Türkiye ve Donald Tuump'lu ABD
YALNIZ ADAMIN KALEMİNDEN

Türkiye ve Donald Tuump'lu ABD

Bu içerik 278 kez okundu.

ABD başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi aday Donald Trump kazandı. Tramp'ın seçilmesi kimi çevrelere göre sürpriz oldu. Zira, hem kendilerini hem Türkiye'yi, hem de dünyayı Hillary Clinton'ın kazanacağına inandırmışlardı. Bir defa daha gördük ki, kamuoyu yoklaması olarak ilan edilen şeyler, kasıtlı yönlendirme ve anketi yapan veya yaptıranların kendi gönüllerinden geçeni dayatma dışında bir önem ve anlam taşımıyor. Trajikomik olan seçimin başladığı saatlerde bile köşelerinden ve ekranlardan Clinton güzellemeleri yapanların düştüğü durumdur. Belki bana rastlamadı, ama sonuçlar kesinleşinceye kadar seçimi Trump'ın kazanacağını iddia eden birini duymadım. Ama tablo netleştikten sonra ekranlar, en doğru tahmini kendisinin yaptığını söyleyenlerden geçilmedi!

                                  

Neyse biz işin özüne dönelim. Keşke, "ABD seçimlerinden bize ne, kim kazanırsa kazansın" diyebilsek. Ancak, ne yazık ki, bizi ilgilendiriyor, hem de çok yakından ilgilendiriyor. O kadar ki, ABD başkanları ellerine sopa alıp bizim ülkemizi yönetenlere ayar verecek kadar ileri gidebiliyor. Kaldı ki, ülkeyi yönetenlerin sıkıştıkları zaman hep gönderme yaptıkları "üst akıl" ABD'den başka bir şey değildir ve artık kendisini gizleme gereği dahi duymuyor. Özellikle son dönemlerde PKK ve uzantısı terör örgütleri her türlü desteklenerek, açıkça işbirliği yapılarak Türkiye'ye karşı net bir düşmanlık politikası yürütülüyor. Bu durumu Obama'nın tercihi olarak değerlendirmek mümkün olmayacağı gibi, bundan sonra da bu durumun değişmesini beklemek çok fazla iyimserlik olacaktır. Kaldı ki, Tramp denilen adamın Türkiye ve İslam dünyası ile ilgili ne düşündüğü ve ne söylediği de bütün dünyanın malumudur.

              

         Türkiye'nin yoğun gündemi dolayısı ile ABD seçimleriyle ilgili tespit ve düşüncelerimizi paylaşma imkanımız olmadı. Aslına bakarsanız, her ne kadar koca koca laflar edilip, saatlerce programlar yapılıyor olsa da söylenecek fazla bir şey de yoktur. Dış siyaseti takip edenler ve konuya ilgi duyanlar çok iyi bilirler ki, ABD'de başkanlık seçimi her zaman bir formalitedir. Kimin başkan olduğu sadece bir şeklin tamamlanmasında ve bazı küçük ayrıntılarda önem kazanmaktadır. Özellikle ABD dış politikasında faza değişen bir şey olmayacaktır. Çünkü, ABD'nin siyaseti duruma göre, adama göre değil, menfaate ve dünyanın gidişatına göredir. Bu siyaseti belirleyenler de genellikle silah tüccarları, petrol şirketleri ve parayı kontrol edenlerdir.

                 

 Donald Trump seçim meydanlarında ne söylemiş olursa olsun, başkanlığı devralacağı Ocak ayına kadar verilecek bilgi ve brifinglerle, ABD ayarlarına döndürülecektir. Bu ayarlarda da bizim için hayırlı ve faydalı bir unsur mumla aransa bulmak imkansızdır. Aksi olsa ve Trump denilen adam kendi bildiğinden şaşmasa dahi, sonuç yine değişmeyecektir. Seçim kampanyası sırasında söyledikleri bunun ispatıdır. Hedefini, "ABD liderliğini yeniden inşa etmek" olarak açıklamıştır. Bu liderlik zaten silah, savaş, kan, gözyaşı ve kıyım üzerine kuruludur. Yeniden inşa daha çok kan akacağının, daha çok işgal yaşanacağının, daha çok bomba patlayacağının ilanıdır. Ortadoğu'nu kan gölüne dönüştürülüp, ülkelerin darmadağın edilmesiyle birlikte, bütün dünyayı etkileyen bir güvenlik sorunu ve ABD'ye dayanan göç dalgaları oluşmuştur. Trump efendinin bu duruma karşı geliştirdiği formül, sınırlara duvar örmek ve Müslümanları ülkeye almamaktır.

                                

          Esad'a açıkça arka çıkan Trump'ın bu tutumu ABD'nin genel siyasetine çok da ters değildir ve bu durumdan en çok rahatsız olacak ülke Türkiye'dir.

Uçuşa yasak ve güvenli bölgelerden bahsetmiştir, ancak bunlar bizim beklentilerimiz ve taleplerimiz doğrultusunda değil, bölgedeki menfaatlerine uygun olarak düşünülmüştür. Bu hain planı hayata geçirmek için takacağı maske, "DEAŞ'ın yenilmesi" olarak belirlenmiştir. DEAŞ'ı yenmekten kastedilen ve hedeflenen şey bölgeye barış ve huzur getirmek değil, İsrail menfaatlerini sağlama alacak şekilde, BOP'lu yapıyı tamamlamaktır. Bunun için Rusya ve hatta İran'a kapı aralanırken Türkiye'nin dışarıda tutulması, bizi neyin beklediğinin bir başka önemli işaretidir. Bütün bunlara bir de NATO ile ilgili söylediklerini ekleyin. Trump, ABD'nin bu örgüte çok fazla para harcadığını ve NATO'nun "modası geçmiş bir yapı" olduğu söylüyor. Oysa biz, bütün güvenlik stratejimizi NATO'ya göre kurguluyoruz ki, yine kaybeden taraftayız.

                                        

          Etrafımız bizzat ABD'nin kirli politikalarına bağlı olarak zaten kuşatılmış ve varlığımıza göz dikilmiştir. Hiçbir şeyin değişmediğini kısa zaman sonra hep birlikte göreceğiz. Yine, "Ey Amerika" yakınmalarımız havada kalacak, yine FETÖ ve diğer terör unsurlarına karşı tedbir taleplerimiz, "ya öyle mi, haberimiz yoktu" tiyatrolarıyla geçiştirilecek, yine gözümüzün içine baka baka varlığımızı hedef alan terör örgütleriyle işbirliği yapılırken, stratejik ortaklıktan dem vurulacaktır. ABD yönetimindeki Yahudi etkisi de, Ermeni iftiralarının daha ileri götürülmesi de zaman içinde mesafe kaydedecek, kaybeden, katledilen, bölünen, parçalanan yine Müslümanlar olacaktır. Yıkımın adı bu defa BOP değil de başka bir şey olacaktır, ama bizim hissemize bahar değil zemheri ayının yaşandığı kış mevsimi düşecektir. Açlık, sefalet, savaş, kargaşa dünyayı kasıp kavururken, ABD'nin silah satışlarını üçe katladığını, petrolün ve enerjinin rahat akışı için ülkelerin parçalandığını, yeni devletçiklerin oluştuğunu duyacağız.Önemli olan ABD'ye kimin başkan olduğu değil, bizim ne yaptığımız, kendi göbeğimizi ne kadar kendimizin kesebildiğidir.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Başkan Demirhan : ‘’Gazilerimizin yazdığı cesaret ve kahramanlık destanları hafızamızdan çıkmayacaktır’’
Başkan Demirhan : ‘’Gazilerimizin yazdığı cesaret ve kahramanlık destanları hafızamızdan çıkmayacaktır’’
Ahilik Haftası’nda Esnafların Sorunları Masaya Yatırıldı
Ahilik Haftası’nda Esnafların Sorunları Masaya Yatırıldı