DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Av. YASEMİN  BEZİRCİ
Av. YASEMİN BEZİRCİ
Giriş Tarihi : 11-11-2020 18:00

DÜŞ DE GÖR!

İnsanoğlu bu… Hayatta inişler kadar çıkışlar yaşar. Her inişin bir çıkışı olduğunu bilir bilmesine de; yine de inişlerde çekilir o sancılar. Sancı çekilirken duyulur tüm ihtiyaçlar… İhtiyaç kimi zaman anlaşılmak, kimi zaman desteklenmek, kimi zaman bir omuz, kimi zaman bir ders notu, kimi zaman bir kap çorba, kimi zaman bir kolinin ucundan tutulması… Sonra deriz ki; kötü günde kimse yok, iyi günde herkes dost! Oysa insanın bir sevaba nail olmuyorsa eli; sormalı insan kendine: ümidi mi kesti, yoksa ümit kesilen kendi mi?!

Hayatta kimi zaman ineniz, kimi zaman çıkan… Kimi zaman zorlu zamanlardayız, kimi zaman kolay… Kimi zaman sancı çeken taraftayız, kimi zaman rahatlar tarafında… Hiçbir sancı veya rahatlık sonsuza kadar değil; sadece bir süreliğine…

Düştüğümüz oluyor ve kalktığımız, hastalığımız oluyor ve sağlığımız, gebeliğimiz de zorlanıyor sonra anne olup ferahlıyoruz, ev taşıyor göçebe oluyoruz… Düzenimiz oluyor, rahata eriyoruz. Sınav yaklaşıyor; stres yapıyoruz, sınav geçiyor nefes alıyoruz. Hepsi bir süreç; hepsi hepimiz için. Birimiz o zorluğu yaşarken diğerimiz rahatta olabildiği gibi; zorluğu yaşayan rahata erdiğinde, rahatta olan zorluk sürecine girebiliyor… Hayat bu; inişler ve çıkışlar olacak ki; hayat devam etsin. Ne de olsa düzlem oldu mu; kalp duruyor, hayatta son buluyor, sınav bitmiş oluyor. Soru sadece inişler ve çıkışlarla mı bitiyor? Çevremizdekilerin iniş- çıkışlarına tanıklığımızın da birer soru olduğunu kimimiz fark ediyor, kimimiz göz çekiyor…

Kimse kimsenin halini sormuyor artık! Olur da ‘gel’ deyiverirse diye herkes kolayını bulmuş; geçtikten sonra ‘geçmiş olsun’ diyor. Yokuşlar da yalnızız da; zirveler hep paylaşmak isteyenlerle doluyor. Hamileyken ‘tek başına yürüme eşlik edeyim, haydi yürüyelim’ diyen de yok; ‘sen çalışıyorsun diye bir kap yemek getirdim’ diyen de… Ama bebek bir dünyaya gelsin de görün; herkes bebeği görme merakında bir anda kapısını çalmadığı eve doluşuveriyor. Hasta yatarken; kan vermeye, sizinle kan aramaya gelen olmaz. Bir eve çıkın da görün; geçmiş olsuna gelen, çiçek gönderenlerin çetelesi tutulmaz. Sosyal medyada üzüntüsünden kahrolmuş emojiler gönderenleri hesaba katmıyorum bile… Ev taşırken bir koli kucaklayıp getiren, termosa bir çay koyup da gelene pek rastlamazsınız. Siz bir düzen kurmaya görün; evi görmeye geleniniz çok olur. Zor günde olmayan; güzel günde sevinci paylaşmak için hazırda bekliyordur. ‘’Acımı kimle paylaştıysam müsaadenizle sevincimi de onunla…’’diyemezsiniz çoğu zaman. Oysa ki; sınav bittikten sonra paylaşılan notun, hastalık geçtikten sonra gelen misafirin, düştüğünde uzanmayan elin şimdi kime ne faydası var?!? İnsan insanın ihtiyacını karşıladığı ölçüde var; kimin hayatında ne kadar yeriniz mi var? Onun ihtiyacını karşıladığınız kadar…

Zor zamanlardan geçen insanların; yakınlarından duyduğu ‘yardım edeyim mi’ sorusuna değil; yardıma ihtiyacı var. Kaza yaptığında ‘geleyim mi’ diyene değil; gelene ihtiyacı var. ‘Geleyim mi’ diye sormak; kişilerin kendi vicdanını rahatlatmasından öte nedir ki?! O sorunun zorda olana faydası ne ola ki? İki gün sonra ‘ama ben sana geleyim mi diye sormuştum’ deme hakkı elde etmek için sorulan soru; soranın vicdanını rahatlatmasından başka ne işe yarar ki? Nereden anlarsınız? Gelmek isteyen gelir; gelmeye niyeti olmayan bu soruyla yetinir. Hatta bazen öyleleri vardır ki; haberi alınca hiç haber etmeden gelir. Şaşırırsınız; ‘ihtiyacın olduğunu düşündüm, haydi beraber yüklenelim’ der… Elma bahçesinden bahsederken, yanında ki arkadaşı hamile, canı çekmiştir diye; eve koşup bir torba elmayı hamile olana ulaştırmak için hazırlayan, o elmayı getirmek için evinden 15 dakika önce çıkan incelikte insanlar da var elbet. Onların da bu koşturmaca içinde işleri yoğun; ama 15 dakikasını bir iyiliğe ayıracak kadar kalbi dünya hayatıyla katılaşmamış insanlar… İyiliğimiz dokunmuyorsa, birilerine iyilik yapma nasibimiz bile yoksa; insan geleceğine dair ne ümit edebilir ki?

Düştüğünde uzanmayan elin, darlıkta verilmeyen desteğin, zorlukta yaslanılmayan omzun, hastalıkta paylaşılmayan kanın, taşınmada getirilmeyen kolinin, krizde paylaşılmayan moralin; bollukta da pek bir anlamı yok gibi… Tıpkı son nefeste edilen tövbe gibi; son nefeste edilen tövbenin kime, ne faydası var ki?

 

Av. Yasemin BEZİRCİ SIRÇA

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Alanyaspor820
  • 2Fenerbahçe920
  • 3Galatasaray917
  • 4Gaziantep FK914
  • 5Fatih Karagümrük913
  • 6Başakşehir FK913
  • 7Beşiktaş813
  • 8Konyaspor812
  • 9Çaykur Rizespor812
  • 10Kasımpaşa912
  • 11Hatayspor712
  • 12Göztepe811
  • 13Yeni Malatyaspor811
  • 14Sivasspor89
  • 15Trabzonspor99
  • 16Antalyaspor99
  • 17BB Erzurumspor88
  • 18Kayserispor87
  • 19Gençlerbirliği85
  • 20Denizlispor85
  • 21MKE Ankaragücü72
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
KONYA BELEDİYELERİNDEN HANGİSİNİN ÇALIŞMASINI DAHA ÇOK BEĞENİYORSUNUZ?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA