izmir escort escort izmir porno bursa escort alsancak escort antalya escort buca escort escort bursa izmir escort escort bayan
Advert
BEDELİ ÇANAKKALE'DE ÖDENECEKTİR
Mustafa Kaygısız

BEDELİ ÇANAKKALE'DE ÖDENECEKTİR

Bu içerik 1022 kez okundu.

'BEDELİ ÇANAKKALEDE ÖDENECEKTİR'

''Adli Belge İncelemeleri ve Sahtecilik'' kitap heyet olarak 2011 yılında baskısı yapılmış ve Polis Akademisi (Güvenlik Bilimleri Fakültesinde) ders kitabı olarak okutulmaya başlamıştı.

kitabın baskısı uzun süredir bitmişti. tıpkı basım yapılmasını istemedik. yeni baskıda düzenleme çalışması ilerlemedi.

ancak yayıncımızın tekrar takrar talebi üzerine yeniden bilgisayar masa üstüne aldım.

ilk makale ''BEDELİ ÇANAKKALEDE ÖDENECEKTİR'' metnini düzenleme yapmamın bana şevk vermesi dilekleri ile bismillah dedim. pes etmezsem az zamanda tamamlanır.

*******

BEDELİ ÇANAKKALE’DE ÖDENECEKTİR

” Kaime-ı Nakdiye-ı Mutebere ” adıyla, bugünkü dille “Para Yerine Geçen Kağıt”, bir anlamda para banknot
"Bedeli Dersaadet’te altın olarak tesviye olunacaktır" ibaresi yerine ise "Bedeli Çanakkale'de altın olarak tesviye olunacaktır" yazar.

Tarihte bir çok sahte belge yapılmış ve kullanılmıştır. Hatta bu belgelerin bir çoğu günümüzün başta dini metinleri olarak bir çok eserde devam etmektedir.
"Bedeli Çanakkale'de altın olarak tesviye olunacaktır" banknotun hikayesi ise yakın tarih ve bir milletin topyekun mücadelesinde nelerin kullanıldığının bir gerçeğidir.

Mehmed Mehmed Muzaffer, Galatasaray Lisesi’nin “Mekteb-i Sultani” öğrencisidir. Ancak savaşın şiddetlendiği dönemde tüm okul arkadaşları gibi üç aylık bir talimden sonra “zabit namzedi” olarak Çanakkale’de birliğine katıldı (Mart 1916). 
Mehmed Mehmed Muzaffer, Çanakkale’ye vardığında harp durmuştu. Zaman zaman düşman gemileri ve uçakları bombardımanda bulunuyorlarsa da Çanakkale’deki birliklerin büyük kısmı, Kafkas, Irak ve Filistin cephelerine sevk edileceklerdi. 
Bunun için hazırlanma ve noksanlarını ikmal emri aldılar. Mehmed Mehmed Muzaffer, birliğinin alay karargahında görevliydi. Alay’ın, kamyon ve otomobil lastiği ile diğer birtakım malzemeye ihtiyacı vardı. Bunlar ancak İstanbul’dan sağlanabilirdi. 
Mehmed Muzaffer, İstanbullu olduğundan, Karargah, gerekli malzemenin temin ve getirilmesini tayin edildi. Gerekli paranın kendisine itası için de Erkan-ı Harbiye Riyaseti’ne hitaben yazılı bir tezkere verildi.

O yıllarda İstanbul’da otomobil ve kamyon, nadir rastlanan vasıtalardı. Bunların lastikleriyse yok denecek kadar azdı ve karaborsadaydı. Mehmed Muzaffer aradı, uğraştı, nihayet Karaköy’de bir Yahudi tüccarda istediklerini buldu. 
Fiyatlar pek fahişti ama, yapacak başka bir şey yoktu. Anlaşmaya vardı. Parayı almak üzere Erkan-ı Harbiye’ye gitti. Elindeki tezkereyi havale ettirdi.
Harbiye Nezareti’ne geldi (İstanbul Hukuk Fakültesi binası). Kaymakam, uzatılan tezkereyi okudu. İsteyeceği paranın miktarını sormadan, “Ne alınacak?” dedi. “Oto ve kamyon lastiği” cevabı verilince bir an durdu. Sonra Mehmed Muzaffer:

“Bana bak oğlum! Ben askerin ayağına postal, sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum. Sen otomobil lastiğinden bahsediyorsun! Haydi yürü git, para mara yok!” dedi.

Harbiye binasından çıkan Mehmed Muzaffer, ne yapacağını düşünüyordu. Malzemelere Alay’ın ihtiyacı vardı. Kendisi bulur alır diye görevlendirilmişti. Malzemeyi bulmuştu fakat para yoktu. Eli boş dönemezdi, bir çaresini bulmak lazımdı…

Mehmed Muzaffer çaresizce Bayezid Meydanı’ndan Eminönü’ne indi. Bu çaresiz düşüncesi içerisinde çareyi bulmuştu! Anlaştığı Yahudi tüccara gitti:

“Paranın tediye muamelesi akşamüstü bitecek. Ezandan sonra gelip malları alamam, gece koyacak yerim yok. Yarın öğleden evvel vapurum Çanakkale’ye kalkıyor, yetiştirmem lazım. Onun için, sabah ezanında geleceğim. Malları mutlaka hazır edin.”

Tüccar “peki” dedi. Mehmed Muzaffer tam ayrılırken ilave etti:

“Altın para vermiyorlar, kağıt para verecekler!”

Yahudi yine “peki” dedi. Ertesi sabah Mehmed Muzaffer, Merkez Kumandanlığı’ndan sağladığı araba ve neferlerle ezan vakti Yahudi’nin kapısındaydı. Ortalık henüz ışıyordu. Tüccar, malları hazırlamıştı. Havagazı fenerinin yarım yamalak aydınlattığı loşlukta mallar arabaya yüklendi. Mehmed Muzaffer, bir yüzlük kaime (yüz liralık kağıt para) verdi. Araba dörtnala Sirkeci’ye yollandı. Malzeme şat’a, oradan dubada bağlı gemiye aktarıldı. Gemi Çanakkale yolunu tutmuştu.
Üç gün sonra, Yahudi tüccar elindeki yüzlük kaimeyi bozdurmak üzere Osmanlı Bankası’na gitti. elindeki para sahte idi bozmadılar.

Mehmed Muzaffer

Mehmed Muzaffer, kağıt paranın (evrak-ı nakdiye) basımında kullanılan kağıdın aynını kırtasiyecilerinden tedarik etmiş, bütün gece oturmuş, çini mürekkebi ve boya ile gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemeyecek kalitede sahtesini yapmıştı
Tüccara para bunu vermişti. O devrin hakiki paralarının üzerindeki yazılar arasında “Bedeli Dersaadet’te altın olarak tesviye olunacaktır.” Yazısını Mehmed Muzaffer, yaptığı taklit parada bu ibareyi şöyle yazmıştı: “Bedeli Çanakkale’de altın olarak tesviye olunacaktır.”

Yani ‘’Çanakkale’de Mehmedciğin akıttığı, altından da kıymetli kanı idi’’.

Mehmed Muzaffer’in Çanakkale’nin ardından birliğiyle Sina Cephesi’ne gitti.

Mehmed Muzaffer, Çanakkale’nin ardından birliğiyle Sina Cephesi’ne gitti. 
İngilizler ve onlarla birleşen Arap kuvvetleri, 6 Aralık 1917’de Gazze hatlarına yüklendiler. Aynı gün cephemiz yarıldı. Ertesi gün düşman Gazze’ye girmeye başladı. Kuvvetlerimizin kolaylıkla çekilebilmesi için gönüllü bir artçı birlik Gazze’de düşmanı oyalamakla görevlendirildi. Mehmed Muzaffer de bu gönüllüler arasındaydı.
yirmi yaşındaki Mehmed Muzaffer kendisi gibi bir avuç kalmış neferiyle son kurşunlarını sıkana kadar vuruşmuş, sonra da gırtlak gırtlağa boğuşarak şehit düşmüştü.

Yahudi tüccar sahte parayı mesele yapmadığı, yapamadığı görülmektedir. Ancak olay bütün İstanbul’a yayıldı. Şehzade Abdülhalim Efendi’nin kulağına kadar gitti. Şehzade hemen lalasını göndererek Yahudi tüccarı buldurdu. Yüzlük taklit evrak-ı nakdiyeyi, bedelini altın olarak ödeyip aldı. Çok zarif sedef kakmalı, içi kadifeli bir mücevher çekmecesine yerleştirip, İstanbul Polis Okulu’ndaki Emniyet Müzesi’ne hediye etti. Bu emsalsiz parça, Müze’de şeref mevkiinde muhafaza olundu (1917).
Sonra Polis Enstitüsüne (Akademisine) (1970), oradan da Kriminal Polis Laboratuarları Dairesi Başkanlığının Belge İnceleme Şube Müdürlüğünde muhafaza altında bulunmaktadır.

‘’Şehit Mehmed Muzaffer’in taklidini yaptığı paranın aslı 50 liralık kağıt paradır. Bu kağıt paralar, üzerlerinde de yazılı olduğu gibi, Rumi 6 Ağustos 1332 (M. 18.8.1916) tarihli kanunla tedavüle çıkarılmıştır. Bu tertip kağıt paraların en büyük kıymeti 50 liralıklardır. Yüz lira olarak bu tipte hiçbir kupür basılmamıştır. Herhalde Şehit Mehmed Muzaffer’in alacağı malzemenin bedeli elli liranın çok üstünde olmalıdır ki, iki tane ellilik imal edecek olsa anlaşılabileceğini düşünüp tek bir yüzlük yapmıştır. Bu kağıt paralar yeni tedavüle çıktığından, getirip veren de subay ve askerleri olduğundan, tüccar, bu çeşit yüzlük kaime mevcut olup olmadığını araştırmak lüzumunu görmemiş olmalıdır. Esasen Mehmed Muzaffer’in “sabah ezanı vakti” üzerinde durması da, hem o devrin ölü ışıkları altında paranın iyice incelenmesine imkan bırakmamak, hem de sabahın o saatinde her taraf kapalı olduğundan, sağa sola sormak ihtimalini de ortadan kaldırmak için olmalıdır.’’

Mehmed Muzaffer, sahte ve aynı zamanda hayali bir sahte para icat etmiştir. Ve bunu çok kısa bir zaman diliminde yapmıştır. Bunu başarılı bir şekilde yapması ‘’sahtekarlık başarısı değil, bir sanat şaheseri’’ olarak kabul edilmelidir

Yine Mehmed Muzaffer, elle bu derece başarılı bir taklidi para yapmış olmakla birlikte aldatıcılık kabiliyetini yapabilmesi için alaca karanlığı seçmesi de bir taktiktir.

Bedeli Çanakkale'de Kanla Ödenecektir, Metin Soylu, Cenova Yayınları 2018.
 

Fotoğraf açıklaması yok.
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yalgın ve Erdoğan Ailelerinin Mutlu Günü
Yalgın ve Erdoğan Ailelerinin Mutlu Günü
Berat Kandilimiz Mübarek Olsun
Berat Kandilimiz Mübarek Olsun