Aşk  İle Muhabbet  Edelim
TADIMLIK

Aşk İle Muhabbet Edelim

Bu içerik 490 kez okundu.

Bizler Yüce Yaratanın en kutsal yarattığı İnsan olma hasebiyle zaman içerisinde farklı duygular yaşarız. Sevgi, aşk, kin, nefret. Buradan yola çıkarak, ‘sevgi’ konusunda bir şeyler kaleme almayı düşündüm. Kur`an-ı Kerim’de Aşk sözcüğü yoktur. Sevgiyle ilgili ayetler vardır. Sevgiyle ilgili ayetlerde daha çok hub ve muhabbet kelimeleri kullanılıyor. “İman edenler Allah’ı daha şiddetle severler” (Bakara - 165)

Bazı İslam alimleri de aşkı; ‘aşırı sevgi’ olarak tanımlamışlar. Aşk; görme engelli bir coşku, görmemezlikten kaynaklanan bir bağdır. Oysa sevgi, bilinçlice bir bağ, apaçık, duru bir görmenin sonucudur.

Hani bir ışık gördüğümüzde; Bu ışık nereden geliyor? diye ışığın kaynağını araştırırız ya, “Sevgi ışıktır’’ dediysek, elbette bunun derin sebebi ise derin muhabbettir, Habibullah`ın sevgisinden gelen ışıktır. Yani Allah (c.c)`ın ipine sarılmış insanın, duyduğu sevgi çeşididir.

“Allah onları sever, onlar Allah`ı sever.” (Maide - 54) Yani, Sevdim; sevilmek istiyorum! İşte bu esrarengiz sevgi bizi hayrete düşürüyor. Allah (c.c)`ın, kulunda duyduğu sevginin meyvesi; cennettir. Sever, sevdiğini cennet ile sevindirir. Kulun Rabbine duyduğu sevginin meyvesi; imandır, Sever, ona teslimiyet ile ve iman ile muhabbet besler. Sevgiyi muhabbeti bilmeyen muhabbeti sadece laf olsun diye konuşulduğunu zanneden şeytana teslim olmuş zavallı insan sıfatında yaratılmış mahlukatlar yüce Yaradanın şu ayetine dikkat etsinler;

Rabbimizin insan ile yaptığı ilk konuşma; Yarattım! Neyle yarattım? Alakla yarattım.

İnsanı sevgiden yarattım. Alakadan yarattım. Ben insanla alakalıyım! Çok seven, ilgili, ilişik, yapışık, tutkun anlamlarına gelir Alak. Yani insanı sevgiyle yarattım, muhabbetle yarattım.

“Ben insanla alakalıyım, onunla ilgileniyorum” demektir. Maslesef u ayetin derin manasını bilmeyen hayatı sadece dünyalık yalana dolan çıkar ve makam veya sadece iyi koltuk sahibi desinler diye yaşayan zavallılar ne kadar zararda olduğunu hatta daha derini cehennemin neresin de olduğunu görmeyecek kadar sevgisiz ve kördürler.

Rabbim sevmeseydi, katlanmazdı üç harflilerile uğraşan zavallı kişilere ! “Ey kulum! Zorlu bir yolcuğa çıkacaksın, çileli bir yol. Sevmeden olmaz, seveceksin. Teslim olacaksın. Samimi olacaksın!’’ Evet. Allah (c.c), kullarıyla sevgiye dayalı bir bağ istiyor. Sevgi ve muhabbetle terbiye ediyor.Bu çileli yolculukta, sabır ve sebatla kendisine dayanılmasını istiyor.üç harfliler den medet bekleyerek değil ey zavallı insan.

Kuran’ı kerimde sevgiye bakış açısı; "Hubb"(sevme) kelimesi Kuran`da dokuz yerde geçmektedir. Bu ayetlerden yola çıkarak sevgi-aşk konusu şu şekilde açıklana bilir: Kuran_ı kerimin Türkçe mealinden de okuyup ayetlerin ne demek istediğini daha iyi idrak etmemiz lazım ki üç harfliler le uğraşıp yaradanın sevgi ile yarattığı kullarına zarar vererek değil.

“İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: "Ben buna karşı; yakınlıkta sevgi dışında sizden hiç bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği arttırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir.Ben acizane Türkçesinden hatim ettiğim Kurandaki

Ayet ve hadis kitaplarından şunu anladım; sevgi, yüreğe ekilen bir tohumdur.Bir muhabbettir. İnsana haz veren, tüm yaratıklara hoş ve güzel bakma duygusu. Yani sarmaşık manasındır. Saran, sarmalayan, insanı bağlayan, tutsak eden sarmaşık. ‘Muhabbet’ insanı severken de , ‘aşk’ ise insanın , tutku da sevginin zehirlenmiş halidir.

Dünyevi sevdaları ele aldığımızda, hele ‘aşk’ olarak tarif edilen sevdaları. Adı konmamış aşkların, patlamaya hazır bir bomba olduğu gerçeği dikkatlerden kaçmamaktadır.Allah (c.c)`la bağlantısı olmayan onların lanetlediği şeylerden mutluluk arayan haz etmediği insanları üç harflilerle etkileyenler bu tür kalbi kararmış , insanı yaradanım zamanı geldiğinde bir tarafa savurabilir, nefis arzularına kaynaklık yaptırır ve o insanı her türlü kötülüğün içine atar.

Biz sevdiğimiz birinin nasıl sadece bizim kalbimizde yer alıp kalmasını istiyorsak, tabiri caizse; Cenab-ı Hak da, sadece kendisine tahsis edilmesi gereken kalbin, kendisi hesaba katılmadan başkalarının işgaline açılmasına karşı hoşnut olmamaktadır.

Allah`ı sevdik, sonra iman ettik, ama iman etmekle kalmayıp bunu ispatlayacağız.Nasıl ispatlayacağız? Hakiki iman ile. Çünkü imanı tarif ederken alimler, diyorlar ki; ``Kalp

ile tasdik, dil ile ikrar`` yani ispat şart. “Ben Allah’ı seviyorum’’ diyen bir kimsenin ispatı Peygamber`e imandır… Ona uymaktır, Ona tabi olmaktır. İlmini üç harflileri kullanarak dünyalığa maddiyata satması dinsizliğin ta kendisidir . Yüce yaradanım Tüm sevdiklerimi ve de inanmış gerçek Müslümanları bunlarda muhafaza etsin.

AMİN!!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Bu çatının altından ayrılanların hiç birinin esamesi şimdiye kadar okunmamıştır'
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Bu çatının altından ayrılanların hiç birinin esamesi şimdiye kadar okunmamıştır'
Güzel Sanatlar da  Nöbet Değişimi
Güzel Sanatlar da Nöbet Değişimi