Takke Düştü

Gülay Çetkin (Eğitim Gücü Sen. Denizli Temsilcisi)

19-03-2026 09:37

Mirası yediler. Kıyıda köşede kalanlar da bitti. Şimdi gerçeklerle baş başa kaldılar.

Liyakat ilkesinden uzak yürütülen yönetici atamalarının sonuçları okullarda patladı, kapatıldı. İlçeler bir okul idarecisi yüzünde sorun yaşadı derken il müdürlükleri. Ama gelinen noktada Bakanlık için büyük sorun haline gelmedi mi?

Bakın son birkaç hafta içinde okul idarecilerinin ne kadar komik uygulamalarına şahit olduk basında. Whatssappta okul müdürünün paylaşımına emotion koymamış, öğretmenden çalışma çetelesi almış… En son gördüğüm de öğretmene mobbing yapan okul müdürünün savunması; “Bakanımızla kol kola resmim var.”

Nasıl geliyorlarsa makama öyle yönetiyorlar!

Bana kızıyorlar ama onları ne kadar önemsediğimi ve kendilerinin ne kadar önemli olduğunu anlamıyorlar.

Okul idarelerini eleştirince kızıyorlar bana. Oysa onları ne kadar önemsediğimi anlamadılar hala. Bence kimse de anlamadı okul idarelerinin aslında Bakanlığın işleyişindeki en önemli mekanizma olduğunu. Lokomotif rolü diye bir şey var mesela. Bir kıvılcım misali.

Çok da şey söyledim. Gördüklerimi, duyduklarımı anlatmaya çalıştım. Çokça da okudunuz. Yöneticilik, bir sorumluluk iken sanki tam tersi bir görevmiş gibi icra ediliyor. Kişinin maddi manevi kendine dair bir şeyler kazanma yeri gibi sanki. Kurslar, projeler, etütler, imkanlar filan böyle hani Devlet öğrenci yararına diye planlar ama ne bileyim öğrenciden daha karlı çıkılıyor sanki. Mesela hiç dikkat ettiniz mi bazı yerlere bazı profiller idareci oluyor. Açık demeyeyim ama ileride tek tek bahsedeceğiz. Mesela bir okul tipine, okulun adı, konumu… burada silsile yoluyla bir bağ mı oluyor? İlerleyen zamanda onu da göreceğiz.

Oysa okullarda idareciler görev tanımlarına uygun gelseler, çalışsalar okullar bir bir çiçek gibi açar ve ülkemize bahar gelir gitmemek üzere.

Artık geldikleri gibi gitme dönemleri mi geldi acaba?

Kolayca geliniyor işin doğrusu. Formaliteler var ama asıl kriteri sağlamak çok kolay olduğundan aslolan asıl kriterlerin önemi kalmıyor. Ama okulu da o aslolan ama önemsizleştirilen kriterler yönetiyor. Dolayısıyla da okullar yönetilemiyor. Eğitim yönetilemiyor.

Dile gelmeyen gerçekler var bolca. Artık çözülen denkler ve sistemler. Ucu kötü yerlere giden şeyler var. Denetim başlı başına dert tabi ki. Yöneticilerin yaptığı hiçbir şey hata olmuyor. Üstlerini ve denetleyicileri de anlamıyorum. Öyle yönetilen bir okula çocuklarını göndermeyeceklerinden adım kadar eminim. Ancak soruyorum bu milletin çocuklarına ne olacak. Onların babalarının paralarıyla maaş alıyorsunuz. Bence o çocuklar sizlerden şikayetçi olmamalılar. Geleceklerine halel getirdiğiniz için.

Yıllardır süren bu sorun artık kronik midir? Evet. İşleyişlerde eskinin liyakatli zamanlarından kalma bir miras var mıydı? Evet ama bitti. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? Kronik bir hastalığa karşı ilaçsız kaldık ve tedavi de mümkün olmuyor dolasıyla. Devasız derde şimdi düştük anlayacağınız.

Bakın patır patır dökülecek olaylar ilerleyen zamanda önünüze. Sürekli görüyoruz ya basında yöneticlerin ilginç uygulamalarını. Kelebek etkisi var biliyorsunuz. “aa tek biz değilmişiz bunu yaşayan” diyecekler ve dile gelecekler. Önü alınmayacak, baş edilemeyecek.

Emotionla gelenler emotionla gittiler, gidiyorlar, gidecekler de. Bakın önümüzdeki günlerde daha neler neler göreceksiniz aklınız hayaliniz şaşacak. Olmaz filan demeyin artık işin doğası bu şekilde. Bu son kaçınılmaz. Bir ustabaşı bir fabrikayı nasıl batırırsa öyle silsile yoluyla gitmiyor mu zarar ziyan. Göbekten bağlı değiller mi?

Artık ne kadar kar hesabı yapılırsa yapılsın en yüksek kar bile şu anki riski karşılamıyor. Risk kocaman. Her şey büyüdü.  Görmemeyi bırakın gözümüze batıyor artık.

Bu yönetici hamuru çoook sular götürecek. Suların da götürecekleri var tabi. Allah ilgililerin işlerini kolaylaştırsın öyle şimdiye kadarkilere benzemeyen bir furya geliyor. Kazandıran bağlar şimdi kaybetmeye mahkum edecek, kolay değil.

Yani anlayacağınız takke düştü.

DİĞER YAZILARI Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli; Müdür Şiddeti 01-01-1970 03:00 Özgürlük Vaat Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay 01-01-1970 03:00 Efsane Vali Recep Yazıcıoğlu Denizli’ye Geri mi Döndü? 01-01-1970 03:00 Eğitimde Yeni Yönetim Şekli; İdare Edemeyeni İdare Et 01-01-1970 03:00 Benden Selam Olsun Bolu Beyine 01-01-1970 03:00 İyi Sıhhatleriniz Olsun Efendim 01-01-1970 03:00 İhtiyaca Binaen: Kara Murat Geliyor 01-01-1970 03:00 Kuş Konuşamadıkça Hırka Çıkmayacak, Nizam Gelmeyecektir 01-01-1970 03:00 İnanıyorum; Bu Camia Küllerinden Yeniden Doğacak! 01-01-1970 03:00 Denizli’de Muh Akdi Mi? Müf Etti Mi? 01-01-1970 03:00 Ben, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa 01-01-1970 03:00 Bir De Şöyle Deneyelim Sayın Bakanım: “İDYOKYA” 01-01-1970 03:00 Ayine-İ Berzah’ta Berzah Alemi Sohbeti 01-01-1970 03:00 Gülümseyin Çekiyorum 01-01-1970 03:00 Nemrut’un Sineği 01-01-1970 03:00 Milli Eğitimlerde Proje Körlüğü 01-01-1970 03:00 Promosyon Demiş İken Kısaca 01-01-1970 03:00 Denizli Bu İşin Altında Kalır 01-01-1970 03:00 Durmuyor Bu Müdür Yardımcısı Yaaa 01-01-1970 03:00 Sendikal Yolculuk 4- Türkiye’de Sendikal Tarih-2 01-01-1970 03:00 Sendikal Yolculuk 3- Türkiye’de Sendikal Tarih-1 01-01-1970 03:00 Sendikal Yolculuk 2- Sendika Nedir? 01-01-1970 03:00 Sendikal Yolculuk 1- Öğretmenler Ve Sendikalar? 01-01-1970 03:00