HZ. Mevlana Celaleddin Rumi'nin Devlet Anlayışı
YALNIZ ADAMIN KALEMİNDEN

HZ. Mevlana Celaleddin Rumi'nin Devlet Anlayışı

Bu içerik 610 kez okundu.

Türk milletinin, uzun tarihi boyunca, devlet kurma, bazıları yüzlerce yıl süren devlet yaşatma geleneğine sahip olduğu bilinmektedir. Kurulan her devleti koruma, ebet-müddet kılma ideali denilebilir ki Türk milleti için en büyük amaç olmuştur.

Devlet düzeninin sarsılması, çoğu dış tesirlerle bu devletlerden birinin çöküp yıkılması halinde ardından, eskisinden çok daha güçlü ve büyük yeni bir Türk devletinin tarih sahnesinde beliriverdiği de bir gerçektir. Millet fertlerinin bu devlet denilen büyük değeri, canını feda edecek kadar sevip saymasında, eskinin yerine yenisini kuracak kuvveti her zaman kendisinde bulmasında, her halde birtakım fikirlerin ve bunların yanı sıra bir kısım derin hislerin bulunduğundan da şüphe edilemez.

  Devleti devlet yapan şartlar üzerinde, Orhun Kitabelerinden beri durulduğu, Yusuf Has Hacib’in önemi her geçen gün biraz daha anlaşılan “Kutadgu Bilig” adlı abide eserinde devlet, devlet düzeni, devlet adamının yetiştirilmesi, şahsiyeti, ruh ve ahlak yapısının nasıl olması gerektiği hakkında geniş bilgi verildiği de görülmektedir.

  Anadolu, Türklerin yurdu olduktan sonra, bu yeni vatanda kurulan Türk devletlerinin temelinde, onları güçlü ve uzun ömürlü kılacak hangi fikir ve düşüncelerin, ne gibi duygu ve değer hükümlerinin bulunduğu araştırıldığında, yine bir büyük abide insanın mısralarıyla karşılaşılır. Yüzyıllar boyu yalnız Türklüğün değil, bütün insanlığın fikirlerinden, görüşlerinden, duygusunun zenginliğinden, sonsuz sevgi hazinesinden yararlandığı, şefkatine, hoşgörüsüne sığınıp huzur bulduğu bu Türk büyüğü Mevlana Celaleddin Rumi’dir.

  Bu büyük gönüllerin sultanı , bu yeni yurdun bütün sakinlerine birtakım mukaddes değerleri öğretmek, aralarında birliği, bağlılığı, huzur ve güveni, sevgiyi, saygıyı sağlamak üzere, sanki Allah  tarafından gönderilmiştir. Nitekim O’nu, “Divan-ı Kebir” inde bir sayfanın kenarına çıkmayla kaydedilivermiş bir beytinde “vatanından koparılıp o güzel yolunu mezhebini, öğretebilmek için bu illerin kucağına atılmış olduğundan dolayı yakınırken buluruz. Şöyle diyor:

  “Onlar arasında olayım, güzel mezhebimi öğreteyim diye beni ta Horasan’dan Yunanlıların kucağına kadar getirdin.”[1]

  Onun o güzel yolundan öğrenilecek değerler manzumesinin bir kısmı da devlet fikri üzerindedir. “Divan-ı Kebir” ini gözden geçirdiğimizde birçok beyitte devletten söz edildiğini, bazı sembollerle devletin değerinin, yüceliği  bir şiir havası içinde okuyanların beynine işlendiğini görürüz. Bu büyük eserin ikinci cildinde şu beyitler insanı derin düşüncelere daldırır:

  “İçinde ay gibi güzel ve aydınlık bir Türk’ün oturduğu nice (kara) çadır vardır. İhtiyar olduğun için neden gamlanıyorsun, devletin genç ya’

  İhtiyar şeklin dökülür gider, devletin doğar görünür, kara buluttan doğar ama dünyanın güneşidir o.”

  Türk milletinin çadırla münasebetine temasla Türk’ü ay gibi beyaz ve güzel yüzü ile içinde oturduğu çadırın karanlığı arasında bir tezat sanatı yapıyor. Türk’ün karanlıkları aydınlatan ay gibi bir ışık kaynağına benzetiyor. Türk’ün tarihi eski fakat devletinin yeni, genç güçlü olduğu yorumlanırken devlet hem asli manasında, hem de baht anlamında kullanılıyor. Bu beyitle millet ve devlet birbirine yaklaştırılıp âdeta birleştiriliyor. İkinci beyitte ise sanki tarihte yer almış her yaşlanan Türk devletinin yerine bir yenisinin doğduğu ve dünyayı bir güneş gibi ışıklandırdığı ifade olunmaktadır. İlk beyitteki ayın yerini bu beyitte daha bol ışıklı, daha aydınlık güneş almıştır. Güneşin kara bulutlar arasında sıyrılıp görünmesiyle Türk’ün kara çadırdan çıkışı, aydın aydın yüzünü göstermesi dile getirilmek istenmektedir.

  Yine Divan’ın ikinci cildindeki Şems-i Tebrizî’nin kayboluşu ile ilgili şu beyitler de aynı derecede düşündürücüdür.

  “Devlet, gönlün kulağına eğildi de (Can, bizim aşkımızla kurtuldu.) dedi, şu gönülde o (kurtuldu) sözüne binlerce can feda etti.

  Şiirde Şems-i Tebrizi’nin ebediyete kavuştuğu altmış yaş üzerinde durulduğu, “Devlet-i ebet-müddet” kavramının da fikir olarak ne kadar eskilere dayanabileceği tespit edilmektedir.

 

 Mevlana Celaleddin Rumi Devlet için söylediği ;

 “Devlet sahiplerinin zevki veresiyedir amma zevk-neşe peşin olarak gelsin ona. Devlet sağında solunda yürüsün, hem kuzeyinde olsun hem güneyinde. Beden, can derler iki il var ya, her ikisinde padişah da o olsun, veli de o.” beyitlerini söyledikten sonra sözlerini:

  “Tebrizli Şems peşin devlettir, eldeki ikbal olarak o yeter bana, ondan başkası, sözden ibaret olsun isterse.” diye tamamlar.[41]

  “Gönül devleti” terkibi sevgili karşılığı kullanır.  Sevgilinin  dağınık saçlarını dünya devleti, kutlu cennet diye vasıflandırır. Bir beytinde “Devletinin geçim devleti olduğunu, kahvesinin arştan geldiğini, meclislerinde badem helvası saçılmış olduğunu” ifade eder.

  “Padişahın kıblesini buldu isen, sen de devlet-ikbal kıblesi ol, kadehinden ilk yudumcuk içtiysen, devleti de bahtı da kendine dost bil.”

Hazret-i Mevlana devlet kuşunda bazen Şems’i, çoğunlukla da Hazret-i Peygamberi sembolleştiriyor. Onun fikir ve ruh yapısında İslam’ın büyük kurucusunun ve Şems-i Tebrizi’nin yerleri, üzerinde açıklamayı gerektirmeyecek belirginliktedir. Baht, iyi ve güzel talih anlamıyla da kullanılsa, bu iki büyük değerin “devletli” nin gölgesinde oluşun kazandırdığı mertebe başka hiçbir şeyle kıyaslanamayacak bir parlaklıkla bir beyitte şöyle dile getirilmiştir:

  “Bir baba duası değil, yüzlerce Peygamber duası almışım ki böyle bir devlete kavuştum, böyle bir devlete ulaştım.”

  Hazret-i Mevlana’nın devleti değerlendiren daha pek çok beyit ve şiirleri vardır. İşte onun devletin daimi olması için dua edişi:

  “Onu iste sabr u kararı sorup durma, onun yüzü gönlümde ne sabır ne karar bıraktı. Tek onun devleti daim olsun.”

  İşte Anadolu Türk devletlerinin temelinde devleti Allah’a ulaştıracak bir üstünlük ve yücelikte gören bu ilahi devlet anlayışı yatmaktadır.

  Evet, devletimiz bir ilahi yücelikte ebet müddet olsun.

                  NE MUTLU TÜRK’ÜM  DİYENE !!!!

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Bu çatının altından ayrılanların hiç birinin esamesi şimdiye kadar okunmamıştır'
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Bu çatının altından ayrılanların hiç birinin esamesi şimdiye kadar okunmamıştır'
Güzel Sanatlar da  Nöbet Değişimi
Güzel Sanatlar da Nöbet Değişimi