Ermenistan  ASALA / PKK / PYD /  YPK'NİN  TARİHÇESİ
GÖLGE ADAM

Ermenistan ASALA / PKK / PYD / YPK'NİN TARİHÇESİ

Bu içerik 99 kez okundu.

Hoybun örgütü, Kürt olmayanların Kürt kimliğine girerek Ermenilerle kurmuş oldukları bir ittifakın adıdır.

 

Örgüt kurulmadan önce ilki Paris’te, sonrası Beyrut’ta olmak üzere iki toplantı yapılır. Paris’teki toplantıya; Ermeni Rupen Paşa, Vahaz Papazyan, Bogos Nubar Paşa, Erivan rüesasından Ahadisyan ve Vaharonyan katılır. Bu toplantıda; biri Kilikya(Adana ve çevresi)’da diğeri Erivan mıntıkasında olmak üzere Ermenistan ve bunlar arasında bir Kürdistan devleti kurulması kararı kağıda yazılır. 

 

Beyrut  Kongresi’ne katılanlar arasında ise çarpıcı isimler görülüyor; Bedirhanzade Celadet Ali ile Bedirhanzade Kamuran Ali. Kongreye Goms adıyla bilinen Vanlı Papaz Vahan Papazyan da katılır. Kurultay’ın ana gündem maddesi Ermeni-Kürt ittifakının kurulmasıdır.

 

“Hoybun” adı ile kurulur, şöyle ki;

 

“Kurultay herkese duyurur ki, Ermenistan ve Kürdistan’da asırlardan beridir Ermeniler ve Kürtler yaşamaktadır. Onlar kendi bağımsızlıkları uğruna çalışırken, ülkelerinde herhangi bir yabancı hakimiyeti reddederler. Çünkü bu ülke, yalnız ve yalnız Ermeni, ve Kürt uluslarına aittir..” [1]

 

Hoybun savunucuları için Hoybun destansı ifadelerle şekillendiriliyor. Organizsasyonun bütün dünya ile bağlantıları vardır, özellikle Paris’teki Kürt göçmen  topluluğu ile yakın ilişkiler kurulmuştur. Suriye’de, o zamanlar Fransızlara ait Antakya’daki Kürt köylüleri arasında halk birlikleri teşkil edilmiştir. 1930’daki Ağrı isyanını örgütlemiş ve yönetmiştir.

 

Süreyya Bedirhan bütün bu çalışmalarda yer almış ve özellikle dünya çağında geliştirdiği ilişkileriyle çok önemli bir rol oynamıştır. Mevlanazade Rıfat ile birlikte Ermenilerle yakın ilişkiler kurmuştur. Paris’te yaşayan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun diplomatlarından biri olan Kürt Şerif paşa ile bağlantı sağlanmıştır. Bedirhanzade Prens Süreyya, Hoybun’dan gelen teklif üzerine ABD’deki Kürtler hakkında bilgi vermek üzere ABD’ye gitmiştir. Kürt Davası ve Hoybun, Bedirhanzade Süreyya’nın bir yaşam felsefesi olmuştur. İlk yazılı eseri de; “Les massacres en Turquie’dir”[2].

 

Bedirhanzadenin yazdığı bu kitabın Türkçesi; Türkiye’de katliamlar…

 

Katliama uğramış olanlar; Kürtler ve Ermeniler.

 

Katliamı yapanlar; Türkler!

 

Hoybun ile Ermeniler arasındaki ilişkilere gelince…

 

Bedirhanzade Süreyya bu ilişkiyi şöyle tanımlıyor;

 

“Kuruluşundan sonra Hoybun’un ilk görevi Ermenilerle yeniden uzlaşma sağlamak ve mümkünse işbirliği yapmaktı. Ben de Ermeni-Kürt ilişkilerinin pişmanlık ve şükran duygularının karşımıyla yazıyorum…1927 Ekim’inde Kürtlerin savunucusu Hoybun ile Ermeni halkının temsilcileri Türkleri ortak düşman kabul ettiler ve dayanıklı ilgilerinin ortaklığı onları genel bir barışmaya götürdü. Kendi ırkım adına onların meşru ulusçul istekleri Bağımsız ve Birleşik Ermenistan’a saygı duyuyorum.”[3]

 

Hoybun arşiv bilgileri Türkiye’de hiç yayımlanmadı. Doğrudan bir belgeye ulaşılamıyor. Ancak Hoybun savunucularının elindeki belgeler, tesadüfen de olsa yayınlarda yer bulmuş,  bize de yararlanma imkanı veriyor. Rohat Alakom, Hoybun ittifak anlaşmasını imzalı örneğini, Toplumsal Tarih Dergisi’nin 1998 yılı 59’ncu sayısında yayımlıyor. Üstüne de, bu örgütün merkez dışındaki şubelerini yazıyor;

 

 “Hoybun’un Diyarbakır’da bir şubesi bulunmaktadır. Bu bölgedeki faaliyetler Cemilpaşazadeler tarafından yürütülmektedir. Kadri Cemil ve Ekrem Cemil, bunların başında gelmektedir. Paris’teki Hoybun temsilcisi Süreyya Bedirhan’dır. Lübnan şubesi ise Kamuran Bedirhan tarafından yürütülmektedir. Ürdün temsilcisi Ali Seydo, Mısır temsilcisi ise, aslen Siverekli olan M. Ali Avni’dir”[4].

 

Akademisyenler bakınız Hoybun’u nasıl görüyor…

 

Dr. Yusuf Sarınay’ın böyle bir çalışması var. “Hoybun Cemiyeti ve Türkiye’ye karşı faaliyetleri” başlığı altında, Atatürk Araştırma Merkezi yayınları içerisinde yer almış. Hoybun’un, kuruluş yıllarındaki uluslararası ilişkilerini masaya serebilmek için kıymetli bilgiler veriyor. Özellikle, para toplamak ve propaganda yapmak için, Paris Taşnak Merkezi üyesi Çamlıyan ile Süreyya Bedirhan arasındaki ilişkilere vurgu yapıyor.  Ermeni Çamlıyan, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Mısır gibi ülkelerde faaliyet gösterirken, Bedirhanzade Paris’te karargahını kurmuş. “Hoybun Cemiyeti’nin Avrupa temsilcisi” sıfatı ile Paris’te bir büro açıyor, Avrupa’daki faaliyetleri koordine ediyor. Bununla yetinmiyor, ABD’ye gidiyor, konferanslar veriyor ve örgüte mali kaynak sağlıyor[5].

 

Hoybun örgütünün asıl finans kaynağı Ermeniler. Bu finansmanı şahsi kaynaklarından değil, dünyaya yayılmış Ermeni ve Kürtlerden temin ediyor; Kürtler adına Bedirhanzadeler, bu işi üstleniyor. Bu ittifakta, en çok sızlanan taraf ise yine  Ermeniler oluyor; paralarının hiç edildiğinden kuşku duyuyorlar.  Haklıdırlar, çünkü örgütün o dönemdeki beş bin lirası Kamuran, Celadet ve Rüştü arasında paylaşılmıştır. Bu nedenle, Hoybuncularla Taşnakçıların arası açılıyor. Ermeniler, 1935 yılından itibaren her yıl üyelerine ödedikleri tahsisatı kesiyor. Hoybun’a mali kaynak arayış öncüsü olan Kamuran Bedirhan, toplanan paraları zimmetine geçirdiği iddiasıyla örgüt tarafından sorgulanıyor, sonuçta, bakınız nasıl istifa etmek durumunda kalıyor;

 

“Örgütün üst düzey yöneticilerinden Kamuran Bey kendisine verilen görevleri yapmadığı gibi, birçok suistimale yol açmıştır. Bunun üzerine Hoybun,1934 yazında, bir toplantı yapmış, üç gün süren sorgulamada, Kamuran Bey’in pek çok kusuru görüldüğünden örgütten uzaklaştırmıştır. Celadet Bey ve Haco Ağa da istifa eder.”[6]

 

Hoybun Cemiyeti, Temmuz 1929’da, iki toplantı daha yapar. Yer; Halep’tir...

 

Başta Celadet Ali Bedirhan, Memduh Selim, Cemilpaşazade Mehmet, Cemilpaşazade Kadri, Yado, Vahan Papazyan, Hırşak Papazyan ve Karabet olmak üzere 45 kişi katılır. Toplantılarda alınan kararlar şöyle kayda geçirilir;

 

”Suriye’deki yerli ve Türkiye’den ‘firari Kürtlerden’ azami istifade edilmesi; Türkiye’ye karşı yapılacak herhangi bir hareketin tam ve mükemmel olarak ikmaline.” 

 

Burada tırnak içinde yazılan “firari Kürtler” tanımlaması, cümlede geçen şifreyi de çözmektedir, şöyle ki;

 

“Firari Kürtler; Türk Kurtuluş Savaşı’nda işgalci düşmanla işbirliği yapmış, ülkesine ihanet etmiş, can yakmış, can almış ve sonra düşmana sığınıp Türkiye dışına kaçmış olan kişilerdir. İlk firari Kürtçüler arasında Cizreli Bedirhan ailesinden Kamuran, Celadet ve Halil Rami; Diyarbakırlı Cemilpaşazade Ekrem ve Mevlanazade  Rıfat Bey de bulunmaktadır.”[7]

 

Devam edelim…

 

Ermeni-Kürt ittifakı olarak hayata geçirilen Hoybun’un gizli faaliyetlerinden, İçişleri Bakanlığı haberdardır. Toplantıları izlemektedir. Katılanların tespiti yapılmaktadır. Dahiliye Vekaleti’nin Başvekalet’e yazdığı Cemiyet faaliyetleri ile ilgili 18.7.1929 tarihli gizli raporun dikkat çekici satırları şöyledir:

 

 “Taşnak ve Hoybun Cemiyetleri mağdur Nasturi, Yezidi ve Çerkeslerle birleşmeyi ve onların hakiki hürriyetlerini taahhüt ederler. Dağınık Çerkeslere Suriye’de, İsrail’e bahşedilen imtiyaza benzer bir imtiyazla belirli bir yurt tahsisine çalışılacaktır. Taşnak ve Hoybun Cemiyetleri İranlı Fars ırkdaşları ile dostluk ve işbirliği içerisinde yaşamak isterler. Dersim ruhu meselesidir. Kürt harekatına istinat noktası teşkil eder. Haydaranlı, Bahtiyarlı, Lolanlı. Balabanlı, Karakiyhili, Arelli ve Çarıklı aşiretlerinin tamamen elde edilmesi lazım geldiğinden bu hususu Hoybun Cemiyeti deruhte eder. Bu durum müştereken tesbit edilerek karar altına alınmıştır.”[8]

 

Hoybun Cemiyeti’nin kuruluş tarihi, nizamnamesinde 5 Ekim 1927 olarak veriliyor. Hoybun’un kurucuları; Bedirhanzade Süreyya, Celadet ve Kamuran Bedirhan kardeşler, Dr. Mehmet Şükrü Sekban’dır. Şükrü Sekban, 1881’de Diyarbakır/Ergani’de doğar. 1908 ve 1918’de açılan Kürtçü cemiyetlerin kurucuları arasında yer alır. Zamanla Kürtlerin Turan kökenli olduğunu anlar, 1933 yılında “Fransızca Kürt Sorunu” adlı bir kitap yazarak bu gerçeği itiraf eder ve Kürtlerin Orta Asya’dan gelmiş olduklarını anlatarak diğer Kürtçülere yanlış yoldan geri dönemleri için nasihatlerde bulunur. Dr. Sekman, 1960’ta, İstanbul’da vefat eder[9].

 

Kürt kimliğine bürünen Hoybun mensupları ile Ermeni Taşnaksutyun örgütü arasında imzalanmış bir ittifak senedi var. Bu senet, birçok araştırmacının kitaplarında kısmen yeralıyor. Buna yer vermemiş olan araştırmacılar ise, bu ittifaka vurgu yapmadan geçemiyor. 

 

İlk kez, 1931 yılında, İleri Yayınlarından okurlara sunulan “Taşnak-Hoybun” adlı  kitapta bu ittifak senedi tam metin şekliyle yer almıştı. İkinci olarak, Tarih Düşünce Dergisi’nin 1998 yılı 59’ncu sayısında yayımlandı. Günümüzdeki olaylar yeniden bu örgütü işaret ettiği için, bu metni aşağıda sunuyorum:

 

“ İmzalayan taraflar olarak sayın Vahan Papazyan, Taşnaksutyun (Daschnatzoutioun) Partisi’nin tam yetkili delegesi olarak bir yandan ve tümü Kürt cephesinin merkezi komitesi üyeleri olan Palu’dan Şeyh Ali Rıza Efendi, Dr. Şükrü Sekban Bey, Barazi aşiretinin lideri Mustafa Şahin Bey, Heverka aşireti lideri Haco Ağa, Raman aşireti lideri Emin Ağa, Süleymaniye’den Kerim Rüstem Bey, Van’dan Memduh Bey ve Celadet Ali Bedirhan Bey diğer yandan, iki halkın birbirine karşı duyduğu çok sağlam kardeşlik duygularını gözönüne alır. 

 

Ari ırktan gelen bu iki halkın varlığını garanti altına almak için büyük bir işbirliğinin gerekliliğine inanır. Her iki halka canlılık veren politik bağımsızlık ve ulusal istemler arasında bulunan ortak noktayı gözönüne alır.

 

Ve aşağıdaki maddeleri kapsayan politik ve askeri işbirliği antlaşmasını imzaladıklarını beyan ederler:

 

1.    Her iki taraf bağımsız bir Kürdistan’ın ve birlşik bir Ermenistan’ın kurulma hakkını karşılıklı olarak tanıyarak, bu hakkın savunması için mümkün olan her türlü imkȃnı kullanarak birbirlerinin yardımına koşmayı kabul etmektedir.

 

2.    Her iki taraf hangi toprakların Ermenistan’a hangilerinin Kürdistan’a ait olduğuna bakmaksızın ve sadece iki ülkenin kurtuluşunu amaç edinmiş olarak ortak düşmana karşı savaşmaya devam edeceklerdir. İki ulus arasındaki sınırlar aşağıdaki prensiplere göre belirlenecektir;

 

A. Yerli Kürt ve Ermeni nüfusunun savaştan(1914) önceki sayısı bu belirlemede esas alınacaktır.

B. Sevr Antlaşması tarafından kabul eilen etnik ve hukuksal prensiplerinini kabul etmekle birlikte, bu antlaşmanın Van, Bitlis ve Erzurum vilayetlerini Ermenistan’a bırakan 89. maddesini saydığını, ama bununla birlikte iki taraf da söz konusu vilayetler üzerinde karşılıklı hak taleplerine saygı göstereceklerini taahhüt ederler.

C. Sınırların belirlenmesinde iki taraf da her iki ülkenin tabii savunma, ekonomik ve politik çıkarlarını da ayrıca hesaba katmak zorunda olacaklardır.

 

3.    Mevcut antlaşma imza sahibi taraflar arasında, ortak düşman Turani-Türk öğesine karşı savunma ve saldırı işbirliği paktı olduğundan, taraflardan hangisi söz konusu düşmanın saldırısına uğrarsa diğer taraf saldırıyı püskürtmek için tek başına veya saldıya uğramış tarafla birlikte hareket edeceğini kabul etmektedir.

 

Her iki taraf kendi ülkelerini yabancı öğeleri kullanarak insanlarından boşaltmayı hedef alacak Türk hükümetinin her türlü girişimine ortak bir şekilde savaşacaklardır.

 

4.    Taraflar Ermeni-Kürt işbirliği düşüncesini yaymak ve her iki ülkede bu düşünceyi köklü bir hale getirmek için yazılı veya sözlü etkin bir propaganda yürüteceklerine söz vermektedirler.

 

5.    Taşnaksutyun Partisi, sahip olduğu organları aracılığı ile Avrupa ve Amerika kamuoyu ve politik çevrelerinde Kürt sorununun lehinde propaganda yapmaya ve aynı zamanda her türlü Türk-Turani provokasyon ve propagandasına karşı mücadele edeceğine söz vermektedir.

 

6.    Taşnaksutyun Partisi, Kürt Ulusal Cephesi Hoybun’u geçici olarak sübvanse edeceğini ve cepheyi örgütlenme işleri dahil her türlü konuda uzman olduğu teknik alanda ve manevi olarak yardımda bulunacağına söz vermektedir.

 

7.    TaşnaksutyunPartisi, Kürt Ulusal Cephesi Hoybun’a Avrupa ülkeleri, Amerika ve Kürt osrunu ile direkt ilgiis olan diğer tüm ülke ve halkların Kürt davasına  desteklerini sağlamak için yardım edecektir.

 

8.    Her iki taraf arasında ilişkiyi düzenli kılmak, gerekli görüldüğü takdirde Hoybun’un merkez komitesinin alacağı kararlara katılmak, diğer tüm işlerde komiteye yardımcı olamk, ve sıkı işbirliğini sağlamak amacıyla Taşnaksutyun Partisi’nin bir temsilcisi Kürt Ulusal Cephesi Hoybun’un merkez komitesi üyeleri arasında sürekli bulunacaktır.

 

9.    Taşnaksutyun Partisi ve Kürt ulusal Cephesi Hoybun Ermenistan ve Kürdistan’ın kendilerine ait toprakları üzerinde bağımsızlıklarının tanınmaması nedeniyle kendilerinin Türkiye ile savaş içinde olduklarını kabul ederler. Dolayısıyla anlaşan taraflar olarak ikisi arasında ön bir anlaşma sağlanmadan taraflardan hiçbirinin ne Türk hükümeti, ne de başka bir hükümetle  ilişkiye girmeyecekleri konusunda birbirilerine karşı sorumludurlar.

 

10.  İki tarafın hazırladığı rapor gereğince Taşnaksutyun Partisi askeri gücünü eylem(operasyon) halindeki Kürt güçlerine katacak ve söz konusu eylemler için gerekli olan silah ve mühimmatı sağlamaya çalışacaktır. Talnaksutyun Partisi, Kürt Genelkurmayı ve Hoybun merkez komitesi nezdinde ve teknisenlerin eşliğinde bir askeri ataşeyi tayin edecektir. Bu ataşe teknisyenler alınacak kararlara ve gerçekleştirilecek eylemlere gerçek birişbiliği ve dostluk çerçevesinde katıulacaklardır.

 

11.  Genel politik alanda alınacak kararlar her iki tarafın tayin edeceği delegelerinden oluşacak bir komisyon tarafından uygulanacaklar ve ihtiyaç duyulduğu takdirde kararların uygulanması taraflardan herhangi birinin belirleyeceği bir ya da birden çok delegenin inisiyatifine de bırakılabilecektir.

 

12.  Taşnaksutyun Partisi  Kürt teknisyen, propagandacı ve organizatörlerin eğitimi için hazırlanacak derslere maddi ve manevi desteği vermeyi kabul etmektedir.

 

13.  Her iki taraf bu antlaşmanın esaslarına uygun olarak, bir yıllık süre içinde transit geçişler, gümrük kapıları ve işlemleri, azınlık hakları, ahali(göçmen) mübadelesi ve bu antlaşmanın içinde yer almayan diğer tüm konulara ilişkin yeni anlaşmalar gerçekleştirmeye kendilerini yükümlü kılmaktadır. Muhtemel bir Ermeni-Kürt konfederasyonu kurmaya ilişkin sorun da taraflarca gözönüne alınacaktır.

 

14.  Taraflar kendilerine verilecek toprak miktarına göre paylarına düşecek kamu borç miktarını ödemeyi kabul edeceklerini taahhüt etmektedirler. Aynı şekilde taraflar yabancıların madenler ve demiryolu üzerindeki daha önce kabul edilmiş imtiyazlarını tanıyacaklarını kabul etmektedirler.

 

15.  Gerek mevcut antlaşmanın dışında kalan sorunlarla ilgili, gerek yorum farklılıklarından kaynaklanacak her türlü anlaşmazlık halinde ilgili taraflarca belirlenecek bir uzlaşmacının kararına başvurulacaktır.

 

16.  Bu askeri ve siyasi antlaşma gizli tutulacaktır. Taraflardan birinin anlaşmayı kısmen veya tamamıyla üçüncü bir tarafa bildirme gereğine inandığı takdirde antlaşmanın ikinci tarafının izninin önceden alınması zorunlu olacaktır.

 

17.  Kendi özgürlük ve bağımsızlığı için sürdürdükleri ortak savaş sona erinceye kadar mevcut anlaşma her iki ülke arasındaki tüm ilişkileri düzenleyecektir. Bu anlaşmada yapılacak her türlü ekleme ve değiştirmenin her iki tarafın onayı ile olması zorunludur.

 

18.  Bu askeri ve siyasi antlaşma iki taraf arasında imzalandığı günden itibaren yürürlüğe girecektir(Ekim 1927).

 

19.  Bu antlaşma Fransızca yazılmış olup iki nüshadan oluşmaktadır”[10].

 

 

İmzalayanlar      Kürt Ulusal Cephesi

 

Ermeni Devrimci Partisi      Hoybun

 

Taşnaksutyun    Palulu Ali Rıza Efendi,

 

V. Papaz  Berazan Mustafa Şahin, Haco Ağa,

 

Raman’dan Mehmet Emin Süleymaniyeli Kerim Rüstem,  Vanlı Memduh Selim, Celadet Bedirhan, Dr. Şükrü Sekban                                                                                        

 

 Hoybun – Taşnak ittifakına paralel olarak, dönemin Dahiliye Vekaleti’nin Başvekalet’e yazdığı 18.7.1929 tarihli ikinci bir gizli belgede, ittifakın detayları yer alıyor:

 

“Suriye’de bir Kürt ordusu nüvesi vücuda getirildiği; bu orduda Ermenilere de görev verildiği; ordunun her bölüğünde kanatları muhafaza için ikişer makineli tüfek ve üç bataryalı cebel topçusu olduğu; İngiltere’den de üç uçak almak için çalıştıkları…”[11]

 

 Tarih, şimdi PKK terör örgütü üzerinden tekerrür etmektedir….

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bahçeli'den Brunson açıklaması
Bahçeli'den Brunson açıklaması
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Hiçbir ülkede 38 yaşında emekli olmak yok''
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Hiçbir ülkede 38 yaşında emekli olmak yok''
maltepe escort alanya escort kartal escort manavgat escort