Kusura Bakmayın Hayalin İdeali  Olmaz
İMDAT YAYLA

Kusura Bakmayın Hayalin İdeali Olmaz

Bu içerik 777 kez okundu.

Sevgili dostlar kıymetli arkadaşlarım canlar ,Aynaya baktığınız zaman kendinizi görürsünüz. Siz o aynanın neresindesiniz? içinde misiniz, dışında mısınız? aynanın içindeyim derseniz yalan olur, içinde değilsiniz. Yok deseniz olmaz, bakınca görüyorsunuz, görülen kendiniz misiniz, o görüntü nedir? bir ipe taş bağlayın ve hızlıca çevirin, taş dönerken bir daire göreceksiniz. Daire var mıdır yok mudur? var deseniz taş çevrilmeyince daire yok oluyor. Yok deseniz taş çevrilince daire görülüyor. Fakat aslında daire yok. bu görülen daire nedir, nerededir? Bunların her ikisi de aslında olmayıp bizim hayalimizde oluşan vehimdir, görüntülerdir. İşte dünya da hakikatte bulunmayıp yok olacak bir görüntüdür. Dünya hayatı, hayaldir. hakikat ise ahiret hayatıdır. dünya hayatı, hakikat olan ahiret hayatının aynadaki görüntüsü gibidir. nasıl, aynada ki görüntü bir müddet durur ve karşısındaki hakikat çekilince görüntü kaybolursa, taş çevrilmeyince daire görüntüsü kaybolursa, dünya da, bir gün kaybolacak görüntüdür.  Hayalin arkasından koşan hayalperesttir. Hayalin ideali olmaz. insanın ideali, hayalhane olan bu dünya olmamalıdır. Canlar, can dostlarım sevgili arkadaşlarım  Adaletli ve adil olmak insanlık için olmazsa olmazımızdır.

Adalet nedir ve adaletten ne anlıyoruz?

Yöneticilerimiz gerçekten adaletli mi? Biz ne kadar adaletliyiz? Adaletin sözlük anlamına, vicdanlardaki tanımına ve rabbimizin bize emrettiği şekline bakarak başlayalım. Adalet; Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, haklıya hakkını verme. Haksızlıktan sakınma. Zulmün zıddı, kânun önünde eşitlik, düzeltmek, dengede olmak, ölçüden ayrılmamak olarak tanımlanmaktadır. Her ne kadar adaletin üzerinde net bir tanım olmasa da adaletin gerekliliği üzerinde ittifak söz konusudur.

Yüce yaratıcı da İslam dininin ayağının birini ‘’adalet’’ üzerine kurmuştur. En temel ilkelerden birisi olarak kitabına koymuştur. Her şeyden önce kendisi adildir. Esmadaki isimlerinden biridir. Ne zulmeder ne de zulme rıza gösterenleri hoş görür. Herkese hak ettiğinin karşılığını ya bu dünyada ya da ahirette verileceğini söyler. Ve ayetleriyle bu konu üzerine ciddi vurgular yapar.

Allah adaletli olanları sever . Allah, emanetleri ehline vermeyi ve insanlar arasında hükmedildiği zaman adaletle hükmetmeyi emreder.  Rabbimiz Nisa suresinin 135. ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Siz ey imana ermiş olanlar! Sizin, anne-babanızın ve akrabalarınızın aleyhine bile olsa, Allah rızası için hakikate şahitlik yaparak adaleti gözetmeye azmedin. O kişi zengin de olsa, fakir de olsa Allah’ın hakkı onların her birinin (hakkının) önüne geçer. Öyleyse, kendi boş arzu ve heveslerinize uymayın ki adaletten uzaklaşmayasınız. Çünkü eğer hakikati çarpıtırsanız, bilin ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”

Sevgili dostlarım canlar  toplum  içerisinde kim kendi aklına göre karar verip de iş yaparsa pişman olur. Bir işi hakkıyla yapmayıp, ona bu iş için ücret ödeyenin beklediği faydayı sağlamadığı gibi, bir de zarar veren kimsenin kazancı tamamıyla haram olacağı gibi üstelik bir de kul hakkına girerek vebal almış olur. Mesela hastayı tedavi etmesi gereken ve bunun için ücret alan bir hekimin hastaya yanlış tedavi uygulayarak zarar vermesi gibi. Bir Trafik polisinin cevap verdi diye karşı tarafı haklı iken kağıt üzerinde haksız duruma düşürmesi gibi. Bu durumdaki kişinin aldığı ücreti iade etmesi de yetmez bir de verdiği zararı tazmin ve telafi etmesi gerekir...

 Evet !! dostlar , İyilik, yaratılışta insan doğasında var olan yeteneklerin başında gelir. Ancak her potansiyel yetenekte olduğu gibi, insandaki iyilik potansiyelinin de geliştirilmesi ve işlenmesi gerekir. Çünkü insan, doğumundan itibaren yakın ve uzak çevresinden aldığı desteklerle varlığını sürdürür. Sosyolojide sosyalleşme olarak adlandırılan ve yaşam boyu devam eden söz konusu çevresel destek süreci, bireyin kişiliği üzerindeki toplumsal etkilerin de temel belirleyicisidir.

 Yüce Yaratanımız Maide suresinde şöyle buyuruyor ;“Ey Mü’minler! Allah’ın emri uyarınca her daim hak ve hakkaniyetten yana tavır koyarak adaleti gerçekleştiren kimseler olun. Herhangi bir kimseye/kavme/topluluğa/kafirlere yönelik öfke ve nefretiniz sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin. Gerek dosta, gerek düşmana karşı hep adaletli olun. Çünkü Allah’a karşı saygı ve sorumluluk bilincine en uygun davranış her daim adaletli olmaktır. Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; şüphe yok ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır”.

 Sevgili dostları kıymetli arkadaşlarım canlar ,Bunları niye mi yazdım?. Bize göre, bugün yaşadığımız sıkıntıların çoğunun kaynağı budur da ondan. İşlerin hakkıyla yapılmadığı, dolayısıyla kazançların da helal olmadığı bir yerde, ne maddi ne manevi, hiçbir ilerleme olmaz da ondan...

İnsanın nefsi; “ben haklıyım, ben biliyorum, kimseye ihtiyacım yok” der. Halbuki Allahü teala Resulüne; “sen bir şeye karar vermeden önce, eshabına danış” buyuruyor. İslamiyet’in temeli, insanın nefsine karşı gelmek, kibrini kırmaktır. Kişinin nefsini kıran en mühim husus, birine bir şey sormaktır. neden? çünkü nefs sormayı sevmez ve istemez. “o da benim gibi bir adam” der.

Bir şeye sahiplenen, sahipsiz kalır. sahiplenmeyene herkes sahip çıkar. Kalbin şifası dini ilimdir.

Eğer size biri iyilik yaparsa, sizde ona kötülük yaparsanız küfran-ı nimet etmiş olursunuz. böyle yapan kimseye nankör denir. İhlas sız amel sahte paraya, içi boş çekirdeğe benzer. Herkes kendi yüksekliğinden görür. Dağın tepesinde olan ise herkesten çok görür. Bu bana lazım diyen hiçbir zaman mutlu olamaz. Bu bana lazım değil diyen mutlu olur.  SAYGILARIMLA

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Konya Trafiğinde Sıkı Dönem Başlıyor
Konya Trafiğinde Sıkı Dönem Başlıyor
Konya’da ‘Temiz Hava’ temalı yürüyüş
Konya’da ‘Temiz Hava’ temalı yürüyüş