izmir escort samsun oto kiralama denizli escort ordu oto kiralama ordu araç kiralama

Advert
İhanetin belgeleri Suriye
GÖLGE ADAM

İhanetin belgeleri Suriye

Bu içerik 465 kez okundu.

Çocukluğumda dedelerimden, amcamdan, büyüklerimizden Halep'le ilgili çok şeyler duydum. İlkokul 1. ve 2. sınıfta kendi şehrim olan Elazığ'dan sonra hakkında bilgim olan tek şehir Halep'ti diyebilirim. Ankara'yı, İstanbul'u, Erzurum'u, İzmir'i de işitmiştim ama onlar hakkında hemen hiç malumatım yoktu. Oysa Halep'i caddeleri, otelleri, hanları ve kalesiyle zihnimde canlandırabiliyordum.

İlk defa 1984 yılında gittim Halep'e. Sanki daha önce defalarca geldiğim bir şehirdi burası. Kokusu, havası, binaları, çarşıları bana hiç yabancı gelmiyordu. Urfa gibi, Antep gibi… Kimi Anadolu şehirlerinden daha çok Türk kokuyordu sanki. Kalesi, kapalı çarşısı, bedesteni, camileri, bazı bulvar ve cadde isimleri Türkiye'nin birçok kentinden daha çok Selçuklu ve Osmanlı'ya aitti.

Bir sabah yine bu duygularla Halep sokaklarında yarı sarhoş bir vaziyette yürürken, bir türkü kulağıma çalındı: “İşte gelip gidiyorum/Şen kalasın Halep şehri".
 

Hüznün ve gururun şehri Kalesi, bedesteni, çarşıları, halkı ve kültürel dokusu ile Selçuklu ve Osmanlı’ya ait bir şehirdir Halep. Hem de pek çok Türkiye şehrinden daha fazla… Bu yönüyle de ‘bizim’ olmasa bile ‘bizdendir’.
 

Hüznün ve gururun şehri Kalesi, bedesteni, çarşıları, halkı ve kültürel dokusu ile Selçuklu ve Osmanlı’ya ait bir şehirdir Halep. Hem de pek çok Türkiye şehrinden daha fazla… Bu yönüyle de ‘bizim’ olmasa bile ‘bizdendir’.


Farkında olmadan plakçılar çarşısına gelmiştim. Ayaklarım hızla türkünün çalındığı dükkâna ulaştırdı beni. Kendimden geçercesine türküyü dinledim; bitince dükkâna girdim. Masada oturan 50'lerindeki zatla selamlaştık önce. Beni bir sandalyeye buyur etti.

Hoşbeşin ardından Türk ve Elazığlı olduğumu öğrenince “Yani Harputlusun" diye düzeltti. Başımı sallayarak tasdik ettim ve ekledim: “Siz de Türksünüz". Yüzüme hoşnutsuz bir ifadeyle baktı ve “Hayır" dedi, “ben Ermeniyim". İşte o an suratımın aldığı şekli ömrüm boyunca merak etmişimdir.

O yıllarda Asala terörü nedeniyle Türk-Ermeni ilişkileri son derece gergindi. Dükkân sahibi tedirgin olduğumu görünce, “Biz hemşehriyiz yahu!" demez mi, “Dedelerim Harputlu benim. Tehcirden önce gelmişler buraya". Neyse ki o sıradaki yüz ifadesi ve ses tonu beni rahatlatmıştı.

“Şen olasın Halep şehri" türküsünü işitince dükkânına girdiğimi söyleyerek Halep'le ilgili duygularımı anlattım kendisine. Bunun üzerine 'Kanlım Halep', 'Atım Kalk Gidelim Halep Haneden', 'Halep'te Bir Güzel Gördüm, 'Koca Halep Derler Yiğit Vatanı', 'Ben de Bilseydim Bu Halep'ten Gitmezdim' türkülerini dinletti bana. Hepsini satın aldım. Tam müsaade isteyip ayrılacakken Ermeni plakçının “Halep'e niye ihanet ettiniz?" sorusuyla irkildim. Ne bu sorudan bir şey anladım, ne de dönüp sordum. Ama Türkiye'ye dönünceye kadar bu soru kulaklarımda çınladı durdu.

Halep'e ihanet etmek! Ne demekti bu? Türkiye'ye döner dönmez bu konuda yazılıp çizilmiş ne bulduysam okudum. Yine de o Ermeni'nin söylediklerini anlamlı hale getiren bir şey bulamadım.

Öyle ya, Araplar bize isyan etmişler; Suriye Sevr'le bizden kopmuş, sonra da Fransız mandasına girmişti. 2. Dünya Savaşı sonrası da bağımsızlığına kavuşmuştu. Biz bu şehre nasıl ihanet etmiş olabilirdik ki?

İhanetin belgeleri Suriye arşivlerinde
Aradan yıllar geçti, ne o sesin yankıları kulaklarımda son buldu, ne de o soru zihnimden silindi. 1990 ile 2010 yılları arasında Suriye'de düzenlenen Ortadoğu sempozyumlarına katıldım. Suriyeli birçok tarihçi meslektaşımla dostluklar kurdum. Havle'd-Decili, Şükran HarputluHuda el-AbbasiMunzir el-HayekHanife Sermami, İktimal İsmailSamar BehlevanFaize Kellas,Muhammed el-ÖmerAhmed HelvaniAli Ahmed, Ammara NaharHalil el-HüseyinSuheyl ZekkarJbag Kablove Vefa Cumi gibi dostların yardımıyla inceleme şansı bulduğum Suriye arşivlerindeki belgeler, o Ermeni'nin sözlerini seneler sonra anlamlı kılmıştı.
 

Görkemli bir medeniyet bekçisi Tarihi M.Ö. 3000’lere uzanan Halep Kalesi, Mezopotamya devletlerinden Roma İmparatorluğu’na, Bizans’tan Araplara ve Osmanlılara pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış bir medeniyet bekçisidir adeta.
 

Görkemli bir medeniyet bekçisi Tarihi M.Ö. 3000’lere uzanan Halep Kalesi, Mezopotamya devletlerinden Roma İmparatorluğu’na, Bizans’tan Araplara ve Osmanlılara pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış bir medeniyet bekçisidir adeta.


Evet, Halep'e ihanet etmiş, hatta onu satmıştık! Nasıl mı?

İngilizlerle Fransızlar, daha Mondros imzalanmadan ve Sevr uygulanmadan Sykes-Picot Antlaşması'yla (16 Mayıs 1916) Ortadoğu'yu aralarında paylaşmışlardı. Bu antlaşmaya göre Suriye ve Lübnan Fransızların payına düşmüştü. Bu paylaşımdan dünya kamuoyu ancak 1917 devriminden sonra Bolşeviklerin ilgili belgeleri açıklamasıyla haberdar olmuştu. Mondros'la beraber geleceği gören Teşkilat-ı Mahsusa tüm Anadolu ile beraber Suriye'yi de teşkilatlandırmış; Suriye ve Lübnan'da da Kuva-yı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri teşekkül ettirmişti. Suriye'deki en canlı ve faal teşkilatlanma Halep'te yapılmıştı. Halep, kendini Şam'dan çok, Ankara'ya yakın hissediyordu.
 

Halep topraklarını savunan Türk askeri 1. Dünya Savaşı yıllarında Suriye Cephesi’ndeki Türk askerleri, Halep’in kuzeyindeki siperlerinde, kendisini Şam’dan çok Ankara’ya yakın hisseden bu şehri savunurken görülüyor (1918).
 

Halep topraklarını savunan Türk askeri 1. Dünya Savaşı yıllarında Suriye Cephesi’ndeki Türk askerleri, Halep’in kuzeyindeki siperlerinde, kendisini Şam’dan çok Ankara’ya yakın hisseden bu şehri savunurken görülüyor (1918).


İşgalden sonra Fransızlar, Suriye'de mezhep kimlikli 3 devlet öngörüyorlardı: Kuzeyde bir Nusayri devleti, merkezde bir Sünnî devleti ve güneyde bir Dürzî devleti. Bu 3 devlet federatif Suriye çatısı altında birleştirilecekti. Ayrıca Suriye'deki dinî ve bölgesel farklılıklar göz önüne alınarak 5 ayrı otonom bölge teşekkül ettirilecekti: Cebel-i Dürzî, Halep, Lazkiye, Şam ve İskenderun. Bununla 'Arap Birliği' özlemi içinde olan Arap milliyetçilerinin duyguları törpülenmiş olacaktı. Bu yapılandırma, Suriye halklarının huzur, sükûn ve çıkarı göz önüne alınarak yapılmamış, aksine Fransız hedef ve çıkarlarını önceleyen bir anlayışla tanzim edilmiştir.

Halep'te kurulan devletin başına getirilen Kâmil Paşa (el-Kudsî) eski bir Osmanlı paşasıydı. 5 devletin üyelerinden oluşan Suriye Federal Konseyi'nin başkanı seçilen Subhi Bey (Berekat) de Türktü ve 1925'te görevinden alınırken devletin bürokratik kadrolarını Türklerle doldurmakla suçlanmıştı. Ondan sonra Devlet Başkanı olarak atanan Ahmed Nami Bey ise son Halife Abdülmecid'in damadıydı.

Gözü yaşlı Halep
Anadolu'da Kuva-yı Milliye'nin Yunanlara karşı verdiği mücadele ne ise Halep'te İbrahim Hannanu liderliğindeki Kuva-yı Milliye'nin verdiği mücadele de oydu. 1. Dünya Savaşı sırasında Arap isyanları içinde yer alan Suriyeliler bile artık yüzlerini Türkiye'ye dönmüşlerdi. 1920'lerin başında Halep'teki hâkim düşünce Türkiye ile bütünleşmekti. Nitekim İbrahim Hannanu yakalandıktan sonra çıkarıldığı mahkemede bu düşüncesini şerefle haykırmıştır.

Halep civarındaki Türkiye ile bütünleşme fikri bir yandan Beyrut çevresine yayılırken, bir yandan da Suriye içlerine ve Şam civarına nüfuz ediyordu. Fransızlar tehlikeyi gördülerse de önlemeyi başaramadılar. Bu ideal ve düşünceyi besleyen damarı kesmek gerekiyordu. Sonunda çareyi buldular: Ankara ile anlaşmak ve Suriye'yi imamsız bırakıp kıblenin yönünü değiştirmek!


Fransızlar 20 Ekim 1921 günü Ankara'da Mustafa Kemal'le masaya oturdular. Bayram değil, seyran değil; eniştem beni niye öptü?
Bu olay üzerine başta Halep olmak üzere Suriye'de adeta kıyamet koptu. Suriyeliler arasında, özellikle kendisini tıpkı Antep gibi Türkiye'nin parçası kabul eden Halep'te büyük bir infial yaşandı. Halk sokaklara döküldü. İhanete uğradıklarına, satıldıklarına inanıyorlardı. (Suriye arşivlerinde bu çığlıkları barındıran, Ankara'ya ve Mustafa Kemal'e çekilmiş yüzlerce telgraf metni bulunuyor.) Ankara, bu infial karşısında telaşa düştü ve Suriyelileri yatıştırma yoluna gitti. Ankara Meclisi adına Mustafa Kemal'in çektiği telgraflar da arşivlerde mevcut.)

Fısıltı gazetesiyle şu haber kısa sürede Halep'te yayıldı: Merak etmeyin, şu Yunanları halledince Suriye'ye döneceğiz, hep beraber Fransızların icabına bakacağız.

Suriyeliler ümitle beklediler. Ama Lozan, ardından da Cumhuriyet'le beraber ümitler soldu; mahzun ve kırgın kalpler kıblelerini Şam'a çevirdi. Artık Birleşik Suriye için mücadele edeceklerdi.

Evet, ihanete uğradıklarına inanıyorlardı. Yıllar sonra Hatay meclisindeki öfkeleri bu ihanetten güç alacaktı. Kırgın ve mahzun Halep, o gün bizim için gözyaşı döküyordu.

Bugün ise gözü yine bizde ama şimdi üzerine Esed'in bombaları yağmakta. Haleplilerin artık gözlerinden yaş değil, bedenlerinden kan akıyor.
 

Kırgın Halep, mahzun Halep! Biraz daha sabret, güleceğin günler yakındır! İnşaallah

Mehmet Çelik 

Araştırmacı tarihci

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
maltepe escort
alanya escort
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KTO Karatay’da “YKS’de Akıllı Tercih Nasıl Yapılır” Seminerine Yoğun İlgi
KTO Karatay’da “YKS’de Akıllı Tercih Nasıl Yapılır” Seminerine Yoğun İlgi
 MHP Genel Başkanı Bahçeli Ayrancı’da 8 projenin açılışını yaptı
MHP Genel Başkanı Bahçeli Ayrancı’da 8 projenin açılışını yaptı
izmir escort escort izmir porno bursa escort alsancak escort antalya escort buca escort escort bursa izmir escort escort bayan istanbul escort bayanlar