Kalemin Karakterin Olsun

Ahmet Turan (Gazeteci-Yazar)

12-01-2026 14:12

 

Bu yıl 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü geçmiş yıllara oranla çok daha ilgili ve canlı kutlandı. Bizim meslek sadece haber yazmaktan ibaret değil. Hakikati savunacaksın, Adaleti hatırlatacaksın, vicdanı diri tutacaksın. Kalemini; çıkarın veya menfaatin için değil, insanlığın ve gerçeğin hizmetine vereceksin. Yanlışa karşı doğruda direneceksin.

İşte o zaman sana gazeteci derler.

Bitmedi.

Kaleminle ecdadıyın dünya ya sevgi ve hoşgörü götüren medeniyet anlayışını ‘Karakter’ olarak oluşturacaksın.

Bizde sadaka taşı vardı.

Ben siftah ettim, diğer ihtiyacını da komşu esnaftan al diyen anlayış vardı.

Emanete sahip çıkmak, helali haramı ayırt etmek vardı.

Maalesef bizde biraz kayboldu. Ama bütün kin ve nefrete rağmen dünya da yaşıyor.

Gazeteci Hatice Bin Ganna anlatıyor:

“Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığım bir ziyaret sırasında, büyük bir alışveriş merkezlerinden birine bazı ihtiyaçlarımı almak için gitmiştim.

Kasada ödeme sıramı beklerken, içeri tesettürüyle son derece vakur ve iffetli bir Müslüman hanımefendi girdi. Önünde ağır bir kutu sürüklüyordu; kutunun üzerindeki resimden belli ki bu, çim biçme makinesiydi.

Hanım, kasadaki görevliye yaklaştı ve aralarında şu konuşma geçti:

— Müslüman hanım (son derece nazik bir sesle):

‘Hanımefendi, dün sizden bu makineyi ve başka bazı eşyaları satın aldım. Toplam bedeli 500 dolardı.’

— Kasiyer (meşgul bir hâlde):

‘İade mi etmek istiyorsunuz?’

— Müslüman hanım:

‘Hayır… Bedelini ödemek istiyorum.’

— Kasiyer (şaşkınlıkla):

‘Anlamadım! Dün aldığınızı söylüyorsunuz. Eğer başka bir yerde daha ucuz bulduysanız, fiyat farkını iade edebiliriz; ama bunun için belge gerekir. Yanınızda var mı?’

— Müslüman hanım:

‘Hayır, ne o ne de bu… Dün bu makineyi kredi kartıyla aldım, evime götürdüm. Evim buradan yaklaşık iki saat uzaklıkta. Faturayı kontrol ederken fark ettim ki, bu makinenin ücreti hesaba eklenmemiş. Mağazayı aramak istedim, ama çalışma saatleri bitmişti. Bunun size zarar vermesini istemedim. Bu yüzden bugün işimden izin aldım, makineyi tekrar buraya getirdim ki kayda geçirin ve bedelini ödeyeyim. Çünkü parasını ödemediğim bir şeyi kullanamam.’

Bu sözler üzerine kasiyer birden yerinden doğruldu. Gözleri doldu. Derin bir hayretle bu Müslüman kadına bakakaldı. Sonra onu sarıldı, öptü ve titreyen bir sesle şöyle dedi:

— ‘Bu benim hatamdı! Buna rağmen neden geri döndün? Neden bu kadar ağır bir yükü taşıdın? Neden işinden izin aldın ve geliş dönüş dört saat yol yaptın? Seni buna iten neydi?’

Müslüman hanım, son derece sade, masum ve doğal bir edayla, sanki yaptığı şey dünyadaki en sıradan davranışmış gibi cevap verdi:

Bu, emanettir.’

Sonra oturup ona İslam’da emanetin ne demek olduğunu anlattı…

Kul hakkını…

Helâli…

Haramı...

Allah korkusunu…

Kasiyer, gözyaşları içinde mağaza müdürünün yanına gitti. Camlı ofisten onları görebiliyorduk ama ne konuştuklarını duyamıyorduk. Ancak yüzündeki derin sarsıntı her şeyi anlatıyordu. Birkaç dakika sonra müdür, tüm çalışanları sıraya dizdi ve bu Müslüman kadının yaptığını onlara anlattı.

O sırada hanım, mahcubiyetle başını eğmişti. Sanki büyük bir iş yapmamış da, sadece dininden öğrendiği basit bir vazifeyi yerine getirmişti.

Çalışanlar ve müşteriler merakla etrafını sardı. İslam’ı sordular. Ahlâkını sordular. İnancını sordular. O ise özgüvenle ama kibirsiz, tevazu ile ama sağlam bir duruşla hepsine cevap verdi.

Bunun üzerine mağaza müdürü ısrarla çim biçme makinesini ona hediye etmek istedi. Ancak Müslüman hanım, büyük bir edep ve incelikle bunu reddetti:

— ‘Ben bunu Allah rızası için yaptım. Sevabını istiyorum. Makinenin, bu sevabı gölgelemesini istemem. Çünkü benim için o sevap, her şeyden daha kıymetlidir.’

Bu sözler hayranlığı daha da artırdı.

Kadın sessizce mağazadan ayrıldı. Ardında ise derin bir hayranlık, suskunluk ve hayret bıraktı. O gittikten sonra da hem çalışanlar hem müşteriler uzun süre bu sahneyi konuştu.

Ben ise bir Müslüman olarak içimde tarifsiz bir iftihar hissediyordum…

Çünkü o gün, “İslam’ı yaşayan bir ahlâk görmüştüm.”

Bizde, inşallah o değerlerimizi bıraktığımız yerden tekrar yaşamaya ve yaşatmaya başlarız.

 

 

 

DİĞER YAZILARI Al Bayrağımızın Gölgesindeyiz 01-01-1970 03:00 Bizim Hikayemiz 01-01-1970 03:00 Kusura Bakmayın Biz Buyuz 01-01-1970 03:00 Tarım Fuarı Konya Da Buluşturdu 01-01-1970 03:00 Kör Topal Gidiyor 01-01-1970 03:00 Ecdadımın Bize Bıraktıkları 01-01-1970 03:00 Köpeğe MISGA Yazmak 01-01-1970 03:00 Hainler Temizlenmeden Olmaz 01-01-1970 03:00 Kâbe de Hacılar Hu Der 01-01-1970 03:00 Onbir Ayın Sultanı 01-01-1970 03:00 Temel Eğitim Ailedir 01-01-1970 03:00 Berat Kandili ve CERBE Muharebesi 01-01-1970 03:00 Terör Sorunu 01-01-1970 03:00 Çağın Gerekliliğine Hakim Olan Bireyler Yetiştirmek 01-01-1970 03:00 Hatay Depremin İzlerini Siliyor 01-01-1970 03:00 Konya da SURİÇİ 01-01-1970 03:00 Hz Mevlana Gel Diyor 01-01-1970 03:00 Doğru Kararlar Alkışlanır 01-01-1970 03:00 Sağlıkta Müzik ve Su Sesi 01-01-1970 03:00 Nereden Nereye 01-01-1970 03:00 Acı Hayat 01-01-1970 03:00 Tek Dişi Kalmış Canavarlar 01-01-1970 03:00 Tarihe Dönelim 01-01-1970 03:00 Ailede Secde ve Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazze. 01-01-1970 03:00 Köleleşmiş Ruhlar 01-01-1970 03:00 Okullar Açıldı 01-01-1970 03:00 Konya Festivalleri 01-01-1970 03:00 BİLİM FESTİV ALİ 01-01-1970 03:00 Üç Program Milyonluk Heyecan 01-01-1970 03:00 Yol Hikayesi 01-01-1970 03:00 Rehbersiz Bir Konya Turu 01-01-1970 03:00 Suyumuzu Koruyalım 01-01-1970 03:00 Aslan Yürekli 01-01-1970 03:00 Tarımda Strateji 01-01-1970 03:00 Kamu Hakkı Dokunulmazdır 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Yapmayın 01-01-1970 03:00 Babalar Ve Evlatları 01-01-1970 03:00 Bayramlar Bize İyi Geliyor 01-01-1970 03:00 Eğitim Ve Karakter 01-01-1970 03:00 Ortaya Karışık 01-01-1970 03:00 Diş Hastanesi Hizmete Başladı 01-01-1970 03:00 Hindistan da İnekler Ölüyor 01-01-1970 03:00 Karakter Bozulmasın 01-01-1970 03:00 Gönül Coğrafyamızın Birliği 01-01-1970 03:00 Merhamet Kampüsü 01-01-1970 03:00 Sadece Su 01-01-1970 03:00 Aniden Geldi 01-01-1970 03:00 Hesap Zamanı 01-01-1970 03:00