izmir escort escort izmir porno bursa escort alsancak escort antalya escort
Advert
Advert
Haddimizi Bilelim Kafi
İMDAT YAYLA

Haddimizi Bilelim Kafi

Bu içerik 1373 kez okundu.

Sevgili dostlar değerli kardeşlerim , bu gün  N.Ü tıp fakültesinde  ameliyat öncesi  anestezi doktoruna gitmek için Hastaneye gittim.   Meram Tıp Fakültesi  Yeni yerleşkesine  taşınmış inanın kimse ne nerede bilmiyor . Millet hastanede dolanıp duruyor, bura kadar normal gibi ama kapının yanında DANIŞMA yazıyor orada da üç kişi oturuyor  millet bir şey sormasın diye sanki DANIŞMA yazmışalar her halde .

 Hastalara veya yakınlarına kulak veren yok, kendi aralarında ki sohbet koyu merak ettim görevden önemli ne olabilirdi ye? Merak edip kulak kabarttım   konuştukları konu  döviz  krizi ile başlayan muhabbet ülkenin bekasına kadar geldiler.  Dinlemek üzere biraz  daha yaklaştım. Oradaki  birisi  her konuda entelektüel birikimi ve cebinde  sanki tomarla doları olan, biri imiş gibi kesip biçiyor dayanamadım özür dilerim hanımefendi zannedersem askeri ücretle çalışıyorsunuz bu kadar bilgi birikimi ve dövizin varsa eğer neden burada çalışıyorsunuz gidip  ticaret yapsanız  ,en azından buraya sizin yerinize hastalara yol gösterecek dürüst işe ihtiyacı olan biri gelirde  hem ailesine hem de hastalara faydası dokunur deyince sen bizimi dinliyorsun kardeşlim diye birde sert çıkmaz mı  ?inanın ne yapacağımı şaşırdım  salonda bir    beyefendi   bir anda ‘Dur Ağabey’ dedi.

Bunlar  ‘Ortalığı yakarız yıkarız’ diyen ve yaptıkları ahlaksızlık olsa bile haklı çıkan  kendilerini bir B…. K zanneden gerçekte öyle olan zavallılar uğraşma haksız çıkarsın diye kolumdan tutup kenara  çekti. Ya arkadaş az haddinizi bilseniz işinizi yapsanız milleti mağdur etmeseniz olmaz mı?

Dünyanın tüm alimler alimine  sormuşlar: “En iyi bildiğin şey nedir?” diye. Alim-i Ulema  kişi, hiç düşünmeden cevabını vermiş: “Haddimi bilirim” Had kelimesi, durmamız gereken sınırları gösterir. Bu, herhangi bir konuda, kendi bilgimizi, konumumuzu ve sınırlarımızı bilip ona göre tavır koymamızı, görüş bildirmemizi sağlayan bir pusuladır. Kısacası, kendini tanımak ve sınırlarını bilmektir. Günümüzde ise maalesef sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini bilmeyenlerden dolayı sürekli ‘sınır ihlalleri ’ne tanık olmaktayız.

Toplum olarak hemen her konuda hepimiz uzmanız sanki ,her şeyi doğuştan biliyoruz, öğrenmemize, emek harcamamıza hiç gerek yok . Günlük hayatta her alanda, bir an durup düşünmeden, gerçekten bilip bilmeden hemen söze dalıp görüş bildiriyor, fetvalar veriyoruz. Özellikle iyi bir şey yapıldığında veya bir başarı durumunda hemen ortaya atılıp eleştirilere başlıyoruz. Peki, “gel de sen yap bakalım” denilince de, donup kalıyoruz. Haddimizi bilme ‘özürlüyüz’ ama ‘had bildirme’ konusunda çok hevesliyiz.  Herkes, Ekonomist   yönetici, asker, futbolcu, doktor, aşçı, sanatçı, öğretmen, avukat daha sayamadığım tüm meslekler ve  her konunun uzmanı.

Asıl konuşması gerekenler ise ‘hadlerini bildiklerinden’ susuyor. Oysa asıl işinin ustalarının, uzmanlarının konuşmasına ve onların önerilerine ne kadar çok ihtiyacımız var. Çünkü yepyeni boyutları ancak bu sayede görüp öğrenebilir, gelişebiliriz.

Toplumda haddini bilmeyi  ünlü bir  ressamın hikayesi aklıma  geldi bir dostum anlatmıştı.

Ünlü bir ressam, eserlerinin sergilendiği galeride, kim olduğunu belli etmeden dolaşıyor, ziyaretçilerin yorumlarını ilk elden almaya çalışıyormuş. Bu bilgiler onun için çok değerliymiş. Bu yüzden de sergide, her yaştan ve her sosyal sınıftan davetliler varmış. Bir ara en beğendiği tablolardan birinin önündeki, yaşlı adama takılmış gözleri. Adamın, önünde durup dudak bükerek bir şeyler mırıldandığını görmüş. Söz konusu resim, bir süvariyi canlandırıyormuş. Merakla yaklaşmış ve sormuş:  

- Beyim, sanırım resimde beğenmediniz bir durum var! Sorunun ne olduğunu öğrenebilir miyim? Bu resmi ben yaptım da...

Adam kendinden emin, konuşmaya başlamış:

- Ben kırk küsur yıllık çizme ustasıyım. Resimde, hatalar var. Süvarinin çizmeleri gerçeğe uymuyor. Mesela şu gördüğünüz kıvrım, biraz daha aşağıda olmalıydı. Topuk kısmı da ölçeksiz çizilmiş.

Ressam, adamın sözünün bitirmesini bile beklemeden izin isteyip gitmiş ve biraz sonra, fırçaları ve boyalarıyla geri dönüp yaşlı adamın söylediği hataları düzeltmeye başlamış. Çünkü çizmeler gerçekten de hatalıymış. Sanatçı daha işini bitirmeden, çizme ustası konuşmaya başlamış:

- Bu süvarinin kalçaları da biraz uzun çizilmiş.

Ressam derhal sözünü kesmiş adamın. Yok, demiş, çizmedeki hatayı gösterdiniz, biz de mesleğe saygı adına anında düzelttik. Ama lütfen çizmeden yukarı çıkmayın!

Genel de bir de başarılı insanları beğenmeme gibi bir huyumuz var. En basit örnek bir futbol maçı mesela.  Kendim de bu gruba dahilim. Ya  o topa öylemi vurulur, düzgün vursana. Sanki yıllarımı futbola vermişim dimi. Halbuki anlamam zerre kadar. Ama eleştiririm. Neden yapıyorum bilmiyorum. Aslında eleştirmek başka bir şey akıl vermek farklı. Adamın düzgün vuramadığını başkasına kıyaslayarak görüyorum ama nasıl düzgün vurulacağını da bilmiyorum.

 Günlük hayatımızda yazarken çizerken çoğunuz Windows işletim sistemi kullanıyordur. Bir kitlenme olsa hemen microsofta laf sayarız. İşin içinde birisi olarak adamlara duyduğum saygı her gün artmaya devam ediyor. Gördüm ki o kadar da basit bir şey değilmiş.

Ya da eğitim sistemimizi hiçbirimiz beğenmeyiz di mi. Peki kaçımızın neler yapılması gerektiğine dair bir araştırması ya da fikri var ?

Uzun lafın kısası, "eşek yolda kalınca akıl veren çok olurmuş" diye bir atasözü vardı sanırım. Bilmediğimiz konular hakkında atıp tutmayalım. En azından daha yapıcı eleştiriler yapalım. Eksikleri değil, nasıl düzeltilmesi gerektiğini söyleyelim. Ve en önemlisi HADDİMİZİ Bilelim  Kafi.

Saygılarımla

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Afrin'de 1 askerimiz şehit oldu
Afrin'de 1 askerimiz şehit oldu
Bahçeli'den Ankara'daki tren kazasıyla ilgili açıklama
Bahçeli'den Ankara'daki tren kazasıyla ilgili açıklama
maltepe escort alanya escort kartal escort manavgat escort