15 Temmuz’un Ardından  İki Yıl Geçti
İMDAT YAYLA

15 Temmuz’un Ardından İki Yıl Geçti

Bu içerik 789 kez okundu.

 Sevgili dostlar  yarın itibarı ile FETÖ  Kalkışmanın ardından Tam iki yıl geçti, 15 Temmuz Cuma günü akşam üzeri gerçekleştirilen kalkışma  Kapkara bir leke olarak Türk Tarihine geçti . Bu kalkışmanın  bahanesi de şeytanın bile aklına gelmeyecek tarzda oldu. Fetullahcı  Terör Örgütü (FETÖ) 40  yıllık bir sürede çeşitli dini söylemleri kullanarak gizli hedefler içinde devletin tüm kurumlarına sızmıştır. Amaçlarını gerçekleştirmek için en önemsediği kurumlardan birinin, silahlı gücü elinde bulunduran TSK olduğu gelinen süreçte daha net ortaya çıktı. Cemaatten terör örgütüne yaşanan  olaylarda  Türkiye’deki İslami Hareketler içerisinde FETÖ ortaya çıkışından itibaren farklı bir konumda olmuştur. Azizi Türk Milleti diğer dini örgütlenmelerle ilişkilerini hep sınırlı tutmuştur. Hiyerarşiyi, örgütlü olmayı ve başkalarının yaşamını kendi örgütsel amaçlarına feda edebilmeyi, mistik ve sapkın yöntemlerle takipçilerinin gündeminde tutan bu hareket zaman içerisinde büyük bir insan, bağlantı ve finans merkezini  gerçekleştirmiştir. 15 Temmuz’da yaşanan cinnet halinin gösterdiği ise bu örgütün ne derece vahşileşebileceğinin  somut delili olmuştur.

15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı geceden bu yana Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı doğrultusunda milyonlarca kişi meydanlarda özgürlük ve demokrasiye karşı gelebilecek her türlü tehdide karşı nöbet tutması son yüzyılın en büyük sosyal hareketlerinden biri ve belki de en önemlisi olarak sosyoloji ve siyaset bilimi literatüründe yer edecek  o0lmasıdır.Demokrasi nöbetleri yakın gelecekte dünyanın farklı bölgelerinde yaşanacak her türlü demokrasi karşıtı girişimle mücadelede örnek teşkil edecektir. Dolayısıyla 15 Temmuz gecesinden bu yana bir aziz Türk Milletini  uyanık ve ayakta tutan unsurların ve bu denli büyük bir toplumsal olayın doğru bir şekilde  analiz edilmesi gerekmektedir.

15 Temmuz darbe girişimi sadece Türkiye ve Türk Milleti  için değil, bütün bölge, hatta dünya için tarihi bir olaydır. Ortadoğu’nun demokrasi ve siyasi istikrar açısından son kalesi olan Türkiye, son zamanlarda Batılı ülkelerin ve farklı terör örgütlerinin hedefi olmuştur. Bu günkü yazımda Batı dünyasının darbe girişimi sırasında ve sonrasında Türkiye’ye karşı tutumunu analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bunu anlamak için öncelikle Batılı ülkelerin dünyadaki darbelere bakışı üzerinde durulacaktır.

Örnek olarak dünyanın farklı bölgelerinden seçilen dört önemli darbede (1953 İran, 1973 Şili, 2013 Mısır ve 2013 Ukrayna) Batının rolüne ve darbecilere verdikleri desteğe odaklanmaktadır.  15 Temmuz darbe girişimi sırasında ve sonrasında Batılı ülkelerin temsilcilerinin resmi açıklamalarını ve Batı medyasının Türkiye’ye yönelik yanlış, yönlendirici ve hayal kırıklığına uğratıcı yayınlarını unutmamalıyız. Batılı ülkeler, Türkiye’de gerçekten neler olduğunu anlamaktan çok uzak kalmış, bölgede ve ötesindeki ikiyüzlü yaklaşımını yansıtacak şekilde darbecileri ve terör örgütlerini değil, demokratik bir şekilde iktidarda bulunan Türk Hükümeti’ni eleştirmiştir.  Türk Milletinin  hemen hepsi darbe girişiminin baş faili FETÖ olarak görmektedir. Birçok kişi FETÖ’nün ülke için tehlikesini 17-25 Aralık süreci ile birlikte fark ettiğini bilmektedir.. Ancak ülke için FETÖ’nün bu kadar tehdit oluşturabileceğini 15 Temmuz darbe girişimi ile anladıklarını özellikle vurgulamaktadırlar.

15 Temmuz darbe girişimine gelen sürecin analiz edilebilmesi için Cumhuriyet Savcılıkları tarafından hazırlanan iki önemli iddianamenin oldukça açık kanıtlar sunduğu ifade bir gerçektir.. Bunlardan ilki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan “Paralel Yapı Ana İddianamesi”

 FETÖ’ye karşı bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı ve “çatı” iddianame olarak dikkat çekmektedir. İkinci iddianame ise İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan İzmir’deki askeri casusluk soruşturmasında çeşitli usulsüzlükler yaparak sahte delil üretildiği iddialarıyla ilgili Fetullahcı  Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) dair hazırlanan ve İzmir İkinci Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamedir.

Sevgili dostlarım lafın özü  bu kalkışma   Yüce  Türk Milletinin  iradesine yapılmış .  Kaderin üstünde bir kader vardır, yoktan da vardan da ötede bir var vardır, ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır diyen dava adamı  Cumhurbaşkanımız   Recep Tayyip Erdoğan ve Bilge Lider Devlet Bahçeli bütün oyunları bozmuştur. Ancak düşman bir değildi ve her yanımız çevriliydi. En yakın zannettiklerimiz, müttefiklerimiz sıraları geldikçe kirli tırnaklarını göstermekten geri durmamışlardır. Fakat unuttukları bir şey vardı  Yüce  Türk milletinin  söz konusu vatan olunca Yüreklerindeki iman, bileklerindeki güç ile dış güçlerin elinde oyuncak olmuş ve İttihat ve Terakki zihniyetini takip ettiren şer güçlere göz göre ,göre şahadete giderek ölürsem şehit kalırsam gazi olurum diyerek karşılık verecekleriydi.  

Saygılarımla

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Oyununuzu gördük, meydan okuyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Oyununuzu gördük, meydan okuyoruz”
Bakan Çavuşoğlu:
Bakan Çavuşoğlu: "Artık Türkiye sahada olduğu kadar masada da güçlü"