Advert
HANDAN ÇAKAN BAKKAL
HANDAN ÇAKAN BAKKAL

Tarımda Kelebek Etkisi

Gelişmiş ve iklimin uygun olduğu coğrafyalara bir bakın kimdir bunlar? Tarımsal alanda reformlar yapmış, teknolojinin en son imkanlarını kullanan ve çiftçinin kendisini geliştirdiği ve ekonomik özgürlüğünün olduğu, devletleri tarafından tarıma ciddi destekler verilen ülkeler. Onların imkanları çok fazla demeyelim , hepsi öyle değil. Üretim alanlarının dar ya da iklimleri elverişsiz olan ülkelere de bir bakalım, Hollanda ve İsrail gibi. Demek ki teknolojiyi kullanarak imkansızı bile başarmak mümkün. İşte bu ülkeler teknolojiyi tarımsal üretim yapmak için kullanıyorlar ve tarımsal ürün ihracatları da bir hayli fazla. Çöl olması veya üretim alanlarının dar olması onlara engel olacak bir kriter değil. Tüm bu imkansızlıkları teknoloji ve bilimsel yatırım modelleri ile aşmış durumdalar. Tarımda kullanacakları bilimsel projelere çok ciddi yatırımlar yapıyorlar.

Peki tarımsal üretimi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için inovasyon niçin bu kadar önemli, neden yatırımlarını bu yönde yapıyorlar?  

Ekonomik büyüme ve güç, insan ihtiyacını karşılamak birincil sebepler.

Biliyoruz ki dünya nüfusu gittikçe artıyor ve nüfusun bir bölümü açlık sorunu ile karşı  karşıya . Bunun yanında sanayi geliştikçe nüfus ve şehirleşme arttıkça tarımsal alanlar daralmaya devam edecek, dünyada olduğu gibi ne yazık ki ülkemizdeki durum da bu vaziyette. Birçok ülke yeşilin yaşamın şifresi olduğu bilincine son yüzyılda ulaştı. Dar alanlardan verimin maksimum şekilde arttırılması gerekiyor, her ülke kendi vatandaşlarını doyurmak zorunda. Tarımın geliştiği ülkeler üretimin yapılamadığı ülkelere de tarımsal ürünlerini ihraç ederek gelir elde etmekteler. Sanayi ve teknoloji, fabrikalar ve yan ihtiyaçlar elbette önemli fakat gıda ihtiyacının karşılanması kadar önemli değil. Tarımsal alanlar daraldıkça ve nüfus oranı arttıkça minimum alandan maksimum verim almak çok önemli bir konu haline geldi. Bunu için esas olarak tarımda inovasyon oldukça önem kazanıyor. Bilimsel yöntemlerin tarıma kazanımları ve bilgisayarlar sayesinde üretim girdilerinden tutun da son kullanıcıya gidene kadar hem verim hem de kayıplar tespit edilebiliyor. Kaydedilen datalar sayesinde çiftçiler için öngörü oluşturan bu sistemler (hassas tarım ve iyi tarım gibi) üretimin daha kazançlı ve verimli olmasını sağlayarak üretim aşamalarında karşılaşılacak problemlerin önceden tespitini kolaylaştırıyor.

Demek istediğimiz İleri teknolojinin tarımda kullanılması sanayide olduğu kadar tarımda da oldukça önem kazanmıştır. Peki bu teknolojilerin tarımda bize kazandırmış olduğu ve kazandıracağı avantajlar nelerdir? Öncelikle karlılık, verimlilik ve sağlıklı ürünler elde etmeyi sağlar. Tüm bunların yanında işgücü ihtiyacı da düşer.  Ekonomik üretim günümüz koşullarında çiftçi için zaruri hale geldi. Özellikle ülkemizde üretim maliyetleri oldukça yüksek. Hedef minimum girdi ile maksimum verim elde etmek, ayrıca insan sağlığı ve gıda güvenliğine uygun ürünler elde etmek. Dünyanın bir çok yerinde  artık konvansiyonel tarım rafa kaldırıldı. Son tüketici bilinçlendi, insanlar artık marketlerde ve pazar tezgahlarında daha sağlıklı ürünler görmeyi tercih ediyor. Gıda güvenliği ihtiyacı arttıkça nüfus oranı da arttığından gıda miktarında artış sağlamak kaçınılmaz bir durum haline geliyor.

Her geçen gün iklim bozuldukça,  nüfus yükseldikçe ve kırsal kesimde yoksulluk arttıkça  açlık tehlikesi ile daha fazla karşı karşıya kalıyoruz.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Direktörü José Graziano da Silva Avrupa ve Orta Asya’da Sıfır Açlık hedefinin, yoksulluğu azaltmak için küçük çiftlik sahipleri ve aile çiftçilerinin desteklenmesini ve iklim değişikliği karşısında doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesinin gerekliliğinden bahsederken, ülkemizde küçük çiftçi giderek ekonomik krizin kaosuna kapılarak üretimden vazgeçiyor. Bu durumdan hareketle  ülke olarak yapacağımız  yatırımlar artık tamamiyle tarımsal yönde olmalı ve en küçük birimden başlamalı çünkü öncelikle kelebek etkisi oluşturmak gerekir.Sözün özü büyük işletmelerden ziyade öncelikle küçük ve orta ölçekli aile işletmeciliğinin önü açılmalı, desteklenmeli. Hem de acil bir şekilde.

Dünyadaki duruma gelince; FAO Genel direktörü 2030 yılına kadar açlıkla mücadele ederek açlık oranını sıfıra düşürmeyi hedeflediklerini söylüyor ve bunun için daha fazla çabalamamız gerektiğini belirtiyor. Tespitlerine göre Avrupa ve Orta Asya bölgesinde çoğunlukla kırsal kesimlerde yaşayan 14 milyon insanın hala gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğunu söylüyor. Bu durumdan en kötü etkilenen ülkeler arasında nüfusun yüzde 30'unun yetersiz beslendiği Tacikistan ile birlikte Moldova (yüzde 8,5), Gürcistan (yüzde 7), Kırgızistan (yüzde 6,4) ve Özbekistan (yüzde 6,3) bulunuyor. Bizim de bu duruma düşmeyeceğimiz ne malum. Kendi kendine yeten bir ülkeyken şu anda durumun farklılığı herkesin görebileceği noktaya geldi, ithalatta tarım ürünlerinin miktarı günden güne  artıyor, ihraç kalemlerini bile ithal eder duruma geldik, her ithal tarım ürünü cebimizden ülke dışına  çıkan para demektir.

Konumuza tekrar dönecek olursak FAO Genel direktörü Graziano da Silva özellikle yoksulluğu azaltmak için küçük çiftlik sahipleri ve aile çiftçilerinin güçlendirilmesi ve iklim değişikliği karşısında doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi konusunda FAO’nun açlıkla mücadele edilen bölgedeki çalışmalarından bahsediyor yani tarımsal üretim dünya geleceği açısından çok önemli bir konu ve bu konuda çalışmalar hızla ilerliyor. Tabi savaşların devam etmesi başka bir boyut, savaşlar da üretimi baltalayan ve insanları fakirleştiren en önemli sebeplerden biri, bu durum bizi ikileme düşürüyor.

 

Ülkemizde ise ne yazık ki tarımsal ürünlerin ithal edilmesi çiftçiyi daha fazla vurdu. Bunların yanında girdi fiyatları arttıkça üretim de zorlaştı ve zorlaşmaya devam ediyor. Tüm bunların yanında inşaat sektörüne ağırlık verilmesi nedeniyle yeşil ve kırsal alanlar da giderek daralıyor. Kentleşme sebebi ile üretim düşerken her yerin betonlaşması iklimi de olumsuz etkiliyor. Ne yazık ki bunun acısını geçen yaz ayında çok şiddetli bir şekilde gördük. İklimsel bozukluklar ve küresel ısınma ülkemiz de dahil olmak üzere tarımsal üretimde ileri boyutta zararlara sebep oluyor.

Ne Yapılmalı?

Ekonomide büyümenin yolu tarımsal üretim yatırımlarının millileştirilmesi ve teşvik edilmesinden geçmektedir. Tüm bunların yanında tarımda teknolojik gelişmeler ve inovasyon desteklenmelidir. Ülkemiz bir tarım ülkesidir. Milli gelir ancak  Tarım, hayvancılık, bilim ve inovasyon ile büyüyebilir.

Tarımda kullanabileceğimiz yöntemler nelerdir ve neden tercih edilmelidir ?

Öncelikle konvansiyonel (geleneksel) tarımdan vazgeçmeliyiz. Bu yöntem hem girdi maliyetlerinin artması, insan sağlığını etkilemesi ve çevre kirliliğine daha fazla yol açması açısından dünyada artık popülerliğini yitirdi.  Kimyasal gübreler ve tarım ilaçları kullanımı ilk etapta verimi yükseltmesine rağmen zaman ilerledikçe yol açtığı çevre kirliliği ve doğal dengeyi bozması sebebi ile başlangıçta sağladığı verimi fazlasıyla yitirdi. Tüm bunların yanında insanların kanser gibi hastalıklar ile daha fazla karşılaşmasına neden oldu, sakat ve ölü doğumlar gerçekleşti. Toprak zehirlendi, kimyasal atıklar ortaya çıktıkça zararlılarda ve hastalıklarda dayanıklılık mekanizmaları gelişti. Doğada yaşayan bir çok canlı tarım ilaçları ve aşırı kimyasal gübre kullanımı sebebi ile yok oldu ve/veya yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

İşte bu yüzden İyi tarım, Hassas tarım ve organik tarım yöntemleri tercih edilmeye başlandı. Böylece girdiler ve üretim maliyetleri düştü, doğaya ve insan sağlığına dost üretim yöntemleri geliştirildi.Her ne kadar  İlk kurulum maliyetleri yüksek gibi gözükse de uzun vadede düşünüldüğünde karlı ve özellikle sağlıklı bir üretim ortaya çıkıyor.

Çiftçiler bu yönde eğitilmeli ve bilinçlendirilmeli, tüm bunların yanında daha fazla desteklenmelidir.

Unutmayalım Tarımsal üretimde bilim, teknoloji, eğitim ve inovasyonlar desteklenirse, çiftçi kazanır, ülke kazanır.

İşte kelebek etkisi budur.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 21 11
  • 2 Fenerbahçe 20 11
  • 3 Trabzonspor 19 11
  • 4 Alanyaspor 19 11
  • 5 İstanbul Başakşehir 19 11
  • 6 Galatasaray 19 11
  • 7 Yeni Malatyaspor 18 11
  • 8 Beşiktaş 18 11
  • 9 Gaziantep FK 15 11
  • 10 Çaykur Rizespor 14 11
  • 11 Göztepe 13 11
  • 12 Konyaspor 13 11
  • 13 Kasımpaşa 12 11
  • 14 Denizlispor 11 11
  • 15 Antalyaspor 11 11
  • 16 Gençlerbirliği 10 11
  • 17 MKE Ankaragücü 9 11
  • 18 Kayserispor 7 11
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA