DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
HÜSEYİN BİLGİÇ
HÜSEYİN BİLGİÇ
Giriş Tarihi : 10-01-2022 13:22

Tarih İle Coğrafyanın Kabuk Değiştirdiği Devirde Strataejik Vizyon: Türk Devletleri Teşkilâtı

Belki inandıklarımın hepsini yazamayacağım; ama inanmadıklarımı asla yazmayacağım.

Galip Erdem

17 Ocak 1920… Kazak Türkü devlet adamı Turar Rıskul Taşkent’teki Komünist Parti Beşinci Kongresi’nde ve Müslüman Bürosu Örgütleri 3. Konferansı’nda Türkistan Cumhuriyetinin ismini Türk Cumhuriyeti; Türkistan Komünist Partisi bünyesindeki milli bölümlerin birleştirilip Türk Komünist Partisi olarak değiştirilmesini teklif etti.

27 Mart 1923… Türkistan Komünist Partisi toplantısında SSCB’nin kuruluşu ve hazırlanacak olan anayasa planının içeriğinde SSCB ve Türkistan Cumhuriyeti’nin münasebetleri ile kurulacak birlik içinde Merkezî Asya’nın konumu meselesi tartışıldı. Rusya, Türkistan Cumhuriyetinin SSCB içinde otonom cumhuriyet statüsünde kabul edilmesini istiyordu. Turar Rıskul ile yoldaşları buna karşı çıktı ve Türkistan Cumhuriyeti’nin SSCB içinde otonom cumhuriyet olarak değil Merkezi Asya Devletler Federasyonu olarak birlik cumhuriyeti statüsünde kabul edilmesi konusunda teklif sunuldu.

3 Nisan 1933… Mustafa Kemâl Atatürk SSCB Büyükelçisi Georgiy Aleksandroviç Astahov, Rus âlimler Nikolay Yakovleviç Marr, Rudolf Lazareviç Samaylov ile yaptığı görüşmede iki ülke arasındaki mevcut rejim farklılıklarını azaltmak için çaba sarf ettiğini, Türk Alfabelerinin birleştirilmesi arzusu olduğunu söyleyerek ilmî işbirliği açısından plân oluşturmalarını önermiş, Türk İlim Akademisi kurmayı teklif etmiştir.

1924… Sovyet Rusya, Orta Asya ve Türkî yapay kavramları çerçevesinde Türkistan’ı etnokratik sınırlara böldü.

5 Aralık 1991… Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliğindeki Türk Cumhuriyetleri ve Muhtar Bölgeleri ile ilişkileri konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önerge sundu.

12 Aralık 1991…  Alparslan Türkeş’in TBMM’ye sunduğu önerge görüşüldü.

30-31 Ekim 1992… Alparslan Türkeş’in yaptığı çalışmalar sonucu Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi Ankara’da toplandı.

2001… Türkiye’ye önce Afrika’dan, sonrasında ise Genişletilmiş Ortadoğu Projesi kapsamında Suriye’den, Irak’tan, Afganistan’dan Arap Baharı adı altında başlatılan ve Tüm Türk Cumhuriyetlerine yönelik göçmen-sığınmacı dalgasıyla örtülü işgal/örtülü kuşatma başladı/başlatıldı.

2005… S. Frederick Starr tarafından hazırlanan Genişletiliş Karadeniz ile Merkezî Asya Projesi veya bizim tanımlamamızla Türk Kışı Projesi ilân edildi.

2005… Ukrayna’da, Gürcistan’da Turuncu/Gül/Lâle Devrimleri adı altında Genişletiliş Karadeniz ile Merkezî Asya Projesi’nin denemeleri yapılarak projenin eksiklaeri, fazlalıkları, yanlışları, doğruları gözden geçirildi. 22 Mart-11 Nisan 2005 tarihlerinde Kırgızistan’da Lâle Devrimi ile Türk Kışı başlatıldı. Kırgızistan’da Lâle Devrimi başlatıldığı sırada Özbekistan’da da ABD, Arabistan, Afganistan’daki Peştun destekli İslâmcılar Fergana Bölgesi’nden başlayarak bazı bölgelerde bizim tanımlamamızla Yeşil Devrim ile Türk Kışı yeni boyut kazandı.

18 Şubat 2005… Kazakistan Türk Devleti sabık Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbay Kazakistan Meclisi’nde yaptığı halka sesleniş konuşmasında şunları söylemiştir:

"15. asrın sonlarına deyin Merkezî Asya dünya iktisadında önemli bir bölgeydi. Bizim bölgemiz Doğu ve Batıyı birbirine bağlıyordu. Türlü halklar millî sınıflara bölünmemişti. İpek yolunun gerilemesi neticesinde Merkezî Asya da taşraya dönüştü. Bağımsızlığımızın kazanılmasıyla bölgemiz 500 yıl aradan sonra ilk defa dünya iktisadı için önemli bir bölge hâline gelmektedir. Biz transit koridor olma konumumuzu pekiştirmekteyiz, dünya piyasalarına değerli ürünler olan petrol, doğal gaz, türlü madenler ile tarım ürünleri sağlamaktayız. Tarihî İpek Yolu güzergâhları üzerinden geçecek olan 21. asrın petrol ve doğal gaz boru hatlarının, kara ile demiryollarının çevre çizgileri artık görünmektedir. Asya Kaplanları ve AB'nin başarılı olmalarının sebepleri ortada gözümüzün önündedir. Diğer taraftan, II. Dünya savasından sonra bağımsızlığına kavuşan ülkeler arasındaki anlaşmazlıklar ve çekişmelere şahit oluyoruz. Global iktisatta büyük piyasalar önem taşımaktadır. Ayrıca biz büyük güçlerin bölgemizde iktisadî üstünlük için açıkça rekabet ettiklerine de şahit olmaktayız. Söz konusu global jeoiktisadî mesele karşısında bizim doğru konuma sahip olmamız önemlidir. Bizim önümüzde şöyle seçenekler var: Ya dünya iktisadının sonsuza dek hammadde sağlayıcısı kalmak, yeni bir imparatorluk beklemek; ya da Ortalık (Merkezî) Asya bölgesinin somut bütünleşme sürecini başlatmaya gitmektir. Ben son seçeneği teklif ediyorum. Bizim ileri bütünleşmemiz istikrar, bölgenin aktif ilerlemesi, iktisadî ve askerî-siyasî bağımsızlık istikametinde olan yolumuzdur. Ancak bu durumda bölgemiz dünyada saygın bir konum elde edebilecektir. Ancak bu türde biz öz güvenliğimizi temin edebiliriz, köktencilik ve terörizmle etkin bir türde mücadele edebiliriz. Böyle bir birlik, nihayette, bölgemizde yaşayan halkın ihtiyaçlarına cevap verecektir. Ortalık Asya Devletler Birliği'ni kurmayı teklif ediyorum. Kazakistan, Özbekistan ile Kırgızistan arasında yapılan Ebedî Dostluk Antlaşması böyle bir örgütün sağlam temeli olabilir. Bölgemizin başka ülkelerini saymıyor değilim. Bizim iktisadî çıkarlarımız, tarihî-kültürel köklerimiz, dilimiz, dinimiz, ekolojik meselelerimiz, dış tehditlerimiz ortaktır. AB mimarları böyle müşterek noktaları sadece hayal edebilirdi. Ancak bu durumda biz, hepimizi bir, tek vücut olarak gören ulu atalarımıza, babalarımıza lâyık olabiliriz. Önce Çarlık idaresi, daha sonra Stalin'in siyaseti bu birlikten korktu ve bölgemizi idarî-millî kesimlere parçaladı. İzlenen siyaset Parçala-Yönet! idi. Artık şimdi bizim tarafımızdan eşit haklara sahip bölge halklarının gelecek nesillerine zaruri olan yeni bir istikamet göstermenin zamanı geldi.”

3 Ekim 2009… Nahcıvan’da Türk Keneşi ile Türk Akademisi kuruldu.

18 Mart 2014… Rusya Kırım Türk Özerk Cumhuriyetini işgâl etti.

27 Eylül 2020… İknci Karabağ Savaşı ile Türk Kışı tarihî, coğrafî, stratejik olarak yeni boyutlar kazanmaya başladı

9 Kasım 2021… Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Rossiyskaya Gazeta’da “Rusya ve Kazakistan: Sınırsız İş Birliği” adlı makalesi yayınlandı.

12 Kasım 2021… İstanbul’da Türk Keneşi’nin adı Türk Devletleri Teşkilâtı olarak değiştirildi.

21 Aralık 2021… Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı makamı lağv edildi. Özerk Cumhuriyetlerin Cumhurbaşkanı/Devlet Başkanı sıfatını kullanmalarını yasaklamak tartışmaları 2001 yılına deyin gider. Bu konuda özellkle Tataristan ile Başkurdistan devletleri karşı çıkıyordu. 2010 yılında Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev devlet başkanı sifatını kullanmayı yasaklayan yasayı imzalamıştı.

1 Ocak 2022… Kazakistan’da sıvılaştırılmış gaz’a yapılan zam sebebiyle başlayan gösteriler “Шал Кет!/Şal Ket!/İhtiyar Git!” uranıyla ülke genelinde ayaklanmaya dönüştü.

Yukarıda bazılarını verdiğimiz tarihler Türk Halkları tarihi açısından önemli kırılma noktalarını, değişim-dönüşüm süreçlerini, kaderini, geleceğini şekillendiren, yönlendiren tarih-coğrafya-strateji bağlamında Türk Satrancı’ndaki bazı hamleleri teşkil etmektedir. Yukarıdaki listeyi uzatmak elbette mümkündür…

2004 yılıydı Kazakistan’ın Çimkent şehrinde Kazak Türkü emekli asker, Kazakistan Komünist Partisi’nde türlü görevlerde bulunmuş profesör kimyacı, SSCB’nin son devlet başkanı Mihail Gorbaçov’un aşçılığını yapmış olan kişinin torunu ile birkaç akademisyenin bulunduğu dost meclisinde Türk Halklarının genel durumu, SSCB’nin dağılma süreci ile daha birçok husus üzerinde beyin fırtınası yapmıştık. Batı’nın Rönesans, Reform devri sonrası süreçte Türklerin Batı ile karşılaşması ve sonrasında yaşananlar üzerine tartışırken emekli asker şu sözleri söylemişti: “Bir tarafta Batı diğer tarafta Rusya öbür tarafta Çin ve Japonya… Bu alanın merkezinde bulunan Türk Halkları neredeyse sıkışıp kalmıştı. Türkistan’da İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura, Münevver Karî, Sultan Galiyev, Ahmet Baytursun, Turar Rıskul ile diğerleri… Türkiye’de İkinci Mahmud, İkinci Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Mustafa Kemâl Atatürk ile diğerleri dünyanın her manada değiştini anlayıp harekete geçti. İşte savaş bundan sonra daha da şiddetlendi çünkü bu adamlar Türk Halklarının dünyadaki değişimden, dönüşümden geri kalmaması için Türk Halklarında olacak doğum için savaş verdi. Savaşta doğumu ya Türkler yönetecekti ya da onlar. Genel tanımlamayla bir tarafta Cedidçiler diğer tarafta Kadimciler savaşa başladı. Kadimciler ve içimizdeki hainler doğumun olmaması için, doğumun gecikmesi için tüm emperyalist devletlerle iş birliğine girdi. Cedidçiler öz halkına, öz gücüne dayanarak doğumun gerçekleşmesi için çok çalıştı. Her ne kadar doğum tam anlamıyla gerçekleşmemiş olsa da onların çalışmaları sayesinde bazı alanlarda tam olarak olmasa da doğum gerçekleşti fakat Türk Halklarının doğumu geciktirilmiştir.” Bu satırların yazarı ise “Çok haklısınız. Türk Halkları geciktirilmiş doğumun sancılarını çekmekte ve ne zaman geciktirilmiş doğumun gerçekleşmesi için harekete geçse tüm emperyalist devletler içimizdeki Kadimcilerle kol kola doğumun gerçekleşmemesi ve doğum sancısından Türk Halklarının kıvranıp  tarihiyle, coğrafyasıyla, özüyle yüzleşmemesi için her şeyi yapıyorlar. Türk tarihinin birikimleri, Türk Coğrafyasının dinamikleri gösteriyor ki Türk Halklarını Türk Kışı beklemekte. Bütün Türk Halkları olarak bilgi üretmeliyiz, jeotarihî alanımızla kaderimizle yüzleşip geciktirilmiş doğumu Türkler olarak yönetmeliyiz.” Tarafımızdan yapılan Türk Kışı kavramlaştırması dost meclisinde bulunanlarca yerinde tespit olduğu söylenmiş ve kavram üzerine başka tartışmalar yapmıştık… Daha sonra Büyük Ortadoğu Projesi’nin ömre geçirilmesi sonrası düşüncemize göre başta Türkiye olmak üzere Türk Kuşağı’na yönelik göçmen-sığınmacı siyaseti-stratejisiyle örtülü işgâlin/örtülü kuşatmanın Türk Halkları üzerinde psikolojik savaşı için kullanılan Arap Baharı kavramlaştırması tarih, siyaset, milletlerarası münasebetler yazınında yerini aldı.

Türk Halklarında muhacir-ensar duygu sömürüsü temelli mağdur-mazlum karışımı ters psikolojik yöntemin adı olan Arap Baharı kavramlaştırması Kazakistan’da başlayan ayaklanmayı da tanımlamak için Türk Baharı/Kazak Baharı olarak adlandıranlar oldu ve olmakta… Yalnız, ne ilginçtir ki Türkistan’ı çok iyi bildiklerini iddia eden bazı Türk Milliyetçisi/ülkücü şahsiyetler “Ortadoğu’ya biçilen kaderin Türk yurduna dar geleceğini, Kazakistan’dan Türk Baharı çıkmayacağını, Türk yurdunda domino oynanamayacağını (yeri gelmişken yazmadan edemeyeceğiz, sadece Türk Devletleri’nde değil, eski SSCB ülkelerinin tamamında halk domino oyunu oynamayı çok sever ve mahallelerde, sokaklarda devamlı oynarlar…) iddia ederek her zaman olduğu üzere Gök-Türk Kitabelerindeki Çin’in sözleri tatlı ipekleri yumuşak olmasına atıf yaparak özelde Kazakistan’daki genelde ise Türk Kuşağı’ndaki konuya gayet ilmî yanıtlar, çözümler getiriyorlar…!!! Bu satırların yazarı ise onlara şunu soruyor: “Çin’tatlı sözlerine, yumuşak ipeğine kanmamak için hangi taptalı sözlerin var? Çin ipeğini kullanmamak için hangi ipeği ürettin?” Gök-Türk kitabelerinde Türk Halklarının bugünkü hâlini asırlar önce görüp bakarak derinlikli olarak anlatan ipek sadece misaldir, benzetmedir ama o misali ipek olarak algılamakta ısrar ediyoruz ne yazık ki…!!! Onun içindir ki 2005 yılına deyin domino taşlarının dizilip 2005 yılında Kırgızistan’daki Lâle Devrimi, Özbekistan’daki iç isyan maksatlı ayaklanma girişimiyle domino oyununa başlanarak Türk Kışı ile Türk Satrancında hamleler yapılmaya başlandı ne yazık ki… Onun içindir ki Türkistan’ı hâlâ anlayamadığımız, kavrayamadığımız için ne yazk ki sadece algıladığımız için Kırgızistan’daki olayları da Kazakistan’daki olayları da Çin’in ipeğiyle sarıp sarmalayıp uranlık çözümlemeler yapmaya devam ediyoruz. Sonucu ise, herkesin sosyal medya dediği bizim ise anti sosyal medya dediğimiz mecralarda bayrak, harita ile benzeri paylaşımlar eşliğinde Turan’ı /Türk Birliği’ni kuruyoruz ve Yukarı Bakmayın/Don’t Look Up filminin finâl sahnelerinden birisinde söylenen “Ben son dünyalıyım! Beğenin ve takip edin!” sözleri eşliğinde TURAN TEZLERİ, MAKALELERİ, KİTAPLARI yazıp pastadan alınan paylar ile rant alanlarını genişleterek başkalarının emeklerine konup Türkistan uzmanı (!?) Rusya uzmanı (!?) sıfatlarına sahip oluyoruz. Türkistan ile ilgili birçok konuda olduğu gibi Kazakistan konusunda da urandan öteye gitmeyen, “hainler Rusya’yı çağırdılar! Rus askerini niye çağırıyıorlar?! Zaten bunların yöneticileri komünist artığı!” ile benzeri beylik sözler ile Türkistan bilgilerini başkalarından yaptıkları nakillerle uzmanlıklarını tüm niteliği değil, niceliğiyle milleti bilgilendiriyorlar…!!! O zaman insan şu soruyu sormadan edemiyor: Eeee hani sizler Türk Lehçelerini biliyordunuz? Hani siz Rusça biliyordunuz? Hani siz oralarda yaşamıştınız?... Daha başka sorular…

Tarihçi Hendrik Willem Van Loon “Tarih, coğrafyanın dördüncü boyutudur, ona zaman, mana verir” demiştir. Bu anlamda, Türk Devletleri Teşkilâtı önemli imtihanlarla karşı karşıya. Bu imtihanlarda en mühimi Türk Halkları arasındaki tarihî, coğrafî, stratejik, etnik, etnografik, kültürel, medenî, dinî, ırkî, sosyal, jeodinamik… Kısaca her alanda her anlamda ortalıklarının devamı, korunması, geliştirilmesi, ilerletilmesi için etnokratik yapay kavram olan Turcic/Тюрк/Түркі/Türkî sözcüğü yerine tarihî, coğrafî, etnik, stratejik, jeodinamik TÜRK kimliğini, yine etnokratik yapay sözcük olan Middle Asia/Средняя Азия/Орта Азия/Orta Asya sözcüğü yerine Central Asia/Центральная Азия/Орталық Азия/Merkezî Asya tanımlamasını kullanmak elzemdir ve tüm Türk Kuşağı’nda yaygınlaştırılmalıdır. Sebebi ise, olası Türk Kışları’nın önüne geçmek içindir. Bu manada tekrar edelim ki, Türk Devletleri Teşkilâtı ile Türk Halklarına, Türk Halklarının ilim, bilim adamlarına önemli görev düşmektedir.

Tarihî, coğrafyayı, stratejiyi gözardı eden, siyasî coğrafyayı, sosyal coğrafyayı, tarihî coğrafyayı, iktisadî coğrafyayı, ekonomi-politiği bilmeden sadece Kazakistan üzerine değil, Türkistan üzerine yapılan yorumların, düşüncelerin ne yazık ki geçerliliği, hükmü yoktur. Zaten onun için işin uzmanları (!?) Kazakistan’daki iç ile dış dinamikler üzerindeki kadimcilerin, oligarşinin, Rusya’nın, ABD’nin, Çin’in, İngiltere’nin, Fransa’nın ve diğer devletlerin tesirlerini, etki alanlarını, kapasitelerini, potansiyellerini anlayıp kavrayamadığı için Rusya’nın tarihten hayaletleri geri çağırarak son birkaç yıldır bol bol yazdığı, dillendirdiği “Kazakistan, Amerikan PanTürkizminin ilk kurbanı”, “Türkiye merkezli milliyetçiler Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden inşa etmeye çalışıyor.” ile Margarita Simonyan’ın Kazakistan’a Rusya’nın şartlarını adeta devlet yetkilisiymiş gibi sıralaması ile daha nice Active Measures karşısında Çin’in ipeği, Türk Baharı uranları eşliğinde başkalarından nakillerle her zaman yaptıkları üzere her şey bittikten sonra “biz bunları söylemiştik! Ne dediysek oldu işte!” ile benzeri sözlerle rantlarına rant katabilmek için sus pus olmaktalar…???!!!

Bu yazıyı okumaya başlayanlar başlığını okuduktan sonra Türk Devletleri Teşkilâtı hakkında genel değerlendirme veya Türk Birliği’ne giden yol hakkında düşünceler bekliyordu fakat yazı Avrasya’nın tarihî, coğrafî merkezinde stratejik aklı olan Küçük Asya’dan/Anadolu’dan Merkezî Asya’ya Türkistan’ın çok katmanlı yapısını farklı türde anlatmaya çalıştığımız yazıyla karşılaştı… Söylemin uzunluğu gibi Türkistan’ın kadim asırlara dayanan derinliğinin görünüşü olan Türk Devletleri Teşkilâtı jeotarihî alan ile kaderde buluşup yüzleşebilecek çalışmalara tez vakitte başlaması arzusuyla Türk Kışının önüne geçmesinin elzem olduğunu düşünüyoruz…

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor2251
  • 2Konyaspor2142
  • 3Fenerbahçe2236
  • 4Beşiktaş2235
  • 5Hatayspor2135
  • 6Başakşehir FK2134
  • 7Adana Demirspor2234
  • 8Alanyaspor2132
  • 9Kayserispor2231
  • 10Gaziantep FK2131
  • 11Sivasspor2230
  • 12Fatih Karagümrük2230
  • 13Galatasaray2127
  • 14Giresunspor2226
  • 15Göztepe2224
  • 16Antalyaspor2123
  • 17Kasımpaşa2121
  • 18Altay2218
  • 19Çaykur Rizespor2118
  • 20Yeni Malatyaspor2115
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
KONYA BELEDİYELERİNDEN HANGİSİNİN ÇALIŞMASINI DAHA ÇOK BEĞENİYORSUNUZ?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA