Advert
YALNIZ ADAMIN KALEMİNDEN
YALNIZ ADAMIN KALEMİNDEN

Şeb-i Arus, Düğün Gecesi

Hz. Mevlana, vefatına yakın günlerde yakınlarına şu gazeli söylemiş, ölüm anlayışını ve ölümünün sevenlerince nasıl karşılanması gerektiğini ifade etmiştir:

Öldüğüm gün tabutum götürülürken, bende bu dünya derdi, gamı var, dünyadan ayrıldığına üzülüyorum sanma. Sakın, benim için ağlama, “Yazık oldu! Yazık oldu!” deme. Eğer nefse uyup şeytanın tuzağına düşersen, işte o zaman hayıflanmanın sırasıdır. Cenazemi görünce “Ah ayrılık! Ah ayrılık!” deme. O vakit benim ayrılık değil, visal ve mülakat (kavuşma ve görüşme) vaktimdir.
Beni kabre indirdikleri zaman sakın “Elveda! Elveda!” deme. Çünkü kabir, öteki âlemin, can topluluğunun perdesidir.
Batmayı, gözden kaybolmayı gördün ya, bir de doğmayı gör (düşün). Güneş ve aya gurub etmekten (batmaktan) hiç ziyan gelir mi?
Bu hal sana batmak, kaybolmak gibi görünse de, aslında bu hal doğmaktır, yeniden hayata kavuşmaktır. Mezar insana hapishane/zindan gibi görünse de, orası ruhun kurtulduğu yerdir.
Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Niçin insan tohumu bitmeyecek diye şüpheleniyorsun?”


Hz. Mevlana, ömrünün son demlerinde ateşli bir hastalığa yakalandı. Hekimler tedavisine yoğun çaba harcıyor, fakat ateş bir türlü düşürülemiyor, sonuç alınamıyordu. Bu sıralarda Konya’da sık sık depremler oluyordu. Halk depremlerden korkup Mevlana’ya başvurunca o, gülümseyerek, “Korkmayın. Yerin karnı acıktı. Yakında bir yağlı lokma yer ve deprem biter.” dedi.
Mevlana, dostlarına ve aile efradına, bu dünyadan göçmesine üzülmemelerini söylüyordu; fakat onlar, bedenen de olsa bu ayrılığı kabullenemiyorlar, ağlayıp inliyorlardı.
Bir gün hanımı, Mevlana’ya hitaben, “Hudavendigar Hazretlerinin dünyayı hakikat ve manalarla doldurması için üç yüz veya dört yüz yıllık ömrünün olması lazımdı.” dedi. Mevlana cevaben, “Niçin? Niçin? Biz ne Firavun ne de Nemrud’uz. Bizim toprak alemiyle ne işimiz var? Bize bu toprak aleminde huzur ve karar nasıl olur? Biz birkaç tutuklunun kurtulması için (insanlara faydamız dokunsun diye) bu dünya zindanında hapsolmuşuz. Yakında Allah’ın sevgili dostunun, Hazret-i Muhammed’in yanına döneceğimiz umulur” dedi.
Bir gün de Şeyh Sadreddîn Konevî, dervişleriyle birlikte Mevlana’ya geçmiş olsun demeye geldi. Mevlana’ya son derece büyük bir ilgi gösterdi, çok üzüldü ve, “Allah yakın zamanda şifalar versin. Hastalık ahirette derecenizin yükselmesine sebeptir. İnşallah yakın zamanda tam bir sıhhate kavuşursunuz. Siz alemin canısınız; sağlıklı olmaya layıksınız” diye temennilerde bulundu. Bunun üzerine Mevlana, “Bundan sonra Allah sizlere şifa versin. Aşığın maşukuna kavuşmasını ve nurun nura ulaşmasını istemiyor musun?” dedi. Bunun üzerine Şeyh Sadreddin, yanındakilerle birlikte ağlayarak kalkıp gitti.
Hz. Mevlana, vefatına yakın bir günde bağlılarına şöyle vasiyette bulundu:
“Ben size; gizlide ve açıkta, her yerde Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, Allah’ın buyruklarına boyun eğip, günahlardan kaçınmayı, oruç tutmak ve namaz kılmakta devamlılığı, daima şehvetten kaçınmayı, insanlardan gelebilecek eza ve cefaya tahammül etmeyi, cahil ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak durmayı, güzel davranışlı ve salih kişilerle birlikte olmayı vasiyet ederim. İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. Hamd yalnız, tek olan Allah’a mahsustur. Tevhid ehline selam olsun.”
Yine o, son günlerinde, halife olarak yerine Çelebi Hüsameddin’i tayin ettiğini açıkladı.


Hz. Mevlana, 5 Cemaziyelahir 672 (17 Aralık 1273)’de, Pazar günü, güneş batarken vefat etti.
Ertesi sabah cenazesini Mevlevi imamı Mevlana İhtiyareddin yıkadı. Cenaze törenine her dinden, mezhepten, milletten, yaştan, statüden insan katıldı. Mevlana’nın daima üstünde taşıdığı feracesine sarılı olan tabutu dışarıya çıkartıldığı zaman, tabutu taşımak için halk o derece hücum ediyordu ki memurlar kılıçlarla, sopalarla halkı men etmek zorunda kalıyordu. Herkes tabutun önünde ardında ağlaya ağlaya dönüp duruyordu. Ana cadde adam almıyordu. Bilginler, sufiler, ahiler, fütüvvet erleri, rindler, hükümet ricali ve Hristiyanlar ve papazları, Yahudiler ve hahamlar, bütün insanlık Mevlana’yı baş üstünde taşıyordu. Sadece Müslümanlar değil, Hristiyanlar ve Museviler de bu vefattan son derece üzüntü içindeydiler.
Müslümanlar, gayrimüslimleri sopa ve kılıçla savmaya çalışarak, onlara: “Bu merasimin sizinle ne ilgisi vardır? Bu din sultanı Mevlana bizimdir, bizim imamımız, rehberimizdir” dediler. Onlar ise şöyle cevap verdiler: “Biz Musa’nın, İsa’nın ve bütün peygamberlerin hakikatini onun sözlerinden anlayıp öğrendik. Kendi kitaplarımızda okuduğumuz olgun peygamberlerin huy ve hareketlerini onda gördük. Sizler nasıl onu devrinin Muhammed’i olarak tanıyorsanız, biz de onu zamanın Musa’sı ve İsa’sı olarak biliyoruz. Siz nasıl onun muhibbiyseniz, biz de bin şu kadar misli onun muhibbiyiz. Mevlana Hazretleri’nin zatı, insanlar üzerinde parlayan ve onlara iyilikte, cömertlikte bulunan hakikatler güneşidir. Güneşi bütün dünya sever. Bütün evler onun nuruyla aydınlanır. Mevlana ekmek gibidir. Hiç kimse ekmeğe ihtiyaç duymamazlık edemez. Ekmekten kaçan hiçbir aç gördünüz mü?”
Nefirler, neyler, rebablar çalınıyor, mazharlar (zilsiz defler) dövülüyor, zillerin, kudümlerin sesleri, çalgıların nağmeleri, hıçkırıklarla boğuluyordu. Naralar atıp sema edenler, feryatlar edip bayılanlar vardı. Tabut ilerleyemiyordu. Evden sabahleyin çıkan tabut, pek yakın olan musallaya akşama yakın varabildi.
Hz. Mevlana, cenaze namazını kıldırmasını Şeyh Sadreddîn Konevi’ye vasiyet etmişti. Ancak o tam namazı kıldıracağı sırada, üzüntüsünün şiddetinden bir şehka (hıçkırıp) vurup bayıldı. Bunun üzerine cenaze namazını Kadı Sıraceddîn el-Urmevi kıldırdı. Şeyh Sadreddin’e daha sonra, cenaze namazını kıldıracakken neden bayıldığı sorulduğunda, “Namaz kıldırmak için tabutun önüne vardığım zaman, meleklerin saf bağlayıp tabutun önüne durduklarını gördüm. O halin heybetinden, dehşetinden aklım başımdan gitti” diye cevap vermiştir.
Hz. Mevlana’nın naşı Konya’da, babasının ve Selahaddîn-i Zerkûbî’nin de defnedildiği yere defnedildi. Konya’da kırk gün yas tutuldu. Kırk gün onun kabrinden ziyaretçi eksik olmadı.
“Yeşil Türbe” denilen türbe, Sultan Veled ile III. Gıyaseddin Keyhusrev’in emirlerinden Alameddin Kayser’in gayreti ve Emir Pervane’nin eşi (Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in kızı) Gürcü Hatun’un yardımıyla Çelebi Hüsameddin zamanında yapıldı. Türbenin mimarı Tebrizli Bedreddin’dir.


Hz. Mevlana, vefatından sonra kendisini ziyaret etmek isteyenlere şöyle seslenmiştir:
“Kardeşim! Benim mezarıma sakın defsiz gelme! Çünkü Allah’ı sevenlere, O’nun huzurunda olanlara dertli olmak, kederli olmak yaraşmaz.”
Mevlânâ’ya atfedilen bir beyitte ise o şöyle demektedir:
“Vefatımızdan sonra mezarımızı yeryüzünde arama, bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.”

Yukarıdaki sözlerine göre; Konya’daki türbesini ziyaret edecek olan kişinin Hz. Mevlana’nın ölüme yaklaşımını hatırlaması ve vefatı sonrası kavuştuğu manevi nimetleri düşünmesi, böylece üzüntülü değil, neşeli bir haletiruhiyede olması gerekir. Ancak yine Mevlana’ya göre, türbesini ziyaretten daha da önemli olan, onu sevip tam manasıyla örnek almış arifleri arayıp bulmak, onları ziyaret edip sohbetlerinden istifade etmektir. Asıl yapılması gereken, kişiye asıl faydalı dokunacak olan da budur.


Mevlana’nın vefatının kameri seneyle her yıl dönümü gecesi, Konya’da meydan odasının önündeki havuzun başına hasırlar, halılar serilir, herkes toplanır, ayinler okunur, meyveler yenir, sohbetler edilir, böylece bir sema meclisi kurulurdu. Sonunda bir gülbank çekilerek bu hususi ayin-i cem’e son verilirdi. O geceye ‘düğün ziyafeti gecesi’ anlamına gelen “şeb-i urs” denirdi. Bu yüzden havuzun adına da “şeb-i urs havuzu” denmişti. Bu söz, halk arasında, ‘gelin-gerdek gecesi’ anlamına gelen ve aynı mânâyı ifade eden “şeb-i arus” şeklini almıştı. Mevlana’nın vefat yıldönümü kışa rastlarsa bu tören meydan odasında icra edilirdi. Görülüyor ki Mevlana’nın vefatı Mevlevilerce bir vuslattı ve o gece bir düğün gecesiydi.” Hz. Mevlana'yı anlayarak Şebu arus kutlu olsun

 

NELER SÖYLENDİ?
@
YALNIZ ADAMIN KALEMİNDEN

YALNIZ ADAMIN KALEMİNDEN

DİĞER YAZILARI Üstad Seyit Küçükbezirci’nin Ardından 12-12-2018 02:12 BOZKIRIN ORTASINDA KÖYÜMDE BİR ÖĞRETMEN 04-11-2018 10:15 Yerel Basın bu kadar Hor Görülmemeli 10-10-2018 13:58 Bu Gün Malazgirt Ruhuna çok İhtiyacımız var 25-08-2018 21:34 Okudukça Cahil Olduğumun Tecrübesini Edindim 21-07-2018 18:52 Yüreğine Sağlık Celil Çalış 30-06-2018 21:17 Bay memet 12-06-2018 22:29 Bir başkadır benim memleketim 04-06-2018 17:44 Hoş görülü ve Güler Yüzlü Olmak Ne Güzel 20-05-2018 15:46 HIDIRELLEZ 07-05-2018 21:50 Bir tarım Fuarı daha Geleceğe ümitlerle sona erdi 25-03-2018 23:17 Neden Bu kadar duyarsız olduk 13-02-2018 01:01 Orada Yaşayanların Çoğu Kıymetini Bilmiyor. 12-01-2018 09:49 Herkes Adam Olamıyor Maalesef 19-12-2017 23:52 Şeb-i Arus, Düğün Gecesi 10-12-2017 17:06 Bizim Zamanımızdaki Gençlik 05-11-2017 18:34 Türkiye Cumhuriyeti'nin 94.cü Yaşı Kutlu Olsun 28-10-2017 01:07 Makamlar geçici Bir Heves Önce insan olmak lazım 20-09-2017 01:07 Ağzı Olan Konuşuyor. 04-09-2017 09:28 Arkanda binlerce Kişiyi Öksüz Bıraktın Koca Reis 19-08-2017 22:41 Makamın Ne Olursa Olsun Sende İnsansın Badem Gözlü 05-08-2017 08:35 Var Olanı Gönülden Paylaşmak 11-07-2017 23:02 Dünyalık Peşinde sahte sakallı dedeler 29-06-2017 21:02 Bayramınız Kutlu Olsun 24-06-2017 22:13 Ben Menfaat Dostluğunda Yokum 31-05-2017 14:24 Biz İnsanlar Ne Edersek Kendimize Ederiz 08-05-2017 22:31 DÜRZİ ŞEYH BOZUNTUSU 09-04-2017 19:11 Keneler Kendisini Çok İyi Bilir. 27-03-2017 20:04 Huysuz Kadına Sabır 13-03-2017 21:30 Tasavvufta İnsanlık ve Benlik 26-02-2017 15:48 HZ. Mevlana Celaleddin Rumi'nin Devlet Anlayışı 15-02-2017 23:45 MAKAMLAR GEÇİCİDİR SEN KENDİN OL YETER. 30-01-2017 12:56 SON SÖZ MİLLETİN OLACAK 23-01-2017 20:12 Bu Vatanın Sana İhtiyacı Var Bilge Lider Devlet Bahçeli 11-01-2017 00:07 TERÖR VE TÜRKİYE 01-01-2017 18:55 Hz. Mevlana'yı Anlayabildik mi? Yada Anlatabilmek 18-12-2016 21:07 İnsanım Demekle İnsan Olunmuyor 05-12-2016 22:37 Bir Süre Saklanmakla Kurtuldum mu Zannettin? 25-11-2016 21:48 PİYASALARDA NELER OLUYOR. 19-11-2016 21:57 Türkiye ve Donald Tuump'lu ABD 10-11-2016 22:06 Uyan Sultan AZİZ Uyan Kan Ağlıyor Bütün Cihan 03-11-2016 18:24 BAŞKANLIK SİSTEM İLE ÖZÜMÜZE DÖNELİM 22-10-2016 01:44 Sizin Hiç Çok Bilmiş Arkadaşınız Oldu mu? 05-10-2016 23:23 EĞİTİMCİNİN İŞGAL ETTİĞİN MAKAMIN HAKKI O DEĞİL. 11-09-2016 01:19 TÜRKİYE ‘de Siyasi Yapı nereye gidiyor? 27-08-2016 23:18 Bırakın Herkes Kendi Değerinde Kalsın 21-08-2016 15:53 YENİ ADI YILDIZ OLSUN 10-08-2016 13:28 MAKAM HIRSINA KAPILIP İHANET ETMEYİN 30-07-2016 16:02 Bilgeliğin Stratejik Derinliği 26-06-2016 12:31 CANLAR CAN DOSTLAR AKLIN YOLU BİRDİR. 19-06-2016 00:53 Dinimiz Neden Oruç'u Emretti ? 06-06-2016 18:54 İnsanlık ve Dost Deyince Gönlümden Geçenler 23-05-2016 15:49 BU GECE ‘’BERAT’’ ETTİĞİMİZ GECE OLUR İNŞALLAH 20-05-2016 19:28 MAKAM İNSANI KİBİR SAHİBİ YAPIYORSA EĞER ? 01-05-2016 21:08 Gazetecinin Günlüğü 27-04-2016 13:12 DOST DEDİĞİN ADAM GİBİ ADAM OLMALI 22-04-2016 17:32 Gazetecilik Mesleğinde Adab-ı Muaşeret 31-03-2016 11:30 MEMLEKET DE HUZUR ARAMAYIN 21-03-2016 09:22 Makamınızı Mazlumları Ezmek İçin Kullanmayın 28-02-2016 20:06 GÖNÜL DOSTUNUN NASİHATİ 14-02-2016 15:19 Makamın azdırdığı insanlar 04-02-2016 15:24 ATANMIŞ MAKAM SAHİPLERİ 18-01-2016 16:08 MEMLEKETİN EĞİTİMCİLERİ VE YAZARLARI 02-01-2016 11:55 HER ŞEYİN ÖZÜ GÜVEN VE SEVGİDİR 16-12-2015 01:55 MEDYA AYNA OLARAK GERÇEKLERİ YANSITIYOR MU? 30-11-2015 11:57 İNSANLIK MI, MAKAM VE MEVKİ Mİ? 15-11-2015 20:37 Kimse Genç Neslimiz Üzerinden Hesap Yapmaya Kalkmasın! 01-11-2015 12:22 ÖZ GÜVEN VEYA KENDİN OLABİLMEK 22-10-2015 15:57 DOĞRUYU GÖRMEDEN KARAR VERMEK ! 10-10-2015 13:52 DUR DEMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ? 03-10-2015 14:59 HER ŞEYİ ALLAH RIZASI İÇİN YAPMALI 28-09-2015 11:07 DOSTLUĞUMUZ SOHBET VE MUHABBET ÜZERİNEDİR. 14-09-2015 16:53 OY ARTIRMAK İÇİN OYNANAN OYUNLAR. 01-09-2015 17:58 SANAL ALEMDE SİYASET VE PKK’NIN ALGI OPERASYONU 25-08-2015 19:19 NEDEN KUL HAKKI ÇOK AĞIR BİLİR MİSİN? 17-08-2015 12:48 MUHTEREM OLABİLMEK DEĞİL MUHTEREM KALABİLMEK 10-08-2015 21:37 KAÇINILMAZ GERÇEKLER, KORKU VE YALAN 31-07-2015 12:31 KALP GÖZÜ İLE BAKMAK 12-07-2015 13:24 HER GÖZ GÖRMEZ 07-02-2015 11:03 AMAN DİKKAT! 25-01-2015 19:26 GÖZ ÖNÜNDE OLANLAR 06-01-2015 12:28 BENDEN SÖYLEMESİ 2 18-12-2014 14:57 BENDEN SÖYLEMESİ 11-12-2014 15:19
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Alanyaspor 14 7
  • 2 Sivasspor 12 7
  • 3 Trabzonspor 12 7
  • 4 Konyaspor 12 7
  • 5 Fenerbahçe 11 7
  • 6 İstanbul Başakşehir 11 7
  • 7 Antalyaspor 11 7
  • 8 Gaziantep FK 11 7
  • 9 Yeni Malatyaspor 10 7
  • 10 Galatasaray 10 7
  • 11 Göztepe 9 7
  • 12 Beşiktaş 8 7
  • 13 Denizlispor 8 7
  • 14 Çaykur Rizespor 8 7
  • 15 MKE Ankaragücü 8 7
  • 16 Kasımpaşa 7 7
  • 17 Gençlerbirliği 3 7
  • 18 Kayserispor 3 7
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA