NEDEN KUL HAKKI ÇOK AĞIR BİLİR MİSİN?
YALNIZ ADAMIN KALEMİNDEN

NEDEN KUL HAKKI ÇOK AĞIR BİLİR MİSİN?

Bu içerik 382 kez okundu.

Bildiğimiz üzere Kelime-i Şahadet’te Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vessellem'in kulluğu (abd oluşu), "Abduhu ve Rasuluhu" denilerek risale tinden (Rasullüğünden,) önce zikredilmiştir. Bu öncelik, kulluk özelliğinin diğer tüm özelliklerinden daha üstün olduğunu anlatmak  içindir. Çünkü kulluk, öncelikle tüm mahlukat gibi insanın da varoluş nedenidir. Kelime-i Şahadet’te vurgulanan Hz. Muhammed aleyhisselam'ın kulluğu da en kamil ve şuurlu kulluk kapsamında bir kulluktur.  İnsanın kulluğunun önemini vurguladıktan sonra, gelelim Dinimizde  kul hakkının neden çok önemli bir hak olduğu konusuna. Kul hakkı nedir? Aslında kul, yaratana   kulluk ettiğinden dolayı gerçek hak sahibi kul değil, kulun hakikati olandır. Yani asıl hak o kulun rabbine aittir. Tüm hakların tek sahibi O'dur gerçek böyle değimlidir dostlarım. Ama biz bugün burada, kul hakkı konusuna bu yönüyle fani dünyevi  değil, Allah sistemi (sünnetullah) açısından, yani baki dünya  açısından bakacağız. Kul hakkı, insanın can, mal, namus ve ahiret yaşamına dönük maneviyatı gibi dokunulmazlıklarına yönelik tecavüz ve haksızlıkların ortaya çıkardığı haktır. İnsanın kişisel haklarına yönelik her türlü tecavüz ve haksızlıklar  kul hakkıdır. Bu sebeple büyük  günah kapsamındadır, cezası da ağırdır. Kul hakkından doğan günahların ve cezaların Allah tarafından bağışlanması söz konusu değildir. Kul hakkı, ancak hak sahibi o kişiyi bağışlaması ile ortadan kalkabilir.

 Hz. Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem'den rivayet edilen bir çok hadis de bu yorumu doğrular. "Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekat sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnad ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir" buyurdular. ( Müslim) Sevgili  dostlarım değerli arkadaşlarım  Eğer bilerek veya bilmeden kul hakkına girecek bir günahımız olduysa da, o kullarıyla helalleşmeyi Allah hepimize nasip etsin. Çünkü kul hakkını Allah affetmiyor, bizzat hak sahibi olan kulu affediyor. Ne yazık ki Allah bu hakkı hak sahibi kuluna devretmiş, böyle hükmetmiş ise yardan  bize de itaat etmek düşer! İslâm dini, namuslu ve iffetli olmayı, helal kazancı, kanaati, takva ve temiz ahlakı, başkasının haklarına tecavüz etmemeyi, tatmin olmuş bir kalp ile huzur içinde yaşamayı ve insanların bir birini sevip korumasını, dayanışma içinde yaşamalarını emreder. İslâm'ın bu emirlerinin, temeli olan tevhid'i yaşama biçimi olarak değerlendirilmelidir. İslâm, ahlakın çöktüğü, huzurun olmadığı, haramdan korkmayan,  rüşvet, hırsızlık, ve bunalım içinde neredeyse cinnet geçirme noktasına gelmiş bir toplum , elindeki ile yetinmeyip kanaatten yoksun ve gayri ahlaki her türlü yolu mubah sayarak daha fazlasına ulaşmaya çalışan, dünyasını hırs bürümüş, ahireti bedbaht olmuş insanları görmekteyiz.

 Eğer bundan önce üzerinizde kimlerin kul hakkı kaldığını bilmiyorsanız veya hakkı olan kişiyle helalleşmek imkânı hiç yoksa yada hakkını yediğiniz kişiye verdiğiniz zararı dünyevi yolla hiç bir şekilde telafi edemiyorsanız, o zaman öncelikle başınıza yeni borçlar açmamak için takvayı tercih edin. Ayette ; "Muhakkak ki, iyilik kötülükleri giderir." diyor.. Bu sebeple hiç olmazsa yeni borçlara girmekten kaçınmak ve olan borçlarımızı azim ve gayretle ödemeye çalışmak gerekir. Doğrusunu sadece Allah bilir! Bir de konuya manevi  açıdan bakmak isterseniz. Bunu size bir yaşanmış olay ile  anlatmak isterim. Bir zamanlar hacca giderken elini öpüp kendisiyle helalleşmek üzere, ilminden çok istifade ettiğim değerli bir zata gitmiştim. Veda ederken, Hakkınızı helal edin dedim. Cevaben bana şöyle dedi: "Beni şirke mi sokacaksın!".. Bu sözlerle hacca gider ayak bana manevi  boyutta idrak edip yaşamam gereken çok  önemli bir hakikate dikkat çekmişti. O gün için bu sözlerden şunu anlamıştım: "Gerçekte ayrı ,ayrı varlıklar yok, hepimiz 'BİR'iz! Hakikatte sen ve ben değil 'Biz', hatta 'TEK' var! Ayrı gayrı bir 'Sen' görsem, hak iddia edeyim de o hakkı helal edeyim." Üstü örtülü bir nasihat vardı bu ifadede, ki o da şuydu: "Kişi eğer sen ve ben kavramını yok eden bir şuur seviyesine ulaştı ise, varlık alemine bir'lik, biz noktasından bakıyorsa, o kişi hak da yemez hak da iddia etmez,  Hak yolunda hakikatle yaşayarak tüm topluma Allah rızası için hizmet etmeyi hepimize nasip etsin inşallah Amin. 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Konya Trafiğinde Sıkı Dönem Başlıyor
Konya Trafiğinde Sıkı Dönem Başlıyor
Konya’da ‘Temiz Hava’ temalı yürüyüş
Konya’da ‘Temiz Hava’ temalı yürüyüş