izmir escort samsun oto kiralama denizli escort ordu oto kiralama ordu araç kiralama

Advert
Söz Konusu Vatan Sevdası Olunca
GÖLGE ADAM

Söz Konusu Vatan Sevdası Olunca

Bu içerik 421 kez okundu.

Bu kâinatın gerçek sahibi olan Allahu Azimüşşân, bütün insanlara iki yurt hazırlamış. Birinin adına dünya, diğerinin adına ahiret denilmekte. Kâinatın Sahibi, Mü’min kullarını “yeryüzünün halifesi” kılmış. Yani onlar, Allah’ın bu “geçici mülkünü” gözetmekle, bu geçici yurtta mülkün hakiki Sâhibinin sözünün geçmesini, adâletin tesisini, insanların gerçek adâletin gölgesinde huzur içerisinde yaşamasını teminle mükelleftirler. Allahu Azimüşşan’ın tekvinî ve teklifi kanunlarına harfiyen riâyet eden bu Mü’minler, ölümün olmadığı “Ahiret hayatında” Dârüsselam’da, yani Cennet’te yaşamakla mükâfatlandırılacak; Allah’ın teklifî hükümlerini kabul etmeyen, Allah’a şirk koşan kâfirler ise Ahiret yurdunun diğer mekânı olan Cehennem’de yaşayacaklardır.

Türkiye’de ne zaman etnik temelli toplumsal tansiyon yükselse bazı kesimler siyasi duruşlarını dinle güçlendirmek isterler. Bu bağlamda dinî nass diye çok tüketilen rivâyetlerden birisi de; “Hubbul vatan minel iman / Vatan sevgisi imandandır” diye halk arasında meşhur olan sözdür.

 

Bu rivâyet Hz.  Peygamber’e (sas) nisbet edilerek alıntılanır, daha çok “ulus devlet” konseptine paralel bir vatan sevgisi bağlamında farklı olanı ve farklı düşüneni “öteki”leştiren bir içeriğe kutsal bir işaret olarak kullanılır.

 

İslâm fıkhında uydurma hadisi rivayet etmek ise ittifakla caiz değildir. Bu tür uydurma rivayetleri, ancak uydurma olduğunu beyan etmek şartıyla aktarmayı caiz görmüştür alimler. Zira Efendimizin bu hususta çok sert uyarıları vardır:

 

Mesela mütavatir olan  hadisde şöyle buyurmuştur Efendimiz: “Benim üzerime söylenen yalan, bir başkası üzerine söylenen yalan gibi değildir. Öyleyse kim bile bile bana yalan nisbet ederse cehennemdeki yerini hazırlasın!”

 

Sahih Müslim’de gelen bir hadisde ise; “Benden birisi hadis rivayet eder ve onun da yalan olduğunu bilirse; o iki yalancıdan birisidir” (Müslim: 1/7, hn. 1) demiştir. Bu kadar sert uyarıların olduğu bir meselede bir Müslümanın bilerek uydurma rivayetlere müracaat etmesi düşünülemez.

 

Rivayetin anlam çerçevesine gelince: Eğer dense ki, vatan sevgisi imana aykırı değildir, yerinde bir tespit yapılmış olur. Çünkü vatan sevgisi kişinin kendisini sevmesi gibi bir şeydir. Kişinin kendisini sevmesi imandan değildir ama imana aykırı da değildir.

 

İnsanda fıtri olan yönelişler vardır, vatan sevgisi de bunlardan birisidir. İnsan doğup büyüdüğü coğrafyayı sever, kimse de bu sevgiyi sorgulayamaz. Önemli olan yaradılıştan gelen meyilleri meşru ölçüler içinde tutmak, onlara imani değerler yükleyerek kutsamamaktır.

 

 

Vatan dediğimiz doğup büyüdüğümüz toprak parçası insanın bu dünyayı terk etmesiyle ilişkisinin kesildiği yerdir. Nihayetinde insan ilişkisinin kesileceği yer imanın irtibatlı olduğu bir makam olamaz. Eğer dense ki, vatan sevgisinden kasıt kalıcı mekan olan daru’l beka yani ilk insanın ikametgahı olan cennettir, zorlama bir tevil olsa da, fazla itiraza gerek kalmaz sanırım.

 

İmanın şartları göreceli değildir, sabittir; fıtri olan vatan sevgisi ise kişiden kişiye değişkenlik arz eder. Vatan sevgisi Arab’a, Türk’e, Kürt’e, Malay’a ve diğer bütün farklı kavimlere göre ayrı ayrı tecelli eder. Hâlbuki yeryüzü Doğu’suyla Batı’sıyla Allah’ındır (c.c), bütün mülk O’nundur.

 

Uydurma hadisler arasında kabile ve coğrafya üzerine kavmiyetçi duygularla üretilmiş birçok rivayet olduğu alanla ilgilenenlerin malûmudur. İslâm’ın sarih hükümleriyle çelişkili olmasına rağmen halk arasında bir zemin bulabiliyorsa bu tarz rivayetler, bunun bir ucunda bilmemek diğer ucunda da aşırı kavmiyetçi duygular vardır.

 

Samimi olan kişiler ise kendilerine hakikatin bilgisi ulaştıktan sonra uydurma rivayetlerden medet ummazlar.

Bu dünya yurdunda, can, mal, namus emniyeti içerisinde yaşamamız için Allah’ın bize bahşettiği yere “vatan” diyoruz. Cenab-ı Hak bizlere, dünyanın en güzel yerini vatan olarak bahşetmiş. Biz bu vatanı Allah için çok seviyoruz. Bu sevgi imanın gereğidir. Vatan sevgisi imanın gereği olduğu gibi, Allah’ın emaneti olan bu vatanı korumak da imanın gereğidir.

Mü’min vatanına saldırı olduğu takdirde, zerre kadar tereddüt etmeden onu korumaya koşar. Zaten o durumda yediden yetmişe herkese vatanı korumaya koşmak “farz-ı ayn”dır. İşte Kurtuluş savaşında bu necip millet bunu yapmıştır. 15 Temmuz gecesinde bu millet işte bu şuûrla hareket etmiştir. Bu uğurda canını verenler şehittir. Pek çok hadis-i şerif var: Canını, malını, namusunu korumak için mücadele verirken öldürülenler şehittir. Vatan da hem mal, hem can, hem namus sınıfına girer. Vatan olmazsa, ne mal kalır, ne can kalır, ne da namus. Birinci Dünya Savaşı sonrasında ülkemizin işgal edilmesi esnasında olduğu gibi…

Bakınız ber hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (asm) ne buyuruyor:

“Ebu Hüreyre (ra)’den:“Peygamber (asm)’a bir adam geldi ve: ‘Ya Resûlallah! Birisi gelip de malımı almak isterse ne yapayım’ diye sordu. Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm):

“‘Ona malını verme’ buyurdu. ‘Öldürmeye kalkışırsa ne yapayım’ dedi. ‘Sen de onunla savaş’ buyurdu. ‘Ya beni öldürürse’ dedi. ‘Sen şehid olursun.’

“‘Ya ben onu öldürürsem ne olur’ deyince:

“‘O Cehenneme gider’ cevabını verdi.” (Riyazü’s-Sâlihîn, Diyanet İşleri Başkanlığı Baskısı, c. 2, s. 576, 1362 no’lu hadis)

15 Temmuz gecesi, Rabbimizin bu vatanı ve bu vatanda yaşayanları nasıl koruduğu yeni yeni ortaya çıkıyor. Bu ülkenin düşmanı devletlerle ve terör örgütleriyle işbirliği yapan o eli kanlı câniler, şayet başarılı olmuş olsalardı, Suriye’yi viran eden o teröristleri, ülkemize sokacak ve burasını da kan gölüne çevireceklerdi. Dünya tarihinde eşine ender rastlanan bir katliâm gerçekleştireceklerdi. Bu ülkede yaşayan hiç kimsenin can, mal, namus emniyeti kalmayacaktı. İşte bunun için dilinden tekbiri ve salavatı, elinden ay-yıldızlı bayrağı düşürmeyen ve bir anda Malazgird zaferini kazanan, İstanbul’u fetheden, Çanakkale’de küffara geçit vermeyen ecdadının ruhuna  bürünen bu necip milleti çok seviyorum. Allah hepinizden razı olsun kardeşlerim.

Hiç akrabası olmasa bile, insanın doğup büyüdüğü yerlere gidip gezmesi kalbinde yumuşaklık meydana getirir. Bu, insan için yüksek bir haldir. Hemşerilik hissinin de temelinde bu vardır. Köyde bile aynı mahallede yaşayanlar arasında müşterek vatan şuuru vardır. Çoğumuz, hemşehriyi, vatandaşa tercih ederiz.

İnsan kalbiyle bir yere bağlıyken, gönlünün diğer tarafında, başka bir vatanın hasretini çekebilir. Bugün anayurtları Moğolistan içinde kalmış Türkler için vatan neresidir? Hazar doğusundan, Horasan’a, oradan Anadolu’ya hicret eden Türkmenlerin vatanı neresidir? Konya’dan, yeni fethedilen Rumeli’ye yerleştirilip beş asır sonra tekrar Anadolu’ya dönen evladı Fatihan’ın vatanı neresidir? Rus işgalcileri önünden Anadolu, Rumeli ve Suriye’ye hicret eden Kafkasyalıların vatanı neresidir? Vatan, sadece doğup büyüdüğü, atalarının gömüldüğü, akrabalarının yaşadığı yer olmasa gerektir. Belki insan kendisini nereye ait hissediyorsa, vatanı orasıdır.

Şunu bütün zerrelerimle birlikte söylüyorum: Bu inanç bizde olduğu müddetçe değil yedi düvelle, yetmiş iki buçuk düvelle de savaşırız ve Allah’ın izniyle hepsini mağlup ederiz. Bu böyle biline. Bu ülkeyle göz dikenler bundan böyle ayağını denk alsın…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
maltepe escort
alanya escort
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KTO Karatay’da “YKS’de Akıllı Tercih Nasıl Yapılır” Seminerine Yoğun İlgi
KTO Karatay’da “YKS’de Akıllı Tercih Nasıl Yapılır” Seminerine Yoğun İlgi
 MHP Genel Başkanı Bahçeli Ayrancı’da 8 projenin açılışını yaptı
MHP Genel Başkanı Bahçeli Ayrancı’da 8 projenin açılışını yaptı
izmir escort escort izmir porno bursa escort alsancak escort antalya escort buca escort escort bursa izmir escort escort bayan istanbul escort bayanlar