Balkanlar’da Kalan Türk’ün Ahı

Beyza Bandırma Kelek (Eğitim Koçu)

06-10-2025 16:54

Tarih bazen sessizdir… Ama o sessizliğin içinde, binlerce çığlığın yankısı vardır. Balkan Savaşları işte öyle bir sessizliktir; Türk’ün acısının, evinden koparılışının, ezanının susturuluşunun sessizliği…

1912’de başlayan, 1913’te biten sanılan ama aslında hâlâ bitmeyen o savaş, sadece bir coğrafyanın kaybı değil, bir kimliğin paramparça oluşuydu.

Bir sabah ezanıyla uyandığı köyünden, akşam ezanında yollara düşen Türk analarının, bebeklerini kundağında toprağa bırakan göçmenlerin hikâyesidir bu. Balkan Savaşları, haritalardan silinen şehirlerin değil; yüreklerden koparılan hatıraların savaşıdır.

Rumeli Türkü’nün evine çöken yangın sadece bacasından değil, kalbinden tütmüştür. Evlad-ı Fatihan dediğimiz o yiğitler, fethettiği topraklarda doğmuş, orada büyümüş, orada Türk kalmıştır. Ama bir sabah, minarelerinden ezan yerine ağıt yükselmiş; cami avlularında dualar değil, feryatlar okunmuştur. Üsküp’te, Manastır’da, Yanya’da, Selanik’te Türk’ün hatırası silinmek istenmiştir. Oysa oralar bizim için sadece şehir değil, tarihimizin nefesidir.

Balkan Savaşları, Türk’ün gururunu kırmak, Osmanlı’nın direncini söndürmek için planlanmış bir yıkım hareketiydi. Ancak unuttukları bir şey vardı: Türk düşse de, Türk bitmez. Bir Türk toprağını kaybedebilir ama vatan fikrini kaybetmez. Bizim için vatan, bir harita çizgisi değil; bir namus yeminidir. Ve o yemin, hiçbir zaman bozulmamıştır.

Balkanlar’dan Anadolu’ya uzanan o göç yollarında, yüzbinlerce Türk yollarda dondu, açlıktan öldü, saldırılarda can verdi. Bir bebek annesiz, bir ana evlatsız kaldı ama kimse pes etmedi. Kimse “ben Türk değilim” demedi. O soğuk gecelerde bile, sığındıkları bir çadırın köşesinde “Rabbim, devletime zeval verme” diyen bir yürek vardı. İşte o yürek bugün hâlâ bu milleti ayakta tutan ruhtur.

Biz Balkanlar’ı kaybettik ama Türk’ü kaybetmedik. Balkanlar’da kalan camilerimizin taşları yıkıldı, ama ezan sesi hâlâ göklerde yankılanıyor. Birileri unutturmaya çalışsa da, biz unutmadık, unutmayacağız. Çünkü orada bir Türk çocuğu ağladıysa, bu milletin yüreği hâlâ sızlar. Çünkü orada bir Türk kızı sürüldüyse, bu milletin onuru hâlâ kanar. Ve çünkü orada bir Türk askeri, “Ben bu toprağı Allah için, milletim için bırakmam” diyerek şehit olduysa, biz hâlâ onun yeminine sadığız.

Bugün, kimileri Balkanları turistik bir harita olarak görür. Oysa biz, her taşında bir dedemizin izini, her sokağında bir ninenin duasını görürüz. Bize göre Balkanlar, sadece kaybedilmiş bir toprak değil, Türklüğün çilesinin, sabrının ve yeniden dirilişinin destanıdır. O savaş, milletimizin kalbinde kapanmayan bir yaradır ama aynı zamanda damarlarında dolaşan bir iradedir.

Balkanlar’da Türk’e yapılan zulmü, yakılan köyleri, boğazlanan masumları anlatmaya ne kalem yeter, ne gözyaşı… Ama biz biliyoruz ki, Türk’ün kaderi ağlamak değil, yeniden doğmaktır. O gün ağlayan anaların gözyaşından, bugün yeni bir neslin azmi doğmuştur. O acılardan Cumhuriyet doğmuştur. Ve o Cumhuriyet, Balkanlar’dan gelen her bir mazlumun duasıyla büyümüştür.

Ey Türk evladı, unutma! Senin ecdadın bir zamanlar Tuna kıyılarında sabah ezanını okurdu. Bugün sen burada rahatça nefes alabiliyorsan, o ezanın bedelini kanıyla ödeyen o ecdadındır. Onların kemiklerini sızlatma, hatıralarını unutma. Unutma ki, Balkanlar sadece geçmişin değil, geleceğin de bize emanetidir.  Balkanlar’da bir yetim çocuğun gözyaşında hâlâ “Türkiye” diye yankılanan bir umut vardır. O umut sönmesin diye, biz ayaktayız, biz Türk’üz, biz varız. Ve bir gün, tarih yeniden yazıldığında, oraya şu cümle kazınacaktır: “Türk, unuttu denildiği yerde, yeniden hatırladı.”

DİĞER YAZILARI Türk Eğitiminde Kadın Girişimcinin Yükselişi 01-01-1970 03:00 Başbuğ’un İzinde Bir Ömür 01-01-1970 03:00 Hocalı Katliamı 01-01-1970 03:00 Hissedemeyenlerin Çağı 01-01-1970 03:00 Batı’nın Adası, Medeniyetin Maskesi 01-01-1970 03:00 Okul Kapısında Kalan Yarın 01-01-1970 03:00 Milliyetçilik: Slogan mı, Sorumluluk mu? 01-01-1970 03:00 Bayrağa Uzanan Niyet 01-01-1970 03:00 Bir Öğretmenin İç Sesi 01-01-1970 03:00 Öğretmenlik Onuru ve Toplumsal Hafıza 01-01-1970 03:00