit: Sadece İnşaat Değil, Hayatın Her Bir Köşesinde! Toksik Çalışanların Gizli Maliyeti