https://www.ureticihaber.com/files/uploads/user/50375337f11a9d712e209980d03c198d-b2fb7858ac7271b808eb.jpg
Hasan Yayla

Kendi Yerini Çizen Kalemler

06-01-2026 00:00 1238 kez okundu.

 İnsan ilişkilerinin doğası, çoğu zaman bir labirenti andırsa da aslında oldukça basit bir matematiksel temele dayanır: Etki ve tepki. Bizler her ne kadar hayatımızdaki kişilere belirli roller biçmeye çalışsak da, uzun vadede o rolleri doldurup dolduramayacaklarına karar veren yine o kişilerin kendileridir.

 ​İlişkilerin ilk aşamasında genellikle bir "kredi" sistemi işler. Yeni tanıştığımız birine, önyargılarımızdan arınmış bir boş levha sunarız. Ancak zaman ilerledikçe, o levha karşı tarafın sergilediği davranışlarla dolmaya başlar. Verilen sözlerin tutulup tutulmaması, zor anlarda sergilenen tavır veya paylaşılan bir mutluluğa verilen samimi tepki, o kişinin hayatımızdaki konumunu sağlamlaştırır ya da sarsar.

 ​Sadece davranışlar değil, bu davranışların arkasındaki niyet de belirleyicidir. İnsan zihni, bir iyiliğin çıkar için mi yoksa gerçekten değer verildiği için mi yapıldığını sezecek kadar hassas bir radara sahiptir. İyi niyetle yapılan bir hata affedilebilirken, art niyetle örülmüş bir "doğru" hareket bile insanda mesafe koyma isteği uyandırır. Niyet, bir ilişkinin görünmez omurgasıdır ve zamanla mutlaka yüzeye çıkar.

​ Duygusal bağın en kritik bileşeni ise kuşkusuz hissettirdiklaridir. Bir insanın yanında kendinizi ne kadar güvende, ne kadar değerli veya ne kadar "kendiniz" gibi hissettiğiniz, o kişinin kalbinizdeki yerini belirleyen asıl mühürdür. Bazı insanlar varlıklarıyla huzur verirken, bazıları sürekli bir savunma mekanizması geliştirmenize neden olur. Bu hisler, mantığın ötesinde bir yerleşim planı oluşturur.

​ Çoğu zaman birini hayatımızdan çıkardığımızda veya ona mesafe koyduğumuzda kendimizi suçlu hissederiz. Oysa bu süreç genellikle tek taraflı bir karar değil, bir sonuçtur. Biz sadece, karşımızdaki kişinin uzun süredir kendi elleriyle inşa ettiği o "uzaklık" kalesinin kapılarını kapatırız. İnsanlar, nezaketleri kadar kabalıklarıyla da, ilgileri kadar ilgisizlikleriyle de aslında bize nereye ait olduklarını fısıldarlar.

 ​Bu durum, hayatın kontrolünü elimize almamızı sağlayan bir farkındalıktır. Kimseyi zorla başköşeye oturtamayacağımız gibi, hak etmeyeni de orada tutmak zorunda değilizdir. Herkes kendi hikâyesinin yazarı olduğu kadar, bizim hikâyemizdeki karakterinin de mimarıdır. Bu bilince erişmek, gereksiz hayal kırıklıklarını önler ve bize daha sağlıklı, daha dengeli sosyal çevreler kurma imkânı tanır.

​ Hayat bir sahne ise karakterlerin derinliğini ve kalıcılığını belirleyen şey bizim senaryomuzdan ziyade, oyuncuların sergilediği performanstır. İnsanları oldukları gibi kabul etmek ve onlara, kendi sergiledikleri verilere göre bir yer tahsis etmek ruhsal bir özgürlüktür. Unutmamak gerekir ki; hiç kimse bir başkasının hayatında, orayı ne kadar doldurabiliyorsa ondan fazlası olamaz.

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Konya Siyasetinde 40 Bin Kilometrekare Mesaisi SAHA EXPO 2026'da Sınırları Aşıyoruz Düşük Navlun, Yüksek Enflasyon Emek ve Dayanışmanın Hikâyesi Başarı Mesai İle Değil, Kalple Ölçülür Atatürk Ve Çocuklar Algoritmaların Arasında Kalan Çocukluk Okullarımıza Uzanan El... Ateş Çemberinde Denge Sanatı Tapu Senedinden Anı Defterine Kendi Kayboluşumun Keşfi Türkiye’nin Yeni Dijital Eşiği Görünmez Prangalar Başarıyı Yeniden Tanımlamak Mı? Doğanın Uyanışı ve Ergenekon'un Mirası Bugün Bayram Enerji ve Lojistik Hattında Hürmüz Kıskacı İstiklal’in Sesi Türk Kültüründe Kadın Yeşil ve Mavi Bir Trakya Şehri Konya’da Gönül Sofraları Bozkırın Başkentinde Bir Cumhuriyet Hikayesi Yolun Yarısına İki Kala Anadolu'nun Kalbinde Bir Şehir Destanı Konya Bir Velespit Şehridir İnsana Hürmet ve İnsanı Dinlemek Milli İstikbalin Şafağı Durdurulamayan Zaman: 6 Şubat... Lojistik Yönetiminde Maliyet ve Sürdürülebilirlik Dengesi Terörsüz Türkiye ve Suriye’de Lojistik Dönüşüm Fatih Özgökçen’in İl Başkanlığı’nda İlk Yılı Mukaddes Sancak İçindeki Anka’yı Uyandır Akdeniz’de İkinci Yüzyıl Hamlesi Türk Asrı Kararlılığı Gerçek Haber ve Haberciler Geleceğin Rotasını Çizmek 2026’ya Umutla Bakmak Kurumsal Hayatta Esneklik ve Hayatta Kalma Ahlakın Egemenliği Emanet ve Ahde Vefa Köprüler Kuran Miras Mevlânâ'nın Vuslat Gecesi: Şeb-i Arus Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) !? Sessiz Çoğunluk Güven İstismarı Algı, Tavır ve İşbirliği Türkiye'de Öğretmenlik Yusuf Has Hacib'den Kurumsal Dünyaya Yeşil Lojistik Konya'nın Cephe Arkası Kahramanlığı Milli Mücadele'de Konya ve Atatürk Aydınlığın Vizyonu ve Misyonu Yılmaz Bir İnsan Ne Demek Kaderin İnce İpliği Aile Dinamiklerinde Yaşa Bağlı Değişimler Lojistik Firmaları Üzerindeki Üçlü Baskı İlişkilerde Sınırlar ve Değerler Hamd ve Şükür Hayatta Ne Geç Kalmalı Ne De Erken Davranmalı Türkiye Yüzyılı Vizyonu ve Gençliğin Geleceği Zorunlu Eğitim Sisteminin Değişim Gerekliliği Menfaat ve İnsan İlişkileri Üretimin Sesi, Bir Ulusun Geleceğinin Aynasıdır Neden Beyin Göçü? Hayat Döngüsü Araftaki Renk Doğu Türkistan:Unutulmuş Bir Dramın Gölgesi Başarının Kilidi Depo ve Lojistik Operasyonlarında Kurumsallaşmak Zengezur Koridoru ve Türkiye Kuşak ve Yol Girişimi Nedir? Hak Edilmeyen Hakkın Topluma Etkisi Lojistik Ağındaki Stratejik Kilit Taş: Konya Zamanın Akışında İnsanlık Halleri Düşen Rekolte, Alarm Veren Tarım ve Gençler İdari ve Operasyonel Çalışanlar Arasındaki Uçurum Bir Yol Hikayesi Türkiye Eşittir Zamanın Çatladığı Merkez İnsanlığın Kırık Aynası: Neden Kötüye Gidiyoruz? Batık Müteahhit: Sadece İnşaat Değil, Hayatın Her Bir Köşesinde! Toksik Çalışanların Gizli Maliyeti