Advert
GÖLGE ADAM
GÖLGE ADAM

İSTİHBARÂT-I MECZÛBİYE

II. Abdülhamid'in Deli İstihbaratçıları

Günümüze kadar sırra erip de sırrı ilimden şeriklerini faydalandırmayan ilim sahiblerine lanet olsun ki onlar sırrı saklayan Vatikan ile sırdan korkarak katliam yapan tarihin kanlı emperyalist kavmi İsrailoğullarına yardım ve yataklık etmişlerdir.Kurucu bir medeniyetin hafızasına tecavüz ettirmişler,toplumumuzun ruh genlerini mescid-i dîrar ayrılıkçıları gibi  haşhaşiler gibi bî namaz haline getirilmesine sebepdirler.
Hz.Ali (Kerremullah-î Vech) Şah Sultan’ın da buyurdukları gibi “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan” olmuşlardır.
Bu makalede saklanan bir gerçekliği şok olacağınız iddialar ile ele alacağız.
Örneğin: Barak Baba,Sarı Saltuk,Hacıbektaş-ı Veli,Tabduk Emre,Anadolu coğrafyasını kiracılardan geri alıp yeniden Türk coğrafyası yapan 19 (ki farklı bir simbiyotik etkisi olan bir sayıdır.)” Kolonizatör Türk Dervişi, hem meczubi,hem veli,hemde istihbaratçıdır.

Bilinen ilk Türk İstihbaratçısı Kapagan Kağan’ın varisi  bu dervişler ilk kez kurumsal statüde birleştiren Gök Sultan, II. Abdulhamid Han’dır.

İstihbarat_ı meczubiye adından da anlasıldığı üzere, halk tarafından deli (meczup) olarak bilinen kişiler tarafından oluşturulmuş bir istihbarat birimidir. halkın onları meczup görmesi ve bilmesi, kimsenin onlardan şüphelenmemesine sebep olmuş ve işlerini kolaylaştırmıştır. bu birim tamamen medrese tarafından yetiştirilmiş kişilerden olan ve, hiç bir şekilde dünya malına önem vermeyen tamamen devlet odaklı, ve parayla satın alınamayacak kişilerdir. bu yüzden çok kritik görevler almış bu birim , topladığı bilgileri direk sultana ulaştırmış ve o dönemde birçok olayın engellenmesine vesile olmuşlardır.
II.Abdülhamid Han, kendine has istihbarat anlayışıyla kurduğu –emsali kesinlikle olmayan- istihbarat  teşkilatı, bu konuda ihtisas yapmış çevreleri bile adeta yaya bırakmıştır. Hakan’ın istihbarat anlayışı, zahirî ve batinî olarak ikiye ayrılır. Hakan’ın istihbarat çalışmalarında, birçok usul  ve teknikler kullanılırdı. Her iki koldan toplanan istihbaratlar; dikkatle süzgeçten geçirilir, doğruluk payı risk edilmez, adeta matematik işlemindeki  doğruluğun sağlaması gibi  işlem yapılır; gelen istihbarat ya kabul görür ya da reddedilirdi.
Selçuklu dönemlerinden gelen, hatta tarihi daha eskilere uzanan Türk İstihbarat anlayışında BERİD İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ, Sultan Alparslan tarafından lağvedildi. Bunun sebebi ise, bu istihbarat teşkilatının direkt Sultan’a bağlı olmasının yanı sıra, Sultan’ın etrafındaki önemli asker ve vezir ile hanedanın ileri gelenlerine da bağlı olmasıydı. Bunun anlamı ise şuydu: Gelen istihbaratlar, Sultan’a sunulduğu gibi hanedanın diğer üyelerine de sunulurdu. Bu gelen istihbaratlar, zaman zaman hanedan çekişmelerinde kullanılır bazen de gelen istihbaratlar diğer hanedan mensuplarından gizlenirdi. Bu durum ise Devletin zaafa uğramasına neden olurdu.
BERİD (Ulak-Haberci) anlamlarına gelir. BERİD anlayışı Osmanlı’da da devam etti, uygulama alanı buldu. Ortadoğu’da da  vücud bulan   Berid anlayışı, yapılanması Osmanlı’yı zaafa uğratmıştı. Bu nedenle; Hanedan ve bazı ileri gelenlerin Berid yapısını koruması, istihbaratın belli çevrelere de gitmesine neden oldu. II. Abdülhamid Han bunu çok iyi bildiğinden Hazırûn ile birlikte yeni bir istihbarat anlayışını devreye soktu: Sadece Sultan’a ulaşacak istihbarat… Direkt olarak kendisine gelecek bir istihbarat sistemi… Bu arada  Berid ve diğer istihbarat yapısı yine devam edecekti. Buna yeni kurulan teşkilata; ‘YILDIZ TEŞKİLATI’ ismi de verilir. Fakat Yıldız Teşkilatı bile bu yapının görünen kısmıydı. Sultan, bu sistemi, Osmanlı İmparatorluğu’nu ilgilendiren dünyanın her köşesine yaydı. Teşkilatın merkezi İstanbul’du. Çünkü Paytaht orasıydı.  Şimdi bu yeni kurulan istihbarat teşkilat yapısının  bugüne kadar hiç bilinmeyen, ilk defa burada açıklanacak bir bölümünden söz edelim: 
İSTİHBARAT-I MECZUBİYE
Bu birim şimdiye kadar hiç bilinmedi. Zaten bilinseydi istihbarat anlamında bir değeri olmazdı,bu yapı, yanı İstihbarat-ı Meczubiye birimi diğerlerinden çok farklıdır. Bu yapı, halk arasında meczup diye  tabir edilen, garip kılık-kıyafetli kimselerdi. Meczupların da kendi aralarında farklı adlarla anılanları vardı. Bunlar halk tarafından kimi zaman; evliya-ermiş, deli-aklını yitirmiş, dilenci, sefil, dervişler olarak  adlandırılırlardı. Bu dervişlerin hayat felsefeleri, kılık-kıyafete önem vermeyişleri, halkın tavır ve davranışlarına benzemeyen halleri ve yaşayışları bunları halk nezdinde hakir görülen, ehemmiyet verilmeyen suretler konumuna sokmuş, bu durum dervişlerin istihbarat anlamında önemli avantaj elde etmelerine sebep olmuştur. 
Bu dervişler kendilerini melâmetten göstermeyi marifet eylemişler, kınayanın kınamasından korkmamışlardır. O devirde, Özellikle İstanbul’da hemen her sokak başında bunlardan görmek mümkündü. Bunlar boyunlarına astıkları Keşkül-ü Fukara kâsesiyle sadaka toplarlardı. Bazen bir yere çivi gibi saplanır kalırlardı: Burası kimi zaman; bir ağaç altı, bir çeşme yanı, bir harabe içi, semtlerde halkın uğrak yeri olan bir kıraathane vs. olabilirdi. meczupların aralarında farklılıklar vardır. Yani her meczup bu birimden değildi. Üstelik meczupluk ayrı  meczubilik ayrı kavramalardır. Bunlar bugüne kadar irdelenmediği için bilinmez. Meczubilik bazı tekke (Mevlevî, Bektaşi, Melâmi, Bayramiye, Yeseviye vs) ekollerinde ‘sırri’ bir ekoldür. Yani meczubi ekolünden ve öğretisinden olmak için, meczup olmaya gerek yoktur. Bunlar dünya hayatının bir imtihan önemsizliğinde önemini de bilip, kendi yaşantılarını, bilinen dünya hayatı sistemi dışında yaşayan gönüllü dervişlerdi. Bu konu oldukça detaylı olup, fazla detaya girmeden asıl konumuzla olan ilişkisine dönelim: Bu birimin başı (Şehir Başı) tüm şehrin başı olup, (Meczubi Dedesi) olarak anılır. Şemanın başındaki ilk kişi budur. Ondan sonra ise semt başları (Semtteki meczubi istihbaratçı dervişlerin başı) ve sokaklardaki sorumlu meczubi dervişler gelir. Bunların hepsi birbirine bağlı ve birbirine hiyerarşik olarak sorumludurlar. 
İSTİHBARAT-I MECZUBİYE’NİN İŞLEYİŞİ Bunlar yeminli dervişlerdir.(İstihbaratçılardır) Sadece Devleti ilgilendiren istihbaratları rapor ederler. Örneğin, birileri bir sokakta veya bir kıraathanede nargile sohbetinde veya iki kişi bir sokakta ayaküstü birinin mahreminden bahsediyor ve bu istihbaratçılar bunu duyuyorlar. Bu dervişler, bu  mahrem bilgiyi kendileriyle mezara götürecek  sır olarak saklıyorlar. Bu sırrı Sultan II. Abdülhamid Han bile alamaz onlardan. Bu dervişler, tasavvufi terbiyeyle yetişmişlerdir. Paraya-pula, makama-mevkiye, şana-şöhrete önem vermediklerinden bu kıymetler nefislerinden ve zihinlerinden silindiği için ne satın alınabilirler ne de ölümle tehdit edilebilirlerdi. “Sıramız geldiyse biz ölürüz, kalanlara selam olsun” derlerdi. 
Bu istihbarat teşkilatının işleyişi şu şekilde idi: Sokakta bir istihbaratı alan ‘Meczubi Melamiye İstihbarat Dervişi’, akşam ezanında, belirlenmiş tekkelerde aş yemek için toplanırlar, orada da usulünce, ‘Semt Başı Dervişe’ aldıkları istihbaratı verirler. Semt Başı Derviş ise aldığı istihbaratı yatsı namazından sonra Şehir Başına verirdi. Şehir Başı aldığı bu istihbaratları belirlenen bir vakitte bizzat Sultan II. Abdülhamid Han’a verirdi. 
Bu istihbarat tekkelerinden en meşhuru ‘Yeni Kapı Mevlevihanesi’ idi. Diğer bir tanesi ise, bugün Halıcılar Caddesi’nin sonunda bulunan Manastır’dan  dönme Molla Fenari İsa Camii ve Tekkesi idi.
Bu birimin rapor ettiği önemli olaylardan bazıları şunlardır:
Payitaht’ta, gizli düşman birimlerinin desteği ile İstanbul’da esrarengiz yangın olaylarının açığa çıkarılması, müsebbiplerinin deşifresi ve bu yangınların önceden önlenmesi. ( O dönemi araştıranlar şu tabloyu göreceklerdi: İstanbul’da sık sık, esrarengiz yangınlar çıkmaktaydı. Buraya kısa bir not daha düşecek olursak; Molla Fenari İsa Camii istihbarat alanında hizmet görmüş ve bu mekân Fatih Yangınında (1918 yılında) yanarak harabeye dönmüştür. Sultan II. Abdülhamid Han’da 1918 yılında vefat edip, Hakkın Rahmetine kavuşmuştu. İstihbaratçı Dervişlerinin merkezi olan ve aynı zamanda Osmanlı Devlet Arması’nın kalıplandığı Molla Fenari İsa Camii ve Tekkesi, ne garip bir tesadüftür ki, Sultan II.Abdülhamid Han’ın vefat ettiği gün yandı. 
Yine bu birimin ( meczubi istihbaratçıların) rapor ettiği önemli olaylardan biri de: İstanbul ve çevresinde, İngiliz gizli servisinin idaresinde, Ermeni gruplarla işbirliği yapılarak ‘ Kuduz Hastalığını’ bulaştırma çabaları keşfedildi. Kuduz köpekler belli semtlere salınarak hastalığın yayılması amaçlanıyordu.
Sultan II. Abdülhamid Han  emir verip, İstanbul’daki tüm kedi ve köpeklerin sayımını yaptırdı ve bu meczubi  birime bu hayvanları gözletti. Hastalık şüphesi olan hayvanlar derhal toplatıldı. Böylece ilk biyolojik silah kullanımı böylelikle engellenmiş oldu. Dahası Sultan II.Abdülhamid Han, kuduz aşısının mucidi Pastör’e belgelerle sabittir ki 10.000 altın yardımda bulundu ki, ‘insanlığa faydası oldu, hizmet etti’ diye. II. Abdülhamid Han ferman buyurarak İstanbul’da ilk kuduz hastanesini (Darül-Kelb Tedavihanesi) kurdurdu. Hakan birçok hastane ve tıp birimlerini kurdurmuştur. Konuyla ilgili birçok kitap bastırmış, laboratuarlar açtırmıştır.  
İstanbul’daki kolera salgınında bizzat mektupla Pasteur’den tavsiyeler istemiş, gerekenleri yapmıştır. Pastör Hakan’ın isteği ile İstanbul’a gelerek, laboratuar kurması yönünde Padişaha rapor sunmuştur. Demirkapı'da Askeri Tıbbiye Mektebi'nin yanında, ahşap binada Bakteriyolojihane-i Osmani kurulmuştur..... İstanbul’da sulara kolera mikrobu karıştırıldığı tespit edilmiştir. 1893 yılında İstanbul’da aniden kolera salgını çıkmış ve çok büyük ölümler olmuştur. Paris’te bakteriyoloji eğitimini tamamlayan, Zühtü Nazif ve Rıfat Hüsamettin Padişahın telkinleriyle bu salgınla mücadele etmişlerdir. Mekatib-i Askeriye’ye bağlı birimler Nişantaşı Çiftebakkallardaki binada serumlar hazırlamışlar ve birçok bakteriyoloji uzmanları yetiştirmişlerdir. Yıl 1894’tür. Pasteur Enstitüsü’nden Maurice Nicolle’ün denetiminde  ve Sultan Abdülhamid Han’ın desteği ile çalışmalar sürmüş, Bakteriyolojihane bu sıralarda Çemberlitaş’ta Matbaa Sokağı’ndaki bir binaya taşınmıştır. İngilizler sık sık biyolojik silah kullanımına yönelik unsurlara o dönemde başvurmuşlardır. 
Burada gizlenen mevzu şudur: İngilizler sinsice biyolojik savaş yürütmüşlerdir. Bu hastanelerin kuruluş amaçlarının başında yürütülen bu biyolojik savaş gelmektedir.  
Amerika’da o dönemlerde Kızılderililer’e tifolu battaniye verilerek soykırım yapıldığı da unutulmamalıdır. İngilizlerin  o dönemde biyolojik savaş uyguladıklarını kendileri de itiraf etmişlerdir.
Sultan II.Abdülhamid Han’ın istihbarat birimlerinden bugüne kadar hiç açıklanmayan bir birimi ifşa ettik. Şimdi bir soru soralım: Bugünlerde BERİD anlayışı istihbaratta var mıdır? Bu meczubi istihbarat sistemi var mıdır? Bir başka soru, Türk İslam âlemine uygulanan biyolojik saldırıların tarihi nedir? Mesela Çanakkale’de İngilizlerin kullandıkları kimyasal silah unsurları nasıl ters tepip kendilerini yok ettiğinin gerçeği nedir? 

Bu konulara da önümüzdeki zamanlarda sadece makale olarak değil belgeleriyle değinerek bir çok sırrı daha ortaya çıkarıp hem vatikanı,hem de tel a’viv-i hop oturtup, hop kaldıracağız,tekke,zaviye ve mevlevihaneler’in,kilise ve havralara karşı stratejik görevlerini ortaya koyarken, tekke ve zaviyelerin kapatılarak, adına tevhid-i tedrisat denen ihanetin perde arkasındaki asıl görevini belgeleriyle ortaya koymuş olacağız. 
Bu meczubi istihbaratçı dervişlerin birçok hizmetleri geçmiştir Türk İslam Milleti’ne. Birçok suikast, sabotaj onlar sayesinde engellenmiştir.
Şuda bilinmelidir ki Deli Olunmadan Veli Olunmaz,(ne demek istediğimiz inşallah anlaşılmıştır…)


Ruhlarına El-Fatiha …
NELER SÖYLENDİ?
@
GÖLGE ADAM

GÖLGE ADAM

DİĞER YAZILARI Oğuzların Kınık boyundan Selçuklu Türkmenleriz.(TURGUTOĞULLARI) 05-09-2019 21:31 Karamanoğulları Kadınhanı ve Turgutoğulları 05-06-2019 09:50 Suud bir sülalenin adıdır. 28-04-2019 18:29 Atatürk’ün Gözü İle TÜRK Kimdir? 23-10-2018 22:36 Herkes Ben Bilirim Havasında 08-08-2018 21:41 Şekerin Hikâyesi 24-02-2018 21:39 Zamana Meydan Okuyan Selçuklu’nun Mirası Kündekari 04-02-2018 22:46 Dünden Bu Güne Ecdadımın Türk İslam Davası 22-12-2017 21:52 Binlerce yıl geçti Türk töresi bozulmadı. 20-11-2017 10:32 Kut'ül Amare'de Neler Oldu 15-11-2017 13:54 Kurulan Şehir Hastaneleri ? 12-09-2017 12:12 TÜRK’ÜN YASAK KİTABI KIZIL ELMA 20-08-2017 13:32 Sultan Abdülhamid Han 29-06-2017 20:59 İSTİHBARÂT-I MECZÛBİYE 10-06-2017 15:16 Konya Tarihi 15-05-2017 21:34 Kut'ül Ammare'de neler oldu 29-04-2017 14:31 İhanetin belgeleri Suriye 26-04-2017 09:09 Bizim memlekette birçok yürüyen mayın var. 13-04-2017 10:43 Hoş Görü Şehri Konya’ daki Suriyeliler ve Ermeniler 02-03-2017 18:25 TÜRKLEŞMİŞ RUMLAR 18-02-2017 00:20 2019 YENİ BİR YOL AYRIMI OLACAK 07-02-2017 22:34 Başkanlık Sistemi Deyince Neden Korkutuluyoruz? 22-01-2017 18:05 MAKAMLARDA BEKTAŞİLİK ve KULLUK 06-01-2017 20:45 Bütün Bu Olan bitenlerin Anlamı Bu Olsa Gerek 19-12-2016 21:21 Çingeneler 03-12-2016 22:45 KULELİ VAKASI 20-11-2016 15:28 Söz Konusu Vatan Sevdası Olunca 13-11-2016 00:56 Darbe İle Ömrü Geçen Vatanım 03-11-2016 18:20 Bedirahanoğulları gizli belgeleri 22-10-2016 02:03 BEDİRHANOĞULLARI Günümüze Kadar Neden Nasıl Geldi? 06-10-2016 00:06 Hac'lıların (CİA) Türkiye üzerinden oynadığı oyunlar. 24-09-2016 22:40 Hristiyan Türkler ve Konya Ulemasının Yapamadıkları 18-09-2016 23:40 ZEKİYYE SULTAN 15-09-2016 16:04 Ermenistan ASALA / PKK / PYD / YPK'NİN TARİHÇESİ 03-09-2016 18:07 Esir Düşen Yunan Başkumandanı Trikopis: 29-08-2016 18:50 FETÖ=PYD/YPG, PKK terör örgütünün bir koludur 27-08-2016 22:20 KAN BAĞI OLAN İKİZ KARDEŞLER ASALA / PKK / FETÖ /PDY 23-08-2016 12:41 Konya ve Rumeli Toprakları 15-08-2016 02:29 ŞEMDİNLİ’NİN ÖTEKİ YÜZÜ 05-08-2016 23:01 Jön Türk'ün Günlüğü 26-07-2016 14:32 SÜRGÜNDEKİ ORTODOKS TÜRKLER 20-07-2016 14:41
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 21 11
  • 2 Fenerbahçe 20 11
  • 3 Trabzonspor 19 11
  • 4 Alanyaspor 19 11
  • 5 İstanbul Başakşehir 19 11
  • 6 Galatasaray 19 11
  • 7 Yeni Malatyaspor 18 11
  • 8 Beşiktaş 18 11
  • 9 Gaziantep FK 15 11
  • 10 Çaykur Rizespor 14 11
  • 11 Göztepe 13 11
  • 12 Konyaspor 13 11
  • 13 Kasımpaşa 12 11
  • 14 Denizlispor 11 11
  • 15 Antalyaspor 11 11
  • 16 Gençlerbirliği 10 11
  • 17 MKE Ankaragücü 9 11
  • 18 Kayserispor 7 11
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA