DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Mustafa Kaygısız
Mustafa Kaygısız
Giriş Tarihi : 12-07-2021 07:41

Arkadaşın Yükü Arkadaşa Ağır Gelmez

İnsan yaşam yolunda birçok insanla karşılaşır. Bunların pek azı iz bırakır. Bu bırakılan izler intibalar zamanla anlamlı veya anlamsız olur. Hele yaş elliyi geçtiyse ve yardımlaşmanın egemen olduğu bir dağ köyünde yetişmiş, çocukluğunda sebil olan oda kültürüne ‘’kesme-kerme-yakacak-su’’ taşımış bir insan olarak şehir yaşamında iş yeri odası ve evi bu kültüre özgü devam etmiş.

Menfaatleşmeyi geç fark etmiş, yakınında bulunanlardan ve devamında ortak kültürde ki dostlarından kazıklar yemiş ve yeter arkadaş, dost bundan sonra gerek yok dediği, dağların dostluğunu daha sadık gördüğü, Toros Dağlarını birkaç defa aştığı ve tekrar aşmaya başladığı esnada küçük rahatsızlık ile yolda kalmaya karar verip mola verdiği anda yine insancıklar etrafındaydı.

Ama bunların içinde dostları ile yola çıktığının farkındaydı. Onun için endişesiz, özgüvenli bir şekilde insan çakallarına gülerek yürüdü yoluna. Başta kendim yolda kalacak ve başımın çaresine bakacak haldeydim. Sadece yükseklik (3000 metre) çarpmasına bağlı rahatsızlık olduğu belliydi. Kadim dost Ali İhsan Sulak onu yolda bırakacak değildi. Yol arkadaşı Mehmet Demioğlu ve Kadim dost Faik Tozoğlu ile yıllarca dağ yolculuklarımız olup, yolda tesadüfen oluşan dostluklar değildi.

Bu yolculukta, bu dostlarla birlikte yeni ve sınanmış (almadan veren) dostlar edinmenin sevinci ve gururu ayrı bir kazanımdır.

Bunlardan biri; Ramazan Sosyal: işte sırtında çantamı taşıyan. Toros yürüyüşünün üçüncü günü. Birinci günü çadırı yanımızda olmasına rağmen tanışamamıştık. İkinci günü yürüyüşte önceden tanımadığım ve tanıştığım tek kişi olmuştu. Üçüncü günü ben daha dinlenip yola koyulayım demeye fırsat vermeden çantayı omuzladı. ‘Böyle zamanda çatlak seslere kulak verilmez’ misali kıskanç çakallara meydan vermeden ‘’Bazı zaman yük bazı zaman söz ağır olur. Bu sefer yükümüz ağırdı.’’ Diyerek hedefi bulmuştu.

Çakırcan yaylasına ben vardığımda tüm üzerimdeki yorgunluk bitmişti. Ancak burada kalmaya karar verdim.

Çocukluğum sınırlı göçebe kültürü birkaç yıl 3-4 aylık yayla ile Turgutoğulları adlı kitap çalışmasını yaparken Turgutoğulları İllerinin hayvancılık ve dolayısı ile göçebe kültürün hakim olduğunu ve bu kültürün zayıflayarak Anadoluda yaşadığına tanık oldum. Bunun Toros Türkmenlerinde Yörüklük olarak yaşadığını biliyordum. Kitabın baskısı tükenip yeni baskı tekliflerini ilaveler olacağını ve hazır olmadığından ertelenmişti. Özellikle araştırmacı Rudi Paul Lindner’in ‘’Ortaçağ Anadolu'sunda Göçebeler ve Osmanlılar’’ kitabında tanımladığı döneme özgü yaşantıların günümüz yönünden gözlemini yapma fırsatı verdi bana Çakırcan Yaylası ve sakinleri:

Teslime – Adnan çifti; davar yaylacılığı, kıl keçi; Meresin Erdemliden başlayıp, Konya Ereğli Bastırık Köyü arazine kadar, kırk yılda 18 ayrı yurt kurdukları. Bastırık Köyü arazisinin birçok yaylasını ot ve su durumuna göre yazlık olarak kullandıkları. Erdemlinin dağ kısmını ise kışlık olarak kullandıkları. Teslime – Adnan çifti arayıp ta bulunmasından ümidimizi kestiğimiz, tarihte kalan-tarihten fışkıran bir Yörük-Türkmen ailesi yanında çağı yakalamış; ‘zihin, ekonomik, düşünce’ özgürlüğüne sahip, dört evlatları Türkiye’nin en iyi üniversitelerini bitirmiş ve okuyorlar. Teslime – Adnan çifti obasını tanıyınca Atatürk’ün sözü ile ülkeme güvenim bir kat daha arttı.

Musa Boz: ilk karşılaştığımızda koyun sürünü otlatmaya çıkıyordu. Obasında yalnız kalıyordu. Çadırını işaret etti. Gidin kalın her şey var. Dedi ve gözden kayboldu. Çadırında her şey vardı. Elektrik, yiyecek, ilaç… ve eşyaların içinde bulduğumuz kendi koyunlarının tereyağı. Musa Boz, Konya Ereğli Bastırık Köyünden. Her yıl aynı serüveni yaşıyor. Artık sadece kendisi geliyor ve koyun kuzu güdüyor. Süt almıyor. Ot ve su durumuna göre bölgeyi geziyor. Karagöl’e geçmeyi planlıyordu.

Şaban ve Mehmet Ali Zengin’de Musa Boz gibi obalarında koyun sürüsü sahipleri. Her üçü ile her gün Yörüklük ile sohbetlerimiz oldu. Dedelerinin yanında başladıkları yaylacılığı anlattılar. Eskiden obaların kalabalık, neşeli olduğunu anlattılar. Her bir obada mezarlarını anlattılar ve Çakırcan yaylasında ki mezarlığı gösterdiler.

Ali İhsan Sulak ve Serdar Beyler yürüyüşü tamamlayıp bizi almaya/kurtarmaya geldiklerinde Çakırcan yaylasından ayrılmanın, bir daha böyle bir yer bulamayacağımızdan emin olduğumuz için üzgündük. Her ne kadar tüm Çakırcan yaylasının sakinleri yine bekleriz, biz yine geliriz desek ise de bu ancak böyle bir kader ile yaşanır. Bu kader bin yıllık Türkün Göçebe Kültürünü azıcık yaşama fırsatı verdi.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Spor Toto Süper LigOP
  • 1Adana Demirspor00
  • 2Aytemiz Alanyaspor00
  • 3Altay00
  • 4Fraport-TAV Antalyaspor00
  • 5Medipol Başakşehir00
  • 6Beşiktaş00
  • 7Çaykur Rizespor00
  • 8Fatih Karagümrük00
  • 9Fenerbahçe00
  • 10Galatasaray00
  • 11Gaziantep Futbol Kulübü00
  • 12Giresunspor00
  • 13Göztepe00
  • 14Atakaş Hatayspor00
  • 15Kasımpaşa00
  • 16Yukatel Kayserispor00
  • 17İttifak Holding Konyaspor00
  • 18Demir Grup Sivasspor00
  • 19Trabzonspor00
  • 20Helenex Yeni Malatyaspor00
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
KONYA BELEDİYELERİNDEN HANGİSİNİN ÇALIŞMASINI DAHA ÇOK BEĞENİYORSUNUZ?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA