https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/50375337f11a9d712e209980d03c198d-b2fb7858ac7271b808eb.jpg
Hasan Yayla

Algoritmaların Arasında Kalan Çocukluk

21-04-2026 00:00 547 kez okundu.

 Dürüst olayım, henüz kapıdan girince "Baba" diye boynuma atlayan bir ufaklığım yok, sorumluluğum en fazla kendi ekran süremle sınırlı. Ama dışarıdan bir gözle bakınca, şu anki ebeveynlerin işinin bizim anne babalarımızdan bin kat daha zor olduğunu görmemek için kör olmak lazım. Eskiden "çocuğum nerede?" sorusunun cevabı ya mahalledeki parktı ya da arkadaşının eviydi; şimdi ise o cevap, ucu bucağı olmayan, devasa ve biraz da tekinsiz bir dijital evrenin içinde kaybolmuş durumda.

​ Hafta sonu bir kafeye gittiğimde görüyorum; bebek arabasındaki çocuğun eline "sussun dursun" diye tableti tutuşturuyorlar. O an o çocuk aslında ebeveyninden kopup başka bir diyara göç ediyor. Biz küçükken mahalledeki bakkal amca bizi tanırdı, ailemizi bilirdi; şimdiki çocukları ise Silikon Vadisi’ndeki algoritmalar onlardan daha iyi tanıyor. Ne sevdiklerini, neye tıkladıklarını, hangi oyuncağı isteyeceklerini bir yapay zeka biliyor. Hal böyle olunca insan sormadan edemiyor: Bu çocuklar gerçekten bizim mi, yoksa veri madenciliği yapan dev şirketlerin potansiyel müşterileri mi?

​ Devletin bu hikayedeki rolü de sanki biraz "geriden takip eden hakem" gibi kalıyor. Tamam, bazı siteler engelleniyor, bazı filtreler var ama dijital dünya öyle bir yer ki, bir deliği kapatsan su başka yerden sızıyor. Devletin burada sadece yasakçı bir amca gibi değil, modern bir oyun kurucu gibi davranması gerekiyor aslında. Veri gizliliği yasalarını öyle bir sıkı tutmalı ki, bir şirketin benim gelecekteki (henüz olmayan) çocuğumun profilini çıkarıp ona göre içerik dayatması suç sayılmalı. Yani devlet, ekranın arkasındaki o görünmez elleri çocuğun üzerinden çekmekle yükümlü.

​ Bir de şu "dijital ebeveynlik" meselesi var ki, benim gibi bekarlar için bile şimdiden göz korkutucu. Biz çocukken en büyük kavgamız akşam ezanı okunmadan eve dönmemekti. Şimdiyse çocuğun cebine bir dünya bırakıyorsun ve "orada dikkatli ol" diyorsun. İyi de o dünya, bizim bildiğimiz dünyadan çok daha kalabalık ve kuralları her saniye değişiyor. Ebeveynler çocuklarını korumak istiyorlar ama karşılarındaki rakip, milyarlarca dolarlık bütçesi olan, insan psikolojisini avucunun içi gibi bilen teknoloji devleri. Bu adil bir dövüş değil ki!

​ Bence en büyük sıkıntı, çocukların dijital dünyada "kimsesiz" bırakılması. Devlet politikaları bazen çok hantal kalıyor, ebeveynler ise bazen çok yorgun. Biz gençler bile sosyal medyada yarım saat takılınca psikolojimiz bozulurken, o küçücük zihinlerin bu bombardımana maruz kalması beni gerçekten ürkütüyor. Eğer devlet, okullarda sadece Matematik-Türkçe değil de, "algoritma seni nasıl manipüle eder?" dersini vermezse, o çocuklar fiziksel olarak o evde büyüse de ruhen başka bir sistemin parçası olacaklar.

​ Düşünsenize, daha konuşmayı tam sökmeden ekranda "kaydırma" hareketini öğrenen bir nesilden bahsediyoruz. Benim gibi henüz çocuğu olmayan biri için bu durum bir yandan çok teknolojik ve havalı, bir yandan da inanılmaz derecede "Black Mirror" bölümü tadında. "Çocuklarımız bizim mi?" sorusuna verilecek en acı cevap; onların sadece bizim biyolojik kopyalarımız olup, zihinlerinin tamamen dış kaynaklı yazılımlarla formatlanması olur herhalde. Bu yüzden devletin, ailelere sadece öğüt vermeyi bırakıp, teknoloji devlerine karşı gerçek bir denetim mekanizması kurması şart.

​ Bir gün benim de çocuğum olduğunda, onun sadece benim kurallarımla değil, güvenli bir devlet zırhı ve bilinçli bir dijital çevreyle büyümesini isterim. Dijital dünya harika bir yer, kabul; ama orası sahipsiz bir orman olmamalı. Çocuklarımızı ekranlara emanet ettiğimizde içimiz rahat etmeli, "acaba şu an beyni nasıl yıkanıyor?" diye dertlenmemeliyiz. Belki de o gün gelene kadar bizlerin de biraz daha bu konulara kafa yorması, sadece ebeveynlerin değil hepimizin sorumluluğu.

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Konya Siyasetinde 40 Bin Kilometrekare Mesaisi SAHA EXPO 2026'da Sınırları Aşıyoruz Düşük Navlun, Yüksek Enflasyon Emek ve Dayanışmanın Hikâyesi Başarı Mesai İle Değil, Kalple Ölçülür Atatürk Ve Çocuklar Okullarımıza Uzanan El... Ateş Çemberinde Denge Sanatı Tapu Senedinden Anı Defterine Kendi Kayboluşumun Keşfi Türkiye’nin Yeni Dijital Eşiği Görünmez Prangalar Başarıyı Yeniden Tanımlamak Mı? Doğanın Uyanışı ve Ergenekon'un Mirası Bugün Bayram Enerji ve Lojistik Hattında Hürmüz Kıskacı İstiklal’in Sesi Türk Kültüründe Kadın Yeşil ve Mavi Bir Trakya Şehri Konya’da Gönül Sofraları Bozkırın Başkentinde Bir Cumhuriyet Hikayesi Yolun Yarısına İki Kala Anadolu'nun Kalbinde Bir Şehir Destanı Konya Bir Velespit Şehridir İnsana Hürmet ve İnsanı Dinlemek Milli İstikbalin Şafağı Durdurulamayan Zaman: 6 Şubat... Lojistik Yönetiminde Maliyet ve Sürdürülebilirlik Dengesi Terörsüz Türkiye ve Suriye’de Lojistik Dönüşüm Fatih Özgökçen’in İl Başkanlığı’nda İlk Yılı Mukaddes Sancak İçindeki Anka’yı Uyandır Akdeniz’de İkinci Yüzyıl Hamlesi Türk Asrı Kararlılığı Gerçek Haber ve Haberciler Kendi Yerini Çizen Kalemler Geleceğin Rotasını Çizmek 2026’ya Umutla Bakmak Kurumsal Hayatta Esneklik ve Hayatta Kalma Ahlakın Egemenliği Emanet ve Ahde Vefa Köprüler Kuran Miras Mevlânâ'nın Vuslat Gecesi: Şeb-i Arus Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) !? Sessiz Çoğunluk Güven İstismarı Algı, Tavır ve İşbirliği Türkiye'de Öğretmenlik Yusuf Has Hacib'den Kurumsal Dünyaya Yeşil Lojistik Konya'nın Cephe Arkası Kahramanlığı Milli Mücadele'de Konya ve Atatürk Aydınlığın Vizyonu ve Misyonu Yılmaz Bir İnsan Ne Demek Kaderin İnce İpliği Aile Dinamiklerinde Yaşa Bağlı Değişimler Lojistik Firmaları Üzerindeki Üçlü Baskı İlişkilerde Sınırlar ve Değerler Hamd ve Şükür Hayatta Ne Geç Kalmalı Ne De Erken Davranmalı Türkiye Yüzyılı Vizyonu ve Gençliğin Geleceği Zorunlu Eğitim Sisteminin Değişim Gerekliliği Menfaat ve İnsan İlişkileri Üretimin Sesi, Bir Ulusun Geleceğinin Aynasıdır Neden Beyin Göçü? Hayat Döngüsü Araftaki Renk Doğu Türkistan:Unutulmuş Bir Dramın Gölgesi Başarının Kilidi Depo ve Lojistik Operasyonlarında Kurumsallaşmak Zengezur Koridoru ve Türkiye Kuşak ve Yol Girişimi Nedir? Hak Edilmeyen Hakkın Topluma Etkisi Lojistik Ağındaki Stratejik Kilit Taş: Konya Zamanın Akışında İnsanlık Halleri Düşen Rekolte, Alarm Veren Tarım ve Gençler İdari ve Operasyonel Çalışanlar Arasındaki Uçurum Bir Yol Hikayesi Türkiye Eşittir Zamanın Çatladığı Merkez İnsanlığın Kırık Aynası: Neden Kötüye Gidiyoruz? Batık Müteahhit: Sadece İnşaat Değil, Hayatın Her Bir Köşesinde! Toksik Çalışanların Gizli Maliyeti