S.T.K.
Giriş Tarihi : 24-05-2022 14:19   Güncelleme : 24-05-2022 15:22

KOP'un Kaynağı Beyşehir'dir

HİSDER ve Göl Feneri tarafından düzenlenen Beyşehir Tarihi adlı panelde konuşan Tarihçi Hüseyin Muşmal, “Bugünkü Beyşehir, Anadolu’da Türkler tarafından kurulmuş şehirlerin en başında gelir. Konya Ovasını ve Çumra’yı sulayan KOP’un kaynağı da buradadır.” dedi.

KOP'un Kaynağı Beyşehir'dir

Beyşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde HİSDER ve Göl Feneri tarafından düzenlenen Beyşehir Tarihi adlı panelde konuşan Tarihçi Hüseyin Muşmal, “Bugünkü Beyşehir, Anadolu’da Türkler tarafından kurulmuş şehirlerin en başında gelir. Konya Ovasını ve Çumra’yı sulayan KOP’un kaynağı da buradadır.” dedi.

BEYŞEHİR, KONYA’NIN DENİZİDİR

“Beyşehir Tarihi” konulu panel başlamadan önce bir selamlama konuşması yapan Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, “Anamas’ın eteklerinde Yüce Yaratan’ın hiçbir eksik bırakmadan yarattığı gölümüzle, tarihi eserlerimiz, ormanlarımız, ırmaklarımız, yeni yeni keşfetmeye başladığımız nice değerleriyle Beyşehir; Antalya’nın terası, Konya’nın denizidir.” dedi. Medeniyetler beşiği Beyşehir’in tarihinin eski olduğunu belirten başkan Bayındır, “1071’den itibaren de Beyşehir bir Türk yurdudur. Yörük’üyle, Türkmen’iyle Oğuz’un bütün boyları buradadır.” şeklinde konuşarak felsefesini şu sözlerle açıkladı: “Beyşehir hocalarıyla, ilim adamlarıyla, imanıyla, vatan sevgisiyle bir olmalı, diri olmalı ve bütün olmalı. Beyşehir bir aşktır, Beyşehir bir sevgidir.”

 

ARABACI: GAZİLİK RUHU YAŞATILMALI

Yöneticiliğini HİSDER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Önder Kutlu’nun yaptığı panele rahatsızlığından dolayı gelemeyen, ancak telefonla katılım sağlayan Prof. Dr. Caner Arabacı ise, “Beyşehir, Selçuklu çağında uç bölgedir. Yâni Türkistan’dan gelen ataların düşmanla sınır olduğu, mücadele ettiği, vatan koruduğu uç bölge. O dönem kaynaklarından öğrendiğimiz bilgilere göre; o insanlar, hem Beyşehir göller yöresini vatan haline getirmek için başta medrese, kütüphane, mektep, mescid gibi kurumlar olmak üzere yatırım yaparlar.” dedi.

Göl Feneri Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Takavcı da konuşmasında, derneğin ilk faaliyetinin Erzurum’dan Beyşehir’e 1970’li yıllarda gelen ve “Simitçi Selahaddin” olarak bilinen Selahaddin Bingöl tarafından kapı kapı dolaşılarak fakirlere ekmek, giysi dağıtımıyla başlatıldığını anlattı. Derneğin 2004’te resmi hüviyet kazandığını belirten Takavcı, “2012 yılından itibaren Aşevi’ni açarak günlük olarak 67 mahallede 300 vatandaşa, birisi belediyenin dört araçla sıcak yemek dağıtımı yapılmaktadır. 190 öğrenciye burs veriyoruz. Kırtasiye yardımlarımız var. Şimdiye kadar 10 bin fidanı toprakla buluşturduk. Çeşme başlarına da 2 bin 500 yıl yaşayan 160 adet şifalı ekşi karadut diktik. 350 aileyi ikinci el giysilerle giydirdik. Derneğimize yardımcı olan yardımsever ve hayırsever vatandaşlarımız ile halkımıza, gönüllülerimize teşekkür ediyoruz.” dedi.

 

MUŞMAL: KOP’UN MENBAI BEYŞEHİR’DİR

Beyşehir tarihi hakkında önemli bilgiler veren Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Muşmal da, 8 binli yıllara tarihlenen Çatalhöyük’ün bir benzeri olan gölün kenarındaki Erbaba Höyüğü’nün de neolitik döneme ait bir yerleşim yeri olduğunu söyledi. Beyşehir tarihiyle ilgili önemli açıklamalar yapan tarihçi-yazar Hüseyin Muşmal, “Hititlerden kalma Eflatunpınar Anıtı, ayağa kaldırılması gereken Fasıllar Anıtı, Anadolu’da bir örneği bulunmayan Kurt Beşiği Anıtı ve Selçukluların günümüze kadar gelebilen tek sarayı olan Kubadabad Sarayı Beyşehir’dedir. Kazı çalışmaları bittiğinde Topkapı Sarayı kadar etki oluşturacak muhteşem güzellikte bir saray ortaya çıkacak.” dedi.

Bugünkü Beyşehir’in Anadolu’da Türkler tarafından kurulan şehirlerin en başında geldiğini söyleyen Muşmal, Türkler Anadolu’ya geldiklerinde bazı şehirleri mamur buldular. Bunların sadece söylenişle isimlerini değiştirdiler. Bazılarını harabe buldular. Harabelerden yeni şehirler yaptılar. Bazılarının yanına yeniden şehirler yaptılar. Ama Beyşehir müstakil olarak bizzat Eşrefoğlu Seyfeddin Süleyman Bey tarafından kurulmuş bir şehirdi. 1277’de Mistia’nın kalıntılarından Beyşehir’i inşa ettiler. O nedenle şehrin ilk adı Süleyman Şehirdi. Beyşehir’i Osmanlılar da imar etmişler ve yatırımlar yapmışlardır. Konya Ovasını ve Çumra’yı sulayan KOP projesinin kaynağı buradadır. Onun kenarına da Sultan Abdülhamid Han, Beyşehir Köprüsünü yaptırarak bir Bereket Gerdanlığı yapmıştır. Beyşehir, Karamanoğullarından Osmanlı’ya geçtiğinde yedi ayrı kazaya bölünmüş bir sancak merkeziydi. Beyşehir bir ilim, bir hikmet ve sanat merkezi olmuş. Cumhuriyet döneminde de önemli bir şehir. Beyşehir adalarında 11’inci ve 12.yüzyıllarda Hristiyan Türkler de yaşamıştır. 17.yüzyılda pek çoğu Müslüman olsalar da Sille’de yaşayan Türklerin bir kısmı da Beyşehir’den gönderilen hristiyan Türklerdir.”

Beyşehir Belediyesi Kültür Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen programda teşekkür plaketleri takdim edildi ve katılımcılara belediyenin “Tarih, Kültür, Sanat, Turizm, Sanayi ve Ticaret Şehri Beyşehir” adlı kitabı hediye edildi. Konya’dan katılan 100 kişilik grup daha sonra Beyşehir’in tarihi yerlerini gezdiler.