SANAL ALEMDE  SİYASET  VE PKK’NIN ALGI OPERASYONU
YALNIZ ADAMIN KALEMİNDEN

SANAL ALEMDE SİYASET VE PKK’NIN ALGI OPERASYONU

Bu içerik 307 kez okundu.

Çözüm süreci nedir ve çözüm süreci ile beklenen neydi? Bu sorunun cevabını tam olarak verebildiğimiz anda terörle mücadele stratejisi geliştirebilmemiz ve ülkenin geleceğine güvenle bakabilmemiz mümkün olacaktır. Ancak bu o kadar zor bir husus ki şehit cenazelerinde dahi birlik ve beraberliğini koruyamayan bir sosyal realite inşa edildi ülkemizde. Sosyal medyada siyasi kinini her türlü değerin üzerinde tutan kısa mesaj kahramanları insanlığımızın nereye doğru gittiğinin en net göstergesi. Bu iğrenç üslup savaşı tek boyutlu değil. İster iktidara yakın olsun ister muhalefette yer alsın, hemen herkes üslup iğrençliğinde adeta yarış halinde.

Çözüm süreci ile amaçlananın ne olduğu sorusuna birkaç farklı pencereden farklı cevaplar vermek mümkün. Ne yazık ki bu farklı bakış açıları uzlaşmayı imkansızlaştıracaktır. Çözüm sürecinde yapılan hatalar başka bir yazı konusu. Öncelikle bu hususta söz söyleyen siyasi gruplar ilke olarak çözüm sürecini nasıl değerlendiriyor buna bakmalı.

Örneğin MHP’ye göre çözüm süreci sadece bir ihanet sürecidir. MHP çözüm sürecine o denli karşıdır ki bu ülkenin hükümetsiz kalmasına neden olsa dahi geri adım atılmayacak hayati bir husustur. MHP pkk’yı temsil eden kitlelerle muhatap olmayı istememektedir. MHP devletin ve hukukun ne olduğunu dahi anlayamayacak kadar cehalet karanlığına hapsolmuş kitlelerle müzakere yerine mücadeleyi tercih ettiğini de söylemektedir. MHP tüm günahın Ak Parti’nin sorumluluğu altında olduğunu açık seçik beyan etmektedir.

Peki hükümet çözüm sürecini niçin başlatmıştır ve sürece nasıl bakmaktadır ?

Hükümetin çözüm sürecine bakışı terör sorununun hukuki ve siyasi platformda çözüme kavuşturulabilecek doğasını güçlendirme üzerine kurulmuştu. Bu doğrultuda Kürtler üzerinde ağırlığı bulunan figüranlar meydanlara taşınmış ve devlet ile Kürtler arasındaki güvensizliğin yok edilmesine yoğunlaşmıştır. Bu amaçla İslami söylemler öne çıkarıldı. Aynı inanç ve duygunun terörü sona erdirmeye yeteceği yönündeki vurgulara ağırlık verildi.

Bu anlamda ülke genelinde tepkileri de göze alarak  bebek katili Abdullah Öcalan’ı doğrudan doğruya çözüm sürecine müdahil etmeyi de ihmal etmedi. Hükümet kanadında terörün başı aposuz çözüm sürecinin sürmesinin mümkün olmadığına iyice inanılmıştı. Şüphesiz çözüm sürecinin ne olduğu tam olarak anlaşılamadan başlandı. Uzun süre HDP veya PKK çözüm süreci neticesinde ne istediklerini anlaşılır ve somut bir şekilde söylemediler. Bugün yaşananlara bakıldığında şehir yapılanması adı verilen illegal oluşumlarla terörü dağdan şehire indirme telaşında oldukları anlaşılıyor. Amaç hükümetin kontrolünü, tamamen yitirdiği imajını kendi kamu oylarında güçlendirmektir.

PKK, Işid ile mücadelenin verdiği cüretlede bir anda Türk Devletine rağmen bağımsız bir aktör olabileceğine inanmaya başladı. PKK’nın devlete hiçbir zaman güven duymadığı, devletin istediği doğrultuda bir çözüme razı olmayacağı ayan beyan ortaya çıktı.

Esasen PKK yıllardır Ortadoğu’da meydana gelen gelişmelere bağlı olarak pozisyon değiştiren, gelişmelerden kendisine menfaat temin edebilen bir terör örgütü. Bugün uluslararası bağları tam olarak deşifre edilebilmiş değil. PKK’ya verilen dış destek yönünden Öcalan’ın Suriye’de bulunduğu dönemlerde yaşanan diplomatik gerginlik dışında somut bir bilgi ciddi bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmadı.

PKK dediğimizde Körfez Savaşından tutun son Irak işgaline kadar hemen her kritik dönemden kendisine menfaat temin edebilen ve bu gücünü Türkiye’ye karşı kullanan bir örgütten bahsediyoruz. Suriye’de meydana gelen olayları kendi lehine çevirmeye çalışması ve çözüm sürecini ayak bağı olarak görmesi de bundan kaynaklanıyor. Çünkü PKK için öldürmek emperyalizme direniş anlamına geliyor ve öldürmek için kendisine yardım etmeyenleri de öldürüyor zaten.

Çözüm sürecinde hükümetin İslami söylemleri öne çıkarması ve dindar Kürt kitleleri yanına çekme çabası da ters tepti. Zira Kürt kamuoyunda şiddetin de etkisiyle son derece milliyetçi bir PKK daha baskın ve sahici kabul edildi. Son seçimde Kürt seçmenin batı bölgelerinde dahi HDP’ye yönelmesi biraz da bundan kaynaklanıyor.

Esasen çözüm sürecinin sona ermesi ve çatışmaların tekrar başlaması PKK’nın çözüm sürecine nasıl baktığının dışa yansımasından ibarettir. PKK için çözüm süreci yoktu desek abartmış sayılmayız. Zira PKK önceki yıllar da buna benzer eylemsizlik süreci yaşamış ve çok daha azgın bir şekilde geri dönmüştü.

PKK özellikle R. Tayyip Erdoğan karşıtlığıyla zaten ne devlete ne de hükümete güven duymamaktadır. Özellikle hükümetin devletin üniter yapısından taviz verilmeyeceği noktasında yapmış olduğu vurgulamalar PKK’nın varlığına tersti. Bölünme çağrıları karşısında sert bir duruş gösteren ancak Kürt kimliği vurgusundan çok rahatsız olmayan ve hatta bunu ırkçılık derecesine varmadığı müddetçe makul gören bir hükümet PKK’nın oyununu bozan bir hükümetti. Kendi şarkılarınızı söyleyin ama tıpkı batıdakiler gibi vergi verin, kendi filmlerinizi çekin ama batıdakiler gibi hukuka saygılı olun diyen devlet yerine PKK baskın çıkmaya başladı.

Birçok medya organı şehit haberlerini öncesinin aksine gözümüze sokuyor. Siyasi  Parti’nin şehit ailelerinin acısını paylaşmasına bile izin verilmiyor.

Sebebi gayet açık. Önce Milliyetçiler  tasfiye edilmeli. Gerisi konjonktüre göre şekillenir. Peki bu süreçte Ak Parti neyi ifade ediyor.

Şu gerçeği artık kabul etmek durumundayız ki, bugünün politik ortamında başkanlık sisteminin bugünkünden daha iyi ya da kötü bir sistem olmasının bir önemi kalmamıştır. Bu sistemin objektif bir biçimde tartışılıp değerlendirilmesi de mümkün değildir.

Başkanlık Sistemi artık - ister üzülelim, ister sevinelim – geniş bir kesim tarafından her hangi bir sistem tartışması olarak değil, sistemin otoriterleşmesinin sembolü olarak algılanmakta ve öyle tepki verilmektedir. Hatta bu algının etkilerinin AK Parti seçmenlerine kadar uzandığını, artık muhafazakar tabanda önemli bir kesimin de “AK Parti dışı seçmeni daha çok korkutarak mevcut cepheleşmeyi daha da sertleştireceği” kaygısıyla bir sistem değişikliğinden uzak durulmasını ister hale geldiğini söyleyebiliriz.

GELECEK  ÜLKEMİZ  İÇİN  İYİ OLACAK  İNŞALLAH !

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Başkan Demirhan : ‘’Gazilerimizin yazdığı cesaret ve kahramanlık destanları hafızamızdan çıkmayacaktır’’
Başkan Demirhan : ‘’Gazilerimizin yazdığı cesaret ve kahramanlık destanları hafızamızdan çıkmayacaktır’’
Ahilik Haftası’nda Esnafların Sorunları Masaya Yatırıldı
Ahilik Haftası’nda Esnafların Sorunları Masaya Yatırıldı