GÜNCEL
Giriş Tarihi : 20-05-2026 13:22   Güncelleme : 20-05-2026 18:49

Prof. Dr. Muhittin Uysal: ‘’Sünnetsiz İslam Tartışmalarında İngiliz Parmağı’’

Prof. Dr. Muhittin UYSAL: Sünnetin dindeki otoritesinin tamamen reddi ve hadislerin külliyen inkârı İngilizlerin Hindistan’daki işgal ve sömürü dönemiyle başlamıştır. İngiltere Eski Başbakanı William Ewart Gladstone, Kur'an-ı Kerim hakkında "Bu kitap Müslümanların elinde bulundukça onlara tam olarak hâkim olamayız. Ne yapıp edip bu Kur'an'ı onların elinden almalı veya Müslümanları ondan soğutmalıyız." ifadesini kullanmıştır.

Prof. Dr. Muhittin Uysal: ‘’Sünnetsiz İslam Tartışmalarında İngiliz Parmağı’’

Gladstone’un İslam’a yaklaşımı: büyük ölçüde dönemin emperyal İngiliz bakış açısını yansıtır, dinî olduğu kadar siyasîdir.

       HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği) 'in Karatay Belediyesi Şemsi Tebrizi Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği Pazartesi Toplantıları’nda  Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhittin UYSAL “Sünnet Hadis Karşıtlığının Sebepleri “ hakkında dernek üyelerine bilgi verdi.

       Prof. Dr. Prof. Dr. Muhittin UYSAL, İslam dünyasında son iki asırdır en yoğun tartışılan meselelerden biri “hadis ve sünnetin dindeki yeri” konusu olduğunu, “İslam’ı anlamak ve yaşamak için Kur’an yeterlidir.” söylemiyle ortaya çıkan hadis karşıtı yaklaşımlar, başlangıçta münferit fikir hareketleri gibi görünse de zamanla geniş kitlelere ulaşan fikrî akımlara dönüştüğünü, geleneksel İslam anlayışını savunan âlimlere göre ise bu düşünce yalnızca ilmî bir tartışma değil, aynı zamanda İslam’ın temel kaynaklarını hedef alan büyük bir zihniyet dönüşümünü

 

ifade ettiğini söyledi.

       ÖNCE KUR’AN GELİR ANLAYIŞI

       Hz. Peygamberin (sav) söz ve davranışlarını dışlamak ve bunu “Önce Kur’an gelir.” söylemini bir perde olarak kullanarak gerçekleştirmek tarzındaki bir tutum, İslam’ın ilk yüzyılında ortaya çıkmış Abdullah b. Mes’ud (32/652), Imrân b. Husayn (52/672) ve İbn Abbâs (68/687) gibi pek çok sahabinin karşılaştığı “Bu hadislere gerek yok, bize Kur’an’dan bahsedin!” itirazları ve bu itirazlara vermiş oldukları “Allah’ın Resûlü’ne müracaat etmeden, Kur’an’da emredilen namazı bile kılamazsın.” cevapları ulemanın getirdiği deliller karşısında tutunamadığına değinen  UYSAL, Sünnet’in İslam’da Kur’an’dan sonra ikinci bağlayıcı kaynak teşkil ettiği kaidesi hep bir ittifak ve istikrar konusu olduğunu

belirtti. ''İslam’ı anlamak ve yaşamak için Kur’an yeterlidir, Hz. Peygamber’in vefatından çok sonra kaleme alınan hadislere şüpheyle yaklaşmak gerekir.'' diyen hadis karşıtlarının gerçek amacı hadis karşıtlığı her dönemde karşımıza çıksa da modern dönemde oldukça yaygınlaştı. Bunda şüphesiz şarkiyatçıların çalışmaları etkili oldu. Ne yazık ki onların yolundan giden Müslüman araştırmacılar, zamanla onlardan daha tehlikeli hale geldiler. Görevi insanlara sadece Kur’an-ı Kerim’i duyurmak değildir. Aynı zamanda onlara dini nasıl yaşayacaklarını göstermek için hem sözleri hem de uygulamalarıyla Kur’an-ı Kerim’i açıklamaktır.” görüşünü dile getirdi.

       İNGİLİZ PROJESİ

       Tarihte ilk kez modern dönemde, İngilizlerin Hindistan’ı işgal etmesiyle Allah Resûlü hedef alındı. Yapılan bir “İngiliz projesi” idi. Bu yeni grup kendilerini “Kurâniyyûn / Kur’ancılar”. sloganları “İslam sadece Kur’an’dır” idi. Dr. Tevfik Sıdkî bu başlıkta Reşid Rıza yönetimindeki Menar dergisinde makale yayımlayarak bu iddiayı ispatlamaya da çalıştı. Sünnet karşıtlığını benimseyenler ondan sonra hep onun getirdiği delilleri öne sürdüklerini vurgulayan  UYSAL, “Sünnetin dindeki otoritesinin tamamen reddi ve hadislerin külliyen inkarı ise İngilizlerin Hindistan’daki işgal ve sömürü dönemiyle başlamıştır. Askeri mücadeleyi kazanmakla yetinmeyen İngiliz aklı, dini anlayış ve uygulamaları temelinden sarsmaya yönelik hukuki, eğitsel ve kültürel adımlar atmıştır. Bölgeyi yönetme ve sömürme aracı olarak kurgulanan  kurumsal yapılanmalar bünyesinde görevlendirilip bölgede yıllarca kalan yetkililer içinde, siyasi nüfuzlarını kullanarak Hint Alt Kıtası’nda ‘Kur’an’cı’ ekolün doğuş ve gelişimine zemin hazırlayan şarkiyatçılar önemli yer tutmaktadır.”  söyleminin altını çizdi.

       DEVŞİRİLEN AHMED HAN

       UYSAL, “Hadis karşıtlığı, hadis rivayetlerinin güvenilirliğini sorgulayan veya hadisleri dinî hüküm kaynağı olarak kabul etmeyen yaklaşımları ifade eder.Bu görüşleri savunanlar genellikle hadislerin Hz. Peygamber’den uzun süre sonra yazıya geçirildiğini, rivayet zincirlerinde hata veya uydurma bulunabileceğini, dinin temel kaynağının yalnızca Kur’an olması gerektiğini ileri sürerler Sünnet olmadan: namazın uygulama şekli, zekat nisapları, hac ibadetinin ayrıntıları, birçok ahlaki ve hukuki mesele tam olarak açıklanamaz.” görüşünü  İngilizlerin “Sir” unvanı verdikleri Seyyid Ahmed Han’ın Hz. Peygambere bakışına “Nasıl ki bir postacının görevi emanet olarak taşıdığı mesajı adresine ulaştırdıktan sonra sona eriyorsa peygamberin de misyonu Allah’ın mesajını  insanlığa ulaştırdıktan sonra sona ermiştir. Problemin  seyrini izlemek bakımından  Ahmed Han iyi bir örnektir. Kırk yaşına kadar  geleneğine bağlı ve toplum tarafından takdir görüp sözüne güvenilen bir birey olarak tanınmıştır.”

       SÜNNETSİZ İSLAM

       “Mısır’da ‘Sünnetsiz İslâm’ sloganını ortaya atan ilk zat Mirza Bâkir’dir. Ondan etkilenen Tevfik Sıdkı  adındaki bir tıp doktoru, ‘İslam Kur’ân’dan İbarettir’ adlı bir makaleyi yazmıştır. Reşid Rızâa tarafından çıkarılan el-Menâr dergisinde yazdığı ‘İslam sadece Kuran’dan ibarettir’ başlıklı makalesi, büyük yankı bulmuş ve el-Menâr‘ın sayfalarında 4 yıl sürecek bir tartışmayı da başlatmıştır. Tevfik Sıdkî makalesinde, kendisi gibi düşünenleri ‘Kur’âncılar’ diye isimlendirmektedir. Peygamberin bütün yaptıkları ve söylediklerinin hiçbir bağlılığı yoktur veya sadece yaşadığı asırdaki insanları bağlar. Diğer insanlar ise, Kur’an’dan hüküm çıkararak ihtiyaçlarını giderirler.” dedi.

       GOLDZİER’İN ETKİSİ

       UYSAL, “19.yüzyılda Avrupa’da yükselen şarkiyatçılık çalışmaları içerisinde en dikkat çeken isimlerden biri olan Ignaz Goldziher, İslam dini ve hadisler üzerine ortaya koyduğu görüşlerle bugün dahi tartışılmaya devam ediyor. Macar asıllı Yahudi Araştırmacı Goldziher, Batı’daki modern İslam araştırmalarının kurucu isimleri arasında gösterilirken Müslüman dünyasında ise yoğun eleştirilerin hedefi oldu. Goldziher, genç yaşta Arapça ve İslam ilimlerine yöneldi. Kahire başta olmak üzere İslam coğrafyasına seyahat eden araştırmacı, özellikle El-Ezher Üniversitesi çevresindeki ilim halkalarını yakından takip etti. Goldziher’in en çok tartışılan görüşü hadisler üzerine oldu. Ona göre hadislerin önemli bir kısmı doğrudan Hz. Muhammed dönemine ait değildi. Şarkiyatçı araştırmacı, hadislerin büyük bölümünün daha sonraki siyasî, mezhebî ve hukukî tartışmalar sırasında şekillendiğini savundu. Goldziher, hadislere güvenilemeyeceği yönünde menfî algı oluşturan, metodik şüpheden ziyade “hadisler hakkında şüphe uyandırmayı” amaç edinen, oluşturduğu şüpheler Batı’daki hadis araştırmalarının seyrini önemli ölçüde etkileyen bir şarkiyatçıdır.Goldziher’in İslâm’ın evrenselliği ve yerelliği konusuna da böyle bir zihniyetle yaklaştığı, tebliğinde bazı isabetli değerlendirmeler yapmış olmakla birlikte eski yanlış ve hatalı görüşlerini tekrarladığı görülmektedir.” sözleriyle konuşmasını sürdürdü.

        EMPERYAL BAKIŞ AÇISI

        Gladstone’ın faaliyetlerine yer veren UYSAL, 1809-1898 yılları arasında yaşamış olup, dört dönem İngiltere başbakanı olarak 1845-1846 yıllarında ise Sömürgeler Bakanı olarak görev yapmış tanınmış bir İngiliz devlet adamı İngiltere eski Başbakanı William Ewart Gladstone, İslam dünyasında genellikle Kur'an-ı Kerim hakkındaki sert ve tartışmalı ifadeleriyle tanınır. "Bu kitap Müslümanların elinde bulundukça onlara tam olarak hâkim olamayız. Ne yapıp edip bu Kur'an'ı onların elinden almalı veya Müslümanları ondan soğutmalıyız" ifadesini kullanmıştır. Müslüman-Türk düşmanlığını koyan Gladstone, kendisini medeniyet ve insanlığın savunucusu; Türkleri ise medeniyet düşmanı olarak ilan ederek Osmanlı Devleti’ni parçalama politikalarına hukuki zemin hazırlama gayretinde olduğuna değinerek “Gladstone’un İslam’a yaklaşımı: büyük ölçüde dönemin emperyal İngiliz bakış açısını yansıtır, dinî olduğu kadar siyasîdir. 19.yüzyıl Avrupa’sında birçok siyasetçi: Osmanlı’yı Avrupa’nın önünde engel,  İslam’ı ise “geri kalmışlığın sebebi” olarak görüyordu. Türkiye’de de bunun alıcısı insanlar çıkmıştır.“ ifadelerini kullandı.

        KEVSERİ’NİN MÜCADELESİ

        Bu görüşlerini özellikle “Muhammedanische Studien” adlı eserinde ayrıntılı biçimde ele alan Goldziher, Emevî ve Abbasî dönemlerinde yaşanan siyasî çekişmelerin hadis rivayetlerini etkilediğini ileri sürdü. Ona göre bazı rivayetler, belirli mezhep veya siyasî görüşleri desteklemek amacıyla yaygınlaştırılmıştı. Osmanlı dönemi İslam âlimlerinden Muhammed Zahid el-Kevseri, Batılı oryantalist Ignaz Goldziher’in hadis ve sünnet hakkındaki yıkıcı iddialarına şiddetle karşı çıkmıştır. Kevseri, bu iddiaları körü körüne benimseyen Müslüman aydınları eleştirmiş ve Goldziher'in yöntemlerini temelden sarsan reddiyeler kaleme almıştır. Müslümanların hem Kur’an’ın hem de Allah Resulünün emirlerini yerine getirmeleri gerekir. Yoksa Kur’an’da  tekrarlanan “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” ayetine dikkat çeken UYSAL, “Sünnet olmasaydı hiçbirimiz Kur’an’ı anlayamazdık.” hadislerin amacının Kur’an ayetlerini açıklamak olduğunu hadis rivayet eden sahabeler üzerinden açıkladı

        Sünnetsiz Kur’an İslam’ı söyleminin aslında hiçbir dayanağı ve tutarlılığı olmadığına yer veren UYSAL,” Kur'an ve sünnet, Müslümanlar için olmazsa olmaz vazgeçilmez unsurlardır. Hadis karşıtlarının savunduklarının önemli bir bölümü, müsteşriklerin iddiaları ile neredeyse bire bir örtüşmektedir. Aklı başında ve samimi olan bir Müslümanın bu batıl görüşlerin peşinden gitmesi mümkün değildir. Sünnet’i reddetmek ve onu İslam’ın kaynağı olarak kabul etmemek, peygambersiz bir din tasavvur etmek demektir.“ sözleriyle konuşmasını tamamladı.

         Sohbetin soru cevap kısmından  HİSDER Başkanı Prof. Dr. Önder KUTLU, Prof. Dr. Mustafa ÇOBAN, İsmail ÖZCAN, Kuddusi UYSAL ve Mehmet Emin PARLAKTÜRK tarafından Prof. Dr. Muhittin UYSAL’a dernek plaketi  takdim edildi. Toplantı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

 

 

İmdat YAYLAİmdat YAYLA