Yüreğine Sağlık Celil Çalış
YALNIZ ADAMIN KALEMİNDEN

Yüreğine Sağlık Celil Çalış

Bu içerik 1122 kez okundu.

Çok değerli dostlarım kıymetli kardeşlerim  ,  memleketimde   vizyonu olmayan, kendi  tarımına  şaşı bakan, dünyayı izlemeyen, gelecekte olası  tarım  sıkıntılarını öngöremeyen,  sadece koltuk kavgası yapan sizden bizden ayrıştırmaktan  başka bir şey bilmeyen çapsız siyasetçilerin eline geçtiğinden bu yana, ciddi konu olan Tarımı  tartışamaz oldular. Seçim süreci içerisinde Konya’nın Tüm ilçelerinde ve televizyonlarda Tarımı Anlatan sevgili  Celil Çalış başkanım la bir programda karşılaştım.

 

 Kendisi ile sohbet ederken çok yıllar önce,  Konya’ya gelen üst düzey bir yabancı yöneticiye  çalışmış olduğum  kurumda   akşam yemek ikram ederken yaptığımız sohbeti  hatırlamama sebep oldu. . Bahri Dağdaş uluslararası araştırma  bir programda gönüllerin vekili sayın Celil Çalış bey ile   konuşurken   yabancı  yönetici  tarım için   Birçok dünya ülkesini aktif görev amacı ile dolaşmış ve oralardaki tarıma olan yatırımı  görmüş  bu şahıs  ülkemizi anlatırken özellikle şu vurguyu yapmıştı;  “Türkiye, kendisini doyurabilen ve giydirebilen bir ülke olarak şanslı bir konumdadır!”  Bugün geldiğimiz noktaya bakarsak,  Suriye ‘den patates  Hollanda’dan Kuru soğan  İthal eder duruma geldik. En azından artık kendi kendimizi  doyurabilmekten nerde ise yabancı devletlere muhtaç olma  noktasındayız .  Sadece endüstriyel  alanlarda  değil, birçok tarım ürününü ve etimizi bile dışarıdan almak zorunda kalan bir Türkiye de yaşıyoruz.  “soğan ekmek yiyelim de huzurlu yaşayalım” diyen atalarımızın söz bile hayal oldu. Bu duygu ve düşünce yapısına sahip Türk toplumunun geldiği noktaya üzülmemek elde değil.

 

Bunun sebebi ne biliyor musunuz  ? dostlar, Tarım ve hayvancılığın bittiği noktada  dünya ülkeleri karşınızda hiçbir konuda direnç gösteremezsiniz..   İnanmak zor gelse de bu gerçekle yüz yüze geldik ve beslenme için  yabancı ellere muhtaç haldeyiz.  Bu gün geldiğimiz noktada tarımla ilgisi olmayan tarımı sadece arpa buğday ekimi gören kişilerin idare etmesidir. Bu nedenle de sebze bakliyat  adına küçümsenmeyecek boyutta yabancı pazarlara ödeme yapıyoruz. Halen yüksek seyreden enflasyon için ileri sürülen gerekçelerden bir tanesi meyve ve sebze fiyatlarının yüksek oluşudur.   Ama sorun sadece fiyatlar da değil ki, yani ülkemiz insanına yetecek kadar da üretemiyoruz. Baklagiller gibi artık sıradan sayılacak tarım ürünlerini Kanada’dan tutun, Güney Amerika ve Asya ülkelerinden satın almaktayız.   Kırmızı et açığımız ise tavan yapmış haldedir.   Arjantin, Yeni Zelanda derken şimdi de Sırbistan ve Fransa’dan bile et ithal ediyoruz.  Neden bellidir, ülkemizde tarım ve hayvancılık konusunda artık yeterli üretim yapılamıyor.

Konya’mızda tarımın üstadı sayılan gönüllerin vekili ziraat yüksek mühendisi  Celil  Çalış’ın  Anlattığı  gibi  Türkiye’nin 260 milyon dekar ekilebilir arazisi vardır. Bunun 85 milyon dekarı sulu tarım yapılabilecek arazidir 85 milyon dekarın  50 milyon dekarını sulu tarım yapılabilir halde,  ama bu sulamadan tam randıman alınmıyor.   Bu sebepten  ekonomide hep daha alt kademede tartışma konusu olan zirai faaliyetler, aslında kalkınmakta olan ülkelerde hem sermaye birikiminin hem de büyümenin kaynağı olmuş, olmaya da devam etmektedir. Tarımın ekonomik etkisini toplam zirai ürün satış değeri olarak düşünmek yanlıştır. Aksine yarattığı katma değer ve çalışan sayısının toplam ekonomik değeri olarak ele almak daha faydalıdır.

Türkiye’de günümüzde sanayi alanında ne kadar istihdam mevcutsa bir o kadarı zirai faaliyette çalışma olanağı bulmaktadır. Yani doğası itibariyle milli gelirden düşük pay alan tarımsal faaliyetlerin hayata dair etkisi diğer sektörlere göre daha az değildir. Çiftçilerin ilk göz ağrısıdır taban fiyatlar. Yıl içinde belki de konuşulan yegane konu ve onun tadıdır. Ama o tat son yıllarda ekşimeye başladı. Sebebi ise artık taban fiyat kavramının referans fiyatı olarak dillendirilmesi ve daha kötüsü referans fiyatının bile devlet tarafından hasat ortasında ya da sonunda belirlenmesi. Bunun son örneğini 2017 hububat fiyat politikası başlığı ile TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi) nin 13 Temmuz 2017’de kamuoyu bilgilendirme yazısıyla gördük ,Bu bir başarısızlık örneğidir özünde. Hasat sonu belirlenen referans fiyatı çiftçiyi tamamen serbest piyasa diye dillendirilen alıcı tekelinin inisiyatifine   terk etmekten başka bir şey değildir.

 

Türkiye'nin önemli bir tarım kenti olduğu sıkça herkes tarafından  söylenir . Bu söylemin doğruluğuna inanmayanlardanım. Kağıt üzerinde 'tarım kenti' unvanını almış bir il olduğumuzu sıkça dile getirdim, getirmeye de devam edeceğim. Konya’nın verimli topraklara sahip olduğunu, İç Anadolu Bölgesi'nin tam ortasında yer almış olmasının iklim, bitki örtüsü, su kaynakları ve toprak yapısı gibi tarımsal üretim açısından önem arz ettiğini  her kes tarafından bilinmektedir. Fakat verimli Topraklar  Konya’mızda alan değiştirerek sanayi ye ve hastane arazilerine dönüştürülmektedir.  Yakın tarihte pancar  ekimleri yok denecek kadar azaltılarak , Avrupa ülkelerinde tüketimi yasak olan 'nişasta bazlı şeker' tüketiminin daha çok olması sağlanacaktır.  Kanser çoğaldı kalp krizleri  çoğaldı   Allah Sağlıktan Ayırmasın Milli tarım Milli  düşünenlerle ve bu işe kendisini adayanlarla yapılır. SAYGILARIMLA.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başkan Fatma Toru'nun Dilinden Son  5 yılın Meram'ı
Başkan Fatma Toru'nun Dilinden Son 5 yılın Meram'ı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Ensar ile muhacir nedir o adam bilmez''
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Ensar ile muhacir nedir o adam bilmez''
maltepe escort alanya escort kartal escort manavgat escort