Sizin Hiç Çok Bilmiş Arkadaşınız  Oldu mu?
YALNIZ ADAMIN KALEMİNDEN

Sizin Hiç Çok Bilmiş Arkadaşınız Oldu mu?

Bu içerik 361 kez okundu.

Son dönemlerde her konu hakkında bilgisi varmış gibi görünen ama her konuda cahil kalmış insanlarımız bulunmaktadır. Ne yazık ki anlamadıkları ise şu; “ İnsanın her şeyi bilmemesi gayet doğaldır.” Bunu hazmedemediklerinden dolayı sürekli olarak toplumla savaş içindeler. Her konuda kendileri haklı sürekli bilmeseler bile ila ki o konu hakkında konuşacaklar.

Çünkü bir nevi artık alışkanlık olmuş ve eleştirmeden, saygı duymadan, sorgulamadan ve en önemlisi ise duygudaşlık kurmadan bu savaşa durmaksızın devam ediyorlar. Fark edemedikleri ise bu savaştan en çok kendilerinin zarar gördüğüdür. Çünkü o duymadıkları saygı ve sevgi kendilerine aynı şekilde toplum tarafından geri döner. Tam tersi tarzda insanlar da büyük çoğunlukta bulunuyor. Mesela; öyle bir durum sergiliyorlar ki sanki bilgileri paylaştıkça azalıyor. Oysa paylaştıkça azalmayan tek şey bilgidir. Bu insanlarda, kendi kibirleri ile boğuluyorlar.

Çünkü bilgilerini paylaşmıyorlar ve çevrelerini küçümsüyorlar. Bu bencillik ne kadar doğru sizce? Biraz araştırma yaparak konunun detayına akarsak eğer,  eminim ki sayısız yanlışlar bulacağız. Bu yanlışları düzeltmenin birçok yolu vardır.  Bu tarz insanların, bu yolları denemeleri ve kendi doğru yanlışlarını tartmaları gerekmektedir. Bunun farkına varıp, kendi doğru ve yanlışlarını tartmaları için ise kendilerini eleştirmelilerdir. Hatta öyle içtenlikle eleştirmelilerdir ki başkalarını eleştirmelerini bile ağır basmalıdır. Her iki düşüncede olan bireylerin, kendi doğrularını bulmaları gerekiyor. Bu doğrularla kendilerine özgün bir yol çizmelilerdir.

Çünkü iki şekilde de olan bireylerimiz tamamıyla aşırıya kaçıyorlar ve bunun olumsuz sonuçlarını hiç hesaba katmıyorlar. Peki, bu olumsuz sonuçları doğuran etken nedir? Diye soracaksanız eğer,  size verebileceğim cevap nettir. Bu etkenlere sebep olan tek unsur “ öz eleştiri “ yapmamaktır. Kendi benliğimizi sorgulamayı başara bilseydik eğer, beklide şuan yaşanan birçok problemin uzağında kalacaktık, sizce de öyle değil mi? Peki “öz eleştiri” yapmamamızdan kaynaklanan bu olumsuz etkenler nelerdir? Bu soruya cevap vere bilmek için ilk önce bu soruyu ikiye ayırmamız gerekiyor. İkiye ayırdığım o sorular ise şunlardır;

 

Her şeyi biliyormuş gibi hissedip, çevresine söz hakkı tanımayan bireylerin, davranışları sonucunda ortaya çıkan olumsuz etkenler nelerdir?

Bildiklerini paylaşırsa azalma korkusu yaşayan bireylerin, bu davranışları sonucunda ortaya çıkan olumsuz etkenler nelerdir?

    Her şeyi biliyormuş gibi çevresine söz hakkı tanımayan bireylerimizin, farkında olmadan ortaya çıkardıkları olumsuz etkenlerden bazıları . Düşünsenize her şeyi bildiğinizi zannediyorsunuz ama hiçbir şey bilmiyorsunuz, bu ne kadar acı olurdu. Çünkü öğrenime kapalı olurduk ve kapsamlı düşünme yeteneğimizi kaybederdik, işte bu yüzden de cahil olmaya mahkum yaşamak zorunda kalırdık değil mi?

Şimdi soruyorum bu tarz düşünen arkadaşlarınızla , gerçekten  bu şekilde arkadaş olmak  istemiydiniz? Bana sorarsanız eğer, tabı ki hayır! Kimsenin fikrini almadan başkalarının düşüncelerini öğrenmeden ve en önemlisi ise yeni sorular türetmeden yaşamak istemezdim. Çünkü yaşamak  bir sınavdır . Ama bu sınav cabalarınıza bağlıdır. Unutmayın! “Akıllı insan kendi aklını kullanan insandır. Daha akıllı insan ise hem kendi aklını hem de başkasının aklını kullanan insandır.”

 

 Hiç Bencil arkadaşınız oldu mu? Bunlar  Her hususta kendilerini öne sürerler ve hep haklı olduklarını iddia ederler. Kendilerini sorgulamadan çevrelerine yanlış bilgiler sunarlar. En kötüsü ise bu olguların, yanlış olduğuna kendileri de inanmazlar. Oysa başlarken yanlış başladıklarını, en iyi kendileri bilirler. Kıssaca bir yerden sonsa bencilliklerinin doğurduğu, o yalana kendileri de inanırlar. Bu hususta ise en çok zararı kendilerini kandırarak, yine kendilerine verirler.

 

  Bazı   insanların  içindeki  nükte ise Kendilerini kanıtlama isteğidir.  Aslında bir ihtiyaçtır bu ama aşırısı her zamansı gibi olumsuz sonuçlara neden olur. Evet, her insan kendini kanıtlamak ister ve bunun için çaba gösterir. Ama burada önemli olan gerçek anlamda bilgi sahibi olmaktır. ” Kendinizin bile emin olmadan” o doğu zannettiğiniz bilgileri başkalarına sunarak değil, çünkü sırf siz kedinizi çevrenize kanıtlayacaksınız diye, o çevreyi, yanlışlarla beslemeye kimsenin hakkı yoktur. Ayrıca gerçek olmayan olguları kullanmak bir nevi sahtekârlıktır. Bu sahtekârlığın kurbanı da yine kendiniz olursunuz. Savunduğunuz o yanlış olgular yüzünden, kendi kendinizin “ bilgi katili olursunuz.” Sizce de bu ne kadar doğru?

 

 Hiç  bir insan asla kusursuz değildir.  Kusursuz insan var mı? Elbette hayır! Ama bu kusurları en aza indirmek yine insan evladının elindedir. Bu davranışları sergilemek kusurları yok etmez. Tam tersi, kusurların artışına sebep olur. Oysa kendisiyle barışık olan insan bu yollara başvurmaya gerek bile duymaz.   

 

   Bildiklerini paylaşırsa azalma korkusu yaşayan bireylerin, davranışları sonucu ortaya çıkan bazı olumsuz etkenler

 Akla alınmaz derecede bir kibre sahiptirler. Bildikleri ile çevrelerini küçük düşürme peşindedirler. Ama anlamadıkları ise şu sadece o bildikleri ile sınırlı kalırlar. Çünkü her bilgi yeni bir bilginin doğmasına sebep olan soruyu oluşturur. Bu tavırla o sorulardan mahrum kalırlar ve bildikleri ise sınırlı kalır. Bu tam bir facia olur değil mi?  (Nisâ Suresi), 162. Ayet’tin de  derki;

‘’Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.’’

 

  Tüm  yanlış düşüncenin de temelinde yatan sebep hep bencilliktir. Çünkü bu düşünceleri savunan insanlar hep kendini daha öne taşıma düşüncesindedirler. Ne yazık ki bu düşüncelerin getirdiği heyecana kapılarak, iki yanlış yolun, esiri oluyorlar. Unutmayın! insanın,  kendisini yargılaması, başkasını yargılamasından daha zordur. Bunun için kendilerine savaş açıp, kendi benliklerini yargılamak yerine hep başkalarını yargılıyorlar. Bundan en çokta kendileri zarar görüyorlar ve kaybettiklerini göz ardı ediyorlar. Allah   Şöyle emrediyor;’’

Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye bir şey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydi.’’ (BAKARA-102)

 İşte en kötüsü de budur ya, kayıpları umurlarında dahi olmuyor. Yanlış üstüne yanlışlarla besleniyorlar. Kayıp ettiklerinin değerini bilseler, hala bu tavırla, yaşamlarını devam ettirir miydiler? Acaba .

Kim istemez ki değerli olmayı ve elbette, değerli olana sahip olmayı. Hele hele , o değerin layığınca hakkının verilmesini .Bu duygudan hareketle gerek iş yaşamında , gerek sosyal yaşamda değerlerini arttırabilmek adına  hep bir mücadele içindedir insanoğlu, herkes bir yol peşindedir   ama herkes kendi düşünceleri doğrultusunda bakış açısını ortaya koyar bazen yanlış bazen doğru yollar seçer . Ama sonuçta ne olursa olsun o değeri fark eden ve hakkını bilen biri mutlaka bir dost vardır. Kadir kıymet bilen dostlarına değer veren kişilerle arkadaş olmanız temennisi ile esenlikler dilerim.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Başkan Demirhan : ‘’Gazilerimizin yazdığı cesaret ve kahramanlık destanları hafızamızdan çıkmayacaktır’’
Başkan Demirhan : ‘’Gazilerimizin yazdığı cesaret ve kahramanlık destanları hafızamızdan çıkmayacaktır’’
Ahilik Haftası’nda Esnafların Sorunları Masaya Yatırıldı
Ahilik Haftası’nda Esnafların Sorunları Masaya Yatırıldı