ASAYİŞ

Sinan Ateş’e Suikastın Sanığı Doğukan Çep, Cinayeti Ben Azmettirdim

Eski Ülkü Ocakları Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş'in öldürülmesine ilişkin 22 sanığın yargılanmasına bugün başlandı.

Sinan Ateş’e  Suikastın Sanığı Doğukan Çep, Cinayeti Ben Azmettirdim

Mahkeme, MHP'nin suçta zarar görme sıfatı bulunmadığından katılma talebini reddetti. 22 sanıklı davada, sanıklar Eray Özyağci ile Vedat Balkaya'nın savunmaları alındı. Suikastının sanığı Doğukan Çep ise "Cinayeti ben azmettirdim" ifadelerini kullandı. Dava yarın saat 09.00'da görülmeye devam edecek

DERVİŞOĞLU: CİNAYET ORTADA KALMAYACAK

İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu,  Sinan Ateş cinayeti davasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu,  davayı, herhangi bir siyasi kimliğin sahibi olmadan, kendi dönemlerinin ülkü ocakları genel başkanlarıyla takip ettiklerini söyledi.

Vicdanların adalette öksüz bırakıldığını ifade eden Dervişoğlu, şöyle konuştu:

Bugün gördük ve anladık ki iddianamenin yetersizliği üzerine bir de duruşmanın sulandırılmasına yönelik birtakım adımlar atılıyor. Şartlar ne olursa olsun adalet elbet bir gün tecelli edecektir. Bu cinayet ortada kalmayacaktır. 'Ya adalet ya kıyamet' demeye devam edeceğiz.

"ÜLKÜ OCAKLARI İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME YOK"

 

Mevcut ülkü ocakları başkanlarına ilişkin soru üzerine Dervişoğlu, "Ülkü ocaklarının sağlam damarını temsil ediyoruz. Onlarla ilgili bir değerlendirme yapmayacağım." dedi.

DOĞUKAN ÇEP: CİNAYETİ BEN AZMETTİRDİM

Sinan Ateş cinayetini azmettirdiğini iddia eden sanık Doğukan Çep, “Cinayeti ben azmettirdim. Bir gün sabah namazını kılarken Ateş'le yan yana namaz kıldık. 2013'te dosyam vardı, ceza aldım. Ateş'e ‘bana yardımcı olabilir misin?' dedim. Ateş de ‘ne demek yardımcı olurum' dedi. 2020 yılında telefon çaldı. ‘Kanalı buldum dosyayı halledecekler, 1 milyon lira istiyorlar' dedi. Ben o kadar bulamam abi dedim. ‘200 bin peşinat verelim geri kalanı hallederiz' dedi.

 

"BİR BAKTIM ÖLMÜŞ"

Parayı verdim ayrıldık. 2021 yılında tekrar telefonum çaldı. ‘Kardeşim 200 bin lira daha lazım aynı kişiler değil, farklı kişilere vereceğiz' dedi. Borç harç hallettim verdim. ‘İş uzun sürebilir ama hallolacak' dedi.

2022 yılında artık sona yaklaştık. ‘Paranın tamamını vermen lazım Ankara'ya gelebilir misin?' dedi, Ankara'ya geldim. Parayı verdim. Aralık ayı başlarında aradım. ‘Haber bekliyorum ben de' dedi. ‘Abi hani sonuna gelmiştik' dedim. Daha sonra tekrar aradım, açmadı. Paraya el koydu diye düşündüm. Bende bunu ayaklarından vuracağım dedim. Ben öldürmeye gönderseydim öldürmeye gönderdim derdim. Ben gerçekten ayaklarından vurdurmak istedim. Bir baktım ölmüş, istemediğim bir şeydi üzüldüm” ifadelerini kullandı.

Sanık Doğukan Çep, beyanına "Suikast yapmaya gelen adam ayaklarına sıkmaz, gelir arkasından, sırtından atarım. Kimse de görmez" diye ekledi. Çep ayrıca maktul Ateş'in gövdesine isabet eden kurşunun Selman Bozkurt'un silahından çıktığını iddia ederek, araştırılmasını mahkemeden talep etti.

VEDAT BALKAYA SAVUNMASINI YAPTI

Duruşmada savunma yapan ikinci sanık, cinayette kullanılan motosikleti süren kişi olan Vedat Balkaya oldu.

Olay tarihinden bir süre önce cezaevinden çıktığını, iş bulma konusunda zorluk çektiğini anlatan Balkaya, sanıklardan Doğukan Çep'in "uyuşturucudan uzak durması" şartıyla motor alabileceğini söylediğini, kendisine verdiği sözü tuttuğunu belirtti.

Çep'in kendisine bir miktar para ve 2-3 tane de motosiklet ilanı attığını ifade eden Balkaya, bir süre sonra motoru aldığını, motoru aldıktan bir gün sonra sanık Çep'in kendisini aradığını anlattı. Sanık Balkaya, "Ataşehir'de buluştuk. 'Ankara'da birinden alacağım var, Eray'ı Ankara'ya götürecek araba var ama getirecek kişi yok.' dedi. Bunun üzerine yardım amaçlı sabah 6 suları Ankara'ya vardım." sözlerini sarf etti.

 

"SİLAH SESİ DUYARSAN KORKMA"

Sanık Vedat Balkaya, olay gününe ilişkin şunları anlattı:

"Ayın 30'unda öğlen 12.30 sularında Eray beni uyandırdı. 'Alacağımız olan kişi gelmiş, almaya gidiyoruz acele et' dedi. Eray arkama bindi, beni yönlendirdi, Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi üzerinde indirdim. Bana, 'Silah sesi duyarsan korkma.' dedi. Bunun üzerine Doğukan'ı aradım, bir sıkıntı olup olmadığını sordum. Bir süre orada bekledim, sonra Eray bir hışımla geldi. Eray'ın yönlendirmesiyle yaklaşık yarım saat gittikten sonra bir Petrol Ofisi'ne gittik. Eray iner inmez kaskı fırlattı. 'Benimle İstanbul'a gelmeyecek misin?' dedim. 'Gelmeme gerek kalmadı, sen devam et, İstanbul'da görüşürüz.' dedi. Kendisini bekleyen arabaya bindi ve gitti."

"BİRİNİN ÖLDÜRÜLECEĞİNİ BİLMİYORDUM"

Sanık Balkaya, olay tarihinden önce Ateş'i tanımadığını, öldürülmesinden de haberdar olmadığını ileri sürdü.

Balkaya, "Bana alacak verecek meselesi dediler. Vurulma olayı deselerdi cezaevinden yeni çıkmış biri olarak asla yardım etmezdim. Doğukan'ı aradım, Eray tedirgindi, bir şey olduysa bana söyleyin dedim. Ben bu olayın aslını Kocaeli Emniyet Müdürlüğünde öğrendim. Eray'ın birini vurduğunu orada öğrendim. Beni buraya kandırarak getirdiler. Ben Sinan Ateş'i tanımıyorum, sosyal statüsünü bilmiyorum. Burada birinin vurulacağını, öldürüleceğini bilmiyordum." savunmasını yaptı.

Sanık Balkaya, suçsuz olduğunu iddia ederek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

ERAY ÖZYAĞCİ'NİN SAVUNMASI ALINDI

22 sanıklı davada, sanıklar Eray Özyağci ile Vedat Balkaya'nın savunmaları alındı.

Duruşmada ilk savunması alınan tutuklu sanık tetikçi Eray Özyağci, dosyanın sanıklarından Doğukan Çep'in, kendisine, "Sinan Ateş bir dava dosyası için bana söz verdi. Benden para istedi, gönderdim ama sözünü tutmadı." dediğini öne sürdü.

Çep'in, dolandırıldığı için öfkelendiğini söylediğini iddia eden Özyağci, "Ona, 'Abi, sen beni biliyorsun. Sen ayarla ben ayaklarından vururum' dedim. Daha sonra Suat Kurt'u aradım. Ona 'Ankara'da bir hasmım var ayaklarından vuracağım yardım eder misin?' dedim. O da kabul etti." ifadesini kullandı.

"REİSİ VURDUK' DİYE BİR SES DUYDUM"

Ankara'ya gitmesinin ardından cinayet anında motosikleti kullanan sanık Vedat Balkaya'yla buluştuğunu söyleyen Özyağci, olay gününü şu sözlerle anlattı:

"Vedat'a, Doğukan abinin alacak meselesi için biriyle görüşeceğimi, silah sesi duyması halinde korkmayıp beklemesini söyledim. Sonra kafeye oturup Doğukan abimden haber bekledim. Beni arayıp 'Sinan Ateş'in yanında iki kişi var. Ayaklarından vur uzaklaş, diğerleriyle uğraşma' dedi. Yukarıdan aşağıya üç kişinin geldiğini gördüm. Sinan Ateş'in ayaklarına sağlı, sollu ateş ettim ve sonra kaçmaya başladım. Bir kişi, hedef gözetmeksizin ateş etmeye başladı. Ben de onlara ateş ettim. Daha sonra 'reisi vurduk, reisi vurduk' diye bir ses duydum."

"SADECE AYAKLARINA SIK DEMEDİM Mİ?"

Özyağci, kendisini bekleyen motosiklete binerek, Çep'in daha önce kendisine gönderdiği Gölbaşı'ndaki konuma gittiklerini kaydetti.

Araçta daha önceden tanıdığı "Mustafa Kemal" isimli kişinin olduğunu söyleyen Özyağci, araca binmesinin ardından Çep'i aradığını belirterek, "Ona, 'Abi ben ayaklarına doğru sıktım ama 'reisi vurduk' diye bağırdılar. Bunda başka bir iş olmasın' dedim. Bana, 'Mustafa Kemal'le Gölbaşı'ndaki yere gidin, kafanıza göre iş yapmayın' dedi. Kimin olduğunu bilmediğim bir eve gittik. Doğukan abi, 1 saat sonra yine aradı ve 'Sinan Ateş ölmüş. Sana sadece ayaklarına sık demedim mi? dedi. Ben de adamı öldürmediğimi, ayaklarına sıktığımı söyledim. Bana kızıp telefonu kapattı. Akşam bir daha aradı ve 'Vedat yakalandı İstanbul'a gitmeyin. Birkaç gün misafir kalın' dedi. 4 güne yakın Gölbaşı'ndaki evde kaldık." savunmasını yaptı.

BOTLA YUNANİSTAN'A KAÇTI

Sanık Eray Özyağci, cinayetten 4 gün sonra Mustafa Kemal ismindeki arkadaşının yardımıyla araç bagajında İzmir'e götürüldüğünü anlattı.

Bir villada yaklaşık 1 ay saklandığını anlatan Özyağci, şunları söyledi:

"Mustafa Kemal, 'botu ayarladım, seni Edirne'den yurt dışına çıkaracağız' dedi. Sonra beni bagaja soktular ve Edirne'ye bu şekilde gittim. Bagajdan indirdiklerinde 'biz yoldayken deprem oldu, o yüzden yol boştu' dedi. Beni bekleyen kişilerle botla nehre indim. Orada, bizim askerlerimiz ateş etti. Herkes panik oldu ben de direk suya atladım. Yüzerek Yunanistan'a çıktım. Birkaç saat yürümemin ardından Yunanistan askerleri yakaladı. Türk olduğumu, terörist olmadığımı söyledim. Beni kelepçeleyip dövmeye başladılar. Sonra beni botla sınır hattımıza attılar. Orada teslim oldum."

Daha sonra Ankara Emniyetine teslim edildiğini, emniyet sorgusunun ardından savcılığa sevk edildiğini belirten Özyağci, şu iddialarda bulundu:

"Orada üç savcıya ifade verdim. Savcı Durmuş Ali Kaya, 'Bize hikaye anlatma. Bu işin siyasi olduğunu düşünüyoruz. Devlet Bey'den talimat aldıysan bizi uğraştırma. MHP'den iki, üç yöneticinin ismini ver seni kurtaralım. Seni içeride de dışarıda da koruyacağız. Sana insan ve araç fotoğrafları göstereceğiz. Bunları onayla yeter' dedi. Ben bunları duyunca şok oldum. 'Böyle iftiralara alet olmam. Beni neden böyle bir şeye alet etmeye çalışıyorsunuz? dedim. Ondan sonra iyice öfkelendi. Yanıma geldi ve fotoğraflar göstermeye başladı. Tanımadığımı söyledim. Sonra araçlar gösterdi. 'Bunlara binmedim' dedim. Bana, 'Öldürülmekten korkmuyor musun?' dedi. Ben de 'Ölüm kalım triplerim olsa bu işi yapmazdım' dedim. 'Ben bu dosyanın kalemşoruyum. Her türlü müdahaleyi yapacağım. Seçimden sonra herkes görecek' dedi. Bana gösterilen fotoğraflar ve araçları sonradan medyadan gördüm."

Sanık Eray Özyağci'nin savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi.

Özyağci, İstanbul'dan ayrılmadan önce sanık Çep'in wi-fi cihazı verip vermediği sorusu üzerine, "Hatırlamıyorum." dedi.

Olay gününden önce Ateş'in ofisinin olduğu bölgeye gittiği hatırlatılarak, adresi kimden aldığı sorulan Özyağci, "Abim bana ne diyorsa onu yaptım." ifadesini kullandı. Sanık Özyağci, olayda kullanılan silahı nereden temin ettiğine ilişkin soruya, "Benim yıllardır tabancam var zaten, parasını verip temin etmiştim." cevabını verdi.

 

AYŞE ATEŞ'TEN AÇIKLAMA

Duruşma sürerken Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş, X hesabından bir paylaşım yaptı ve şu ifadeleri kullandı:

"Günlerdir MHP MYK üyeleri, Ülkü Ocakları yöneticileri, kiralık kalemler ve trol hesaplar tarafından ortaya sürülen ve dosyadaki delillerle uyuşmayan iddialar ve bugün de duruşma salonunda tutuklular tarafından bu iddialarla bire bir örtüşen ifadelerle topyekûn sergilenen kumpas tiyatrosu… Anlaşılan o ki bu siyasi cinayetin kökleri düşündüğümüzden daha derinde.

Berrak suyu bulandırmak, zaman kazanmak, mağduriyet devşirmek istediklerini biliyorduk. Ama ne gizlemeye çalıştıklarını, kimi, kimleri korumak için çabaladıklarını henüz tam olarak bilmiyoruz.

Bu yüzden yargının önüne set çekilmemesi, 17 kişi hakkında yürütülen soruşturmanın bir an önce derinleştirilip tamamlanması ve bu siyasi cinayetin kime, nereye kadar uzanıyorsa uzanması tek temennimizdir.

Sincan’dayız. Adil bir yargılama neticesinde bütün gerçekleri öğreneceğimize inanıyor, adaletin tecelli etmesini bekliyoruz.

Adaletsiz geçirecek bir güne daha tahammülümüz olmadığını da tekraren ifade ediyoruz."

ÜMİT ÖZDAĞ: KAMU VİCDANINDA ÇOK DERİN YARA

Duruşmayı izlemek üzere gelen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da gazetecilere yaptığı açıklamada, Sinan Ateş'in "Ankara'da sokak ortasında, gündüz gözüyle kameraların önünde" öldürüldüğünü anımsattı.

Özdağ, "Bu alçakça cinayetin gerçekleşmesinden bu yana ülkemizde yaşananlar hukuk devletinin nasıl tasfiye edildiğinin açık kanıtı olmak durumunda. Umudumuz bundan sonra mahkeme sürecinin hiç olmazsa belirli temel ilkeler çerçevesinde Anayasaya ve yasalara uygun yürümesi, suçluların ve gerçek suçluların adalete teslim edilmesidir. Bu olmaz ise kamu vicdanında çok derin yara açılacak" dedi.

Partisinin, olayın yaşandığı andan itibaren takipçi olduğunu belirten Özdağ, mahkeme sürecini de yakından izlemeye devam edeceklerini kaydetti.

SİNAN OĞAN DA DURUŞMADA

Sinan Oğan da Sinan Ateş davası duruşmasına geldi. Muhalefet partilerinin liderlerinin de bulunduğu bölüme oturdu.

 

Mahkeme, MHP'nin suçta zarar görme sıfatı bulunmadığından katılma talebini reddetti.

 

ÖZEL, KILIÇDAROĞLU, AYŞE ATEŞ YAN YANA

Dava başlamadan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medyadan bir paylaşım yaptı. Duruşma salonundan fotoğraf paylaşan Özel, şu mesajı yazdı:

"Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş suikasti davasını Sincan'da takip ediyoruz.

Adalet tecelli edene, suikast üzerindeki sis perdesi aralanana kadar bu davanın takipçisi olacağız.

Yanı başında olacağız demiştik, Ayşe Hanım adalet tecelli etmiştir diyene kadar yanı başındayız..."

Özel'in paylaştığı fotoğrafta eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş'in yan yana oturduğu görülüyor.

AYŞE ATEŞ: BİZE CEZAEVİ HAYATINI LAYIK GÖRDÜLER

Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş duruşma öncesi açıklama yaptı. Ateş, "1,5 aydır korumalar var. Yoğun güvenlik önlemleri altında yaşıyorum. Normal bir hayat yaşamıyorum. Evde kızlarımla yaşıyorum. Gerekli haller dışında dışarıya çıkmadan. Cezaevi hayatını maalesef bize layık gördüler. Ne diyeyim, utansınlar" dedi.

Ateş “Bizim buradan beklentimiz ve isteğimiz, ayrılan dosyadaki 17 kişi hakkında gerekli işlemlerin hızlı bir şekilde yapılması ve dosyamıza eklenmesidir. İddianamedeki boşlukların tamamlanarak yeni ve doğru bir iddianamenin yazılması ve yargılamanın hızlı bir şekilde yapılmasıdır. Hedefimize sadece suçlular var, sadece suçluların adil bir şekilde yargılanmasından başka hiçbir talebimiz bulunmamaktadır” dedi.

'BEN BUGÜNE KADAR ELİMDEKİ SOMUT DELİLLERE DAYANARAK KONUŞTUM'

Bir gazeteci tarafından Sinan Ateş'in Mersin'de yapılan bazı ticari bilgileri toplayarak istihbarat yetkilerine teslim ettiğine dair iddiaları soruması üzerine Ateş, “Bahsedilen durum iddialardan ibaret. Ben bugüne kadar elimdeki somut delillere, bilgi ve belgelere dayanarak konuştum. Bugünden sonra da öyle konuşacağım. Eğer bir gün o konuyla alakalı somut bir bilgi ve belge elimize ulaşırsa, o gün onunla alakalı da yorumumu söyleyeceğim ama şu an için böyle bir şey mevcut değil. Ancak Mersin olayı tabii ki de bizim olayımızın öncüsü, oradan başlayarak onun da değerlendirilerek oradaki ifadelerin de gerekli ifadelerin de alınarak dosyaya konulması ve hep birlikte işlem görmesi gerektiğini ben mahkeme heyetine ileteceğim” cevabını verdi.

Tehditler üzerine yaklaşık bir buçuk aydır koruma talebinde bulunduğunu ve yoğun güvenlik altında yaşadığını dile getirdi.

'BU MİLLETİN AKIL VE VİCDAN SAHİBİ FERDİ BİZİM YANIMIZDA'

Bir gazetecinin aralarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in de bulunduğu bazı siyasi isimlerin mahkemeyi takip edeceklerinin sorulması üzerine Ateş, şu ifadeleri kullandı:

“Siyasi parti Genel Başkanları ve onların arkasındaki kamuoyu da tıpkı sizler gibi bizi yalnız bırakmadı. Bu milletin akıl ve vicdan sahibi ferdi bizim yanımızda. Hepsine çok teşekkür ediyorum.”

 

SİNAN ATEŞ DAVASI BUGÜN BAŞLADI

Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş'in öldürülmesine ilişkin 22 şüphelinin yargılanmasına bugün, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki duruşma salonunda başlanacak.

İlk duruşmayı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da takip etmesi bekleniyor.

BAKAN TUNÇ: DELİLLER MAHKEMEDE TARTIŞILACAK

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu toplantısına katılmak için Meclise gelişinde gazetecilerin sorularını cevaplarken, tutuklu sanıklar bakımından dava açıldığını ifade ederek, “Dosya zaten bütün kamuoyunun gündeminde, tüm delilleriyle zaten kamuoyuyla paylaşılmış durumda. Soruşturması devam eden kişiler bakımından da süreç devam ediyor. 1 Temmuz'dan itibaren de deliller mahkemede tartışılacak, bağımsız ve tarafsız yargımız bu konuda adaleti tecelli ettirecektir” ifadelerini kullanmıştı.

BAHÇELİ: SADECE AVUKATLARIMIZ KATILACAK

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davaya partisinden sadece avukatların katılacağını söylemişti.

Bahçeli konuşmasında, “1 Temmuz 2024 Pazartesi günü başlayacak mahut cinayet davasıyla partimizi ve Ülkü Ocaklarını ilişkilendirmek için tek ayak üzerinde kırk yalan söylerler. Söz konusu davaya sadece avukatlarımız katılacak, bunun dışında hiç kimse orada bulunmayacaktır. Herkes eteğindeki taşı döksün de şahit olalım. Kim ne biliyorsa, hangi belge, bilgi ve bulguya sahipse, mahkemeye sunsun da hepsinin ense tıraşını görelim” ifadelerine yer vermişti.

AYŞE ATEŞ: YA BİSMİLLAH YA DA EL FATİHA DİYECEĞİZ

Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ise 1 Temmuz'da görülmeye başlanacak olan dava öncesi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Unutulmasın ki bu sürecin sonunda ya bir doğum mucizesine ya da bir defin törenine şahit olacağız. Ya 'Bismillah!' diyeceğiz ya da 'Ruhuna El Fatiha!'" ifadelerini kullanmıştı.

İddianamede, tetikçi Eray Özyağcı ile onu olay yerine getiren ve kaçıran Vedat Balkaya ile Suat Kurt hakkında eylem üzerinde ortak hakimiyet ile müşterek fail olarak Sinan Ateş'e yönelik toplu halde, iştirak halinde 'tasarlayarak kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Sanıklardan 'silahlı eylemi organize ettiği' iddia edilen Doğukan Çep ve şüpheli eski Ülkü Ocakları yöneticisi Tolgahan Demirbaş'ın ise 'suça azmettiren olarak maktule yönelik toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Dosyanın sanıklarından Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Mehmet Yüce, Mustafa Uzunlar, Askın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Osman Bayraktar, Caner Güney, Umut Ersoy, Çaglar Zorlu, Aytaç Ataç, Emre Yüksel, Serdar Öktem, Erdem Karadeniz, Alper Atay, Mustafa Ensar Aykal'ın 'iştirak halinde işlenen suça yardım eden fail olarak maktule yönelik toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme' suçundan hapis cezası isteniyor.

İDDİANAMEDE NE VAR?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş'in öldürülmesine ilişkin 22 şüpheli hakkında iddianame düzenlenmişti. Başsavcılık, 30 Aralık 2022'de Ankara'nın Çukurambar semtinde Sinan Ateş'in silahla öldürüldüğü, beraberindeki Selman Bozkurt'un ise hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olaya ilişkin soruşturmayı tamamladı.

Başsavcılık, "delillerin araştırılması, dijital materyallerin inceleme süresi ve soruşturma evresinde şüphelilerin tutuklulukta geçirdikleri süreyi dikkate alarak" tutuklu 22 şüphelinin dosyasını ayırdı.

Başsavcılık, bu şüpheliler hakkında ‘tasarlayarak öldürme’, ‘öldürmeye teşebbüs’, ‘suça azmettirme’ ve ‘suça yardım etme’ suçlarından iddianame hazırlayarak Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

Olaya ilişkin hakkında işlem yapılan toplam 39 kişiden, haklarında yurt dışına çıkış yasağı getirilen diğer 17'si hakkındaki soruşturmanın ayrı bir dosya üzerinden sürdüğü öğrenilmişti.

AdminAdmin