Kusura Bakmayın Biz Buyuz

Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)

27-04-2026 16:26

İsrail, Amerika ile birlikte İran a saldırdı.

Yıllardır da Amerika ve Avrupa destekli olarak Filistin’e, Suriye’ye, Lübnan’a saldırıyor.

Saldırılar hep havadan.

Karaya indiler mi (Hanya’yı Konya’yı) görüyorlar.

Korkularından leşlerini daha alamıyorlar.

İran saldırılarında füzeli karşılıklar sonucunda birazcık akılları başlarına geldi.

Ancak, kuyruğu dik tutmayı da elden bırakmıyorlar.

Etrafa, afra- tafra satmayı da iyi beceriyorlar.

Neymiş sıra Türkiye’de imiş.

Dezenformasyon ve algı da dünya liderleri.

Yandaşları da palavralarına dahil olunca, değmeyin keyiflerine.

Ama Türkiye kimseye benzemez.

Size bir olay anlatayım da gerçek keyfiniz yerine gelsin.

Sıranın kime geleceğini iyi anlayın.

11 Ağustos 1996 yılında yolculuğa Batı Almanya'dan başlayan; Batı Avrupalı, Rum ve Yunanlı motosikletliler Kıbrıs'ta sınırları delip, Türk topraklarına girerek, Türk bayrağını indirip yerine Rum Bayrağı çekeceklerini açıkladılar. Bunlara Avrupa’nın ve ABD’nin yanı sıra Rum-Yunan Ortodoks kiliseleri de destek veriyordu.

Havaları bir milyon du.

O sıralar ABD Büyükelçisi de iki günde bir Hasan Kundakçı Paşa ya gelip, "Motosikletliler sınırınızı geçip bayrak direğinize bir bez parçası (Rum bayrağını kastediyor) asacaklar, bundan bir şey olmaz" diyordu. Kundakçı Paşa da ABD Büyükelçisine, "Öyleyse Rauf Denktaş Bey'den izin alın, ben sessiz kalayım "diyerek onlara Türk askerinin cevabını veriyordu.

Fakat Büyükelçi de diyordu ki; "O zaman KKTC'yi tanımış oluruz".

Büyükelçinin bu tavrına karşılık Kundakçı Paşa da, "O halde bizi zorlamayın. Bizim sınırımızı geçmeye kalkan kim olursa olsun KURŞUNLARIM. Onun için sakın sınırda bulunan bayrak direğine çıkıp Türk Bayrağı'nı indirmeye ve Rum bayrağı çekmeye yeltenmesinler" diye uyarıyordu.

Büyükelçiyi gönderen Hasan Kundakçı Paşa, Türk askerlerine de şöyle seslenmişti; 'Eğer sınırlarımızı bir kişi geçer, Bayrağımızı indirirse ben Türkiye'ye dönmem, dönemem. Alnıma tabancayı dayar, dokunurum tetiğe'.

11 Ağustos 1996 günü, işin ciddiyetini anlayan motosikletlilerden en az yarısı bu işlerden vazgeçiyor, ortada sadece Rum ve Yunanlılar kalıyordu. 14 Ağustos 1996 günü 35-40 fanatik Rum ve Yunanlı, sınırımızı delip Bayrağımızı indirmeye kalkınca, bayrak direğine tırmanan bir Rum, Türk Bayrağına yaklaşamadan tek kurşunla yere indirildi. Bunlara destek veren iki İngiliz askeri de kıçlarından vuruldu.

Dünyanın dikkatinin çekildiği bu olay sonunda yaşananları NAMI DİĞER TAMBURALI PAŞA şöyle anlattı.

Olaydan on dakika sonra BM Barış Gücü Komutanı Tuğgeneral ve BM Kurmay Başkanı İngiliz Albay odama geldi. İngiliz Albay, “Sayın Generalim, çok kötü şeyler oldu. Bayrak direğine çıkan bir kişi öldü ve iki de İngiliz askeri kalçasından yaralı.”

Ben de dedim ki; 'Sizi kaç gündür uyarıyorum. Bu işe mani olabilirdiniz, olmadınız. Üstelik o vurulan İngiliz askerleri de motosikletli fanatiği direğe doğru yönelttiler. Engel olabilirlerdi, olmadılar. Merak etmeyin Albayım, biz iki sümüklü İngiliz askerini uyardık. İsteseydik öldürebilirdik, sadece uyardık, öldürmedik. Onun için kalçalarından kurşunladık.'

BM Kurmay Başkanı Albay: ‘Ölebilirlerdi Generalim, diye yüksek sesle konuşup küstahlaşınca, Kundakçı Paşa odadaki havalı tabancayı alır. Albaya der ki; 'Yan taraftaki hedefi yenile'. Albay şaşkındır ama hedefi yeniler. Paşa, 25 metreden 5 el ateş eder, 'Oku puanları der. Puanlar okunur 50 üzerinden 5 kurşun da 49'a isabet etmiştir... Biraz önce küstahça konuşan İngiliz Albay şaşırır ve susar.

Korgeneral Kundakçı devam eder, "Şimdi anladınız mı?.. Türk Bayrağını indirmek isteyeni şah damarından vurup öldürmek istedik, öldürdük. Sizin iki İngiliz'i öldürmek istemedik, sadece uyardık'...

Hasan Kundakçı Paşa olaydan sonra Kıbrıs Rum Kesimi’nin başvurusu üzerine Interpol tarafından hakkında kırmızı bülten çıkarıldı. TSK da ise görev süresi 1 yıl daha uzatıldı.

86 yaşında rahmetli olan paşamızla ilgili Kırmızı bülten ne mi oldu?

Kalplerde kırmızı halıya döndü.

Kusura bakmayın.

Biz buyuz….

 

 

DİĞER YAZILARI Al Bayrağımızın Gölgesindeyiz 01-01-1970 03:00 Bizim Hikayemiz 01-01-1970 03:00 Tarım Fuarı Konya Da Buluşturdu 01-01-1970 03:00 Kör Topal Gidiyor 01-01-1970 03:00 Ecdadımın Bize Bıraktıkları 01-01-1970 03:00 Köpeğe MISGA Yazmak 01-01-1970 03:00 Hainler Temizlenmeden Olmaz 01-01-1970 03:00 Kâbe de Hacılar Hu Der 01-01-1970 03:00 Onbir Ayın Sultanı 01-01-1970 03:00 Temel Eğitim Ailedir 01-01-1970 03:00 Berat Kandili ve CERBE Muharebesi 01-01-1970 03:00 Terör Sorunu 01-01-1970 03:00 Kalemin Karakterin Olsun 01-01-1970 03:00 Çağın Gerekliliğine Hakim Olan Bireyler Yetiştirmek 01-01-1970 03:00 Hatay Depremin İzlerini Siliyor 01-01-1970 03:00 Konya da SURİÇİ 01-01-1970 03:00 Hz Mevlana Gel Diyor 01-01-1970 03:00 Doğru Kararlar Alkışlanır 01-01-1970 03:00 Sağlıkta Müzik ve Su Sesi 01-01-1970 03:00 Nereden Nereye 01-01-1970 03:00 Acı Hayat 01-01-1970 03:00 Tek Dişi Kalmış Canavarlar 01-01-1970 03:00 Tarihe Dönelim 01-01-1970 03:00 Ailede Secde ve Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazze. 01-01-1970 03:00 Köleleşmiş Ruhlar 01-01-1970 03:00 Okullar Açıldı 01-01-1970 03:00 Konya Festivalleri 01-01-1970 03:00 BİLİM FESTİV ALİ 01-01-1970 03:00 Üç Program Milyonluk Heyecan 01-01-1970 03:00 Yol Hikayesi 01-01-1970 03:00 Rehbersiz Bir Konya Turu 01-01-1970 03:00 Suyumuzu Koruyalım 01-01-1970 03:00 Aslan Yürekli 01-01-1970 03:00 Tarımda Strateji 01-01-1970 03:00 Kamu Hakkı Dokunulmazdır 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Yapmayın 01-01-1970 03:00 Babalar Ve Evlatları 01-01-1970 03:00 Bayramlar Bize İyi Geliyor 01-01-1970 03:00 Eğitim Ve Karakter 01-01-1970 03:00 Ortaya Karışık 01-01-1970 03:00 Diş Hastanesi Hizmete Başladı 01-01-1970 03:00 Hindistan da İnekler Ölüyor 01-01-1970 03:00 Karakter Bozulmasın 01-01-1970 03:00 Gönül Coğrafyamızın Birliği 01-01-1970 03:00 Merhamet Kampüsü 01-01-1970 03:00 Sadece Su 01-01-1970 03:00 Aniden Geldi 01-01-1970 03:00 Hesap Zamanı 01-01-1970 03:00