https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/50375337f11a9d712e209980d03c198d-b2fb7858ac7271b808eb.jpg
Hasan Yayla

Mukaddes Sancak

23-01-2026 00:00 1385 kez okundu.

"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,

 Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır." 

 Mithat Cemal Kuntay’ın bu mısraları, alelade birer söz dizimi değil; bir milletin varlık sebebinin, hürriyet sevdasının ve bin yıllık devlet geleneğinin en veciz ifadesidir. Türk milleti için bayrak, sadece bir bez parçası değil; şehitlerin son örtüsü, istiklalimizin nişanesi ve gökyüzünde dalgalanan namusumuzdur. Bu hafta Nusaybin-Kamışlı hattında şahit olduğumuz o menfur hadise, sadece bir kumaşa değil, doğrudan Türk milletinin tarihsel hafızasına ve egemenlik haklarına yapılmış alçakça bir saldırıdır.

​ Nusaybin’in hemen karşısında, sınırlarımızın dibinde cereyan eden bu provokasyon, bölgedeki şer odaklarının Türk devletinin kudretinden ne denli rahatsız olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kirli ellerin kutsalımıza uzanması, aslında o ellerin sahiplerinin ne denli bir acziyet içinde olduklarının açık bir göstergesidir. Biz biliyoruz ki o al bayrak, sadece 783 bin kilometrekarelik bir kara parçasının değil, gönül coğrafyamızın tamamının umut ışığıdır. Ona uzanan el, sadece bir sınırı değil, bir medeniyetin sabrını zorlamaktadır.

​ Bu saldırı, sıradan bir vandallık olarak geçiştirilemez. Bu vatanın bir evladı ve bir Türk milliyetçisi olarak ifade etmeliyim ki; bayrağa yapılan her saldırı, aslında vatanın bölünmez bütünlüğüne sıkılmış bir kurşun hükmündedir. Türk bayrağı, rengini şüheda kanından almışken, bu kutsalı çiğnemeye yeltenen bedbahtlar, tarihin tozlu sayfalarında yok olup gitmeye mahkûm olanlardır. Kamışlı tarafındaki bu cüretkar eylemler, bölgede oluşturulmaya çalışılan terör koridorunun ve suni oluşumların özgüveninden değil, bilakis yaklaşan sonlarının korkusundan kaynaklanmaktadır.

​ Milli şairimizin de belirttiği üzere, toprağı vatan kılan şey, onun uğruna can verebilme iradesidir. Bugün Nusaybin sınırında görev yapan Mehmetçik, o mısraların ete kemiğe bürünmüş halidir. Sınır hattımızda rüzgarla dans eden al sancak, dosta güven verirken; hainin bağrına saplanan bir hançer gibi durmaktadır. Bizler için vatan, bir harita bilgisi değil, bir yemin meselesidir. Bayrağımıza el uzatanlar, o yeminin ne kadar ağır bir bedeli olduğunu tarih boyunca defalarca tecrübe etmişlerdir.

​ Dış mihrakların maşası haline gelmiş grupların, sınırımızın sıfır noktasında sergiledikleri bu tiyatro, Türkiye’nin bölgesel gücünü kırmaya yöneliktir. Ancak unuttukları bir gerçek var: Türk milleti, "bayrak inmez, ezan dinmez" düsturunu sadece bir slogan olarak değil, bir yaşam biçimi olarak benimsemiştir. Nusaybin’den Kamışlı’ya bakarken gördüğümüz tek şey, geçici bir toz bulutudur; o toz bulutu dağıldığında geriye yine sadece ay yıldızın şanlı gölgesi kalacaktır.

​ Buna benzer hain eylemlere prim vermeden, vücudumuzun tüm hücreleriyle haykırmak gerekir ki; bu tip saldırılar milli birliğimizi zayıflatmak bir yana, daha da perçinlemektedir. Milli refleksle olayları analiz ederken, satır aralarına gizlenen nefreti okumak zor değil. Fakat bu nefretin karşısında duran çelikten iradeyi de herkes görmek zorundadır. Bayrağa uzanan kirli eller, o bayrağın gölgesinde hesap vermeye mahkûmdur.

​ Nusaybin-Kamışlı hattındaki o hain saldırıya lanet okurken, devletimizin bekası için her şartta bayrağımızın ve milli-manevi bütün değerlerimizin yanında olduğumu bir kez daha vurguluyorum. Topraklarımızı vatan yapan o asil kan, damarlarımızda hala aynı hararetle akmaktadır. Türk milleti var oldukça o bayrak inmeyecek, o topraklar sahipsiz kalmayacaktır. Çünkü biz biliyoruz ki; bayrak düştüğü yerden değil, onu yeniden ayağa kaldıracak olan imandan güç alır.

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Konya Siyasetinde 40 Bin Kilometrekare Mesaisi SAHA EXPO 2026'da Sınırları Aşıyoruz Düşük Navlun, Yüksek Enflasyon Emek ve Dayanışmanın Hikâyesi Başarı Mesai İle Değil, Kalple Ölçülür Atatürk Ve Çocuklar Algoritmaların Arasında Kalan Çocukluk Okullarımıza Uzanan El... Ateş Çemberinde Denge Sanatı Tapu Senedinden Anı Defterine Kendi Kayboluşumun Keşfi Türkiye’nin Yeni Dijital Eşiği Görünmez Prangalar Başarıyı Yeniden Tanımlamak Mı? Doğanın Uyanışı ve Ergenekon'un Mirası Bugün Bayram Enerji ve Lojistik Hattında Hürmüz Kıskacı İstiklal’in Sesi Türk Kültüründe Kadın Yeşil ve Mavi Bir Trakya Şehri Konya’da Gönül Sofraları Bozkırın Başkentinde Bir Cumhuriyet Hikayesi Yolun Yarısına İki Kala Anadolu'nun Kalbinde Bir Şehir Destanı Konya Bir Velespit Şehridir İnsana Hürmet ve İnsanı Dinlemek Milli İstikbalin Şafağı Durdurulamayan Zaman: 6 Şubat... Lojistik Yönetiminde Maliyet ve Sürdürülebilirlik Dengesi Terörsüz Türkiye ve Suriye’de Lojistik Dönüşüm Fatih Özgökçen’in İl Başkanlığı’nda İlk Yılı İçindeki Anka’yı Uyandır Akdeniz’de İkinci Yüzyıl Hamlesi Türk Asrı Kararlılığı Gerçek Haber ve Haberciler Kendi Yerini Çizen Kalemler Geleceğin Rotasını Çizmek 2026’ya Umutla Bakmak Kurumsal Hayatta Esneklik ve Hayatta Kalma Ahlakın Egemenliği Emanet ve Ahde Vefa Köprüler Kuran Miras Mevlânâ'nın Vuslat Gecesi: Şeb-i Arus Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) !? Sessiz Çoğunluk Güven İstismarı Algı, Tavır ve İşbirliği Türkiye'de Öğretmenlik Yusuf Has Hacib'den Kurumsal Dünyaya Yeşil Lojistik Konya'nın Cephe Arkası Kahramanlığı Milli Mücadele'de Konya ve Atatürk Aydınlığın Vizyonu ve Misyonu Yılmaz Bir İnsan Ne Demek Kaderin İnce İpliği Aile Dinamiklerinde Yaşa Bağlı Değişimler Lojistik Firmaları Üzerindeki Üçlü Baskı İlişkilerde Sınırlar ve Değerler Hamd ve Şükür Hayatta Ne Geç Kalmalı Ne De Erken Davranmalı Türkiye Yüzyılı Vizyonu ve Gençliğin Geleceği Zorunlu Eğitim Sisteminin Değişim Gerekliliği Menfaat ve İnsan İlişkileri Üretimin Sesi, Bir Ulusun Geleceğinin Aynasıdır Neden Beyin Göçü? Hayat Döngüsü Araftaki Renk Doğu Türkistan:Unutulmuş Bir Dramın Gölgesi Başarının Kilidi Depo ve Lojistik Operasyonlarında Kurumsallaşmak Zengezur Koridoru ve Türkiye Kuşak ve Yol Girişimi Nedir? Hak Edilmeyen Hakkın Topluma Etkisi Lojistik Ağındaki Stratejik Kilit Taş: Konya Zamanın Akışında İnsanlık Halleri Düşen Rekolte, Alarm Veren Tarım ve Gençler İdari ve Operasyonel Çalışanlar Arasındaki Uçurum Bir Yol Hikayesi Türkiye Eşittir Zamanın Çatladığı Merkez İnsanlığın Kırık Aynası: Neden Kötüye Gidiyoruz? Batık Müteahhit: Sadece İnşaat Değil, Hayatın Her Bir Köşesinde! Toksik Çalışanların Gizli Maliyeti