BAŞKANLIK SİSTEM İLE ÖZÜMÜZE DÖNELİM
YALNIZ ADAMIN KALEMİNDEN

BAŞKANLIK SİSTEM İLE ÖZÜMÜZE DÖNELİM

Bu içerik 390 kez okundu.

Gündeme yine düştü Başkanlık sistemi. Diktatörlük mü, tek adam iktidarı mı, demokrasi motorunu rektefe etmek mi  hızlı icra için gerekli mi, değil mi; güçler ayrılığını ortadan kaldırır mı, kaldırmaz mı? Tartışılıp gidiyor. Gidiyor da gerçek demokrasi kültürünü özümsememiş  milli ruhun ne istediğini soran yok. Halkın ne istediğini ortaya koyan da yok. Halk adına düşünecekler, yapacak ve yazıya dökecekler sonra da onayla diyecekler insanlardan. Bu tepeden inmecilik yüzünden gerçekte halkın ruhunda var olan demokratlık kendini bir türlü gösteremiyor. Göstersin isteyen de yok tabi.

Altı yüz yıl sultanlık (Padişah) tarafından yönetilmiş ülkeye başkanlık sistemi uymamaktadır diyenler. isterseniz "tek adam" yönetimine bir kırk yıl kadar da cumhuriyet tarihini   okuyunuz, ama  sizlere "ithal malı" Fransız  parlamenter sistemi uymaktadırdeğilmi? Maşallah.

 

Oysa "Fransız kaşığıyla mama yeme" devri geçmiştir, artık mamalar "Amerikan kaşığıyla" yenmektedir ama en koyu Amerikan çocuğu bile iş sisteme gelince kıvırtıyor.

Ülkemiz halkı sivil toplum kuruluşları aracılığıyla bugün örgütlü durumda. Odalar, sendikalar, dernekler, platformlar ilçelerimize kadar yaygınlaşmış durumdadır. Kırsalda da muhtarlarımız var ve onlar da derneklere üye.

Bu ülkede muhtarlarda  görev yapıyor. 19 Ekim Muhtarlar günleri kutlu olsun. Hepsi derneklere, dernekleri de federasyona, federasyonları da konfederasyonlarına üye. Böyle örgütlü bir yapıyı gerçek demokrasi yoluna çıkarmaktan kolay ne var yani. Hep savuna geldim. Demokrasi, sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla halkın sesini dinleyen yöneticiler sayesinde gelişir. Dün başkanlık sistemi demiştim, bugün de diyorum ama nasıl?

Oluşturulacak güçlü parlamento için ortaya çıkan adaylar, sivil toplum kuruluşlarının oylarıyla belirlenmeli dar bölgelerde. Bütün partiler adaylarını sivil toplum kuruluşlarına sunmalı. Niye? Sivil toplumun sesi o adaylara yansır da ondan. Sivil toplumun yansıdığı adaylardan oluşan Meclis, yasama ve yürütmeyi denetleme gücüyle halkın sesi olur. Halk oyuyla seçilen başkan kim olursa olsun kendince hareket edemez o zaman. Halk onu oylarıyla seçmiştir ama seçtiği vekillere bağımlı kılmıştır. Ne demektir bu? Başkan keyfe keder hareket edemeyecek, yani diktatör olamayacak demektir. Meclise kabul ettirebileceği hükümeti kuracak, bütçeyi yapacak, üst yöneticileri atayacak vs. Ancak meclisin üyelerinin hiçbirisi parti liderlerinin isteğiyle seçilemeyecek, tek seçici sivil toplum kuruluşları, yani halkın ta kendisi olacak.

Başkanlık sistemine karşı çıkanlar, öteden beri bunun "bünyemize uymadığını" söyleyip dururlar.

 

Karşı çıkanların diğer bir dayanak noktası, başkanlık sisteminin diktaya yol açacağı endişesidir.

 

Bu sistemde  kuvvetler ayrılığı  ilkesi uygulanacağına göre, yasamaya ve yargıya asla karışamayacak, üstelik yürütme gücü de kanunla belirlenmiş ve sınırlanmış bir başkanın nasıl olup da dikta kurabileceği belli değildir.

 

Ama salla gitsin işte, nasıl olsa vatandaşın durup düşünecek hali de yok vakti de. Salla gitsin, tutmazsa da kafaların bir köşesinde endişesi kalır.

 

İsterseniz biz de gerçekleri konuşalım: Başkanlık sistemine karşı çıkanların tek, ama tek derdi, gene Recep Tayyip Erdoğan  kazanır  korkusudur.

 

 

İşte size halkın sesi, işte size gerçek demokrasi! Sivil toplumun oy gücüyle Meclis, halkın oyuyla Başkan diyorum ben. Gerçek demokrasi bu ve millî ruhumuz bunu istiyor. Başkanlık ve gerçek demokrasi…

 

Ya da hep Recep  Tayyip Erdoğan  olur  endişesi. Cümleyi şöyle de düzeltebiliriz. Sözü edilen kişi bir fani, üstelik altmışına merdiven dayamış bir ölümlü olduğuna göre de, bugün Tayyip, yarın Ahmet, öbür gün Mehmet,

Atıp tuttuklarına, gazete sayfalarından muhalefete biçim verdiklerine, adam yok edip adam üfürdüklerine bakmayınız, düzmece anketlere de kanmayınız, kazanamayacaklarını, hiçbir zaman kazanamayacaklarını çok iyi biliyorlar.

Oysa parlamenter sistemde hiç olmazsa meclise girebilme, hiç olmazsa şartlar uyduğu takdirde koalisyon kurabilme olanağı var.

 

Menderes'in dikta kurmuş olduğunu söyleyip alaşağı edilmesini ve öldürülmesini onaylayan sizsiniz. Menderes, diktasını hangi sistemde kurmuştu acaba? "Fiili başkanlık sistemi" kötüyse, bu diktalara o zaman niçin ağzınızı açmadınız?

Demokrasi iyidir, bizimkiler kazandığı sürece. Başkası suç işlerse cani olur, ben işlersem kader kurbanı.

Hep başkaları mı yiyecekler, biraz da biz yiyelim. Ben vermem ama herkes vergisini ödemelidir.

Ben ara sıra trafik kurallarını çiğneyebilirim ama siz çiğnemeyin. Cümleleriyle özetlenebilecek dünya görüşüne katılıyor musunuz?

Aslında benzeri pek çok söz var hayatımızda, söylene söylene artık bırakın doğruluğunu unutmamızı, doğruluğuna inanmamaya bile başlamışız. İnsanın en değerli varlığı olan inanç, olumsuz etkenlerin tehdidi altındadır. Bu nedenle inanç duygusunu bütün gerçekliğiyle canlı tutmak gerekir. Bu da ancak sürekli tefekkürle, inancın gerektirdiği eylemle gerçekleşir. Eğer bu yapılmazsa onu dış etkenler gizli gizli kemirir; sonunda yara alır, yozlaşır. Bu vatanı ebedi Kılmak için bırakın makam kavgalarını  yüz yıllarca sistem nasıl işlemişse öyle işlesin  özümüze dönelim yeter. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Konya Trafiğinde Sıkı Dönem Başlıyor
Konya Trafiğinde Sıkı Dönem Başlıyor
Konya’da ‘Temiz Hava’ temalı yürüyüş
Konya’da ‘Temiz Hava’ temalı yürüyüş