Allah Kimseyi Göçmen Etmesin!
Mustafa Kaygısız

Allah Kimseyi Göçmen Etmesin!

Bu içerik 1164 kez okundu.

Allah kimseyi göçmen etmesin (Balkan Göçmeni Sözü).

Türkiye geçiş özelliğine sahip bir coğrafya olduğu için göç alan bir ülkedir.

Göç, göçmenlik, sığınmacı, mülteci… kavramları birçok yönden tartışıla bilinir.

İnsanlık tarihinde göçler hep bir mecburiyete bağlı olmuştur. İnsanlar daha iyi yaşam için veya mecburiyetten dolayı ye değiştirmişlerdir.

Tarihte savaşlar ve savaştan kaçışlar bir tam bir trajedidir. Bu trajedi kimler yaşar?

O toplumun tüm kesimi yaşar. Bunarlın içinden göç etmek mecburiyetinde kalanlar yer değiştirirler. Savaşan asker, masum halk, yaralı, özürlüler, kadınlar, çocuklar. Toplumun zayıf kesimi veya zayıflamış kesimler.

Bu kesimler ruhen ve maddeten zayıftır. Sakatlanmıştır, güveni, ümidi kalmamıştır. Kursal değerleri, inancı sarsılmıştır.

Bu durumu ile ‘’insanlıktan çıkmış’’ olarak tanımlanabilir.

Bu halde sığındığı topraklarda ruhunu tamir etmek ister. Ama bu kolay olmaz. İçine geldiği toplum kolay kabul etmez.

Bu topluluğu yadırgayamayız. Mülteci topluluğa toplumların farklı bakması makul. Ekonomik, sosyal, milliyetçilik üzerinden bakılıp hipotezler yürütülür.

Türkiye Türklerin olalı hep bu tür göç dalgalanmalarına sahne olmuştur. 93 Harbi, Balkan Harbi, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı ile bu yakın tarihimizde zirve yapmıştır. Yine mübadele, 1990 yılında Bulgar vatandaşı soydaşlar, 1991 körfez krizinde Kürt göçü bunların yekûn teşkil edenleridir.

40 yıldır devam eden Afganistan ve Afrika göçleri ile Türkiye göç güzergâhı ve yurdu olmuştur.

***

Savaş ve ölümden kaçan bu insanlar nasıl bir psikoloji içindedirler? Geldikleri ülkede, toplumla ne kadar barışıktır?

Her toplum kendi geleceğini planlama ve düşünmek mecburiyetindedir.

Mülteci olan, yeni yerleşimcilerin sosyal, politik, kriminal özellikleri ile toplumu olumlu veya kötü etkilemesine yönelik devletin tedbirler alması beklenir.

Türkiye’ye 2011 yılından beri 5-6 milyon Suriyeliyi misafir etti. Bunların büyük çoğunluğu şu an yerleşmiş, vatandaş, akraba (evlenme) akraba olmuş durumdadır.

Bu etkileşime bağlı olarak bu toplumun kriminalize olan bir nüfus yoğunluğunun varlığı kabul edilmektedir.

Başta terör örgütü yöneticileri, üyeleri planlı veya plansız olarak Türkiye’ye yerleştikleri bilinmektedir. Planları gelenler sıklıkla terör eylemleri yapma planında olduğu gibi plansız olanlarda şartları oluştuğunda terör olaylarında kullanılmaları kaçınılmazdır.

Yine bu kesimlerin şimdi veya zamanla yabancı devlet istihbarat örgütlerinin veya terör örgütlerinin taşeronu olacağı değerlendirilmelidir.

 

Göçmenlerin, Suriyelilerin psikolojik, sosyolojik özelliklerin bilinmesi gerekir.

Türkiye’de bu konuda yapılmış bazı sosyal araştırmalar bulunmaktadır. Bunlar daha çok bu konulara insancıl yaklaşım odaklı (ekonomik, sağlık, psikolojik) olup günü kurtarma çaresinin çözümüne odaklanmaktadırlar.

Bu insanlar baskı, savaş ve zulümden kaçabilmek için maruz kaldıkları psikolojik travmalara gebe olarak Türkiye’ye gelmektedirler.

Göçmenlerin fiziksel ve ruhsal sağlıkları, kültürel ve psikolojik faktörlerin değişiminden etkilenebildiği gibi geldikleri yerde düşmanca bir tavırla karşılaşmaları ayrıca bir tehlikedir. Özellikle düşmanca tavra maruz kalmış çocuklar gelecekte toplumla kavgasını sürdürecektir

Göçmenler getto yapısı ile toplumda heterojen yapıyı meydana getirir. Bu durum Türkiye için birçok yönden tehlike oluşturur.

Özellikle Türkiye gibi ulus devlet kuruluşunu sağlayamamış toplumlar için risktir. 40 yıldır doğu sınırlarımızda etnik bölücü yapının yanında, Anadolu’nun her ilinde, ilçesinde Tarikat Cumhuriyetçikleri, Cemaat Cumhuriyetçikleri yanında yeni ve güçlü etnik yapıları ile toplumun heterojen yapısının artması Ortadoğu toplumlarının problemlerine özgü çaresizlikler artmış olacaktır.

Mültecilerin bu riskli özellikleri ile kendi toplumumuzun riskli ve yeterince toplum ve devletten destek alamayan dışlanmış gurupların varlığı dikkate alındığında çatışma kaçınılmaz olmaktadır.

Türkiye’ye gelen Suriyeli mülteci/sığınmacılarından çoğu kriminalize olmuş şahıslardır. Kadınlar ve çocuklar suç mağduru olarak görülmektedir.

Yetişkin erkelerin durumu ise daha karışık olarak ortaya çıkmaktadır.

Bölgedeki savaşta birçok devleti ve terör örgütlerinin bulunduğu dikkate alındığında bölge halkı isteyerek veya istemeyerek bu yapıların içinde görev almış olmaları söz konusudur.

Mültecilerin riskli özellikleri ve özellikle geldikleri toplumla barışamayan bireyler için topluma ve devlete düşmanlık artacaktır.

Ülkemizin güvenlik sorunu en başta iken Afganistan, Pakistan, İran, Irak Afrika ülkeleri ile birlikte Suriye göç dalgası ile güvenlik algımız ve stratejimiz tamamen bozulmuş durumdadır.

Vaka 1:

Bursa’nın merkez Osmangazi İlçesi Başaran mahallesinde geçtiğimiz gece yaşanan olayda yaklaşık 20 kişilik Suriyeli gruptan kaçan bir çocuk, Mehmet Kahraman’a ait kahvehaneye sığındı.

Suriyeli grubun çocuğu kendilerine teslim etme isteğini reddeden Kahraman, öfkeli kalabalık tarafından bıçaklı saldırıya uğradı.

Karnından yaralanan Mehmet Kahraman, Muradiye Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedaviye alırken, kahvedekilerin tepki göstermesi üzerine grup kaçtı.

Yaşanan olayın ardından dün akşam saatlerinde toplanan yaklaşık 300 kişilik grup, Suriyelilere ait ev ve iş yerlerine saldırarak camlarını kırdı (Eylül 2018).

Vaka 2:

Zeytinburnu'nda gece saatlerinde Afganistan uyruklu 20 yaşındaki Feridun Muhammedi, yine Afganistan uyruklu kimliği belirsiz kişi yada kişilerce tartışmaya başladı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Bıçaklı kavgada ismi öğrenilemeyen bir kişi, Muhammedi'nin boğazını kesti. Kanlar içinde yığılan Feridun Muhammedi'yi görenler çevredeki vatandaşlar durumu hemen sağlık ve polis ekiplerine haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri yerde kanlar içinde yatan Muhammedi'nin hayatını kaybettiğini belirledi (Eylül 2018).

Vaka3:

Uyuyan hücreler, Terörist   ‘tarım işçisi’ oldu.

Suriye’de süren iç savaştan kaçıp 2014 yılında Ceyhan’a  gelip Bota Mahallesi’ne yerleşen Muhammed ile Mahmud Osman kardeşlerin 2016 yılında Kobani’ye giderek bölücü terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG’ye katıldığını saptadı. Zanlıların Elbab ve Cerablus’ta Türk askerine karşı savaştığı da belirlendi. Kamışlı’daki bir çatışmada Muhammed Osman’ın yaralandığını, Şanlıurfa’ya kardeşiyle birlikte mülteci gibi DEAŞ tarafından vurulduğunu söyleyerek tedavi olup tekrar PYD’ye döndükleri belirledi.

Tekrar Türkiye’ye döndükleri ve kendirlini gizlemek için Amasya’ya tarım işçisi olarak çalışmaya başladıkları.

YPG’nin uyuyan hücresi olarak mülteci gibi yaşayıp YPG tarafından emir verildiğinde bombalı eylem yapabileceklerinin saptanması üzerine yakalandılar.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Selim     2018-09-19 Ulkemizi mahvettilrr
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bahçeli'den Brunson açıklaması
Bahçeli'den Brunson açıklaması
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Hiçbir ülkede 38 yaşında emekli olmak yok''
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Hiçbir ülkede 38 yaşında emekli olmak yok''
maltepe escort alanya escort kartal escort manavgat escort